Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Antik Mısır'da dinî bir otorite olarak firavunun tanrısallığı
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Karagülle Çifçi, Meryem; Aras, Ahmet
Antik Mısır’da, ilk hanedanlarını tanrıların oluşturduğuna inanılan kutsal bir krallık öğretisi mevcuttur. Bu anlayışa göre krallık, köklerini tanrıların ilahi yönetiminden almakta; krallığın dinî ve siyasi otoritesi olarak kabul edilen firavunlar ise bu ilahi kökene dayandırılarak tanrısal bir meşruiyetle donatılmıştır. Tanrı soyundan geldiğine inanılan firavunlar, bir yandan mitolojik soya ilişkin anlatılar aracılığıyla ilahi silsileye dahil edilirken diğer yandan kutsal krallığın kendilerine yüklediği misyon gereği Güneş Tanrısı Re’nin oğlu olarak görülmüştür. Firavunun, ülkeyi yönetirken Tanrı Horus’un yeryüzündeki tezahürü olduğuna, ölümünden sonra ise yeraltı dünyasının hâkimi Tanrı Osiris’e dönüştüğüne inanılmıştır. Böylelikle Re’nin Oğlu olarak ilahi bir soydan geldiği kabul edilen firavun, Horus’un bedensel yansıması sayılmak suretiyle dünyevi iktidarı; Osiris’e dönüşmesiyle de uhrevi iktidarı temsil etmiştir. Dünyevi iktidarını sürdüren firavunun bu konumunu en güçlü biçimde pekiştiren unsur, ilahi düzen ve yasa anlamına gelen Maat’ın koruyucusu olma vasfıdır. Düzenin sürekliliğini sağlayan firavunlar, Maat’ı muhafaza etmek suretiyle evrendeki dengeyi, adaleti ve uyumu temsil eden yöneticiler olarak görülmüştür. Firavunların tanrısal köken iddiası; ikonografik temsiller, ilahi doğum mitleri, tahta çıkma ve taç giyme törenleri, tanrısal ünvanlar, tapınak ritüelleri ve yazılı metinler gibi çeşitli meşrulaştırma araçları aracılığıyla pekiştirilmiştir. İnsani zaaflarıyla, iddia edilen tanrısallıkları arasındaki çelişkiyi gidermek amacıyla, firavunların ilahi menşeli bir krallığın yasal vârisi olduğu fikri bu araçlar vasıtasıyla sistemli biçimde meşrulaştırılmıştır. Hem dünyevi hem de uhrevi düzlemde tanrısallık iddiasında bulunan ve aynı zamanda dinî bir otorite figürü olarak kabul edilen firavunların bu iddiası, kraliyet tarafından üretilen propaganda araçları yoluyla kurgusal bir tanrısallığa dönüştürülmüştür. Bu bağlamda, tanrıların oğlu olarak kabul edilen firavunların, tanrısallıklarını meşrulaştıracak araçlara neden ihtiyaç duyduğu sorusu Antik Mısır’daki kutsal krallık düşüncesinin temel paradokslarından birini oluşturmaktadır.
Öğe
Makâsıdü'ş-Şeria'nın Yusuf el-Karadâvî'nin fıkıh düşüncesine etkisi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Karaçam, Ayşe; Acar, Abdullah
Makâsıdü’ş-Şeria’nın Yusuf el-Karadâvî’nin Fıkıh Düşüncesine Etkisi başlıklı bu çalışmada Yusuf el-Karadâvî’nin makâsıdü’ş-şeria anlayışı ve bu anlayışının yöntemi ve fıkhî meseleler üzerindeki yansıması incelenmeye çalışılmıştır. Yusuf el-Karadâvî güncel meselelere vâkıf ve güçlü bir fıkıh mirası donanımına sahip, birçok güncel meselenin İslam hukuku açısından çözümü ve ele alınışı hakkında görüşlerine müracaat edilen bir alimdir. Bu sebeple onun fıkıh anlayışı, fıkhi delillendirme yöntemi bu çalışmada incelenmiştir. Makâsıdü’ş-şeria düşüncesi de güncel fıkhi problemlerin çözümünde önemli bir yere sahiptir. Yusuf el-Karadâvî özellikle azınlıklar fıkhına dair meselelerde, birçok güncel meselede makâsıdü’ş-şeria üzerinden çözüm üreterek kollektif ictihad mekanizmasını işletip icma’ı canlandırmaya çalıştığı ve böylece fıkıh alanına kayda değer bir hizmet sunduğu tespit edilmiştir. İslam alemindeki uluslararası