Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Duygu ve davranış bozukluğu olan öğrencilerle çalışan öğretmenler için geliştirilen eğitim programının öğretmen yeterliklerine etkilerinin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Ar, Ömer Faruk; Sarı, Hakan
Bu araştırmanın amacı, duygu ve davranış bozukluğu (DDB) olan öğrencilerle çalışan sınıf öğretmenlerine yönelik geliştirilen Duygu ve Davranış Bozukluğu Olan Öğrencilerle Çalışan Öğretmenler İçin Eğitim Programı’nın (DUDBÖEP), öğretmenlerin mesleki yeterlik düzeylerine etkilerini incelemektir. Araştırmada, karma yöntem desenlerinden keşfedici sıralı karma model tercih edilmiştir. Araştırma üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında, DDB olan öğrencilerle çalışan öğretmenlerin bu alandaki ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla 22 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Analiz sonucunda, öğretmenlerin tanılama ve değerlendirme süreçleri, etkili davranış değiştirme yöntemleri ve DDB olan öğrenciler için eğitim programları gibi konularda eğitim gereksinimleri olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda DUDBÖEP ve Duygu ve Davranış Bozukluğu Olan Öğrencilerle Çalışan Sınıf Öğretmenlerinin Mesleki Yeterliklerini Belirleme Ölçeği (DUBÖMEYÖL) geliştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında, ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Bu aşamada, 15’i deney grubunda, 15’i kontrol grubunda olmak üzere toplam 30 öğretmen yer almıştır. Her iki gruptaki öğretmenlere eğitim programı uygulanmadan önce araştırma kapsamında geliştirilen DUBÖME-YÖL uygulanmış, ardından eğitim programının deney grubunda tamamlanmasının ardından aynı ölçek her iki gruba tekrar uygulanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmanın üçüncü aşamasında, deney grubundaki öğretmenlerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Ayrıca, deney grubundaki 10 öğretmenle eğitim programı içeriği kapsamında hazırlanan hikâyeler hakkında görüşmeler yapılmıştır. Öğretmenlerin, sınıflarında ortaya çıkabilecek dört farklı hikâyeye ilişkin yorumları ve müdahale yaklaşımları araştırmacı tarafından hazırlanan kontrol listesi aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda: 1) Eğitim programına katılan deney grubu öğretmenlerinin son test puanları, kontrol grubundaki öğretmenlerin son test puanlarından anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. 2) Deney grubu öğretmenleriyle eğitim programı sonrası yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ve hikâyelere verdikleri cevapların analizi sonucunda, öğretmenlerin DDB olan öğrencilerle çalışma konusunda mesleki yeterliklerinin arttığı belirlenmiştir.
Öğe
İlkokullarda akran zorbalığını etkileyen faktörlerin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Aslan, Emine; Akandere, Osman
Yapılan bu çalışmada ilkokullarda akran zorbalığını etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tarama tipi araştırma modelinden yararlanılmıştır. Araştırmaya İstanbul ilinin Beylikdüzü ilçesinde yer alan ilkokullarda öğrenim gören 108 kız ve 92 erkek olmak üzere toplam 200 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik özelliklerinin belirlenmesinde kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Akran zorbalığının belirlenmesinde ise “Akran Zorbalığı Ölçeği (Çocuk Formu)” kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS programında Bağımsız t test ve ANOVA analizinden faydalanılmıştır. Anova analizi sonucunda gözlemlenen farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu saptamak için de Post Hoc testleri uygulanmıştır. Araştırmada kurban öğrenci olma düzeyinin cinsiyete, yaş grubuna, öğrenim görülen sınıfa, baba eğitim durumuna ve evde şiddete tanıklık etme durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Öğrencilerin zorba öğrenci olma düzeylerinin ise cinsiyete, anne eğitim durumuna, baba eğitim durumuna, kardeş sayısına ve evde şiddete tanıklık etme durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur (p<0.05). Okullarda en fazla karşılaşılan zorbalık türlerinin ise fiziksel ve sözel zorbalık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, ilkokul öğrencilerinde akran zorbalığının demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiği söylenebilir. Çalışmanın sonuçlarına bakıldığında fiziksel zorbalık, sözel zorbalık ve eşyalara zarar verme davranışının yaygın olduğu görülmektedir. Bu bağlamda okullarda zorbalığı önleme programları uygulanma ve okul-aile-rehberlik işbirliğinin daha yaygın kullanılma gerekliliğini ortaya koymuştur.
