Üniversite öğrencilerinde bilişsel ayrışma ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin sıkıntıya dayanma becerileri üzerindeki yordayıcı rolünün incelenmesi

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2024

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Hızla değişen yaşam koşulları, insanların karşı karşıya kaldıkları sıkıntı verici uyaranların sayısındaki artışı da beraberinde getirmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, belirsizlik durumlarına tahammül düzeyi ve bilişsel ayrışma gibi özgül müdahalelerin sıkıntı deneyimlerine dayanma üzerindeki etkisinin oldukça önemli olduğuna dikkat çekmektedir. Buna rağmen belirsizliğe tahammülsüzlük ve sıkıntıya dayanma düzeyinin alt faktörleri üzerinden yürütülen çalışma sayısının oldukça kısıtlı olduğu görülmektedir. Bu araştırma ileriye yönelik kaygı, engelleyici kaygı ve bilişsel ayrışma düzeyinin, tolerans, öz-yeterlik ve regülasyon üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Bu doğrultuda veri toplama aracı olarak, ileriye yönelik kaygı ve engelleyici kaygı düzeyi için Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği, bilişsel ayrışma düzeyi için Drexel Ayrışma Ölçeği, tolerans, özyeterlik ve regülasyon düzeyi için Sıkıntıya Dayanma Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, 2022-2023 yıllarında eğitim-öğretim hayatına devam eden gönüllü 472 üniversite öğrencisine ulaşılmış, araştırmacı tarafından ölçeklere yerleştirilen dolgu maddelerinde beklenen cevabı işaretlemeyen 41 katılımcının verileri analize dahil edilmemiştir. Analiz sürecinde diğer bir katılımcı, istatistiksel testin varsayımlarını ihlal ettiği için test sürecine dahil edilmemiş, kalan 430 (erkek = 135, kadın = 295) kişinin verileri kullanılarak yapısal eşitlik modellemesi yürütülmüştür. Oluşturulan modelin dışsal değişkenlerini ileriye yönelik kaygı, engelleyici kaygı ve bilişsel ayrışma; içsel değişkenlerini tolerans, regülasyon ve öz-yeterlik oluşturmaktadır. Elde edilen verilerin kurulan modelle kabul edilebilir uyum gösterdiği görülmüştür [(χ2 (507) = 965.87, p < .001, χ2 / df = 1.90, SRMR = .05, RMSEA = .04; GFI = 0.88; CFI = .90; TLI = .90)]. Ulaşılan sonuçlar, belirsizliğe tahammülsüzlük ölçeğinin alt boyutlarından olan ileriye yönelik kaygının, öz-yeterlik, regülasyon ve tolerans düzeyi ile negatif yönde anlamlı düzeyde ilişkili olduğunu ancak diğer bir alt boyut olan engelleyici kaygının, öz-yeterlik, regülasyon ve tolerans ile olan ilişkisinin anlamlı olmadığını göstermiştir. Bilişsel ayrışma düzeyinin ise, öz-yeterlik ve tolerans ile pozitif yönde anlamlı düzeyde ilişkili olduğu, öte yandan regülasyon ile arasındaki ilişkinin anlamlı düzeyde olmadığı gözlenmektedir. Farklı yöntem ve çalışma gruplarıyla yürütülecek ileri araştırmalar, değişkenler arası ilişkilerin netleştirilmesi açısından faydalı bilgiler sunacaktır.

Rapidly changing living conditions bring along an increase in the number of distressing stimuli that people face. Recent studies have drawn attention to the importance of specific interventions such as tolerance to uncertainty and cognitive defusion on tolerance of distress experiences. However, it is seen that the number of studies conducted on the sub-factors of intolerance of uncertainty and distress tolerance level is quite limited. This study aimed to examine the effects of prospective anxiety, inhibitory anxiety, and cognitive defusion on tolerance, self-efficacy, and regulation. In this direction, the Intolerance of Uncertainty Scale was used as a data collection tool for prospective anxiety and inhibitory anxiety levels, the Drexel Defusion Scale for cognitive defusion level, and the Distress Tolerance Scale for tolerance, self-efficacy, and regulation level. Within the scope of the study, 472 university students who volunteered to continue their education in 2022-2023 were reached, and the data of 41 participants who did not mark the expected answer in the filler items placed on the scales by the researcher were not included in the analysis. In the analysis process, another participant was not included in the test process because he violated the statistical test assumptions. Structural equation modeling was carried out using the data of the remaining 430 (male = 135, female = 295) participants. The exogenous variables of the model were prospective anxiety, inhibitory anxiety, and cognitive defusion; the endogenous variables were tolerance, regulation, and self-efficacy. It was seen that the obtained data showed acceptable fit with the established model [(χ2 (507) = 965.87, p < .001, χ2 / df = 1.90, SRMR = .05, RMSEA = .04; GFI = 0.88; CFI = .90; TLI = .90)]. The results showed that prospective anxiety, which is one of the sub-dimensions of the intolerance of uncertainty scale, is negatively and significantly related to self-efficacy, regulation and tolerance levels. However, the relationship between inhibitory anxiety, which is another sub-dimension, with self-efficacy, regulation, and tolerance is not significant. On the other hand, cognitive defusion level was significantly positively related to self-efficacy and tolerance, but the relationship with regulation was not significant. Further research with different methods and study groups will provide helpful information clarifying the relationships between variables.

Açıklama

Yüksek Lisans Tezi

Anahtar Kelimeler

Bilişsel Ayrışma, Engelleyici Kaygı, İleriye Yönelik Kaygı, Öz-Yeterlik, Regülasyon, Tolerans, Cognitive Defusion, Inhibitory Anxiety, Prospective Anxiety, Self-Efficacy, Regulation, Tolerance

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Akyıldız, B. (2024). Üniversite öğrencilerinde bilişsel ayrışma ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin sıkıntıya dayanma becerileri üzerindeki yordayıcı rolünün incelenmesi. (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı, Konya.