Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Ömer en-Nesefi'nin kelami görüşleri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Abdınabı Uulu, Ermek; Güneş, Kamil
İslâm düşünce tarihinin köklü ve etkili ekollerinden biri olan Mâtürîdî geleneğinin Mâverâünnehir havzasındaki önde gelen temsilcilerinden Ömer Nesefî’nin Kelam anlayışını bütüncül bir bakış açısıyla ele alan bu çalışma, onun söz konusu temsilini ve özetleyerek pratik bir forma kavuşturduğu kelami perspektifi tahlil etmeyi gaye edinmiştir. Ömer Nesefî İslâm düşüncesindeki kelami tartışmaları başta Akâidü’n-Nesefiolmak üzere inanç konularını detaylandırdığı tefsirlerinde belirli bir disiplin ve açıklıkla sunarak Mâtürîdî inanç esaslarının geniş kitlelerce anlaşılmasına ve sistemin tahkim edilmesine öncülük etmiştir. Tezin temel eksenini oluşturan bu çalışma; Nesefî’nin bilginin kaynağı meselesinden başlayarak varlık, ulûhiyet, nübüvvet ve ahiret tasavvuruna kadar uzanan düşünce zincirini mevcut birikimi süzerek nasıl sunduğunu ve bu inanç sistemini mantıksal bir silsile halinde nasıl işlediğini ele almaktadır. Sistemin kurucu zeminini teşkil eden bilgi teorisi Nesefî’nin kÂleminde hakikate erişimi tesadüfî bir kazanım olmaktan çıkarıp bütünüyle usule dayalı ve disiplinli bir sürece dönüştürülür. Onun yaklaşımında duyular ile eşyanın tabiatı keşfedilirken, sadık haber vasıtasıyla duyular ötesi mutlak hakikatler aktarılmakta, akıl ise tüm bu verileri hikmet süzgecinden geçirerek inanç dünyasını sarsılmaz bir bütünlüğe eriştirmektedir. Tezin muhtevasının merkezinde yer alan ilahiyat bahislerinde Nesefî, Allah’ın zâtı ve sıfatları arasındaki o hassas dengeyi Mâtürîdî çizgide büyük bir titizlikle korumaktadır. Evrendeki kusursuz nizamın tek bir mutlak iradeye bağlı olduğunu mantıksal delillerle temellendirirken, Yaratan’ı mahlûkata has niteliklerden tenzih eder. Özellikle yaratma eyleminin (tekvin) ezelî bir sıfat olarak tanımlanması, onun varlık ve oluşa dair dinamik yaklaşımının en somut göstergesidir. İlahî kudretin beşeriyetle kurduğu rahmet köprüsü olan nübüvvet ise peygamberlerin hem gaybî gerçekleri ulaştıran elçiler hem de mucizelerle desteklenmiş ahlâkî numuneler olduğu gerçeği üzerine bina edilir. Varlığın son aşaması olan ahiret bahisleri; kabir hayatından mahşere, mizandan şefaate kadar her bir unsuruyla evrensel adaletin ve ilahî vaadin tecelligâhı olarak işlenir. Netice itibarıyla Ömer Nesefî asırları aşan Akâidü’n-Nesefiaracılığıyla İslam inancının her daim xiii güncelliğini koruduğunu kanıtlamış ve bu inanç sistemini müdafaa edilebilir pratik bir düşünce zeminine dönüştürmüştür.