Öğe
Kırsal kesimde görev yapan sınıf öğretmenlerinin mesleki doyumlarının incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Yaşar, Veli; Korkmaz, İsa
Araştırmamda kırsal kesimde görev yapan sınıf öğretmenlerinin mesleki doyumları; okulun fiziki şartları, tam birleştirilmiş, yarı birleştirilmiş, dil problemi gibi etkenlere bağlı olarak incelenecektir. Araştırma evreni Konya'nın Bozkır ve Hadim ilçe merkezinde ve kırsal mahallelerinde görev yapan sınıf öğretmenleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini de Bozkır ve Hadim ilçelerinde kırsal mahallelerde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde kırsal kesimde görev yapan sınıf öğretmenlerinin mesleki doyumlarının düşük düzeyde olduğu; yaşam doyumlarının ise nispeten daha yüksek olduğu görülmüştür. Kırsal kesimde görev yapan sınıf öğretmenlerinin fiziki ve çevresel şartlarının iyileşmesi halinde hem mesleki doyum anlamında hem de akademik başarı açısından verimliliğin daha da artacağı da düşünülmektedir. Bu durum beraberinde eğitimde ki verimliliği artıracaktır.
Öğe
Okul öncesi dönemde geleneksel bahçe oyunlarının değerler eğitimi üzerinde etkisi: çocuklar ve veli üzerinden incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Bardakcı, Müfide Nur; Mart, Mehmet
Geleneksel oyunlar, çocuklar aracılığıyla geçmişten günümüze okul öncesi dönemden itibaren tercih edilerek oynanan oyunlardır. İnsanın var olduğundan beri oyunun olduğu düşünülürse, bu da oyunun araştırmalara konu olduğunu ve insan yaşamı sürdüğü sürece vazgeçilmez bir süreç olduğunu göstermektedir. Oyun ve değerlerle ilgili on sekizinci yüzyıldan itibaren pek çok araştırma mevcuttur. Geleneksel oyunlarla ilgili çalışmalar sıklıkla son beş yılda karşımıza çıkarken, değerler ve geleneksel oyunu aynı anda ele alan çalışmaların çok daha az yapıldığı görülmüştür. Yapılan araştırmalarda oyun, kültür, çevre ve çocukların sosyal açıdan çevreyle olan ilişkisi günümüzde hızla değişmektedir. Ancak teknolojik gelişmeler, savaşlar ve göçler gibi etmenlere rağmen, çocuk oyunlarında geleneksel oyunlar her kültürde mevcut ve ulaşılabilir bir yapıya sahiptir. Bu sebeple, okul öncesi dönemde olan çocuklar tarafından oynanan geleneksel oyunların değer gelişimine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu bağlamda, araştırmacı tarafından okul öncesi kurumunda devam eden sekiz çocukla, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Yüz Yüze Yüz Çocuk Oyunu isimli kitapçıkta bulunan dokuz oyun, dört hafta süreyle çocuklara uygulanmıştır. Çocuklarla oyunlara başlamadan önce odak grup görüşmesi yapılmış ve ebeveynlerine oyunlar sonrası yarı yapılandırılmış görüşme uygulanmıştır. Karma yöntem kullanılan bu araştırmada, Aksaray'da bulunan öğretmenler tarafından Çocuklar için Davranışta Değerler Ölçeği ve Okul Öncesi Değerler Ölçeği ebeveyn formu kullanılmıştır. 