Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Pankreas kanserinde gemsitabin ile birlikte yeşil sentez yöntemiyle ve grafen oksit ile kompozit yapıda sentezlenen gümüş nanopartiküllerin sinerjistik etkisinin araştırılması
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Çalkap, Hacer; Korucu, Emine Nedime
Pankreatik duktal adenokarsinom (PDAC), katı tümörler arasında progresyon seviyesi en yüksek olan agresif tümörlerdendir. Kansere bağlı ölüm sıralamasında, 5 yıllık sağ kalım verileri incelendiğinde yaşam beklentisi en düşük maligniteler arasında yer alır. Pankreasın konum itibariyle, vücut derinliğinde yer alması, erken dönemde karakterize belirtilerinin bulunmaması gibi nedenler dolayısıyla; her iki cinsiyet için de ileri evrelerde teşhisi söz konusudur. Dolayısıyla teşhis sonrası tedavilerde progresyonsuz sağ kalım oranları da oldukça düşük seviyelerdedir. Günümüzde kansere yönelik cihaz ve tarama sistemleri her ne kadar gelişmiş düzeyde olsa da, pankreas kanserinde klinik seyir iç açıcı değildir ve küresel bağlamda mortalite indeksleri oldukça yüksektir. PDAC hücrelerinin karakteristik desmoplastik stroması, tedavi esnasında ilaca karşı bariyer oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak hücrelerde kemorezistans gelişmektedir. PDAC tanılı hastalarda mevcut kemoterapötik ve immünoterapötik ajanların ilaca verdikleri yanıt ilk aşamada iyi düzeyde olmasına rağmen, zamanla gelişen direnç yapısı tedavi etkinliğini önemli ölçüde sınırlandırmaktadır. Bu durum hastalığın nüksüne sebep olmaktadır. Tüm bu nedenlerden ötürü, PDAC tedavisinde yeni terapötik ajanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Yeşil sentez ile toksisitesi düşürülmüş ve biyouyumluluğu arttırılmış gümüş nanopartiküllerin (AgNP), literatürde yer alan birçok çalışmada antikanser etkileri rapor edilmiştir. AgNP’lerin grafen oksit (GO) ile kompozit yapıda sentezlenerek pankreas kanseri tedavisinde ilaç etken maddesi veya ilaç taşıyıcı sistem olarak kullanılabileceği öngörülmektedir. GO ile kompozit yapısı, AgNP’lerin kararlılığını ve hücre içerisinde stabilizasyonunu arttırıcı etki gösterir. Aynı zamanda, yeşil sentezle elde edilen nanopartiküllerde; bitki özütünün içeriği sayesinde geniş yüzey alanına sahip ve stabilizasyonu arttırılmış nanopartiküller elde edilecektir. Sentezlenen nanopartiküllerin antikanser etkilerine ek olarak antiviral, antibakteriyel, antioksidan etkileri v de bulunmaktadır. Bu yapılar; benzersiz özellikleri sayesinde özellikle tıp alanında yeni terapötik yaklaşımlar çağrıştırmaktadır. Ayrıca bitki materyallerinin ucuz ve kolay bulunur özellik göstermesi, diğer yöntemlere kıyasla daha az toksisite barındırması yeşil sentez metodunu güvenilir ve çevre dostu bir yaklaşım haline getirmektedir. ROS seviyesi üzerinde etki ederek antikanser etki gösteren AgNP’ler özellikle son dönemlerde pankreas da dahil olmak üzere çeşitli kanser türlerinde terapötik ajan olarak kullanılmıştır. Bu tez çalışmasında GO ile kompozit yapıda Laurus nobilis (defne) ekstraktı kullanılarak sentezlenen AgNP’lerin; pankreas kanserinde standart kemoterapi rejimi olan gemsitabin ilacıyla birlikte sinerjistik etkisinin araştırılması, tedavi boyutunda yeni bir bakış açısı oluşturacaktır. Biyolojik olarak sentezlenen AgNP, GO, GO ile kompozit yapıda sentezlenen AgNP’ler(GO-AgNP); UV-Vis, TEM, FESEM-EDX, XRD yöntemleriyle karakterize edilmiştir. Artan konsantrasyonlarda AgNP, GO, GOAgNP’lerin Panc-1 insan pankreas kanseri ve Hek-293 insan embriyonik böbrek hücreleri üzerinde 24 saat inkübasyona maruz bırakılmıştır. Aynı zamanda gemsitabin ilacı da 72 saat boyunca artan konsantrasyonlarda bu hücre hatlarına uygulanmıştır. Sitotoksik etkileri -4,5-dimetil-tiyazolil-2,5- difeniltetrazolyum bromür (MTT) testi kullanılarak belirlenmiş ve IC50 dozu hesaplanmıştır. İlaç ve nanopartikül uygulamasının etkileri anjiyogenez, apoptoz, EMT fizyolojik süreçleri üzerinden analiz edilmiştir. Bu süreçlerde görev alan Bax, Bcl-2, FLT-1, MMP2, TIMP2, VEGFA, VEGFR-2 genlerine etkisi RT-PCR aracılığıyla değerlendirilmiştir. Western blot yöntemi kullanılarak MMP2 genine ait protein düzeyleri değerlendirilmiş ve EMT sürecindeki etkileri yorumlanmıştır.
