Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
İngilizce Öğretmenliği ve İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümlerindeki öğretmen adaylarının dil öğretiminde edebiyat kullanımına ilişkin öz-yeterlik algıları
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Erdener, Songül; Ercan Demirel, Emine Eda
Bu araştırmada, İngilizce Öğretmenliği ve İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümlerinde öğrenim gören öğretmen adaylarının, dil öğretiminde edebiyat kullanımına ilişkin öz-yeterlik algıları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırmada sıralı karma yöntem kullanılmış; önce nicel, ardından nitel veriler toplanmıştır. Nicel veriler, ‘The Self-Efficacy in Literature Scale’ ile Necmettin Erbakan Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği ve Selçuk Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümlerinin 163 son sınıf öğrencisinden elde edilmiştir. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmelerle her iki bölümden 8, toplamda 16 öğretmen adayından toplanmıştır. Nicel analizde, ölçekten elde edilen veriler SPSS-21 programında analiz edilmiş; puanların normal dağılım gösterdiği Kolmogorov-Smirnov testi ile belirlenmiş ve bağımsız örneklem t-testi uygulanmıştır. Genel toplamda ve belirli alt faktörlerde bölümler ve cinsiyet arasında anlamlı farklılık bulunmazken, belirli alt faktörlerde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Her iki bölümdeki öğretmen adaylarının öz-yeterlik düzeyleri genel olarak yüksek çıkmıştır. Nitel analizde, seçilen katılımcılarla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler tematik analizle incelenmiştir. Bu bulgular, öğretmen adaylarının, edebiyatı dil öğretiminde kullanmaya yönelik algı ve deneyimlerini derinlemesine ortaya koymuş, nicel sonuçlarla birlikte araştırmanın bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesine katkı sağlamıştır. Nitel analiz bulguları, öğretmen adaylarının edebiyatı dil öğretiminde kullanmaya yönelik olumlu tutumlara ve yüksek motivasyona sahip olduklarını göstermektedir. Katılımcılar, edebi metinlerin özellikle kelime bilgisi, dil bilgisi, okuma ve yazma becerilerinin gelişimine katkı sağladığını, aynı zamanda öğrencilerin kültürel farkındalıklarını ve eleştirel düşünme becerilerini artırdığını belirtmiştir. Edebiyatın, öğrencilerin motivasyonunu yükselttiği, hayal gücünü beslediği ve öğrenme süreçlerine daha aktif katılım sağladığı vurgulanmıştır. Uygulama sürecinde materyal seçimi, ders içi entegrasyon ve öğrenciye uygun içerik geliştirme gibi alanlarda çeşitli güçlüklerle karşılaşıldığı ifade edilmiştir. Özellikle, edebi metinlerin sınıf ortamına uyarlanmasında deneyim eksikliği ve uygulama temelli derslerin yetersizliği, ELL öğretmen adaylarının en çok zorlandığı noktalar arasında yer almıştır. ELT bölümündeki öğretmen adaylarının pedagojik formasyon ve uygulama temelli dersler sayesinde edebiyatı sınıf ortamında daha etkin kullanabildikleri, ELL bölümü öğretmen adaylarının ise edebiyat bilgisinin aktarımında daha çok teorik düzeyde kaldıkları gözlemlenmiştir. Öğretmen adayları, edebiyatın dil öğretiminde işlevsel ve çok yönlü bir araç olduğunu kabul etmekle birlikte, bu potansiyelin sınıf içi uygulamalara tam anlamıyla yansıyabilmesi için pedagojik desteğe ve uygulama fırsatına ihtiyaç duyduklarını dile getirmiştir. Araştırma bulguları doğrultusunda, edebiyatın yabancı dil öğretiminde etkili ve sürdürülebilir şekilde kullanılabilmesi için öğretmen yetiştirme programlarında disiplinler arası iş birliklerinin artırılması, uygulama odaklı öğretim stratejilerinin çeşitlendirilmesi ve edebi içeriklerin öğrenci düzeyine uygun olarak seçilmesi önerilmektedir. Öğretmen adaylarının edebiyatı yabancı dil öğretiminde etkili bir araç olarak gördükleri ve yüksek düzeyde öz-yeterlik algısına sahip oldukları anlaşılmıştır. Ancak, bu yeterliklerin niteliği, öğrencilerin akademik disiplinleri ve pedagojik formasyon düzeylerine göre farklılaşmaktadır.
