Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli öğrencilerin akran zorbalığı ile baş etmesinde sosyal öykülerin etkililiği
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Çetinkaya, Filiz; Atbaşı, Zehra
Bu çalışmada amaç kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli öğrencilerin akran zorbalığı ile baş etmesinde sosyal öykülerin etkililiğini incelemektir. Çalışma kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli biri erkek 2’si kız olmak üzere üç dördüncü sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Çalışmanın öğrenci belirleme aşamasında “Kaynaştırma Eğitimine Devam Eden I. ve II. Kademede Öğrenim Gören Özel Gereksinimli Öğrencilerin Okul Ortamlarında Maruz Kaldıkları Zorba Davranışların Belirlenmesi: Öğretmen Formu ve Ebeveyn Formu” kullanılmıştır. Bu kapsam da formdan elde edilen veriler SPSS 24 ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında öncelikle 203 kaynaştırma öğrencisi taranmış, belirlenen ölçütleri karşılayan ve akran zorbalığına en yüksek düzeyde maruz kalan üç öğrenci çalışma grubuna dahil edilmiştir. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Bu çalışmada tek denekle araştırma yöntemlerinden denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın bağımlı değişkeni akran zorbalığıyla baş etme becerisi bilgi düzeyinde öğretilmesi ; öğrencinin kendisine yöneltilen zorbalık senaryosu karşısında sırasıyla "dur" deme, “ortamdan uzaklaşma” ve “güvenilir bir yetişkine durumu bildirme” basamaklarını doğru biçimde gerçekleştirme bilgi düzeyidir. Bağımsız değişkeni ise kullanılacak olan müdahale yöntemleridir. Bu araştırmanın bağımsız değişkeni sosyal öykülerdir. Başlama düzeyi, uygulama oturumları, silikleştirme ve izleme oturumları grafiksel analiz ile analiz edilmiştir. Genelleme oturumda ise sütun grafiği tercih edilmiştir. Kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli öğrencilerin sosyal öykü kullanımı ile akran zorbalığıyla baş etmede becerisinin bilgi düzeyinde öğretilmesinde 3 öğrencide de etkili olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda uygulama sona erdikten 7 ve 14 gün sonra da öğrencilerin edindikleri bilgileri korudukları kaydedilmiştir.
İşitme engelli öğrencilerin özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumlarının incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Seval, Fatma; Atbaşı, Zehra
Bu araştırmanın amacı, işitme yetersizliği bulunan öğrencilerin zihinsel yetersizliği ve/veya otizmi olan özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumlarını, sosyal kabul düzeylerini ve bu tutumların okul yaşamındaki etkileşim örüntüleri içinde nasıl biçimlendiğini incelemektir. Araştırma nitel araştırma yaklaşımıyla yürütülmüş; veriler işitme yetersizliği bulunan öğrenciler, öğretmenler ve okul yardımcı personeliyle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma verileri nitel veri analizi yazılımı kullanılarak tematik analiz yoluyla çözümlenmiş; elde edilen kodlar bilişsel, duyuşsal, davranışsal, iletişimsel ve kurumsal boyutlar altında değerlendirilmiştir. Bulgular, işitme yetersizliği bulunan öğrencilerin özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumlarının tek yönlü ve sabit bir yapı göstermediğini ortaya koymuştur. Öğrencilerde iletişim kuramama, işaret dili eksikliği, davranışsal belirsizlik, zarar görme korkusu ve sosyal mesafe belirginleşirken; merhamet, yardım etme, koruma ve akran desteği gibi olumlu eğilimlerin de bulunduğu görülmüştür. Bazı öğrencilerin zihinsel yetersizliği olan akranlarını “anlamayan” veya “yapamayan” bireyler olarak konumlandırması, özel gereksinimli öğrenciler arasında örtük bir hiyerarşik algının oluşabildiğini göstermektedir. Buna karşılık akran liderliği, öğretmen yönlendirmesi, yardımcı personel arabuluculuğu ve ortak sosyal etkinliklerin sosyal kabulü artırma potansiyeli taşıdığı belirlenmiştir. Sonuç olarak araştırma, kapsayıcı eğitimin yalnızca farklı öğrencilerin aynı okul ortamında bulunmasıyla sınırlı olmadığını; öğrencilerin birbirlerini tanıyabilecekleri, güvenli biçimde etkileşime girebilecekleri ve ortak deneyimler geliştirebilecekleri yapılandırılmış sosyal ortamların gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda çapraz engel farkındalığı çalışmaları, temel ortak iletişim uygulamaları, akran rehberliği, gözetimli oyun etkinlikleri ve tüm okul personelini kapsayan destekleyici eğitimlerin sosyal kabulü güçlendirebileceği düşünülmektedir.