Öğe
Sürdürülebilir gastronomik ürün olarak karabuğday unu ve keten tohumu müsilajının glutensiz puding üretiminde kullanımı
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Adıyaman, Nursena; Güneş, Eda; Yaver, Elif
Bu çalışmada, çölyak hastaları ve glutensiz diyet tercih eden tüketicilere, sürdürülebilir gastronomi uygulamaları kapsamında daha besleyici, sağlıklı ve kabul edilebilir ürünler sunmak amaçlanmaktadır. Bu amaçla; çalışmanın birinci aşamasında, fonksiyonel bir gıda olan karabuğday unu farklı oranlarda (%0, 50, 60, 70, 80, 90 ve 100) kullanılarak glutensiz puding formülasyonları geliştirilmiş ve elde edilen örneklerde bazı fiziksel, teknolojik, kimyasal ve duyusal analizler yapılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında; bir gıda atığı olan yağı alınmış keten tohumu kekinden farklı yöntemler ile (konvansiyonel ve ultrason destekli ekstraksiyon) keten tohumu müsilajı ekstrakte edilmiş ve bazı fonksiyonel özellikleri belirlenmiştir. Üçüncü aşamasında ise birinci aşamada duyusal kalite bakımından en uygun bulunan glutensiz karabuğday pudingi formülasyonunun (%30 mısır nişastası ve %70 karabuğday unu) teknolojik ve duyusal kalitesinin iyileştirilmesi amacıyla, konvansiyonel yöntem ve ultrason destekli ekstraksiyon yöntemi ile ekstrakte edilen keten tohumu müsilajları ayrı ayrı %0, 0,25, 0,50 ve 1,00 oranlarında puding üretiminde kullanılmıştır. Üretilen örneklerde bazı fiziksel, teknolojik ve duyusal analizler yapılmıştır. Glutensiz puding formülasyonunda karabuğday unu oranının artması puding örneklerinin renk değerleri üzerinde etkili olmuştur. Karabuğday unu kullanımı örneklerin depolama stabilitesi, pH ve sineresis değerleri üzerinde etkili olmamış (p>0,05), toplam suda çözünür kuru madde miktarını ise artırmıştır. Yüksek miktarlarda karabuğday unu ikame edilmesi örneklerin viskozitesini düşürmüştür. Karabuğday unu kullanımı örneklerin elastikiyet, koheziflik ve esneklik parametrelerini olumsuz yönde etkilememiş, sertlik ve sakızımsılık değerlerinin ise düşmesine neden olmuştur. Puding formülasyonuna ikame edilen karabuğday unu miktarındaki artış, toplam fenolik madde miktarı ve antioksidan aktivitede de önemli (p%70) karabuğday unu kullanımı puding örneklerinin tat, koku, kıvam, pürüzlülük ve genel kabul edilebilirlik puanlarının düşmesine neden olmuştur. Ultrason destekli ekstraksiyon yöntemi ile elde edilen müsilajın verimi ve fonksiyonel özellikleri, konvansiyonel yöntem ile elde edilen müsilaja göre daha yüksek bulunmuştur. Glutensiz puding formülasyonuna keten tohumu müsilajının ilave edilmesi örneklerin renk değerleri üzerinde önemli bir değişiklik oluşturmamıştır. Müsilaj ilavesi; örneklerin suda çözünür kuru madde miktarı, depolama stabilitesi ile pH ve sineresis değerleri üzerinde olumsuz bir etki oluşturmazken, viskoziteyi artırmıştır. Pudinglerin sertlik değeri müsilaj ilavesi ile artmış, sakızımsılık değerinde ise düşüş tespit edilmiştir. %1,00 oranında sonikasyonla ekstrakte edilmiş keten tohumu müsilajı içeren pudingin sertlik değeri, konvansiyonel yöntemle ekstrakte edilen müsilaj içeren pudinge göre daha yüksek bulunmuştur. %1,00 oranında keten tohumu müsilajı kullanımı, puding örneklerinin kontrolden daha yüksek genel kabul edilebilirlik puanları almasını sağlamıştır.
Öğe
Farklı yetiştirme ortamlarında üretilen chia (Salvia Hispanica L.) mikro filizlerinin duyusal değerlendirmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Kutlu, Pelinsu; Güneş, Eda
Fonksiyonel özellikleri nedeniyle süper gıda olarak değerlendirilen mikro filizler, zengin besin içerikleri ve yüksek biyoyararlanımları ile beslenmede önemli bir yere sahiptir. Yüksek besin değeri ve uzun raf ömrü sayesinde mikro filizler; salata, içecek ve sandviç gibi çeşitli gıda ürünlerinde kullanılarak gıdaların renk, doku, lezzet ve besinsel değerlerinin artırılmasına katkı sağlamaktadır. Bu amaçla, restoranlarda ve evlerde yaygın olarak kullanılan Chia (Salvia hispanica L.) mikro filizleri, çalışmada farklı yetiştirme ortamları kullanılarak üretilmiştir. Yetiştirme kapları; fırınlanmış porselen, plastik, toprak kap, cam kap, balmumlu kumaş saksı ve fırınlanmamış ham porselenden oluşmaktadır. Yetiştirme ortamlarının Chia mikro filizlerinin duyusal, renk ve biyokimyasal özellikleri (antioksidan ve toplam fenolik madde) üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Mikro filizlerin duyusal özellikleri, beslenme ve duyusal analiz dersi almış 21 eğitimli panelist tarafından değerlendirilmiş ve elde edilen veriler istatiksel olarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular