Yazar "Gümüş, Haluk" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Erken evre parkinson hastalığında devinime ilişkin kortikal potansiyeller(Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi, 2010) Gümüş, Haluk; Demir, OrhanPH, bradikinezi-akinezi, rijidite, istirahat tremoru, postüral instabilite, fleksiyon postürü ve donma fenomeni gibi klinik bulgular ile beraber SNc' da belirgin olmak üzere yaygın dopaminerjik dejenerasyonla giden nörodejeneratif bir hastalıktır. Kortikal-subkortikal duysal-motor devreyle beraber SMA başta olmak üzere hareketi oluşturan bölgeler etkilenmektedir.DİP istemli bir devinimin hazırlığı, başlatılması, sürdürülmesi ve devinimin hemen sonrasında saçlı deriden kayıtlanan potansiyellerdir. Devinime hazırlık dönemini yansıtan DİP, erken ve geç faz olmak üzere iki bölümde incelenmektedir. DİP invaziv olmayan bir inceleme yöntemi olarak hareketin sinirsel kontrolünün zamansal boyutu dışında çeşitli hastalıkların patofizyolojik araştırmalarında kullanılmaktadır.Çalışmamızda, DİP kayıtlamalarında devinimin hazırlık dönemini yansıtan erken faz amplitüdlerinin kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük olduğu tesbit edildi. Bu bulgu daha önceki yapılan çalışmaların sonuçları ile uyumluydu ve SMA' nın etkilenmesinin bir göstergesi olarak kabul edildi. Devinimin başlatılması ile ilişkili olan geç faz amplitüdleri de kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük bulundu ve PH' da erken evrede de geç fazın etkilenebileceğini düşündürmekteydi. DİP kayıtlamalarında PH' da kontrol grubuna göre anlamlı şekilde latans kısalması tesbit edildi. Bu daha önce yapılan bazı çalışmalar ile uyumluydu ve SMA' nın dopaminerjik kayba bağlı olarak görevini sonlandıramamasına bağlı olabileceğini göstermekteydi. PH' nın baskın olarak etkilenen ekstremite ile karşı ekstremitesi karşılaştırıldığında anlamlı bir amplitüd düşüklüğü ve latans kısalması göstermekteydi.Sonuç olarak, erken evre PH' da geç evrelerdekine benzer DİP anormallikleri göstermiştir. Bu da bize DİP incelemesinin PH' nın patofizyolojisinin aydınlatılmasında yol gösterebileceğini ve ileride yapılacak daha geniş çaplı araştırmalarla PH tedavisinde yeni yöntemler geliştirilebilmesine, yardımcı invaziv olmayan bir metod olarak akılda bulundurulmasının gerektiğini gösterdi.Öğe Multipl Sklerozlu Erkek Hastalarda Cinsel Disfonksiyonun Değerlendirilmesi(2018) Odabaş, Ömer Faruk; Gümüş, Haluk; Akkurt, Halil Ekrem; Uca, Ali Ulvi; Yılmaz, HalimAmaç: Erkek cinselliği üzerine multiple skleroz (MS)’un etkileriniaraştırmak.Yöntem: Vaka grubuna 61 MS’li erkek hasta, kontrol grubuna 60sağlıklı erkek birey dahil edildi. MS’li hastaların fonksiyonel durumlarıGenişletilmiş Özürlülük Durum Skalası (Expanded Disability StatusScala –EDSS), depresyon düzeyleri Beck Depresyon Ölçeği (BDİ), ağrıdüzeyleri Vizüel Analog Skala (VAS), cinsel işlevleri International Indexof Erectile Function (IIEF) ve yaşam kaliteleri short form-36 (SF-36) iledeğerlendirildi.Bulgular: MS’li hastalar EDSS 5,5 olan 45 hasta ve EDSS 5,5 olan 19hasta şeklinde sınıflandırıldı. MS’li hastalarda ortalama VAS ve BDİskorları kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekidi (p0,05). MS’li hastalarda ortalama IIEF skorları ve SF-36 tüm altgrup skorları kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecededüşük idi (p0,05). MS’li hasta grubunda EDSS ortalaması 2,752,42idi. MS’li erkek hastalarda IIEF skorları ile SF-36 mental ve fizikselkomponent ortalamaları arasında pozitif yönde korelasyon mevcut ikenIIEF skorları ile yaş, hastalık süresi, atak sayısı, evlilik yılı, EDSS, VAS veBDI skorları arasında negatif yönde korelasyon mevcut idi (p0,00). BDI17 depresyon lehine değerlendirildiğinde MS’li hastaların %62,5’unda,kontrol grubunun %11,7’inde depresyon saptandı (p0,001).Sonuç: MS’li erkek hastalarda cinsel fonksiyonlar olumsuz yöndeetkilenmektedir. MS’li erkek hastalarda cinsel fonksiyonlar; artmışözürlülük (EDSS), ağrı ve eşlik eden depresyon düzeyi ile ilişkiligörünmektedir. Bu nedenle, MS’li erkek hastalar takipleri sırasındaözürlülük yanında cinsel işlev bakımından da değerlendirilmelidir.