Erken çocukluk döneminde dil ve konuşma bozukluğu olan çocuklarda görülen problem davranışlar ve bu problem davranışların işlevi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Aykul, Fatma Nur; Atbaşı, Zehra
Bu araştırmada, okul öncesi dönemde (3-6 yaş) dil ve konuşma bozukluğu (DKB) olan çocukların ev, okul ve klinik ortamlarında sergiledikleri problem davranışlar ile bu davranışların arkasındaki asıl nedenler; aile, öğretmen ve terapistlerin görüşleri alınarak incelenmiştir. Literatürde bu alandaki çalışmaların genellikle tek bir paydaşın görüşüyle sınırlı kaldığı görülmektedir; bu çalışma ise aile, öğretmen ve terapist perspektiflerini eş zamanlı olarak bir araya getirerek alandaki bu temel eksikliği kapatmayı hedeflemektedir. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yöntemiyle yürütülmüştür. Amaçlı örnekleme yoluyla ulaşılan ve 2025- 2026 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde Ordu’nun Altınordu ilçesinde yaşayan/görev yapan 23 aile, 10 öğretmen ve 13 dil ve konuşma terapisti (DKT) olmak üzere toplam 46 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler, tematik analiz yaklaşımı ve Uygulamalı Davranış Analizi (UDA) ilkeleri çerçevesinde çözümlenmiştir. Analizler sonucunda veriler; (1) Problem Davranışlar, (2) Problem Davranışların İşlevleri ve (3) Demografik Değişkenlere Göre Farklılıklar olmak üzere üç ana tema ve bu temaları destekleyen 12 alt tema altında toplanmıştır. Katılımcıların aktarımlarına göre en yaygın problem davranış, ev ortamında öne çıkan öfke nöbetleridir; klinik ortamda ise yüksek bir oranla görevden kaçınma ve sorumluluk reddi eğilimleri baş göstermektedir. İşlevsel davranışsal değerlendirme verileri ise bu davranışların arkasında; sosyal ilgi/dikkat çekme, nesne ya da etkinliğe erişim, kaçma/kaçınma, duyusal uyarı edinme ve iletişim güçlüğüne dayalı belirsiz işlevler olduğunu ortaya koymuştur. Çocukların kelime üretememekten kaynaklanan çaresizlik anlarında; evde daha çok dikkat çekme ve nesneye ulaşma yollarını aradıkları, klinik ve okul gibi yapılandırılmış ortamlarda ise dilsel ağırlığı olan görevlerden kaçmaya çalıştıkları görülmektedir. Ayrıca, kendini ifade edememenin yarattığı hayal kırıklığı ve yanlış anlaşılma korkusu, tüm katılımcı grupları tarafından yüksek oranlarla iletişim güçlüğüne bağlı birincil geri çekilme nedeni olarak doğrulanmıştır. Araştırmada elde edilen bir diğer bulgu, problem davranışların yaşa bağlı olarak dinamik bir gelişimsel değişim sergilemesidir. Araştırma bulgularına göre çocuklar 3 yaşındayken en yalın ve bedensel haliyle "kendine zarar verme/başını vurma" davranışları gösterirken, 5-6 yaşa gelindiğinde bu durum sosyal izolasyona, regresif (gerileyici) bir sorumluluk reddine ve tepkisel alt ıslatmaya dönüşmektedir. Dil güçlüğü doğrudan doğruya kendini anlatamamaya bağlı yoğun fiziksel tepkileri beslemekte ve yaş ilerledikçe çocuğun öz saygısı üzerinde kronik bir baskı oluşturmaktadır. Diğer taraftan, yetişkinlerin kişisel profili de çocuğun davranışını yorumlama biçimini kökten değiştirmektedir. Aynı davranış düşük eğitimli ebeveynler tarafından "uygunsuz dikkat çekme davranışları", kıdemli öğretmenler tarafından "sınır ihlali", terapistler tarafından ise bilinçli bir "kaçış stratejisi" olarak okunmaktadır. Annelerin yaşadığı tükenmişlik hissi tutarsız sınırlar koymalarına yol açarken, kriz tırmanmasın diye taviz vermeleri davranışları pekiştirmektedir. Büyükanne ya da bakıcıların çatışmadan kaçınmak için başvurduğu tuvalet eğitimi almış çocuğa yeniden bez bağlama gibi kısa vadeli kolaylıklar ise çocuğun gelişimsel kazanımlarını geriye götürmektedir. Araştırma sonuçları, DKB olan çocuklardaki problem davranışların dil güçlüğünün tesadüfi bir sonucu olmadığını; çocuğun yaşına ve çevresindeki yetişkinlerin tutumlarına göre şekillenen ortama duyarlı birer strateji olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, geliştirilecek müdahalelerin sadece görünen davranışın biçimine değil, o davranışın yapıldığı ortama ve üstlendiği işleve odaklanan çok disiplinli bir yapıda tasarlanması gerekmektedir.
