Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Üniversite öğrencilerinin dijital okuryazarlık düzeylerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerine ve kariyer uyum yeteneklerine etkisi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Kocaoğlu, Özlem; Ertürk, Ebru
Okuryazarlığın teknolojik boyutu olan dijital okuryazarlık, eğitimin okul binaları ve belirli yaş aralıklarıyla sınırlı kalmayıp beşikten mezara devam eden bir gelişim süreci olarak tanımlanan yaşam boyu öğrenme paradigmasını besleyen bir unsurdur. Her iki kavram da üniversite öğrencilerinin bireysel ve akademik gelişiminde hayati bir öneme sahiptir. Dijital dünyada bilgiyi etkin bir şekilde yönetebilen ve sürekli öğrenmeyi içselleştiren üniversite öğrencileri, kariyer yolculuklarında karşılaştıkları değişimlere karşı daha dirençli ve adaptasyon kabiliyeti yüksek bir profil sergileyerek, kariyer uyum yeteneklerinin gelişimine de katkı sağlamaktadırlar. Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin dijital okuryazarlık düzeylerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve kariyer uyum yetenekleri üzerindeki etkisini inceleyerek literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde öğrenim görmekte olan lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Nicel araştırma yönteminin benimsendiği çalışmada veriler; “Dijital Okuryazarlık Ölçeği”, “Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimi Ölçeği” ve “Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği” kullanılarak anket tekniğiyle 412 öğrenciden toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde SPSS 22 ve AMOS 24 programları kullanılmış ve betimsel istatistiklerin yanı sıra, korelasyon ve regresyon analizlerinden ve fark testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; öğrencilerin dijital okuryazarlık düzeylerinin, yaşam boyu öğrenme eğilimlerini ve kariyer uyum yeteneklerini pozitif yönde ve anlamlı düzeyde etkilediği görülmektedir. Bu bağlamda bir öğrencinin dijital teknolojileri teknik olarak kullanma becerisi ne kadar gelişirse, değişen koşullara uyum sağlama (kariyer uyumu) ve sürekli yeni bilgiler edinme (yaşam boyu öğrenme) kapasitesi de o oranda artmaktadır.
Türkiye’de büyükşehir belediyelerinin krize dayanıklılığı: Konya Büyükşehir Belediyesi örneği
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Kutlu, Sadullah; Sevinç, İsmail
Pandemilerden doğal afetlere kadar uzanan krizlerin sıklığının ve karmaşıklığının arttığı bir çağda, kentsel yönetişim sistemlerinin dayanıklılığı, küresel ölçekte kritik bir mesele haline gelmiştir. Çok sayıda tehlikeye karşı oldukça hassas bir ülke olan Türkiye'de, büyükşehir belediyeleri bu zorlukların yönetiminde ön saflarda yer almakta ve yalnızca acil müdahale ile değil, aynı zamanda uzun vadeli kentsel dayanıklılık inşa etme göreviyle de karşı karşıyadır. Ancak, belediyelerin kriz yönetimini düzenleyen yasal çerçeveler (örneğin 5216 sayılı Kanun) ile sahadaki operasyonel kapasite arasında, 6 Şubat 2023'teki yıkıcı depremler gibi son olayların da ortaya koyduğu önemli bir boşluk bulunmaktadır. Bu doktora tezi, Konya Büyükşehir Belediyesi'ni (KBB) derinlemesine bir vaka çalışması olarak kullanarak, Türkiye'deki büyükşehir belediyelerinin krize dayanıklılık kapasitesini kapsamlı bir şekilde analiz etmeyi ve değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Nitel bir araştırma deseni kullanan bu çalışma, 30 büyükşehir belediyesinin kurumsal çerçevelerine yönelik karşılaştırmalı bir analizi, Konya üzerine detaylı bir vaka çalışmasıyla birleştirmektedir. Analiz, stratejik planlara, yasal belgelere, resmî raporlara ve performans programlarına dayanmakta olup; kurumsal teori ve çok düzeyli yönetişimi bütünleştiren teorik bir perspektifle yorumlanmaktadır. Araştırma, kriz yönetimi altyapısına yaptığı stratejik yatırımlar ve 2023 depremleri sırasındaki önemli destekleyici rolüyle dikkat çeken KBB'nin, resmî planlarını işlevsel dayanıklılığa nasıl dönüştürdüğünü incelemektedir. Çalışma, KBB'nin Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) aracılığıyla kurumsal tasarımını, Hatay iline yaptığı yardımlar gibi ulusal acil durumlardaki koordinasyon mekanizmalarını, kuraklık ve deprem gibi tehlikelere yönelik risk değerlendirme kabiliyetlerini ve Sendai Çerçevesi gibi ulusal ve küresel çerçevelerle stratejik uyumunu ele almaktadır. Bulgular, Konya gibi belediyelerin lojistik kapasite ve belediyeler arası dayanışma konularında önemli güçlükler sergilemesine rağmen; standartlaştırılmış kurumsal modeller, kaynak tahsisi ve dayanıklılığın kentsel planlamanın tüm yönlerine tam entegrasyonu ile ilgili zorlukların devam ettiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak bu tez, Türkiye'deki büyükşehir belediyelerinin yasal, kurumsal ve finansal kapasitelerini güçlendirmeyi amaçlayan ve daha uyarlanabilir, koordineli ve proaktif kentsel kriz yönetimi sistemleri inşa etmek için bir model sunan, eyleme dönüştürülebilir politika önerileriyle katkıda bulunmaktadır.