yetiştirme ortamlarının Chia mikro filizlerinin duyusal özellikleri, renk parametreleri, antioksidan kapasite ve yetiştirme performansı üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu göstermiştir. Toprak kap ve kenevir lifi kullanılarak üretilen örnek, yüksek renk (4,29 ± 0,10) ve genel beğeni (3,87 ± 0,14) puanlarıyla öne çıkmıştır. Antioksidan aktivite ve toplam fenolik madde içeriği bakımından ise bu örnek, ferrik azaltıcı antioksidan gücü (13,42 ± 0,08) ve toplam fenolik madde (882,39 ± 1,81) değerleriyle dikkat çekmiştir. Renk analizinde elde edilen yüksek L* değeri (65,78 ± 2,81) de bu bulguları desteklemiştir. Fırınlanmış porselen kap ve kenevir lifi kullanılarak üretilen örnek ise 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil radikal süpürme aktivitesi (79,40 ± 0,19) ve 2,2-azinobis- (3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit) serbest radikal süpürme aktivitesi (31,07 ± 0,06) değerleri bakımından yüksek antioksidan aktivite göstermiştir. Buna karşılık, mikro filiz yetiştirme jelinde üretilen örnek, duyusal özellikler açısından değerlendirilen diğer tüm yetiştirme ortamlarına kıyasla daha düşük performans sergilemiştir. Özellikle lezzet, çiğnenebilirlik, çıtırlık ve genel beğeni parametrelerinde daha düşük puanlar alması, bu yetiştirme ortamının tüketici tercihi açısından daha az tercih edildiğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, mikro filizlerin duyusal kalitesi, gelişim performansı, antioksidan kapasite ve tüketici kabulünün yetiştirme ortamına bağlı olarak önemli ölçüde değiştiği tespit edilmiştir. Ayrıca kenevir lifinin duyusal ve renk özellikleri ile biyokimyasal içerikler bakımından uygun bir yetiştirme materyali olduğu bir kez daha desteklenmiştir. Balmumlu kumaş saksı gibi biyoçözünür kaplar ile toprak kapların doğal ve çevre dostu yapıları, sürdürülebilir mikro filiz üretimi açısından plastik kaplara alternatif oluşturabilecek çevre dostu bir seçenek sunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğe
Doğal tuzlu su kaynaklarının ekmek üretiminde kullanılabilirliğinin belirlenmesi: Sivas ili örneği
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Baldık, Sümeyye; Güneş, Eda; Cankurtaran Kömürcü, Tekmile
Bu çalışmada, Sivas ili Bedirli Köyü’nde bulunan doğal tuzlu su kaynağının ekmek üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla, doğal tuzlu suyun ekmeklerin kalite özellikleri ve tüketilebilirliği üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Ekmek üretiminde rafine buğday unu ve tam buğday unu olmak üzere iki farklı un çeşidi kullanılmıştır. Doğal tuzlu su, formülasyonda farklı oranlarda (%0, %25, %50, %75 ve %100) kullanılarak her un çeşidi için beş farklı formülasyon hazırlanmış ve toplam 10 ekmek örneği üretilmiştir. Kontrol gruplarında içme suyu ve rafine tuz kullanılırken, deneme gruplarında doğal tuzlu su tek tuz kaynağı olarak tercih edilmiştir. Üretilen ekmek örneklerinde fiziksel özellikler (nem, ağırlık, hacim ve spesifik hacim), renk özellikleri (L*, a*, b*, Hue ve SI), tekstürel özellikler (sertlik, esneklik, koheziflik ve çiğnenebilirlik) ile duyusal özellikler belirlenmiştir. Duyusal analizler, duyusal analiz eğitimi almış 12 panelist tarafından iki tekerrür halinde gerçekleştirilmiş, elde edilen veriler Friedman testi kullanılarak istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Bulgular, doğal tuzlu su kullanım oranının ekmek kalite özellikleri üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu göstermiştir. Doğal tuzlu su oranının artmasıyla ekmeklerin ağırlık değerleri artarken, hacim ve spesifik hacim değerlerinde azalma meydana gelmiştir. Renk analizleri sonucunda, yüksek oranlarda doğal tuzlu su kullanımının kabuk ve ekmek içi renklerinde açıklık (L*) ve sarılık (b*) değerlerini artırdığı, buna karşılık kırmızılık (a*) değerlerini azalttığı belirlenmiştir. Tekstür analizleri, özellikle %75 ve %100 doğal tuzlu su kullanımının ekmek içi sertliğini artırarak daha sıkı ve yoğun bir yapı oluşturduğunu ortaya koymuştur. Duyusal analiz sonuçlarına göre, %25 ve %50 oranlarında doğal tuzlu su kullanılan ekmekler en yüksek kabul edilebilirlik düzeyine sahip olurken, daha yüksek kullanım oranları duyusal kaliteyi olumsuz etkilemiştir. Sonuç olarak, doğal tuzlu suyun yüksek oranlarda kullanımı ekmek kalitesini olumsuz yönde etkilerken, %25–50 kullanım düzeylerinde rafine tuza alternatif olarak değerlendirilebileceği belirlenmiştir. Bu bulgular, doğal tuzlu suyun ekmek üretiminde rafine tuza alternatif olarak kullanılabilecek potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.
