Ülseratif kolit hastalarında plazma aterojenite indeksinin log(TG/HDl ) değerlendirilmesi

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2020

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

İnflamatuvar barsak hastalıkları, genetik olarak duyarlı kişilerde, çeşitli antijenlere ya da çevresel faktörlere karşı abartılı bir immün yanıt ile meydana gelen, nedeni tam olarak bilinmeyen, kronik seyirli, remisyon ve aktivasyon dönemleri olan bir grup inflamatuar hastalıktır. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı olmak üzere esas olarak iki klinik formu vardır. Ülseratif kolit; kolonun mukozal tabakasında sınırlı tekrarlayan inflamasyon dönemleri ile karakterize bir hastalıktır. Genellikle rektumu tutar ve kolonun proksimal kısımlarına doğru yayılarak kolonun diğer kısımlarını tutabilir. Arada sağlam mukoza bırakmaksızın kolon mukozasını tutar. Klinik belirtiler rektal kanama, karın ağrısı ve diyaredir. Rektal inflamasyonun sonucu olarak barsak hareketleri artmıştır . Plazma aterojenite indeksi (PAİ) desilitrede miligram olarak ölçülen plazma trigliserid (TG) düzeyinin yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) düzeyine oranının 10 tabanındaki logaritması [log (TG/HDL-K) oranı] olarak hesaplanır. PAİ, HDL-K ve düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL)-K partiküllerinin büyüklüğü ve kolesterolün fraksiyonel esterifikasyonu ilişkilidir. Bu oran, aterojenik küçük LDL-K ve HDL-K partiküllerinin varlığını, koroner ateroskleroz ve kardiyovasküler riski yansıtır ve kardiyovasküler risk faktörlerini değerlendirirken ek fayda sağlar. Bu çalışmada hastanemizde takip edilmekte olan ülseratif kolit hastalarında plazma aterojenite indeksi ile hastalık aktivasyon –remisyon durumu, ülseratif kolit tedavisinde kullanılan ilaçlar, demografik özellikler arasındaki ilişki ile sağlıklı kontrol grubundaki plazma aterojenite indeksi arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlanmıştır. Materyal metod: Çalışmaya Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Gastroenteroloji kliniğinde ülseratif kolit tanısıyla takipli 18 yaş üzerinde 78 hasta ve Genel Dahiliye kliniğine başvuran 18 yaş üzerinde 67 kişiden oluşan sağlıklı kontrol grubu dahil edildi. Çalışmaya alınan hastaların aldıkları medikal tedavi, laboratuvar verileri, kolonoskopi raporları, ekstraintestinal tutulumları ile ilgili veriler hasta dosyaları taranarak elde edildi. PAİ, TG'nin HDL-K'ye oranının logaritması alınarak [log (TG/HDL-K)] hesaplandı. İstatiksel analizler için IBM SPSS versiyon 22.0 programı kullanıldı. Sayısal değişkenler ortalama ± standart sapma, ortanca, minimum ve maximum değerleri ile kategorik değişkenler ise sayı ve yüzde ile gösterildi. Gruplar arası sayısal verilerin karşılaştırılması için Student t testi, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanıldı. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen toplam 78 hastanın yaş ortalaması 46,15±14,71 olarak hesaplandı. Çalışmaya dahil edilen 67 sağlıklı kontrolün yaş ortalaması 39,97±15,59 olarak hesaplandı. Hastaların kolonoskopi bulgularına göre hastalık yayılımı şu şekildeydi; %41'inde sol kolit, %19,3'ünde distal kolit, %39,7'sinde pankolit mevcuttu. Çalışmaya alınan ülserartif kolit hastalarının PAİ ortalaması0,43± 0,27, sağlıklı kontrol grubunun PAİ ortalaması 0,36±0,28 olarak saptandı. Hastalık aktivitesine göre PAİ değerlendirildiğinde p>0,05 olduğu için istatiksel olarak anlamlı sonuç elde edilmemiştir. Hastalık süresi ile PAİ arasındaki ilişkiye bakıldığında gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. p>0,05 olduğu için istatiksel olarak anlamlı sonuç elde edilmemiştir. Cinsiyete göre PAİ değerlendirildiğinde erkeklerde istatiksel olarak daha yüksek bulundu.(p<0,05) Anti-TNF kullanan ve kullanmayan hastalar arasında PAİ' de anlamlı fark saptanmadı.(p>0,05) Kolit yayılımına göre PAİ değerlendirildiğinde gruplar arasında istatistiksek olarak anlamlı fark saptanmadı.(p>0,05) Sonuç: Çalışmamızda PAİ ile vaka-kontrol grubu arasında anlamlı fark saptanmadı. Literatürde ülseratif kolit ve PAİ ilişkisi ile ilgili benzer çalışma olmadığı için diğer sonuçlar ile karşılaştırma yapılamadı. IBH olan hastalarda lipid anormallikleri ile ilgili yapılan bir çalışmada lipid profilinde anlamlı değişiklik saptanmamış olup bizim çalışmamızla benzer sonuçlar içermektedir. Ancak kronik inflamasyonla seyreden ankilozan spondilit, Behçet hastalığı ,FMF, SLE gibi hastalıklarda yapılan çalışmalarda PAİ'nin erken kardivovasküler riskin belirlenmesi için iyi bir belirteç olduğu belirtilmiştir. Bu sebeple daha geniş hasta popülasyonu ile yapılacak olan çalışmalarda kronik inflmasyonla seyreden bir hastalık olan ülseratif kolit ile PAİ arasında anlamlı ilişki bulunması öngörülebilir. Anahtar Kelimeler: ülseratif kolit, plazma aterojenite indeksi

