Kesici, ŞahinKır, Özgür2026-06-302026-06-3020262026Kır, Ö. (2026). Travma yaşayan bireylerde ölüm kaygısı, belirsizliğe tahammülsüzlük ve bilişsel ayrışma düzeyleri arasındaki ilişkinin karma yöntemle incelenmesi. (Yayınlanmamış Doktora Tezi). Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı, Konya.https://hdl.handle.net/20.500.12452/20162Araştırmanın amacı travma yaşayan bireylerde ölüm kaygısı, belirsizliğe tahammülsüzlük ve bilişsel ayrışma düzeyleri arasındaki ilişkinin karma yöntemle incelenmesidir. Araştırmada karma yöntem araştırma modellerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümü, ilişkisel tarama modeline göre yapılandırılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünün çalışma grubunu 401 (%56.7) kadın ve 306 (%43.3) erkek olmak üzere toplam 707 yetişkin birey oluşturmaktadır. Katılımcılar 18-65 yaş aralığında ve yaş ortalaması 36.67' dir. Nicel bölümde verilerin toplanması aşamasında Kişisel Bilgi Formu, Türkçe Ölüm Kaygısı Ölçeği, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği ve Drexel Ayrışma Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, tek yönlü MANOVA analizi, Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. MANOVA analizi sonucunda kadınların ölüm kaygısı puan ortalamalarının erkeklere göre daha yüksek olduğu, ortaokul mezunlarının ölüm kaygısının acı çekme alt boyutu puan ortalamasının lisans ve lisansüstü mezunlarından daha yüksek olduğu ve büyükşehirde yaşayan bireylerin bilişsel ayrışma puan ortalamasının kasaba/köyde yaşayan bireylere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca aylık geliri düşük olan bireylerin ölüm kaygısının acı çekme alt boyutu puan ortalaması aylık geliri yüksek olan bireylere göre daha yüksek ve bilişsel ayrışma puan ortalamasının ise daha düşük olduğu saptanmıştır. Korelasyon analizi sonucunda ölüm kaygısı ve alt boyutları ile belirsizliğe tahammülsüzlük ve alt boyutları arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ölüm kaygısı ve alt boyutları ile bilişsel ayrışma arasında ise düşük düzeyde negatif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca belirsizliğe tahammülsüzlük ve engelleyici kaygı alt boyutu ile bilişsel ayrışma arasında düşük düzeyde negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucu bulunmuştur. Son olarak çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre belirsizliğe tahammülsüzlüğün ileriye yönelik kaygı ve engelleyici kaygı alt boyutlarının ölüm kaygısının alt boyutları ve toplam puanı üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Buna karşın, bilişsel ayrışmanın ölüm kaygısının alt boyutları ve toplam puanı üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca demografik bilgilerin ölüm kaygısının alt boyutları ve toplam puanı üzerinde anlamlı yordayıcı etkilerinin modele göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Çalışmanın nitel bölümünde olgu bilim yaklaşımı ve amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Nitel bölümün çalışma grubunu ölüm kaygısı ölçeğinden yüksek puan alan 13 kadın ve 13 erkek olmak üzere 26 yetişkin birey oluşturmuştur. Katılımcıların yaş aralığı 24-55 olarak tespit edilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi sonucunda; ölüm ile ilgili düşünceler, ölüm ile ilgili düşüncelerle baş etme stratejileri, ölüm düşüncelerini tetikleyen travmatik deneyimler, ölüm ile ilgili duygular ve ölüm ile ilgili duygularla baş etme stratejileri olmak üzere 5 tema ve bu temaların altında yer alan kategoriler belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları ilgili alan yazın ışığında tartışılmış ve bu doğrultuda öneriler sunulmuştur.The aim of this study is to examine the relationship between death anxiety, intolerance of uncertainty, and cognitive defusion levels in individuals who have experienced trauma using a mixed-methods approach. The study employed an explanatory sequential design from mixed-methods research models. The quantitative section of the study was structured according to a correlational survey model. The study group consisted of 707 adult individuals, 401 (56.7%) women and 306 (43.3%) men. Participants ranged in age from 18 to 65 years, with an average age of 36.67. Data collection in the quantitative section utilized a Personal Information Form, the Turkish Death Anxiety Scale, the Intolerance of Uncertainty Scale, and the Drexel Defusion Scale. Descriptive statistics, one-way MANOVA analysis, Pearson correlation analysis, and multiple linear regression analysis were used to analyze the quantitative data. MANOVA analysis revealed that women had higher average death anxiety scores than men, middle school graduates had higher average scores on the agony sub-dimension of death anxiety than those with bachelor's and postgraduate degrees, and individuals living in metropolitan areas had higher average cognitive defusion scores than those living in towns/villages. Furthermore, individuals with low monthly incomes had higher average scores on the agony sub-dimension of death anxiety and lower average cognitive defusion scores compared to those with high monthly incomes. Correlation analysis showed a moderately positive and significant correlation between death anxiety and its sub-dimensions, and intolerance of uncertainty and its sub-dimensions. A low-level negative and significant correlation was found between death anxiety and its sub-dimensions and cognitive defusion. Additionally, a low-level negative and significant correlation was found between intolerance of uncertainty and the inhibitory anxiety sub-dimension and cognitive defusion. Finally, according to the results of the multiple linear regression analysis, intolerance of uncertainty was found to have a significant predictive effect on the sub-dimensions of prospective anxiety and inhibitory anxiety, as well as on the sub-dimensions and total score of death anxiety. In contrast, cognitive defusion was found to have no significant predictive effect on the sub-dimensions and total score of death anxiety. Furthermore, it was determined that demographic information had a different predictive effect on the sub-dimensions and total score of death anxiety depending on the model. The qualitative section of the study utilized a phenomenological approach and criterion sampling from purposive sampling methods. The study group consisted of 26 adult individuals (13 women and 13 men) who scored high on the death anxiety scale. The age range of the participants was 24-55. Data were collected through a semi-structured interview form. Content analysis was used to analyze the data. As a result of the analysis of the qualitative data, 5 themes and categories under these themes were identified: thoughts about death, coping strategies for thoughts about death, traumatic experiences triggering thoughts about death, feelings about death, and coping strategies for feelings about death. The research findings were discussed in light of the relevant literature, and recommendations were made accordingly.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessTravmaÖlüm kaygısıBelirsizliğe tahammülsüzlükBilişsel ayrışmaKarma yöntemTraumaDeath anxietyIntolerance of uncertaintyCognitive defusionMixed methodTravma yaşayan bireylerde ölüm kaygısı, belirsizliğe tahammülsüzlük ve bilişsel ayrışma düzeyleri arasındaki ilişkinin karma yöntemle incelenmesiExamining the relationship between death anxiety, intolerance of uncertainty and cognitive defusion levels in individuals experiencing trauma with mixed methodsDoctoral Thesis1010941