Gürbüz, SalihÇelikezer, Raşit2026-06-302026-06-3020262026Çelikezer, R. (2026). Hannah Arendt'in "Kötülüğün Sıradanlığı" kavramı kapsamında Jonathan Glazer'ın "İlgi Alanı" film incelemesi. (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimleri Enstitüsü Sinema ve Televizyon Anabilim Dalı, Konya.https://hdl.handle.net/20.500.12452/20167Bu çalışma, Hannah Arendt'in yirminci yüzyıl siyaset felsefesine katkısı olan Kötülüğün Sıradanlığı kavramını, İngiliz yönetmen Jonathan Glazer'ın 2023 yapımı The Zone of Interest (İlgi Alanı) filmi üzerinden sinematografik, estetik ve felsefi bir okumaya tabi tutmaktadır. Araştırmanın temel amacı; Glazer'ın filmindeki anlatı stratejilerini ve sinematografik dili Arendt'in ortaya koyduğu kuramsal çerçeveyle ilişkilendirerek sinema bilimi ve siyaset felsefesi literatürüne özgün bir katkı sunmaktır. Araştırmanın kuramsal zemini iki eksen üzerine kurulmuştur. İlk eksen, Arendt'in Adolf Eichmann'ın Kudüs'teki yargılanma sürecini bizzat takip ederek geliştirdiği ve sistematik kötülüğün "derinlikten yoksun sıradan bir memur bilincinde" kök salabileceğini öne süren kavramsal çerçevedir. Bu çerçeve; Arendt'in Vita Activa, kamusal-özel alan ayrımı, bürokratik düşüncesizlik ve şiddet üzerine geliştirdiği kuramlarla desteklenmekte olup kötülük kavramı Platon'dan Kant'a, Hegel'den Adorno'ya uzanan geniş bir felsefi perspektifle ele alınmıştır. Milgram ve Zimbardo'nun deneysel bulguları ile Bauman'ın modernite-kötülük ilişkisine dair çözümlemeleri de araştırmanın kuramsal altyapısına dahil edilmiştir. İkinci eksen ise Glazer'ın Auschwitz toplama kampının hemen bitişiğindeki evde yaşayan SS komutanı Rudolf Höss ile ailesinin gündelik yaşamını anlattığı filmde, Arendt'in kuramsal tespitlerine nasıl görsel ve işitsel bir karşılık üretildiğidir.Çalışmada film analizi için Mizansen Analizi bağlamında uzamsal karşıtlık incelemesi tercih edilmiştir. Bu yöntem ile filmin dekor, ses tasarımı, ışık kullanımı, kamera konumlandırması ve karakter tipolojisi gibi temel bileşenleri sistematik biçimde çözümlenmiştir. Araştırmanın örneklemini ise İlgi Alanı filmi oluşturmakta olup Glazer'ın diğer yapıtları yalnızca yönetmenin sinema anlayışını ifade etmek için öz şekilde incelenmiştir.Çözümleme bulguları, Glazer'ın Arendt'in kötülüğün sıradanlığı tezini birden fazla sinematografik araçla görselleştirdiğini ortaya koymaktadır. Höss ailesinin Auschwitz'e komşu pastoral bahçesi ile ölüm kampı arasındaki uzamsal karşıtlık; Arendt'in kamusal alanın daralması ve vicdani sağırlık kavramlarını mekânsal düzeyde somutlaştırmaktadır. On sabit kameradan oluşan çoklu kamera sistemi, off-screen ses tasarımı ve doğal ışık kullanımı, sıradanlık duygusunu inşa eden temel anlatı araçları olarak tespit edilmiştir. Rudolf Höss karakterinin —tıpkı Eichmann gibi— kötülüğü ideolojik bir tutkuyla değil bürokratik bir görev bilinci ve kariyer kaygısıyla sürdürmesi; kötülüğün patolojik bir canavarlıktan değil, modern dünyanın idari sistemleri içinde sessizce işleyen bir normallikten beslendiği savını güçlendirmektedir. Sonuç olarak bu çalışma ile Kötülüğün Sıradanlığı kavramının tarihsel bir parantez olmadığı; bürokratik aklın, konfor alanını koruma güdüsünün ve düşünme yetisinin körelmesinin bir araya geldiği her koşulda yeniden üretilebileceği hususu tartışılmıştır. Ayrıca filmin salt bir Holokost anlatısının ötesinde, günümüzün otoriter milliyetçi eğilimlerine ve sistematik şiddetin normalleşmesine karşı evrensel bir uyarı anlatısı olduğu da değerlendirilmiştir. Türkiye sinema araştırmaları yazınında Glazer sineması üzerine yapılmış akademik çalışmaların sınırlılığı ve Arendt felsefesini film çözümlemesiyle bütünleştiren özgün çalışmaların neredeyse hiç bulunmaması, bu araştırmayı literatüre katkı sağlayacak bir çalışma konumuna taşımaktadır.This study subjects Hannah Arendt's pivotal contribution to twentieth-century political philosophy, the "Banality of Evil," to a cinematographic, aesthetic, and philosophical analysis through British director