İzole koroner arter baypas cerrahisi sonrası gelişen atriyal fibrilasyonda platelet/lenfosit oranı, kırmızı küre dağılım genişliği (rdw) ve ortalama platelet hacminin(mpv) prediktif değeri

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2017

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Atriyal fİbrilasyon ve/veya flutter kardiyak cerrahi sonucu gelişen en sık komplikasyonlardır. Kalp cerrahisi sonrası yeni gelişen atriyal fibrilasyonu öngörmede birçok risk faktörü tanımlanmıştır. Atriyal fibrilasyon gelişiminin inflamasyon ile bağlantılı olduğuna yönelik çalışmalar mevcuttur. Son yıllarda yapılan çalışmalarda Platelet/lenfosit oranı inflamatuar bir belirteç olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur.Benzer şekilde ortalama eritrosit hacmi(MPV) ve kırmızı kan hücresi dağılım genişliği(RDW) de inflamasyon ve yüksek oksidatif stres göstergesidir.Bu çalışmada inflamasyon ile atriyal fibrilasyon gelişimi arasındaki bağlantı ve PLR,MPV ve RDW'nin inflamasyon ile olan ilişkisini gösteren bulgular doğrultusunda bu belirteçlerin izole koroner arter baypas cerrahisi sonrası gelişen atriyal fibrilasyondaki ilişkisi araştırılmıştır. MATERYAL METOD: Çalışmamıza Şubat 2012- Aralık 2016 tarihleri arasında,operasyon öncesi atriyal fibrilasyonu olmayan ve kalp-akciğer pompası kullanılarak izole koroner arter baypas cerrahisi yapılan 132 hasta alındı.Hastalar, atriyal fibrilasyon gelişen olgular ve gelişmeyen olgular olarak iki gruba ayrıldı.Hastaların cerrahi girişim öncesi ve postoperatif ilk üç günkü hemogramlarına bakıldı. BULGULAR: Çalışmaya toplam 132 hasta alındı. Hastaların %52'si AF görülen (n=68), geriye kalanı ise AF görülmeyen hasta idi (%48; n=64).Hastaların %80'i erkek (n=105),%20'si kadındı(n=27). Yaş ortalaması 66,53 idi.Atriyal fibrilasyon gelişen olgularda postoperatif platelet/lenfosit oranı ile ortalama eritrosit hacmi değerleri,operasyon öncesi değerlerinden anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0,001,p=0,009).Atriyal fibrilasyon gelişmeyen olgularda operasyon sonu RDW değerleri,operasyon öncesi değerlerden anlamlı şekilde yüksek bulundu (p<0,001). TARTIŞMA: Koroner arter baypas cerrahisi sonrası en sık görülen aritmi atriyal fibrilasyondur. Kalp cerrahisi sonrası yeni gelişen atriyal fibrilasyonu öngörmede birçok risk faktörü tanımlanmıştır.Bunlar;yaş,cinsiyet,hipertansiyon,kronik obstruktif akciğer hastalığı,iskemik kalp hastalığı,kapak hastalığı,kardiyomiyopati,diyabetus mellitus,tirotoksikoz,sol atriyum genişlemesi,sol ventrikül hipertrofisi,beden kitle indeksi,sigara,alkol,düşük potasyum,magnezyum ve kalsiyum değerleri,sinus nodu hastalıkları,geçirilmiş miyokard enfarktüsüdür. Frustaci ve arkadaşlarının yapmış olduğu bir çalışmada atriyal fibrilasyon ve inflamasyon arasında bir ilişki olduğu ilk kez ortaya atılmıştır. İnflamasyonun atriyal fibrilasyon patogenezinde rol oynadığı,sistemik inflamasyon göstergesi olan yüksek CRP seviyeleri ile atriyal fibrilasyon gelişiminin korele olması ile açıklanabilir. Son yıllarda platelet/lenfosit oranı, olası kardiyovasküler morbiditelerin öngörümünde yeni bir belirteç olarak kullanılmaktadır. Güngör ve arkadaşlarının yapmış oldukları bir çalışmada preoperatif platelet/lenfosit oranı ile postoperatif atriyal fibrilasyon arasındaki ilişki araştırılmış ve operasyon öncesi platelet/lenfosit değerleri yüksek olan hastalarda atriyal fibrilasyon gelişme riskinin daha yüksek olduğu rapor edilmiştir(117).Bizim çalışmamızda ise izole koroner arter baypas cerrahisi yapılıp operasyon sonrasında atriyal fibrilasyon gelişen olguların preoperatif ve postoperatif platelet/lenfosit oranları kontrol grubu ile karşılaştırılmış olup,atriyal fibrilasyon gelişen grupta bu oran anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p<0,001). Ortalama platelet hacmi (MPV),platelet boyutlarını gösterir ve platelet fonksiyon ile aktivasyonunun bir göstergesidir. İnflamasyon ile MPV düzeyleri arasında anlamlı sonuçlar bulunmuştur. Bizim çalışmamızda da bir inflamasyon göstergesi olarak MPV düzeyleri,izole KABG operasyonu yapılıp atriyal fibrilasyon gelişen olgularda,gelişmeyenlere göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur(p=0,009). RDW;dolaşımdaki eritrosit boyutlarındaki farklılığın bir ölçütüdür ve birçok hastalıkta inflamatuar belirteçlerle ilişkilidir. Bizim çalışmamızda ise izole KABG operasyonu yapılan,atriyal fibrilasyon gelişen ve gelişmeyen hastalarda preoperatif ve postoperatif RDW düzeyleri kıyaslanmış olup atriyal fibrilasyon gelişmeyen grupta operasyon sonrası RDW düzeyleri daha yüksek bulunmuştur(<0,001).Bu durum RDW'nin kronik inflamasyonun bir göstergesi olması ve izole KABG operasyonu sonrası görülen AF'nin akut dönemde gelişmesi ile açıklanabilir. SONUÇ: İzole KABG operasyonu sonrası gelişen AF'yi öngörmede PLR ve MPV değerleri,kolay uygulanabilen,hızlı sonuç veren,ucuz ve istatistiksel olarak güvenilir labaratuar testleri olup bu görüşü desteklemek için daha fazla hasta populasyonunu kapsayan geniş çalışmalara ihtiyaç olduğu ve rutin olarak kullanıldığında KABG sonrası gelişebilcek AF'nin profilaktik olarak tedavisine yol göstermesi açısından değerli parametreler olduğu kanısındayız.