Okul müdürlerinin whatsapp gruplarını kullanımı: amaçlar, sorunlar ve çözüm önerileri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Karakoyun, Süleyman Kasım; Ünal, Ali
Eğitim kurumlarında dijital bir iletişim aracı olarak, kullanılan WhatsApp uygulamasının, okul içinde oluşturulan gruplar aracılığıyla okul müdürlerinin iletişimine hangi amaçlarla kullandığı, kullanımının sağladığı avantajlar ve karşılaşılabilecek olası sorunlar ve çözüm önerileri tezimim problem durumu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırma, okul müdürlerinin WhatsApp gruplarını kullanım amaçlarını, karşılaştıkları sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, WhatsApp gibi anlık mesajlaşma uygulamaları eğitim yönetiminde önemli bir yer edinmiştir. Okul yöneticileri, öğretmenler, veliler ve idari personel arasındaki iletişimi hızlandırmak, bilgilendirme süreçlerini kolaylaştırmak ve okul içi koordinasyonu sağlamak amacıyla WhatsApp gruplarını aktif olarak kullanmaktadır. Ancak bu kullanım, bazı avantajlar sunduğu gibi mesai saatleri dışında gelen mesajlar, bilgi kirliliği, mahremiyet ihlalleri ve etik sorunlar gibi çeşitli olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda araştırmada, nitel araştırma desenlerinden gömülü tek durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcılarını, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Konya ili Selçuklu, Meram ve Karatay merkez ilçelerinde görev yapan 16 okul müdürü oluşturmaktadır. Katılımcıların 9’u erkek, 7’si kadın olup farklı eğitim kademelerinde (okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise) görev yapmaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmış ve betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, okul müdürlerinin WhatsApp gruplarını genellikle duyurular yapmak, resmi yazılıları duyurmak, kriz yönetimi sağlamak ve öğretmenler arasında koordinasyonu güçlendirmek amacıyla kullandıklarını göstermektedir. Ancak, müdürler bu kullanımın zaman zaman iş-özel yaşam dengesini bozduğunu, yanlış anlaşılmalara yol açtığını ve mahremiyet ihlalleri riski taşıdığını ifade etmektedir. Özellikle resmi iletişim kanallarının yetersiz olduğu durumlarda WhatsApp’ın bir zorunluluk haline geldiği, ancak bu durumun profesyonel sınırların kaybolmasına neden olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda araştırmada, eğitim yöneticileri için WhatsApp kullanımına yönelik etik kuralların belirlenmesi, resmi bir iletişim politikası oluşturulması ve veri güvenliği konusunda farkındalığın artırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, alternatif dijital platformların okul yönetimi bağlamında etkinliği incelenmeli ve yöneticilerin bu platformları nasıl daha verimli kullanabileceklerine yönelik kılavuzlar geliştirilmelidir. Sonuç olarak, WhatsApp gibi anlık mesajlaşma uygulamalarının okul yönetiminde daha etkili ve bilinçli bir şekilde kullanılması için kurumsal düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Bu çalışma, okul müdürlerinin dijital iletişim araçlarını daha bilinçli ve verimli kullanmalarına katkı sağlamayı amaçlamakta olup, gelecekte yapılacak araştırmalara yön vermesi açısından önem taşımaktadır.
Ayak bileğine uygulanan mobilizasyon egzersizlerinin çim hokeyinde bazı performans parametrelerine etkisi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Yaman, Ahmet; Kır, Rıdvan
Bu çalışmanın amacı; Ayak bileğine uygulanan mobilizasyon egzersizlerinin çim hokeyi sporunda 20m sürat, dikey sıçrama, yatay sıçrama ve çeviklik parametrelerine etkisi incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, deneysel araştırma modellerinden kontrol gruplu ön test – son test modeli kullanılmıştır. Çalışmaya, çim hokeyi oynayan 24 erkek sporcu katılmıştır. Deneye katılan sporcular rastgele iki gruba dağıtılmıştır. Gruplar; çalışma grubu ve kontrol grubu olarak ayrılmıştır. Çalışma grubu sporcuları, 8 hafta ve haftada 3 günlük toplam 24 birim antrenman boyunca ayak bileklerine mobilizasyon egzersizleri uygulamıştır. Kontrol grubu sporcuları sezon içi antrenmanlarının dışında herhangi bir egzersiz uygulanmamıştır. Her iki gruptan da sporcuların ön test ve son test sonucunda 20m sürat, dikey sıçrama, yatay sıçrama ve çeviklik parametreleri ölçülmüştür. Bulgular: Araştırmaya katılan çim hokey sporcularının ön test/son test ortalama farklarına bakıldığında, 20m sürat (sn), parametrelerinde gruplar arası puan ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p=0.000). Çalışma grubu 20m sürat süresinde daha belirgin bir gelişim gösterirken, dikey sıçrama (cm), yatay sıçrama (cm) ve hexagon çeviklik sürelerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanılmamıştır (p>0.05). Sonuç: Ayak bileğine uygulanan mobilizasyon egzersizlerinin özellikle sürat performansını artırmada etkili olduğunu göstermiştir. 20m sürat testinde çalışma grubunda anlamlı bir gelişim görülürken, dikey sıçrama, yatay sıçrama ve çeviklik parametrelerinde gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Literatürde SMR egzersizlerinin çim hokeyinde sürat üzerindeki kronik etkilerini ele alan bir çalışmaya rastlanmaması, bu araştırmayı özgün bir katkı haline getirmiştir.