Türk sinemasında klasik Türk müziğinin kullanımı: tarihi ve estetik bir inceleme
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Özalp, Hatice Güsün; Kurubaş, Burak
Bu araştırmada, klasik Türk müziğinin Türk sinemasında konumu ve anlatıdaki işlevleri tarihsel ve estetik bir çerçevede incelenmiştir. Araştırmada, Türk sinemasının erken sesli döneminden itibaren görsel anlatıyı destekleyen müzikal öğelerin –özellikle de klasik Türk müziği repertuvarının– sinemadaki işitsel estetiğe, sahne atmosferine, karakter inşasına, dramatik yapı ve seyirciyle kurulan duygusal ilişkiye yansımasının ortaya koyulması amaçlanmıştır. Türk sineması, özellikle 1930’lardan itibaren müzikle güçlü bir etkileşim kurmuş ve bu birliktelik zamanla hem sinema estetiğini hem de toplumsal belleği biçimlendirmiştir. Bu etkileşimde klasik Türk müziği yalnızca bir fon müziği değil, aynı zamanda bir anlatı unsuru, kültürel aktarıcı ve toplumsal hafızanın taşıyıcısı olarak rol almıştır. Bu bağlamda sinemada kullanılan müziklerin analizi hem sanatsal hem de sosyolojik bakımdan büyük önem taşımaktadır. Araştırma nitel bir yaklaşımla yürütülmüş; literatür taramasına dayalı doküman incelemesi yapılmış ve erken sesli dönemden Yeşilçam'ın yoğun üretim yıllarına uzanan süreçte klasik Türk müziğinin belirgin kullanıldığı temsil gücü yüksek seçili filmler üzerinde görsel-işitsel içerik analizi uygulanmıştır. Odak, 1930-1970 aralığında klasik repertuvarın film diliyle bütünleştiği pratiklerdir; 1980 sonrası arabesk-pop baskınlığı ve 2000 sonrası dijitalleşme ise karşılaştırmalı örneklerle tartışılmıştır. Bulgular, klasik Türk müziğinin filmde yalnızca fon olarak değil, mekânları ve karakterleri işitsel olarak kodlayan, kimlik ve kültürel bellek üreten bir anlatım aracı olarak işlediğini göstermektedir. Makamduygu ilişkisi özellikle melodramlarda karakterlerin bastırılmış duygularını görünür kılan bir iç monolog diline dönüşürken, kanto ve longa gibi formlar komedi ve eğlence sahnelerinde hem ritmi hem de sınıfsal-kültürel atmosferi kurmaktadır. Tanıdık repertuvar, seyircinin filmle kurduğu duygusal bağı güçlendirerek izleme deneyimini bellek üzerinden yoğunlaştırmıştır. Araştırma sonucunda, klasik Türk müziğinin bazı dönemlerde etkisini kaybetse de özellikle 1930-1970 arası dönemde Türk sinemasında kültürel aktarımın taşıyıcısı ve sinema anlatısının işitsel omurgası olarak belirleyici bir konuma sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Sinemada kadın bedeninin ve kimliğinin teknolojik dönüşümü
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Onurlucan, Ömür; Berk, Mustafa Evren
Feminizmin tarihsel dönüşümü ve bu dönüşümün sinemadaki temsilleri, toplumsal cinsiyet ilişkilerinin kültürel üretim alanlarında nasıl kurulduğunu anlamak açısından önemli bir inceleme alanı sunmaktadır. Feminist düşünce yalnızca kadın haklarına yönelik bir mücadele alanı değil; aynı zamanda özne, beden, kimlik ve teknoloji kavrayışlarını yeniden değerlendiren çok katmanlı bir kuramsal çerçeve olarak ele alınmaktadır. Bu bağlamda araştırma, birinci dalgadan beşinci dalgaya uzanan feminist kuramsal çeşitliliği temel almakta ve liberal, radikal, Marksist, sosyalist, siyah, postmodern, queer, kesişimsel, dijital ve xenofeminist yaklaşımların sinemasal metinlerde hangi anlatısal ve söylemsel stratejiler aracılığıyla görünürlük kazandığını incelemektedir. Araştırmada nitel yöntem benimsenmiş; film anlatılarında yer alan