Diyalekt dil eğitim uygulamasının kelime öğrenimi, dil bilgisi ve okuma becerilerine etkisinin ve öğretmen görüşlerinin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Alkan Oduncu, Gül; Yıldırım, Şeyda
Bu araştırma, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) altıncı sınıf İngilizce ders kitabı ile Diyalekt mobil dil öğrenme uygulamasının, öğrencilerin dil becerileri üzerindeki etkilerini ve bu materyallerin Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı’na (ADOÇEP/CEFR) uygunluğunu çok boyutlu biçimde incelemektedir. Çalışma, karma yöntem yaklaşımı ile yürütülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Konya’daki bir devlet ortaokulunda öğrenim gören iki altıncı sınıf şubesinden toplam 41 öğrenci üzerinde yarı deneysel desen uygulanmıştır. Deney grubunda öğrenciler ders kitabına ek olarak Diyalekt uygulamasını kullanırken, kontrol grubunda yalnızca ders kitabı ile eğitim almıştır. Nicel veriler SPSS 26 yazılımı kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise hem doküman analizi hem de tematik analiz yöntemleri kullanılmıştır. Altıncı sınıf İngilizce ders kitabı ve Diyalekt uygulaması, ADOÇEP kriterlerine uygunluk açısından sistematik biçimde analiz edilmiştir. Ayrıca, Konya’daki farklı devlet okullarında görev yapan 12 İngilizce öğretmeni ile yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmış ve elde edilen veriler MaxQDA yazılımıyla tematik olarak çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, Diyalekt uygulamasının öğrencilerin dil becerileri üzerinde olumlu etkiler sağladığını; öğretmenler tarafından motive edici, özerklik geliştirici ve kullanıcı dostu bulunduğunu ortaya koymuştur. Buna karşılık, ders kitabında ADOÇEP ile tam örtüşmeyen etkinliklerin bulunduğu; Diyalekt uygulamasının ise yüksek uyum göstermesine rağmen üretim becerilerine sınırlı yer verdiği belirlenmiştir. Öğretmen görüşleri, uygulamanın güçlü yönlerini ve geliştirilmesi gereken alanlarını ortaya koyarak araştırmaya bütüncül katkılar sağlamıştır.
Matematik başarısının aile, okul ve sosyoekonomik değişkenler açısından aşamalı doğrusal modelleme (HLM) ile incelenmesi: PISA 2022 değerlendirmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Uyar, Ertuğrul; Çetin, İbrahim
PISA’nın amacı, öğrencilerin sosyal ve ekonomik hayata etkin ve tam katılımını sağlamada gerekli temel bilgi ve becerileri ne ölçüde edindiklerini değerlendirmek olup PISA 2022’de matematik okuryazarlığına odaklanılmıştır. Bu araştırmanın amacı, PISA’daki aile, okul ve sosyoekonomik durumla ilgili değişkenlerin öğrencilerin matematik başarısına etkisinin olup olmadığı ve varsa bu etkilerin düzeyini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda ilişkisel tarama modeli kullanılarak nicel türde bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, PISA 2022'ye katılan Türkiye'deki 191 okulda yer alan 15 yaşındaki 7061 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada PISA 2022 Türkiye ikincil verisi analiz edilmiştir. İkincil veriler R programlama dili kullanılarak analize hazır hale getirilmiştir. Araştırma sorularını cevaplamak üzere, öğrenci veya okul düzeyindeki etkenleri içeren 1 tanesi koşulsuz model olmak üzere 3 tane referans model ve 1 tane de nihai model olacak şekilde 4 tane model analiz edilmiştir. Analizler, jamovi yazılımındaki "GAMLj" adlı modül kullanılarak Hiyerarşik Doğrusal Modelleme (HDM) ile gerçekleştirilmiştir. Analizlerden elde edilen bulgular, tüm öğrencilerin matematik okuryazarlık puanlarının ortalamasının yaklaşık 449 olduğunu ve öğrencilerin puanları arasındaki farklılıkların yaklaşık %57’sinin okullar arasındaki bazı özelliklerdeki farklılıklardan kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Öğrencilerin okuldan önce veya sonra para kazanmak için çalışmasının matematik okuryazarlıklarını olumsuz etkilediği, buna karşın ekonomik, sosyal ve kültürel durumlarının (ESKD) iyileşmesinin olumlu bir katkı sağladığı görülmüştür. Ayrıca, devlet okullarının özel okullara kıyasla daha yüksek ortalama matematik okuryazarlığı puanlarına sahip olduğu görülmüştür. İlginç bir şekilde, bir okuldaki sosyoekonomik olarak dezavantajlı evlerden gelen öğrencilerin oranındaki artışın okulların ortalama matematik okuryazarlıkları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak, tüm öğrencilerin matematik okuryazarlığı ortalamalarında son 5-10 yıl içerisinde belirgin bir değişimin görülmediği ve okul