Jonathan Glazer's 2023 film The Zone of Interest. The primary aim of the research is to establish an interdisciplinary dialogue between film studies and political philosophy by situating Glazer's narrative strategies and cinematic language within the Arendtian theoretical framework, thereby contributing an original analytical perspective to the existing literature in both disciplines.The theoretical foundation of the study rests on two primary axes. The first is Arendt's conceptual framework, developed through her direct observation of Adolf Eichmann's trial in Jerusalem, which posits that systematic evil may take root not in radical malice but in the "thoughtlessness" of an ordinary bureaucratic consciousness. This framework is further supported by Arendt's broader theoretical contributions regarding the Vita Activa, the public-private sphere distinction, bureaucratic thoughtlessness, and the nature of political violence. The concept of evil is examined across a wide philosophical spectrum—from Plato and Kant to Hegel, Nietzsche, and Adorno—with supplementary reference to Milgram and Zimbardo's experimental findings and Bauman's analysis of the modernity-evil nexus. The second axis concerns how Glazer's film, which follows the mundane daily life of SS Commandant Rudolf Höss and his family in a house immediately adjacent to Auschwitz, produces a visual and auditory counterpart to Arendt's theoretical observations. The study employs a qualitative research methodology, utilizing "Spatial Opposition Analysis within the Framework of Mise-en-scène" as its primary analytical tool. Within this framework, the film's core components—set design, sound, lighting, camera placement, and character typology—are systematically examined. The sample is delimited to The Zone of Interest; Glazer's other films are referenced solely to contextualize the director's broader cinematic vision.The analytical findings demonstrate that Glazer visualizes Arendt's thesis through multiple cinematographic devices. The spatial opposition between the Höss family's pastoral garden and the death camp immediately beyond the wall concretizes Arendt's concepts of "the shrinking public sphere" and "moral deafness" in spatial terms. The film's ten-fixed-camera system, diegetic off-screen sound design, and exclusive use of natural light are identified as the primary narrative instruments constructing a pervasive sense of "ordinariness." The character of Rudolf Höss—who, like Eichmann, perpetuates mass atrocity not through ideological fervor but through bureaucratic duty and careerist ambition—substantiates the study's central argument: that evil does not originate from pathological monstrosity but from a "normality" that silently operates within the administrative structures of the modern world. This research ultimately demonstrates that the "Banality of Evil" is not a historical parenthesis, but a structural danger that can be reproduced whenever bureaucratic reasoning, the instinct to preserve one's comfort zone, and the atrophy of critical thinking converge. The study further reveals that Glazer's film transcends the confines of Holocaust cinema to function as a universal warning against contemporary authoritarian nationalist tendencies and the progressive normalization of systematic violence. Given the scarcity of academic work on Glazer's cinema in Turkish film studies literature and the near-absence of studies integrating Arendtian philosophy with cinematic analysis, this research occupies a significant position in filling a critical gap in the field.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessKötülüğün SıradanlığıHannah ArendtJonathan Glazerİlgi AlanıHolokost Sineması.Banality of EvilZone of InterestHolocaust Cinema.Hannah Arendt'in "Kötülüğün Sıradanlığı" kavramı kapsamında Jonathan Glazer'ın "İlgi Alanı" film incelemesiJonathan Glazer's 'the Zone of Interest' film review within the scope of Hannah Arendt's concept of 'the Banality of Evil'Master Thesis1008575