diyaloglar, karakter konumlanışları ve ideolojik söylemler Teun A. van Dijk’in eleştirel söylem analizi yaklaşımı doğrultusunda değerlendirilmiştir. Bununla birlikte filmlerde yer alan görsel göstergeler, semboller ve anlatı yapıları Roland Barthes’ın göstergebilimsel yaklaşımı çerçevesinde çözümlenmiştir. Bulgular, feminist dalgaların sinemada yalnızca tematik içerik düzeyinde değil, aynı zamanda anlatı yapısı, karakter temsilleri ve ideolojik söylemler açısından da önemli dönüşümler yarattığını ortaya koymaktadır. Birinci dalga feminizm döneminde filmler kadınların hukuki eşitlik, yurttaşlık ve siyasal temsil taleplerini görünür kılan anlatılar üretirken; ikinci dalga feminizm patriyarkal iktidar ilişkileri, ev içi emek, kadın bedeni ve toplumsal cinsiyet rollerine yönelik eleştirileri sinemasal anlatının merkezine taşımaktadır. Üçüncü dalga feminizm ise kimlik, farklılık ve temsil tartışmalarını öne çıkararak ırk, sınıf ve cinsel kimlik gibi çoklu baskı biçimlerini görünür kılmaktadır. Dijitalleşme ve teknolojik dönüşümlerle birlikte gelişen çağdaş feminist yaklaşımlar ise posthüman özne, dijital kültür ve teknoloji ile toplumsal cinsiyet ilişkileri arasındaki bağlantıları sinemasal anlatıların önemli xxi temaları hâline getirmektedir. Bu bulgular, feminizmin tarihsel evriminin sinema aracılığıyla çok katmanlı ve dinamik bir biçimde izlenebildiğini göstermektedir.
Okul öncesi eğitim mekanlarında işitsel peyzaj algısının kullanıcı odaklı değerlendirilmesi: Diyarbakır örneği
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Erzurum Sonuç, Eda Nur; Dereli, Mustafa; Çakır Aydın, Derya
Eğitim yapıları, çocukların gelişiminde yalnızca bilişsel öğrenmenin gerçekleştiği alanlar değil, aynı zamanda sosyal ve duygusal gelişimin de biçimlendiği yaşamsal mekânlardır. Bu nedenle, bu yapıların sunduğu çevresel koşullardan özellikle de işitsel ortamın bireylerin gelişim süreçleri üzerindeki etkilerinin çok yönlü olarak değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitim yapılarında işitsel çevrenin kullanıcılar üzerindeki etkilerini hem nesnel akustik ölçümler hem de öznel algısal değerlendirmeler aracılığıyla incelemektir. Bu doğrultuda, eğitim ortamlarının fiziksel ve psikolojik açıdan destekleyici nitelikteki işitsel özelliklerinin belirlenmesi ve anaokulu mekânlarında akustik konforun iyileştirilmesine yönelik farkındalık oluşturulması hedeflenmiştir. Araştırmanın kapsamı, Diyarbakır ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı üç bağımsız anaokulunu içermektedir. Çalışmada açık mekân olarak okul bahçesi; iç mekânlar olarak ise sınıflar, yemekhane, çok amaçlı salon, giriş fuayesi ve koridorlar incelenmiştir. Çalışma hem nitel hem de nicel veri toplama yöntemleriyle yürütülmüştür. Nitel veriler, işitme problemi bulunmayan öğretmen, idari personel ve yardımcı personelden görüşme ve anket aracılığıyla elde edilmiştir. Nicel veriler ise hacim akustiği ölçümleri ve binaural ses kayıtları üzerinden toplanmıştır. Elde edilen bulgular eğitim ortamlarında yalnızca gürültü düzeyinin değil, aynı zamanda sesin niteliği ve bireyler tarafından algılanma biçiminin de fiziksel çevre düzenlemelerinde dikkate alınması gereken önemli bir parametre olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda araştırma, anaokullarının akustik çevresinin iyileştirilmesine katkı sunmayı ve eğitim yapılarında işitsel peyzaj konusunda farkındalığı artırmayı hedeflemektedir.




