türü, okulun bulunduğu yerleşim yeri (nüfusa göre sınıflandırılmış), öğrencilerin okuldan önce veya sonra para kazanmak için çalışması ile ESKD etkenlerinin matematik okuryazarlığındaki farklılıkları açıklamada çok önemli bir paya sahip olduğu görülmüştür. Ek olarak, çalışmadan çıkan çarpıcı sonuçlardan biri ise öğrenci düzeyindeki etkenlerin okul düzeyine taşındığında okulların ortalama matematik okuryazarlıklarındaki farklılaşmayı açıklamada çok daha etkili hale geldikleri görülmüştür. Bunlara dayanarak, gelecekteki araştırmaların üç beceri alanını bir arada ele alan bütüncül çalışmalara odaklanması önerilmektedir. Ayrıca, öğrenci, sınıf (veya öğretmen), okul ve ülke düzeylerini içeren üç veya dört düzeyli HDM araştırmalarının yürütülmesi önemli görülmektedir. Özellikle, sosyoekonomik durumun ötesine geçilerek kültürel etkenleri okul, ilçe, şehir ve ülke vb. farklı düzeylerde ele alan araştırmalar önerilmektedir. Bu bağlamda, daha kapsamlı bir bakış açısı elde edebilmek için aynı etkenin farklı düzeylerdeki etkilerinin birlikte incelenmesi önerilmektedir. Ayrıca, devlet ile özel okullar arasındaki dengenin son 10-12 yılda önemli bir değişim göstermesindeki nedenleri farklı boyutlarıyla ele alan HDM istatistiğiyle veya karma araştırma türünde detaylı araştırmaların yapılması önerilmektedir. Son olarak, ortaöğretime geçişte ikametgâha dayalı yerleştirme sisteminin yerine ya da yanında okullarda öğrencilerin ESKD’leri bakımından dağılımlarını dikkate alan alternatif yerleştirme süreçlerinin geliştirilmesi önerilmektedir.
Matematiksel uzamsal kavramların problem bağlamında incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Yıldırım, Goncagül; Yavuz, Ayşe
Bu araştırmanın amacı, zihnin uzamsal alışkanlıklarının alt bileşenlerinden biri olan matematiksel uzamsal kavramların ortaokul matematik öğretimindeki rolünü problem bağlamında incelemek ve öğrencilerin bu kavramlara ilişkin problem çözme başarılarını ve öğretmenlerin söz konusu kavramları değerlendirme biçimlerini ortaya koymaktır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseniyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada çalışma grubunu, 5, 6, 7 ve 8. sınıf düzeylerinde öğrenim gören toplam 94 öğrenci ile farklı okul kademelerinde görev yapmakta olan 44 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler; öğretmenlere uygulanan matematiksel uzamsal kavram formu, yarı yapılandırılmış görüşme soruları ve öğrencilere uygulanan başarı testi aracılığıyla toplanmıştır. Öğretmen görüşleri içerik analiziyle, öğrenci test verileri ise içerik ve frekans analizleri yoluyla çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin uzamsal kavramlara ilişkin algılarında özellikle sayı doğrusu, koordinat sistemi, simetri, prizma ve dönüşüm gibi kavramların öne çıktığı belirlenmiştir. Uzamsal kavramların çoğunlukla geometri öğrenme alanı ile ilişkilendirilmesine rağmen; sayı, cebir ve ölçme gibi diğer öğrenme alanlarıyla da ilişkili olarak değerlendirildiği görülmüştür. Öğretmenlerin bu kavramları tanımlarken sıklıkla zihinsel canlandırma, üç boyutlu düşünme ve problem çözme süreçlerine vurgu yaptıkları tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretim sürecinde en sık kullanılan yöntemlerin somut materyaller, görsel araçlar ve dijital teknolojiler olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin başarı testi verileri incelendiğinde zihinsel döndürme, şekil tamamlama ve çok boyutlu yapıların yorumlanması gibi alanlarda başarı düzeylerinin soruların bağlamına, temsil türüne ve zorluk derecesine göre anlamlı biçimde değişiklik gösterdiği görülmüştür. Özellikle çok aşamalı işlem gerektiren, soyut kavramlar içeren ve görsel temsil barındıran problemlerin öğrenciler tarafından daha zorlayıcı bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca zihinsel canlandırma ve uzamsal yönelim gerektiren görevlerde hata oranlarının yükseldiği, öğrencilerin strateji belirlemede ve süreci yapılandırmada zorlandıkları saptanmıştır. Sonuç olarak bu araştırma; matematiksel uzamsal kavramların öğretiminde yalnızca içerik temelli değil aynı zamanda görsel, zihinsel ve somut temsillere dayalı çok yönlü stratejilere ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Öğrenci ve öğretmen bulguları birlikte değerlendirildiğinde ise uzamsal düşünmenin problem çözme süreçlerine etkisinin hem bilişsel hem de pedagojik açıdan dikkate alınması gerektiği ortaya çıkmıştır.
