Yazar "Keçecioğlu, Ahmet" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe İntravenöz rejyonel anestezi tekniğinde prilokain, prilokaine eklenen deksketoprofen ve deksametazonun etkinliklerinin karşılaştırılması(2014) Borazan, Hale; Şahin, Osman; Uluer, Mehmet Selçuk; Sarıtaş, Tuba Berra; Otelcioğlu, Şeref; Keçecioğlu, AhmetAmaç: Bu çalışmada intravenöz rejyonel anestezide (IVRA) prilokain ve buna eklenen deksketoprofen ve deksametazonun anestezik ve analjezik etkinliklerinin karşılaştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: El ve el bileği cerrahisi geçirecek 18-60 yaş, ASA I-II 45 olgu rastgele üç gruba ayrıldı. Grup Pye 3 mg/ kg %0.5 prilokain, Grup PDKya 3 mg/kg %0.5 prilokain ile 50 mg deksketoprofen, Grup PDMye 3 mg/kg %0.5 prilokain ile 8 mg deksametazon total 40 ml verildi. Duyusal ve motor blok başlama ve dönüş zamanları, hemodinamik veriler, analjezi süresi, turnike süresi, intraoperatif fentanil alan hasta sayısı, ilk analjezik zamanı, vizüel analog skala (VAS), 24 saat analjezik tüketimi ve hasta memnuniyet skorları kaydedildi. Bulgular: Duyusal blok başlama zamanı Grup P de uzun bulunurken, motor blok başlama zamanı daha uzun ve motor blok dönme zamanı daha kısa bulundu (p0.05). Duyusal blok dönme zamanları açısından üç grup arasında anlamlı fark bulun- madı. İntraoperatif turnike ağrısı başlama zamanı Grup PDM ve Grup PDK da daha uzun bulunurken (p0.05), intraope- ratif fentanil ihtiyacı olan hasta sayısı Grup P de daha fazlaydı (p0.05). İlk analjezi verilme zamanı Grup PDK da her iki gruptan uzun bulunurken (p0.05), total analjezik tüketimi Grup P de diğer iki gruptan daha fazla (p0.05), Grup PDM de de Grup PDK dan fazla bulundu (p0.05). Grup P de intraoperatif VAS değerleri daha yüksek (p0.05) bulunurken, hasta memnuniyet skorları daha düşük bulundu (p0.05). Sonuç: İntravenöz rejyonel anestezide prilokaine eklenen deksketoprofen ve deksametazonun hem analjezik hem de aneste- zik kaliteyi artırdığı ancak deksketoprofenin ameliyat sonrası ilk 24 saatte daha iyi analjezi sağladığı gösterilmişÖğe İnvazif santral kateterizasyon girişimlerinde Deksmedetomidin'in sedoanaljezik etkinliğinin bispektral indeks rehberliğinde değerlendirilmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi, 2010) Keçecioğlu, Ahmet; Öğün, Cemile ÖztinBiz; randomize ve prospektif olarak planlanan bu çalışmamızda, invazif hemodinamik kateterizasyon uygulaması esnasında sedatif ve analjezik etkinliği sebebiyle anestezi pratiğinde de yer almaya başlayan ?2 agonist bir ajan olan dex' in, sedoanaljezik etkinliğinin BIS rehberliğinde değerlendirilerek up-down tekniği ile optimal doz aralığını bulmayı amaçladık.Çalışmaya, konu hakkında bilgilendirilerek yazılı onayları alınan, ASA I-III grubu, beden kitle indeksi (BKİ) 20-30 arasında kalan torakotomi planlanan ve yaşları 18-65 arasında değişen 50 hasta dahil edildi.Operasyondan bir saat önce göğüs cerrahisi yoğun bakım servisinde hastaların demografik verileri kaydedildi. Non invazif olarak sistolik arter basıncı (SAB), diyastolik arter basıncı (DAB), ortalama arter basıncı (OAB) periferik oksijen saturasyonu (SpO2), dakikalık solunum sayısı (SS), kalp atım hızı (KAH) monitörize edilerek (kontrol) değerler kaydedildi (T0). Ayrıca Modified Observer's Assessment of Alertness/Sedation Scale (MOAA/S) ile tüm hastaların sedasyon düzeylerinin kontrol değerleri kaydedildi. Hastalara hiçbir şekilde sedatif premedikasyon uygulanmadı.Hastalara kolloid sıvı (Gelafuzine, Braun; Germany) 5 ml/kg dozunda olmak üzere 15 dakika süresince yüklendi, sonrasında kolloid infüzyonu 5 ml/kg/saat doza düşürülerek idame şeklinde verilmeye devam edildi. Eş zamanlı olarak dex (Precedex® ABBOTT) içeren çalışma solüsyonu 10 dakika süre ile yüklendi. Ardından idame infüzyonuna geçilerek 10 dakika süreyle idame infüzyonu uygulandı. Dex idamesinin 10. dakikası biter bitmez santral kateterizasyon işlemi başladı. Bu esnada belirlenen idame dozunda dex verilmeye devam ediliyordu.Dex yüklemesi, idamesi ve satral kateter takılma süresince KAH, SAB, DAB, OAB, BIS, SS düzeyleri ölçülerek kaydedildi. MOAA/S skorları yukarda bahsedilen zamanlarda hesaplanarak kaydedildi.Ayrıca tüm hastaların santral kateterizasyonun her aşamasındaki sözel ve/veya hareketle olan tepkileri, ?tepki skoru? adı altında kateterizasyonunun her aşamasında hesaplanarak kaydedildi.Çalışmada modifiye ?Dixon's up and down? metodu kullanılarak dex dozu ayarlanmaları yapıldı. Dex yükleme ve idame dozlarının hastadan hastaya yükseltilip alçaltılarak verilmesi için kriter olarak tepki skoru kullanıldı. Dex yükleme dozu; ilk hastada uluslararası kabul gören en mutad doz olan 1 ?g/kg olarak tespit edildi. İdame dozu ise başlangıçta yine en mutad doz olan 0.2 ?g/kg/saat olarak seçildi. Hemodinamik ve respiratuar veriler yükleme 2.dk (T1), yükleme 5.dk (T2), yükleme 7.dk (T3), yükleme 10.dk (T4), infüzyon 5.dk (T5), infüzyon 10.dk (T6), cilt giriş (T7), jwire (T8), bisturi (T9), dilatator (T10), kateter (T11), sutür (T12) zamanlarında kaydedildi. Aynı zamanda BIS MOAA/S ve tepki skorları kaydedildi.Çalışma aşamaları süresince gözlenenebilecek olası yan etkiler (hipotansiyon, hipertansiyon, bradikardi, taşikardi, ağız kuruması, bulantı, kusma, desatürasyon, solunum depresyonu ve apne ) değerlendirilerek kaydedildi.Dex infüzyonu subklavyen kateterizasyon işlemi tamamlandıktan sonra kesildi. Tüm kateterler aynı kişi tarafından yerleştirildi.Çalışmanın bulguları SPSS 18.0 for Windows programı kullanılarak değerlendirildi. İstatistiksel analizde demografik veriler ortalama ± standart sapma şeklinde (min-max) ifade edilmek üzere frequency analizi kullanılarak mean ve median ile ve simple t test ile değerlendirildi. Tepki skorları ve yan etki profili için Ki-Kare testi kullanıldı. Ayrıca tüm hemodinamik ve respiratuar veriler ile BIS skorları grup içi değişimleri izleyebilmek amacıyla wilcoxon-matched-pair test ve sign test ile değerlendirildi.Hemodinamik ve respiratuar veriler ile BIS ve MOAA/S skorlarının birbirleri ile olan bağıntıları korelasyon testi ile değerlendirildi. Dex' in minimum etkin değeri ve optimal etkin değeri probit analizin Pearson Goodness-of-Fit Testi kullanarak hesaplandı. Dex' in ED 50, ED 80, ED 90, ED 95 değerleri hesaplandı. p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı olarak kabul edildi.Dex yüklemesinin 2. dk'sındaki (T1) kalp atım hızı değerlerinden başlayarak tüm çalışma boyunca kaydedilen kalp atım hızları kontrol kalp atım hızı değerlerinden belirgin olarak daha düşük olarak seyretmiştir (p<0.05).SAB değerleri yüklemenin 2. dk' sında (T1) bazal SAB değerlerine göre istatistiksel anlamlı yükseldi (p<0.05). Ancak dex yüklemenin 5 ve 7. dk' sındaki (T2-T3) SAB değerleri kontrol SAB değerleriyle benzer bulundu (p>0.05). Yüklemenin 10. dk'sından (T4) itibaren çalışma sonuna kadar kaydedilen diğer tüm SAB değerleri kontrol değerlerinden belirgin olarak daha düşük bulunmuştur (p<0.05)SAB değerlerinin 180 mmHg üzerine çıktığı görülen 7 olgu mevcut olsa da hipertansif epizod tedavi gerektirmeden kendiliğinden düzelebilmiştir.DAB değerleri ise tüm olgularda idame infüzyonun 5.dk'sına (T5 zamanına kadar) kadar kontrol değerlere benzer seyretmiş, ancak idame infüzyonunun 5. ve 10. dk'larında (T5-T6) kontrol değerlerinden anlamlı olarak daha düşük seyretmiştir (p<0.05). Olguların sekizinde DAB kontrol değerlerin %30 altına düşmesine rağmen bu olguların yalnızca 2 sinde 50 mmHg'nın altına düşmüştür. Bu olguların yalnızca birisinde aynı zamanda ortalama arter basıncında da düşmeyle birlikte seyreden hipotansif epizod tedavi gerektirmiştir. Bu epizod tek doz efedrinle tedavi edilebilmiştir. Olguların sekizinde de DAB değerleri kontrol değerlerin %30 üzerine çıkmış olup, bu olguların 6'sında 100 mmHg nın üzerinde seyretmiştir, Ancak diyastolik hipertansiyon epizodu ile birlikte sistolik hipertansiyonda gözlenen ve epizodun 2 dakikayı geçtiği yalnızca bir hastaya perlinganit yapılmıştır.OAB değerleri idame infüzyonun 5. dakikasından itibaren çalışma periyodu boyunca yapılan diğer tüm ölçümlerde kontrol değerlerin anlamlı olarak daha altında seyretmiştir (p<0.05). Ancak OAB değeri 60 mmHg altına inen hiçbir olgu olmazken OAB değeri 140 mmHg' nin üzerine çıkan yalnızca 3 olgu bulunmaktadır.Olguların sekizinde OAB değerleri kontrol değerlerin %30 altına inmiştir ancak bir hastada efedrin yapılması gerekmiştir. Yalnızca bir olguda kontrol değerlerin %30 üzerine çıkmıştır ve perlinganit yapılması gerekmiştir.Yirmi olguda solunum sayıları kontrol değerlerin %25 altına düşmüştür. Ancak 8 olguda solunum sayısı 8soluk/dk nın altına inmiş ve minimum 6 soluk/dk olmuştur, Bu 8 hastaya da maske ile O2 desteği (FiO2=1.0) yapılmıştır. Olguların SS değerleri 6 soluk/dk ya inen 3 olguda apne geliştiği kabul edilmiştir. Oksijen saturasyonlarının ortalama değerleri tüm ölçüm zamanlarında kontrol değerlerinin altında seyretmiştir (p<0.05). Ancak Desaturasyon sınırını geçen yani SpO2<%90 olan 7 hasta bulunmaktadır. Bu 7 hastanın 3' ünde apne gelişmiştir. Desaturasyon gelişimi yüklemenin 10. dk (T4) ile idame infüzyonlarına denk geldiği gibi kateterizasyon esnasında da görülebilmiştir.BIS değerleri tüm olgularda yüklemenin başlangıcından kateterizasyon işleminin sonuna kadar kontrol değerlerinin altında seyretmiştir (p<0.05). BIS değerleri infüzyonun 5. dakikasında (T5) 40 değerine, infüzyonun 10 dakikasında (T6) 38 değerine kadar inmiştir.MOAA/S skorları yüklemenin 2. dakikasından (T1) itibaren kontrol değerlerin altına inmiş ve tüm kateterizasyon boyunca