Atrial fibrillation and / or flutter are the most common complications of cardiac surgery. Many risk factors have been identified in predicting newly developing atrial fibrillation after cardiac surgery. Studies have shown that the development of atrial fibrillation is associated with inflammation. Recent studies have shown that the platelet / lymphocyte ratio can be used as an inflammatory marker. The mean erythrocyte volume (MPV) and red blood cell distribution width (RDW) are also indicative of inflammation and high oxidative stress. In this study, the relationship between inflammation and the development of atrial fibrillation and the relationship between PLR, MPV and RDW in relation to inflammation were investigated in patients with atrial fibrillation after isolated coronary artery bypass surgery. MATERIAL and METHOD: Between February 2012 and December 2016, 132 patients who did not have preoperative atrial fibrillation and underwent isolated coronary artery bypass grafting using cardiopulmonary pump were included. Patients were divided into two groups as patients with atrial fibrillation and those with no atrial fibrillation. The first three days' hemograms were taken. RESULTS: A total of 132 patients were included in the study. 52% of the patients had atrial fibrillation (n=68) and 48% of the patients had not atrial fibrillation (n=64).Of the patients, 80% were males (n = 105), 20% were females (n = 27) and 52% (n = 68) ). Mean ages were 66.53. The mean postoperative platelet / lymphocyte ratio and mean erythrocyte volume values were significantly higher in patients with atrial fibrillation (p <0,001, p = 0,009) than in patients without atrial fibrillation. Postoperative RDW values were significantly higher than preoperative values in patients without atrial fibrillation (p <0.001). DISCUSSION: The most common arrhythmia after coronary artery bypass surgery is atrial fibrillation. Many risk factors have been identified in predicting newly developing atrial fibrillation after cardiac surgery. These include age, gender, hypertension, chronic obstructive pulmonary disease, ischemic heart disease, cardiomyopathy, diabetes mellitus, thyrotoxicosis, left atrial dilatation, left ventricular hypertrophy, body mass index, smoking, alcohol, low potassium, magnesium and calcium values , sinus node diseases, past myocardial infarction. In a study that Frustaci and colleagues found, there was an association between atrial fibrillation and inflammation for the first time. Inflammation may play a role in the pathogenesis of atrial fibrillation and may be explained by the high CRP levels, which are indicative of systemic inflammation, and the incidence of atrial fibrillation. In recent years, platelet / lymphocyte ratio has been used as a new marker to predict possible cardiovascular morbidities. In a study conducted by Güngör and colleagues, the relationship between preoperative platelet / lymphocyte ratio and postoperative atrial fibrillation was investigated and it was reported that patients with higher pre-operative platelet / lymphocyte levels had a higher risk of developing atrial fibrillation. In our study, the preoperative and postoperative platelet / lymphocyte rates of patients with atrial fibrillation after isolated coronary artery bypass grafting were compared with the control group and this ratio was found to be significantly higher in the atrial fibrillation group (p <0.001). Mean platelet volume (MPV) indicates platelet dimensions and is an indication of platelet function activation. Significant results were found between MPV levels and inflammation. In our study, MPV levels as an indicator of inflammation were found to be statistically significant in patients with isolated CABG and atrial fibrillation compared to those who did not develop it (p = 0.009). RDW is a measure of the difference in circulating red cell size and is associated with inflammatory markers in many diseases. In our study, preoperative and postoperative RDW levels were compared in patients with isolated CABG operation, patients with and without atrial fibrillation, and those with no atrial fibrillation were found to have higher RDW levels (<0.001). This suggests that RDW is a marker of chronic inflammation and that isolated CABG Can be explained by the development of AF after the operation in the acute period. CONCLUSION: PLR and MPV values after the isolated CABG operation are low and statistically reliable laboratory tests that are easy to apply, fast results, cheap and statistically reliable laboratory tests and there is a need for extensive studies covering more patient populations to support this view, We believe that these are valuable parameters in terms of prophylactic treatment.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Atriyal fibrilasyon, Atrial fibrillation, Kalp hastalıkları, Heart diseases, Kan trombositleri, Blood platelets

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Altınbaş, Ö. (2017). İzole koroner arter baypas cerrahisi sonrası gelişen atriyal fibrilasyonda platelet/lenfosit oranı, kırmızı küre dağılım genişliği (rdw) ve ortalama platelet hacminin(mpv) prediktif değeri. (Yayınlanmamış tıpta uzmanlık tezi) Necmettin Erbakan Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı, Konya.