Spor yapan ve yapmayan lise öğrencilerinin dijital oyun ve sosyal medya bağımlılığı ile şiddete yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Zadıkan, Berkan; Yıldız, Mehtap
Araştırmanın amacı, spor yapan ve yapmayan lise öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı ile şiddete yönelik tutumları arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırma nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüştür. Araştırma 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılında Gaziantep ili merkez ilçelerinde öğrenim gören 1926 lise öğrencisinden (1119 kadın, 807 erkek) oluşan bir örneklemle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen “Demografik Bilgi Formu”, Lemmens vd. (2011) tarafından geliştirilen Yalçın Irmak ve Erdoğan (2015) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (DOBÖ)”, Özgenel vd. (2019) tarafından geliştirilen “Ergenler İçin Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği (ESMBÖ)” ve Bosworth vd. (1999) tarafından geliştirilen ve Çetin (2011) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Ergenler İçin Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği (ŞYTÖ)” kullanılmıştır. Veri analizinde bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon testi ile uygun post-hoc testleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda erkek öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı ve şiddete yönelik tutum düzeylerinin kadın öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu, kadın öğrencilerin ise sosyal medya bağımlılığı düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Düzenli spor yapan öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı düzeylerinin daha düşük olduğu belirlenmiş, ancak dijital oyun bağımlılığı ve şiddete yönelik tutum düzeylerinde anlamlı farklılık gözlemlenmemiştir. Sınıf düzeyi arttıkça sosyal medya bağımlılığı ve şiddete yönelik tutumların da arttığı, okul türüne göre ise fen lisesi öğrencilerinin bağımlılık ve şiddet düzeylerinin en düşük, meslek lisesi öğrencilerinin ise en yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, dijital oyun bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı ve şiddete yönelik tutumlar arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki belirlenmiştir. Bulgular, dijital ortamların genç bireylerin tutum ve davranışları üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğini göstermektedir. Bu doğrultuda, dijital medya okuryazarlığı ve sporun teşvik edilmesi yoluyla öğrencilerin sağlıklı gelişim süreçlerinin desteklenmesi önerilmektedir.
Okul müdürü olarak öğretmenler karşısında öfke duygusunu saklamanın nedenleri ve sonuçları
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Yıldırım, Mehmet; Özaslan, Gökhan
Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin öğretmenlere karşı hissettikleri öfke duygusunu saklamanın nedenlerini ve sonuçlarını ortaya koymaktır. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen bu çalışma, çoklu durum desenine dayanmaktadır ve maksimum çeşitlilik örneklemesiyle belirlenen devlet okulunda görevli on iki okul müdürünün görüşlerine dayalı olarak oluşturulmuştur. Katılımcıların cinsiyet ve okul türü açısından farklılık göstermesine özen gösterilmiştir. Araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış; içerik analizi yöntemiyle temalar oluşturularak analiz edilmiştir. Bulgular, okul müdürlerinin öfke duygusunu saklama davranışının beş temel nedene dayandığını göstermektedir. Bunlar: Kişilik özellikleri, olayların büyümesini önleme çabası, müdürlük rolünün gerektirdiği davranışları sergileme isteği, öğretmenle çatışmaya yaşamaya isteksizlik ve çalışma barışını koruma isteği. Bu nedenler, müdürlerin profesyonel kimliği ve okulun kurumsal iklimini koruma hedefiyle ilişkili olarak şekillenmektedir. Öfke duygusunu saklamanın olumlu sonuçları arasında kendini iyi hissetme ve tecrübe edinme öne çıkarken; olumsuz sonuçlar ise sosyal ilişkilere yansıma, psikolojik etkiler ve bedensel etkiler olarak tanımlanmıştır. Araştırma bulguları, okul yöneticiliğinin sadece yönetsel değil, aynı zamanda yüksek düzeyde duygusal emek gerektiren bir rol olduğunu ve bu duygusal yükün uygun biçimde yönetilmediğinde hem bireysel hem de kurumsal düzeyde olumsuz etkilere neden olabileceğini ortaya koymaktadır. Araştırmanın sonuçlarına dayanarak, okul yöneticilerine yönelik duygusal dayanıklılık ve öfke yönetimi becerilerinin geliştirilmesini amaçlayan hizmet içi eğitim programlarının artırılması önerilmektedir. Ayrıca, okul ortamlarında açık iletişim kültürünün desteklenmesi, psikolojik danışmanlık ve süpervizyon sistemlerinin kurulması ve eğitim liderliğinde duygusal zekâya dayalı yeni yaklaşımların geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.




