kontrol değerlerin altında seyretmiştir (p<0.05). ASA skorlaması, yaş ve cinsiyet MOAA/S skorlarını etkilememektedir (p>0.05). BKI ile MOAA/S skorları zayıf negatif korelasyon katsayısı ile etkilenebilmektedir.Kateterizasyon aşamaları tepki skorlarının şiddetine göre en azdan en fazlaya göre sıralandığında şöyle bir sıralama elde edilmiştir.Jwire > Kateter > Dilatatör > Sütür > Cilt giriş >Bistüri (p<0.05)Diğer yayınlarda belirtildiği gibi SAB yüklemenin ilk dakikalarında geçici bir yükselme göstermişken ilerleyen dakikalarda sürekli bir azalma meydana gelmiştir. Deksmedetomidin yüklemesinin 10. dakikası onu izleyen zamanlarda DAB ve OAB da süregelen bir düşme gözlenmiştir. Ancak arter basınçlarındaki düşüşler hiçbir zaman dramatik olmamıştır. Nitekim yalnızca bir hastada efedrin kullanılmak zorunda kalınması bunun bir göstergesidir. Çalışmamızda KAH değerleride deksmedetomidin yüklemesiyle başlayan bir düşüş sergilemekle birlikte bu düşüşler yalnızca on hastada bradikardi oluşturacak kadar belirgindir. Ve yalnızca bir hastada atropin yapılması gerekmiştir.Periferik O2 saturasyonunun Dex yüklemesinin beşinci dakikasından sonra daha belirgin olarak düşmeye başladığı gözlenmiştir. En düşük SpO2 değerlerinin yüklemenin 10. dk'sı ile Dex idame infuzyonunun 5 ve 10. dakikalarına denk geldiği belirlenmiştir.Bir hastada efedrin ve 1 hastada atropin yapılma gereksiniminin olması tedavi edilmek zorunda kalınan bradikardi ve hipotansiyonun 1/50 oranında olduğunu göstermektedir. Yine üç hastada apne görülmüş olması ve sekiz hastanın oksijenize edilmek zorunda kalması her ne kadar ağrılı uyaranla solunum uyarılabiliyor olsada Dex'in farklı dozlarında respiratuar depresyon beklenebileceğini bize açıkça ifade etmektedir.Sonuçta deksmedetomidinin dramatik tedavi gerektirecek hemodinamik değişiklikler olmaksızın yaklaşık ED50 = 1.95 ?g/kg ,ED95 =2.92 ?g/kg olan yükleme dozlarında hastalarda verbal yada motor tepki olmaksızın tam analjezi ile santral venoz kateterizasyona olanak sağlayacağını söyleyebiliriz. Ancak respiratuar depresyon görülebileceği göz önünde bulundurulmalıdır ve ileride yapılacak çalışmaların daha düşük dozlarda daha uzun süreli yükleme süreleri kullanan çalışmalar olmasının daha uygun olacağı kanaatindeyiz.Öğe Nöromiyelitis optika(2014) Saritaş, Tuba Berra; Yosunkaya, Alper; Hale , Borazan; Keçecioğlu, AhmetNöromyelitis optika, nadir görülen ancak oldukça ciddi bir demiyelinizan hastalıktır. Optik sinirlerin ve spinal kordun akut ya da tekrarlayan demiyelinizan enflamasyonu ile görülür. Yirmibir yaşında, kadın hasta, akut görme kaybı, tetrapleji ve solunum arresti nedeniyle yoğun bakım ünitesine kabul edildi. Beyin omurilik sıvısında pleositoz, ve artmış protein seviyesi tespit edildi. Ig G ye bağlı oligoklonal bant formasyonu negatifti. Kraniyal manyetik rezonans görüntülemesinde periventriküler bölgede, mezensefalonda ve sol temporal lob subkortikal bölgede demyelinizasyon mevcuttu. Aynı zamanda servikomeduller bileşkeden servikal vertebra 2. seviyeye kadar uzanan demiyelinizasyon vardı. Hasta steroid ve azotiyopirin tedavisine cevap vermedi. Ancak plazmaferez olgunun kliniğinde dramatik bir iyileşme sağladı