Günel, Mehmet EminKörpe, Muhlis2026-06-302026-06-3020262025Körpe, M. (2026). Son dönem Osmanlı kelamında nübüvvet tartışmaları (19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başı). (Yayınlanmamış Doktora Tezi). Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimleri Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı, Konya.https://hdl.handle.net/20.500.12452/20139Bu çalışma, XIX. yüzyıl sonu ve XX. yüzyıl başı, son dönem Osmanlı kelamında nübüvvet konusuna yönelik iddiaları incelemeyi ve dönem kelamcılarının bu iddialara verdikleri cevapları bütüncül olarak ele almayı amaçlamaktadır. Özellikle Batılı bir kısım düşünürlerin ve onlardan etkilenen bazı Osmanlı aydınlarının, modern bilimler ve psikolojik yaklaşımlarla peygamberliği beşerîleştirme çabaları karşısında, dönem kelamcılarının geliştirdiği savunmacı ve sentezci yaklaşımlar değerlendirilmektedir. Bu bağlamda nübüvvet, risalet, vahiy, mucize-tabiat kanunları ilişkisi, Hz. İsa ve Hz. Musa'nın peygamberliği, Hz. Peygamber'in şahsiyeti, Kur'ân'ın kaynağı, akıl-vahiy ilişkisi gibi temel hususlar tartışmanın eksenini oluşturmaktadır. Bir kısım Batılı düşünürler ve onlardan etkilenen bazı Osmanlı aydınları, nübüvveti beşerî unsurlarla açıklayan indirgemeci yaklaşımlar sergilemiş; peygamberliğin bilimsel, psikolojik, tarihsel ve toplumsal faktörlere dayandığını iddia etmişlerdir. Dönemin bir kısım kelamcıları, bu iddialara karşı kelam geleneğini devam ettirmiş, diğer kısmı da modern bilim, psikoloji ve felsefe verileriyle sentezleyerek cevap vermişlerdir. Özellikle nübüvvetin tabiî bir kabiliyet ya da deha ile ilişkilendirilmesi, Hz. Peygamber'in kişisel ve toplumsal başarısının beşerîleştirilmesi veya Kur'ân'ın önceki kitaplardan alındığı iddiaları, kelamcılar tarafından mantıkî, naklî ve tarihî verilerle reddedilmiştir. Bu dönemde yapılan tartışmalar, nübüvvetin itikad, ahlak, toplum, bilim ve tarih bağlamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Dönem kelamcılarının iddialara yönelik cevapları; nübüvvetin modern dönem düşüncesine uygun olarak yeniden temellendirilmesi, kavramsal çerçevesinin çizilmesi ve Müslümanların inanç esaslarının korunması açısından önemli bir miras bırakmıştır. Ayrıca bu çalışmada, mekanik evren modelinin Tanrı'nın âleme müdahalesini ve dolayısıyla peygamberlik müessesesini gereksiz kıldığı yönündeki iddialara karşı, kelamcıların ilahi yaratma ve müdahalenin her an devam ettiğini savunarak mucizelerin imkânını nasıl temellendirdikleri de incelenmektedir. Bilgi kaynağı olarak aklın tek başına yeterli olduğu yönündeki rasyonalist eleştirilere karşılık, aklın sınırlarına dikkat çekilmiş ve bilhassa ahiret ile gayb gibi konularda vahyin rehberliğine duyulan mantıksal zorunluluk vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra, Hz. Peygamber'in şahsiyetine yönelik sara veya histeri hastası olduğu şeklindeki asılsız ithamlar ile onun ismet sıfatına yöneltilen eleştiriler, dönem kelamcıları tarafından hem tarihi hem de bilimsel gerçeklikten uzak bulunarak reddedilmiştir. Son olarak kelamcılar, Hz. Peygamber'in önceki din adamlarından eğitim aldığı yönündeki ithamlara karşı çıkarak onun ümmiliğini, risaletinin en güçlü delillerinden biri olarak sunmuş; hissî mucizelerin ise tabiat kanunlarına zıt bir imkânsızlık değil, halkı ikna etmek için bir gereklilik ve mütevatir bir tarihî olgu olduğunu kanıtlayarak İslam'ın inanç esaslarını etraflıca korumuşlardır.This study examines the claims directed at nubuwwa (prophethood) in late Ottoman kalām during the late nineteenth and early twentieth centuries and considers, in a holistic manner, the responses formulated by theologians of the period. It evaluates the defensive and synthetic strategies developed in response to attempts -advanced by certain Western thinkers and Ottoman intellectuals influenced by them- to humanize prophethood through modern scientific and psychological approaches. In this connection, the discussion revolves around such foundational issues as nubuwwa, risāla, waḥy, the relationship between miracle and the laws of nature, the prophethood of Jesus and Moses, the personality of the Prophet Muhammad (pbuh), the origin of the Qurʾān, and the relation between reason and revelation. Some Western thinkers and Ottoman intellectuals influenced by them adopted reductionist accounts that explained nubuwwa through human factors, claiming that prophethood rests on scientific, psychological, historical, and social determinants. Theologians of the period responded in two ways: some extended the classical kalām tradition, while others synthesized it with insights from modern science, psychology, and philosophy. Claims that nubuwwa is merely a natural aptitude or a form of "genius," that the Prophet's personal and social success can be fully humanized, or that the Qur'ān was derived from earlier scriptures were rejected on logical, textual (scriptural), and historical grounds. These debates show that nubuwwa must be assessed across the interrelated domains of creed, ethics, society, science, and history. The responses of late Ottoman theologians thus constitute an important legacy: they re-grounded nubuwwa in ways compatible with modern thought, clarified its conceptual framework, and contributed to safeguarding the doctrinal tenets of Muslims. The study also examines responses to claims based on the mechanistic model of the universe, which suggested that divine intervention- and consequently prophethood- was unnecessary. Theologians argued that divine creation and intervention continue at every moment, thereby establishing the metaphysical possibility of miracles. In response to rationalist critiques asserting that reason alone is sufficient as a source of knowledge, theologians emphasized the limits of reason and the necessity of revelation, especially regarding the afterlife and the unseen (ghayb). Accusations that the Prophet Muhammad suffered from epilepsy or hysteria were rejected as historically unfounded and scientifically untenable. Finally, theologians refuted claims that the Prophet had received instruction from earlier religious figures, presenting his ummī status as strong evidence of his prophethood. They also argued that sensory miracles are not violations of natural laws but extraordinary events permitted by divine will and historically transmitted through widely attested reports (mutawātir), thereby defending the foundational beliefs of Islam.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessNübüvvet (Peygamberlik)Son Dönem Osmanlı KelamıPeygamberliğin BeşerîleştirilmesiAkıl-Vahiy İlişkisiMucize ve Tabiat KanunlarıProphethood (Nubuwwa)Late Ottoman KalāmHumanization of ProphethoodReason-Revelation RelationshipMiracle and Natural LawsSon dönem Osmanlı kelamında nübüvvet tartışmaları (19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başı)The nubuwwah discussions in late period of Ottoman kalam (Late 19. century - early 20. century)Doctoral Thesis1008301