7-11 yaş grubu judoculara, fonksiyonel spor ekipmanları ile uygulanan antrenmanların EUROFIT Test Bataryası üzerine etkisi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Aydoğdu, Arife Kübra; Biçer, Mürsel
Bu araştırmanın amacı, 7–11 yaş grubu erkek ve kız judocu çocuklarda sekiz hafta boyunca fonksiyonel spor ekipmanları ile uygulanan antrenmanların EUROFIT Test Bataryası üzerine etkisini belirlemektir. Araştırma, Konya DSİ Kulübünde düzenli olarak judo antrenmanlarına katılan toplam 44 erkek ve kız judocu çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan sporcular rastgele yöntemle, deney grubu (DG = 22) ve kontrol grubu (KG = 22) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Deney grubundaki sporcular, haftada 3 gün gerçekleştirilen judo antrenmanları içerisinde fonksiyonel spor ekipmanlarıyla desteklenen antrenman programına katılmıştır. Kontrol grubundaki sporcular ise haftada 3 gün yalnızca standart judo antrenmanlarına devam etmiştir. 8 hafta sürmüş olan antrenman programının öncesinde ve sonrasında EUROFIT Test Bataryası (Flamingo Denge Testi, Disklere Dokunma Testi, Otur-Eriş Testi, Durarak Uzun Atlama Testi, El Kavrama Kuvveti Testi, 30 Saniye Mekik Testi, Bükülü Kolla Asılı Kalma Testi, 10×5 m Mekik Koşusu Testi ve 20 m Mekik Koşusu Testi) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde JASP istatistik paket programı kullanılmıştır. Normallik varsayımları test edildikten sonra, tek grup eşleştirilmiş testler için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, ikili karşılaştırmalar için ise Mann– Whitney U Testi kullanılmıştır. Tüm verilerin değerlendirilmesinde anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın sonunda ön test ve son test değerleri değerlendirildiğinde, deney grubunda tüm motorik ve fiziksel uygunluk parametrelerinde anlamlı gelişim olduğu belirlenmiştir (p < .05). Kontrol grubunda ise yalnızca 10×5 m Mekik Koşusu, 30 Saniye Mekik, Sol El Kavrama Kuvveti, Disklere Dokunma, Bükülü Kolla Asılı Kalma ve Otur-Eriş testlerinde anlamlı farklılık saptanmıştır (p < .05). Gruplar arası karşılaştırmalarda, ön testte 10×5 m Mekik Koşusu, 30 Saniye Mekik, Durarak Uzun Atlama, Bükülü Kolla Asılı Kalma ve Otur-Eriş testlerinde anlamlı farklılıklar belirlenmiştir (p < .05). Son test değerlendirmelerinde ise deney grubu 10×5 m Mekik Koşusu, 20 m Mekik Koşusu, 30 Saniye Mekik, Durarak Uzun Atlama, Flamingo Denge, Bükülü Kolla Asılı Kalma ve Otur-Eriş testlerinde kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha iyi sonuçlar elde ettiği belirlenmiştir (p < .05). Pençe kuvveti ve Disklere Dokunma testlerinde ise gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır (p > .05). Sonuç olarak, sekiz haftalık judo antrenmanlarının içerisinde fonksiyonel spor ekipmanları ile uygulanan antrenmanların, 7–11 yaş grubu erkek ve kız judocu çocukların EUROFIT Test Bataryası performanslarının gelişimine katkı sağlayabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Klasik gitar öğrencilerinin bireysel çalgı tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi (Konya ili örneği)
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Tosun, Beytullah; Güçlü, Onur
Araştırmanın çalışma grubunu, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Programında öğrenim gören bireysel çalgısı klasik gitar olan 12 öğrenci ile Konya Çimento Güzel Sanatlar Lisesinde öğrenim gören bireysel çalgısı klasik gitar olan 10 öğrenci olmak üzere toplam 22 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veriler, Girgin (2015) tarafından geliştirilen “Bireysel Çalgı Dersi Tükenmişlik Ölçeği” kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS paket programından yararlanılmış; frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Verilerin normal dağılım göstermemesi nedeniyle tükenmişlik düzeylerinin incelenmesinde Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda klasik gitar öğrencilerinin bireysel çalgı dersine yönelik tükenmişlik düzeylerinin oldukça düşük olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin ölçekten aldıkları toplam puan ortalaması 61,14, madde ortalaması ise 1,70 olarak bulunmuştur. Bu sonuç, öğrencilerin bireysel çalgı dersine yönelik tükenmişlik ifadelerine genel olarak “Hiç Katılmıyorum” düzeyinde yanıt verdiklerini göstermektedir. Araştırmada öğrencilerin bireysel çalgı dersine yönelik tükenmişlik düzeyleri ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Benzer şekilde okul türü değişkeni açısından da Konya Çimento Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri ile Necmettin Erbakan Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Programı öğrencilerinin tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Buna karşın öğrencilerin bireysel çalgı dersine yönelik tükenmişlik düzeylerinin sınıf düzeyi değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Sıra ortalamaları incelendiğinde en yüksek tükenmişlik düzeyinin üçüncü sınıf öğrencilerinde, en düşük tükenmişlik düzeyinin ise dördüncü sınıf öğrencilerinde olduğu belirlenmiştir.




