Tarım sektöründe göçmen iş gücü ve kırsal kalkınma ilişkisi üzerine bir araştırma
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Koç, Şerife; Mercan, Birol; Nurdinova, Shoirakhon
Küreselleşme sürecinin hızlanması ile iç göç ve uluslararası göç hareketleri, tarım sektörünün iş gücü yapısını değiştirmiştir. Özellikle genç nüfusun kırsal alanlardan kentlere göç etmesi sonucunda bu alanlarda yaşlı nüfus artmış ve iş gücü arzı azalmıştır. Demografik değişim, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, niteliksiz göçmen iş gücüne yönelik talebi önemli ölçüde artırmıştır. Bu bağlamda araştırmanın amacı, göçmen iş gücünün kırsal kalkınma üzerindeki etkisini test etmektir. Bu etkiyi tespit etmek için sıralı karma araştırma deseni benimsenmiştir. Araştırmanın konusuna yönelik örneklemin belirlenmesinde uluslararası göçmen işçilerin yoğunlaştığı alanlar dikkate alınmıştır. Göçmen iş gücünün en çok tercih ettiği yerler arasında OECD ülkeleri bulunmaktadır. Bu doğrultuda çalışma, en geniş veri setine erişilen (2006-2020) 17 OECD ülkesini kapsamaktadır. Analizde kırsal kalkınmayı temsilen tarımsal katma değer verisi bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler ise kırsalda çalışan göçmen işçi oranı, tarımsal net sermaye stoku, gübre tüketimi ve ekilebilir arazi olarak alınmıştır. Söz konusu veri seti kullanılarak, araştırmanın temel amacını test etmek üzere dinamik panel veri analizi gerçekleştirilmiştir. Analizde kırsalda çalışan göçmen işçi oranı, gübre tüketimi, tarımsal net sermaye stoku ve ekilebilir arazinin tarımsal katma değer üzerindeki etkisi sınanmıştır. Analizden elde edilen bulgularda, göçmen işçiler, gübre tüketimi, tarımsal net sermaye stoku ve ekilebilir arazinin önemli kaynaklar olduğu ve OECD ülkelerinde verimlilik artışlarına anlamlı bir katkı sağladığı görülmüştür. OECD ülkeleri arasında en çok göç alan ülkelerden birisi Türkiye’dir. Türkiye özelinde hazırlanmış araştırmanın amacına yönelik veri seti bulunmaması, bu araştırmayı sınırlandırmaktadır. Hem araştırmanın sınırını genişletmek hem de makro veriler ile yapılan analizlerden erişilemeyen daha ayrıntılı bilgilere ulaşmak amacıyla ölçek geliştirme yoluna gidilmiştir. Bu kapsamda TR52 (Konya-Karaman) bölgesi kapsamında tarımsal işletmelerin göçmen iş gücü algısına yönelik geçerli ve güvenilir ölçek geliştirilmiştir. Ölçeği oluşturan faktörler; ürün ve pazar çeşitliliği, ikame ve tamamlayıcılık, bilgi transferi ve teknoloji kullanımı ile maliyetler olarak etiketlendirilmiştir. Araştırmaya yönelik diğer bulgulara göre, göçmen iş gücü çalıştıran tarımsal işletmelerin işçi sayısı, üretim oranı ve kârlarında bir önceki döneme göre artış olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, tarımsal işletmelerin göçmen iş gücü algısı ölçeği ve anket soruları ile makro analizlerle erişilmesi mümkün olmayan bilgilere ulaşılmıştır. Tarımsal işletmelerin göçmen iş gücü algısına yönelik ölçek bulguları, dinamik panel veri analizinin sonuçlarını destekler niteliktedir. Bu bağlamda, çalışmada hem dinamik panel veri yöntemi ile makro düzeyde analiz yapılması hem de özgün bir ölçek geliştirme çalışmasının yürütülmesi, araştırmanın önemini ve özgünlüğünü pekiştirmektedir.




















