Sfinkter koruyucu rektum cerrahisi sonrası low anterior rezeksiyon sendromu gelişimine etki eden faktörlerin araştırılması
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Amaç: Rektum malignitesi sebebi ile sfinkter koruyucu cerrahi yapılan olgularda operasyon sonrası gelişen low anterior rezeksiyon sendromunu(LARS) tespit etmek, vakalarımızdaki oranını belirlemek ve etki eden faktörleri ortaya koymaktır. Materyal ve Metod: Ocak 2014-Ocak 2020 tarihleri arasında Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Kliniği’nde rektum kanseri sebebi ile sfinkter koruyucu cerrahi uygulanan olgular incelendi. Çalışmamıza ameliyatın üzerinden en az 12 ay geçmiş ve ileostomisi kapatılmış, nüks veya metastatik hastalığı olmayan, kemoterapi ve radyoterapisi tamamlanmış, daha önceden proktolojik bir rahatsızlığı olmayan hastalar dahil edildi. Bu süre içerisinde kriterlere uygun 103 olgu mevcuttu. Low anterior rezeksiyon sendromu gelişimine etki edebileceği düşünülen değişkenler belirlenerek bir model oluşturuldu ve anket düzenlendi. 2013 yılında Emmertsen ve Laurberg tarafından geliştirilen LARS skoru ve anal manometri kullanılarak LARS semptomu olan olgular tespit edildi ve gelişimine etki eden faktörler incelendi. Bulgular: Çalışmamızda hastaların %51,5'inde LARS semptomlarının olduğu görüldü. Major LARS oranı %35, minör LARS oranı %16,5 ve ortalama LARS skoru 21,5'di. Neoadjuvan kemoradyoterapinin, tümörün anal vergeye olan mesafesinin, mezorektal eksizyon şeklinin, ileostomi açılmasının, rektum cerrahisinden sonra geçen sürenin, tümör boyutunun, çıkarılan lenf nodu sayısının, ileostomi kapatılma süresinin ve anastomoz mesafesinin LARS gelişimi üzerine etkisinin olduğu görüldü. iii Sonuç: Neoadjuvan kemoradyoterapi uygulamasının, tümörün anal vergeye yakın olmasının, total mezorektal eksizyon(TME) yapılmasının, ileostomi açılmasının, rektum cerrahisinden sonra geçen sürenin az olmasının, küçük boyutlu tümörlerin, çıkarılan lenf nodu sayısının az olmasının, ileostominin geç kapatılmasının ve anastomoz mesafesinin anal vergeye yakın olmasının LARS oranını arttırdığı görülmüştür. Literatürde konu ile ilgili tam bir görüş birliği sağlanamamıştır. Daha geniş kapsamlı, çok merkezli ve prospektif çalışmalar yapılarak literatüre kazandırılmalıdır. Hastaların sosyal hayatını ve genel yaşam kalitesini azaltan bu durumun daha iyi aydınlatılması ile LARS oranı azaltılabilir veya tedavisine ışık tutulabilir.












