Kanser Hastalarında Otomatik Düşünce ve Fonksiyonel Olmayan Tutumların Kaygı Düzeylerini Yordayıcı Gücü
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bu araştırmanın temel amacı kanser hastalarının otomatik düşüncelerinin ve fonksiyonel olmayan tutumlarının, kaygı düzeylerini yordayıcı gücünü incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 yılları arasında İstanbul ilinde kanser tedavisi görmekte olan 82’si erkek 93’ü kadın toplam 175 yetişkin kanser hastası oluşturmaktadır. Araştırmada ‘’Kişisel Bilgi Formu’’, ‘’Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (STAI)’’, “Otomatik Düşünceler Ölçeği (ODÖ)” ve “Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği (DAS-R-TR)” kullanılmıştır. Araştırma, genel tarama modelinin bir alt türü olan ilişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir Verilerin analizinde; gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olup olmadığının belirlenmesi için Bağımsız Gruplar t-Testi, değişenler arasındaki ilişkinin analizi için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, değişkenlerinler arasındaki yordayıcı ilişkinin bulunabilmesi için Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Tüm bu analiz süreci, IBM SPSS-25 paket programı aracılığıyla yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, kadın kanser hastalarının hem durumluk hem de sürekli kaygılarının, erkek hastalara nazaran, anlamlı şekilde daha yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca kanser hastalarının durumluk ve sürekli kaygıları ile yaşları arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Buna ilave olarak, kanser hastalarının durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri ile mükemmeliyetçilik/başarı odaklı tutumları arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Benzer şekilde, kanser hastalarının durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri ile onaylanma ihtiyacı/bağımlılık tutumları arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Kanser hastalarının durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri ile ümitsizliğe yönelik olumsuz otomatik düşünceleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulgulanmıştır. Kanser hastalarının durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri ile yalnızlığa yönelik olumsuz otomatik düşünceleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca kanser hastalarının durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri ile kişisel uyumsuzluğa yönelik olumsuz otomatik düşünceleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulgulanmıştır. Benzer şekilde, kanser hastalarının durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri ile şaşkınlık ve kaçmaya yönelik otomatik düşünceleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Bununla birlikte, kanser hastalarının durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri ile kendine yönelik olumsuz otomatik düşünceleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulgulanmıştır. Sonuç olarak, kanser hastalarının otomatik düşüncelerinin ve fonksiyonel olmayan tutumlarının, durumluk kaygı düzeylerini anlamlı düzeyde yordadığını söylemek mümkündür. Bununla beraber, kanser hastalarının otomatik düşüncelerinin ve fonksiyonel olmayan tutumlarının, sürekli kaygı düzeylerini de anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür.
The main purpose of this study is to determine the predictive power of automatic thoughts and dysfunctional attitudes on anxiety level in cancer patients. The study group of the research consists of 175 adult cancer patients, 82 men and 93 women, who are receiving cancer treatment in Istanbul between the years 2020-2021. In the study, "Personal Information Form", "State-Trait Anxiety Inventory (STAI)", "Automatic Thoughts Scale (ODO)" and "Dysfunctional Attitudes Scale (DAS-R-TR)" were used. In the analysis of all there informations some techniques are used. The research was carried out in accordance with the relational survey model, which is a sub-type of the general survey model. Independent Groups t-Test was used to find out whether there was a statistically significant difference between the groups or not. Pearson Product Moments Correlation Coefficient for the analysis of the relationship between the variables, and Multiple Linear Regression Analysis techniques were used to find the predictive relationship between the variables. All this analysis process was done through the IBM SPSS-25 package program. As a result of the analysis, it was seen that both state and trait anxiety of female cancer patients were significantly higher than male patients. In addition, it was determined that there was a significant and negative relationship between the state and trait anxiety of cancer patients and their age. Also, a significant and positive relationship was found between the state and trait anxiety levels of cancer patients and their perfectionism/achievement attitudes. Similarly, a significant and positive relationship was found between the state and trait anxiety levels of cancer patients and their need for approval/dependency attitudes. Furthermore, a significant and positive correlation was found between the state and trait anxiety levels of cancer patients and their negative automatic thoughts about hopelessness/giving up. Besides, a significant and positive relationship was found between the state and trait anxiety levels of cancer patients and their negative automatic thoughts about loneliness/isolation. In addition, a significant and positive relationship was found between the state and trait anxiety levels of cancer patients and their negative automatic thoughts about personal maladjustment/desire for change. Similarly, a significant and positive correlation was found between the state and trait anxiety levels of cancer patients and their automatic thoughts about confusion/escape fantasies. Moreover, a significant and positive correlation was found between the state and trait anxiety levels of cancer patients and their negative automatic thoughts about negative self-concept. As a result, it is possible to say that the automatic thoughts and dysfunctional attitudes of cancer patients predict their state anxiety levels at a statistically significant level. In parallel, it was seen that automatic thoughts and dysfunctional attitudes of cancer patients predicted their trait anxiety levels at a statistically significant level.