Inflammatory bowel diseases are a group of chronic diseases with unknown etiology and chronic remission and activation periods that occur in genetically susceptible individuals with an exaggerated immune response to various antigens or environmental factors. There are mainly two clinical forms of ulcerative colitis and Crohn's disease. Ulcerative colitis; It is a disease characterized by limited recurrent periods of inflammation in the mucosal layer of the colon. It usually holds the rectum and can spread to the proximal parts of the colon and hold other parts of the colon. Involves colon mucosa without leaving intact mucosa. Clinical symptoms include rectal bleeding, abdominal pain and diarrhea. Bowel movements increased as a result of rectal inflammation. The plasma atherogenicity index (PAI) is calculated as the logarithm [log (TG / HDL-K) ratio] of the ratio of plasma triglyceride (TG) to high density lipoprotein (HDL), measured in milligrams per deciliter. The size of PAI, HDL-K and low density lipoprotein (LDL) -K particles is related to fractional esterification of cholesterol. This ratio reflects the presence of atherogenic small LDL-C and HDL-C particles, coronary atherosclerosis and cardiovascular risk, and provides additional benefit when evaluating cardiovascular risk factors. The aim of this study was to evaluate the relationship between plasma atherogenicity index, disease activation-emission status, drugs used to treat ulcerative colitis, demographic characteristics, and plasma atherogenicity index in healthy controls. Materials and method: The study included 78 patients over the age of 18 followed by a diagnosis of ulcerative colitis in the Gastroenterology clinic of the Meram Medical Faculty Hospital, Necmettin Erbakan University, and a healthy control group of 67 people over the age of 18 who applied to the General Internal Medicine clinic. Medical treatment, laboratory data, colonoscopy reports, and extraintestinal involvement of the patients included in the study were obtained by scanning patient files. PAI was calculated by taking the logarithm of the ratio of TG to HDL-K [log (TG / HDL-K)]. IBM SPSS version 22.0 program was used for statistical analysis. Numerical variables were shown as mean ± standard deviation, median, minimum and maximum values, and categorical variables as numbers and percentages. Student t test, Mann Whitney U test and Kruskal Wallis test were used to compare numerical data between groups. Significance level was accepted as p <0.05. Findings: The average age of 78 patients included in the study was calculated as 46.15 ± 14.71. The mean age of 67 healthy controls included in the study was calculated as 39.97 ± 15.59. According to the colonoscopy findings of the patients, the disease spread was as follows; 41% had left colitis, 19.3% had distal colitis, 39.7% had pancolitis. The mean PAI of ulcerartive colitis patients included in the study was 0.43 ± 0.27, and the mean of the healthy control group was 0.36 ± 0.28. When PAI was evaluated according to the disease activity, no statistically significant result was obtained because p> 0.05. When the relationship between the duration of the disease and PAI was examined, there was no significant difference between the groups. No statistically significant result was obtained because p> 0.05. When PAI was evaluated according to gender, it was found statistically higher in males. no difference was found. (p> 0.05) When PAI was evaluated by gender, it was found statistically higher in males. . (p> 0.05) Conclusion: In our study, no significant difference was found between the PAI and the case-control group. Since there are no similar studies in the literature regarding the relationship between ulcerative colitis and PAI, no comparison was made with other results. In a study on lipid abnormalities in patients with IBD, no significant change in lipid profile was found and it contains similar results with our study. However, in studies conducted in diseases such as ankylosing spondylitis, Behçet's disease, FMF, SLE with chronic inflammation, it has been stated that PAI is a good marker for the determination of early cardiovascular risk. For this reason, studies with a larger patient population may predict a significant relationship between ulcerative colitis, a disease with chronic inflammation, and PAI. Keywords: ulcerative colitis, plasma atherogenicity index

Açıklama

Anahtar Kelimeler

ülseratif kolit, plazma aterojenite indeksi, ulcerative colitis, plasma atherogenicity index

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Yaman, H. E. (2020). Ülseratif kolit hastalarında plazma aterojenite indeksinin log(TG/HDl ) değerlendirilmesi. (Yayınlanmamış tıpta uzmanlık tezi) Necmettin Erbakan Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri İç Hastalıklar Anabilim Dalı, Konya.