Öğe
Gacha sistemine sahip dijital RPG oyunlarında konsept tasarımı
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Bircan, Neslihan; Öztürk, Mahmut Sami
İnsanlık tarihiyle başlayan oyun oynama eylemi, teknolojinin gelişmesiyle birlikte dijital mecralara taşınmış ve çeşitli oyun türlerinin doğmasına neden olmuştur. Bu anlamda dijital oyun türleri arasında güçlü evren kurguları, kapsamlı hikâyeleri ve zengin karakter çeşitlilikleriyle öne çıkmış Rol Yapma Oyunları (RPG), oyuncuya derin bir rol yapma ve bağ kurma deneyimi sunmaktadır. Bu türün en dikkat çekici alt türü ise gacha sistemine sahip RPG’lerdir. Aynı zamanda dijital oyun endüstrisinin en önemli ekonomik sektörlerinden birini de oluşturan gacha sistemli RPG’ler, gacha yapısının getirdiği şans faktörü ve karakter edinmeyi birleştiren dinamik yapılarıyla öne çıkmaktadır. Bu oyun modellerinde gacha sistemi, basit bir pazarlama ve gelir elde etme yönteminin ötesine geçerek oyunun bütününde stratejik bir estetik kaygı yarattığı görülmüştür. Oyuncunun dijital evrendeki karakterlerle olan duygusal bağlantısı, aidiyet hissi ve uygulama içi satın alımlar yapma motivasyonu, doğrudan oyunun sunduğu yüksek görsel kaliteyle ve koleksiyon yapma arzusunu besleyen sanatsal derinlikle bağlantılıdır. Dolayısıyla gacha RPG'lerde görsel hikâye anlatımı, karakter tasarımı, mekân kurguları, arayüz elemanları ve çeşitli oyun öğelerine diğer oyun türlerine göre çok daha fazla önem verilmesi akademik ve sektörel bir zorunluluktur. Bu çalışmada, gacha sisteminin dijital RPG oyunlarındaki konsept tasarım süreçleri üzerindeki bu estetik unsurları ve görsel anlatının önemi kapsamlı bir biçimde incelenmiştir. Bu araştırma çerçevesinde, gacha sisteminin doğduğu yer olan Asya oyun pazarından; Japonya, Güney Kore ve Çin’den seçilen üç farklı oyun analiz edilmişitir. Araştırmada yöntem olarak nitel araştırma tekniklerinden Çoklu Durum Çalışması deseni benimsenmiş olup literatür taraması ve görsel analiz metodu kullanılarak söz konusu oyunların anime/manga estetiği, transmedya anlatıları ve kültürel mitler aracılığıyla özgün görsel dillerinin nasıl oluşturulduğu derinlemesine incelenmiştir. Yapılan analizler doğrultusunda ülkelerin sosyo-ekonomik geçmişlerinin, kültürel arka planlarının ve transmedya stratejilerinin konsept tasarımı doğrudan şekillendirdiği saptanmıştır. Bu çalışma, oyunlardaki kusursuz karakter tasarımlarının, mekânsal kurguların ve zengin renk paletlerinin, dijital medyanın dayattığı bu hızlı tüketim döneminde oyuncunun bağlılığını ve oyunun sürdürülebilirliğini sağlamanın en temel yapı taşları olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak çalışma, gacha sisteminin oyun tasarımında sanatsal bir mükemmeliyetçiliği ve yapısal bir estetik kaygı gütmeyi zorunlu kıldığını kanıtlamakta olup uluslararası yazında güncel bir karşılığı olan ancak yerel literatürde kendine henüz yeterince yer bulamamış bu sistem yapısını ve çağdaş konsept tasarım yaklaşımını Türk akademik literatürüne kazandırmayı hedeflemiştir.