241 öğretmen çocukları için form doldururken, 191 ebeveyn de çocukları için okul öncesi değerler ölçeğini uygulamıştır. Nitel verilerin analizinde tematik yöntem kullanılmıştır. Odak grup görüşmesinde çocukların verdiği cevaplar MAXQDA 2024 programı ile görselleştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde ise SPSS programı kullanılmış, ANOVA, t-testi ve ki-kare testleri uygulanmıştır. Geleneksel oyun kuramları açısından incelendiğinde, geleneksel oyunların çocuklarda fiziksel olarak aktif hale gelmeyi sağladığı ve oyun içerisinde belli gerilimleri taşıdığından çocuklar tarafından sevildiği ve oynanmasının tercih edildiği belirlenmiştir. Uygulanan ölçeklerde, çocukların dışarıda vakit geçirmesi ve geleneksel oyun oynaması ile değer kazanması arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ancak Yüz Yüze Yüz Çocuk Oyunu kapsamında uygulanan oyunlar esnasında, kontrol listesinde bulunan değerlerle ilgili davranışlar sergilenmiştir. Çocuklar, sıklıkla geleneksel oyun olması sebebiyle kurallara uyma, yönergeleri takip etme, arkadaşı ile iş birliği yapma, sayışma yoluyla ebe seçme gibi davranışlar sergilemişlerdir. Fakat bu oyunlar sırasında, olumsuz durumlarda çocukların olumsuz tepkilerini olumluya aktarma yönünde eksiklikler görülmüştür. Okul öncesi dönem çocuğu, kazanma ve kaybetme gibi duyguları anlamak için işlem öncesi dönemde bulunduğundan zorlanmaktadır. Ebeveynler, çocukların oyunda istenmeyen bir durumla karşılaştığında küsme, bağırma, oyundan ayrılma gibi tepkiler vereceğini belirtmişlerdir. Bu da geleneksel oyunların rekabet içeren yapısı ve çocukların yaş grubunun küçük olmasıyla ilişkilidir. Öğretmenlerden toplanan verilere göre, çocuklara her gün bahçede geleneksel oyun oynatmak yerine, bunun haftada birkaç kez uygulanmasının daha uygun olacağı görüşü ortaya çıkmıştır.
Öğe
Özel yetenekli öğrencilerde yalnızlık algısı, duygusal zekâ ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Demircan, Zeynel Barış; Aydoğmuş, Mevlüt
Bu araştırmanın amacı, özel yetenek tanısı almış ortaokul öğrencilerinin yalnızlık algısı, duygusal zekâ ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma, ilişkisel tarama modeli kapsamında yürütülmüş ve 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Bilim ve Sanat Merkezlerine (BİLSEM) devam eden 5., 6. ve 7. sınıf düzeyinde öğrenim gören 414 öğrenciden oluşan bir örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler, “Yalnızlık Ölçeği”, “Duygusal Zekâ Özelliği–Adölesan Kısa Formu” ve “Stirling Çocuklar İçin Duygusal ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği” aracılığıyla toplanmıştır. Bulgular, öğrencilerin yalnızlık, duygusal zekâ ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin cinsiyet ve kardeş sayısı değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Buna karşın yaş ve sınıf düzeyi değişkenleri açısından anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. On ve on bir yaşındaki öğrenciler, on iki ve on üç yaşındaki akranlarına kıyasla daha yüksek duygusal zekâ puanlarına sahip olurken, on bir yaşındaki öğrencilerin psikolojik iyi oluş düzeyleri de daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca, beşinci sınıf öğrencilerinin duygusal zekâ ve psikolojik iyi oluş puanları, altıncı ve yedinci sınıf öğrencilerinden anlamlı düzeyde yüksektir. Korelasyon analizleri sonucunda yalnızlık ile duygusal zekâ ve psikolojik iyi oluş arasında negatif; duygusal zekâ ile psikolojik iyi oluş arasında ise pozitif yönde güçlü ilişkiler tespit edilmiştir. Bu bulgular, duygusal zekânın yalnızlığın olumsuz etkilerini azaltan ve psikolojik iyi oluşu destekleyen önemli bir koruyucu faktör olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları, özel yetenekli öğrencilerin duygusal gelişimlerini destekleyecek eğitimsel programların gerekliliğini vurgulamaktadır.