fıkıh meclislerinin kurucu ve üyesi olması münasebetiyle bu kurumların üretmiş olduğu fetva ve kararlara dikkate değer bir katkı sunmuştur. Onun fıkhî konulardaki bu büyük etkisinin arka planında makâsıdü’ş-şeria düşüncesinin önemli bir yeri olduğu ve fıkıh mirasına dair özgün görüşlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada, onun makâsıdü’ş-şeria’ya dayalı fıkhî mülahazaları tespit edilmiştir. Çağdaş bir alimin yaşadığı asrın güncel meselelerine çözüm bulmada takip ettiği metodu ortaya koymaya gayret edilmiş ve onun makâsıdü’ş-şeria düşüncesinin alt yapısını teşkil eden yöntemsel ilkeler ele alınmıştır. Karadâvî’nin makâsıdü’ş-şerîa hakkındaki düşüncesi, fıkıh sistematiğine bütüncül bir şekilde bakarak bu sistematik içerisinden öne çıkan bazı meselelerde makâsıd düşüncesinin onun fıkıh anlayışına etkisi ortaya konulmuştur. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte çalışmamızın amacı ortaya konularak daha önce bu konuda yapılan çalışmalara işaret edilmiştir. Birinci bölümde Yusuf el-Karadâvî’nin hayatı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Karadâvî’nin makâsıdü’ş-şerîa yöntemi üzerinden usûlü fıkıhla alakalı görüşleri ele alınıp fıkhî delillendirme metodu ve onun makâsıdü’ş-şerîa yönteminin temelleri ortaya Öğrencinin Adı Soyadı Ayşe KARAÇAM Numarası 21810601022 Ana Bilim / Bilim Dalı Temel İslami İlimler / İslam Hukuku Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora X Tez Danışmanı Doç. Dr. Abdullah ACAR Tezin Adı Makâsıdü’ş-Şeria’nın Yusuf el-Karadâvî’nin Fıkıh Düşüncesine Etkisi Üçüncü bölümde Karadâvî’nin fürû fıkha dair öne çıkan ve görüşleri ve fıkhî tercihleri incelenmiştir. Sonuçta Karadâvî’nin fıkhî düşüncesinin temellerinde, fıkıh usulünde dile getirdiği ve en çok üzerinde durduğu iki önemli konudan biri makâsıdü’ş-şerîa düşüncesi ve diğeri ictihad düşüncesi olduğu görülmüştür. Fıkıh usûlünün her zaman ve mekâna uygun ve uygulanabilir olduğunu her fırsatta dile getirdiği bu bakış açısının gereği olarak İslam ahkâmının güncel zamanlara ve daha sonrasında da uygulanabilmesi için en çok gerekli olan bu iki meseleye önem verdiği ve özellikle makâsıdü’ş-şerîa düşüncesinin bu minvalde fetvalarına ve fıkıh düşüncesine yoğun bir şekilde etki ettiği tespit edilmiştir. İstidlâl yöntemi ele alındığında her ne kadar klasik fukahâdan farklı usuller takip ederek bazen farklı çıkarımlar yapsa da onun fıkhî düşüncesinin temellerini öncelikle Kur’an ve Sünnet, sonrasında diğer delillerin oluşturduğu, bu yönüyle kadîm fukahânın yolunu takip ettiği görülmüştür. Hemen her meselede ilk olarak kadim fıkıh geleneği içerisinde neredeyse bütün mezhep görüşleri ile birlikte ulaşabildiği her görüşe kıymet verip incelediği, bir hükme ulaşırken şaz görüşler dahil bunların her birini değerlendirip bir sonuca ulaştığı tespit edilmiştir. Onun fıkhî düşüncesinin temellerinde bazı meselelerde Kur’an ve hadise dayanarak cumhurun ya da mezhep görüşlerinin dışına çıkarak fetva verdiği ya da kadim fıkıh geleneğini birçok yönden eleştirdiği durumlar olsa da fıkhın yürürlülüğünün devamı için çok önemli gördüğü ictihad anlayışında gelenekteki görüşlere başvurmayı önemsediğini bizzat ifade ettiği tespit edilmiştir. Karadâvî’nin gerek fıkıh usûlü anlayışı, delillendirme metodu, gerek fürû fıkıh alanındaki bazı öne çıkan görüşleri incelenerek hükümlere ulaşırken makâsıdü’ş-şerianın onun fıkıh düşüncesine önemli bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğe
İçmimarlık mesleği uygulaması kapsamında bazı sabit donatılı işlerin teklif ve üretim süreçlerinin değerlendirilmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Ergün, Aslıhan; Perçin, Osman
İç mimarlık mesleği, canlıların yaşadığı ortamlara yansıttığı düzen, işlev ve estetiğin aktarılmasına destek veren yaşam alanlarında biçimlendirme eylemlerini sistematik ilerleten hizmet alanıdır. İç mimarlık, insanoğlu ilk var olduğundan beri yaşadığı ortamları düzenleme, benimseme ve zihinlerinde oluşturduğu imgesel algılama yöntemleriyle mekâna yansıttıkları ruhu ortaya çıkaran tasarımsal bir sürecin sonucudur. Bu iç güdüsel davranış biçimi ve yaratma isteği sonucunda tasarlanan mekanların ruhu, kimliği de içerisindeki donatı elemanlarının yerleşimleri ve kullanış biçimleriyle varlığını sürdüren, yalnızca hacimsel boşluktan oluşmayan alanları meydana getirmektedir. Dolayısıyla mekân taştan, topraktan ziyade içerisindeki donatı elemanları ve kullanıcıları ile birlikte değişen, dönüşen canlı bir varlıktır. Mekânın işlevine göre şekillenen sabit donatı elemanlarının da değişen koşullara, kullanıcılara, çağın getirdiği yeniliklere açık bir sistemde ilerlemesi gerekmektedir. Mekanların işlevini büyük ölçüde belirleyen, tasarımına ve yerleşimine şekil veren sabit donatı elemanlarının nerede, ne şekilde, hangi aşamalardan geçerek hazırlandığı, sabit donatı imalatını yapan firmalarda çalışan iç mimarların iş programı, sabit donatının imalatına ilişkin fiyat tekliflerinin hazırlanma süreci, imalat öncesinde donatının teslim edileceği mekanların mobilya montajına hazır olma durumları, kullanıcının istek ve gereksinimlerinin süreç içerisinde etki değeri, kullanılan malzemelerin özellikleri, tüm süreç içerisinde müşteri tavrını ve karşılaşılabilecek problemleri tespit etme gibi teknik tüm aşamaların araştırıldığı bu çalışmanın temel hedefi mimari ve endüstriyel meslek alanlarında etkin rol oynayan mekân içi sabit donatıların üretimini üstlenen firmaların belirleyici faktörler olan teklif ve teslim süreçlerinin araştırılmasında literatür olarak eksik kalınan noktaların belirlenmesi, sektörün güncel durumunun incelenmesi, karşılaşılan problemlere çözüm önerileri sunulmasıdır. Buradan hareketle çalışmada, iç mimarlık mesleğinin tarihsel gelişimi, mobilya sektörünün iç mimarlık mesleğindeki önemi ve mobilya sektörünün alt dalı olan sabit mobilya (donatı) sektöründeki firmaların donatı imalatından önce fiyatlandırılma (teklif) ve ürün teslimine kadar olan süreçte müşteriyle etkileşimleri araştırılmıştır.
Öğe
Katılım öncesi yardım aracı kırsal kalkınma (IPARD) desteklerinin süt üretimi üzerine etkisi: TR52 bölgesi (Konya ve Karaman illeri) örneği
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Gümüş, Betül; Acar, Mustafa
Kırsal alanlarda kalkınmanın sağlanması sadece tarım sektörü ile halledilmesi mümkün olmayan, geniş kapsamlı bir meseledir. Bu nedenle kırsal alanların kalkınması konusunda, meselenin diğer boyutları da düşünülerek, kırsal alanların kalkınmasına yönelik politikalar tarım sektörünün yanında diğer sektörler de göz önüne alınarak geliştirilmelidir. Bu çerçevede, Türkiye’de kırsal alanların kalkınmasına yönelik bazı politikalar geliştirilmekte ve bu kapsamda çeşitli programlar hayata geçirilmektedir. Söz konusu programlardan biri de Katılım Öncesi Yardım Aracı Kırsal Kalkınma (Instrument for Pre-Accession Assistance Rural Development / IPARD) programıdır. Türkiye'de IPARD I (2007-2013) ve IPARD II (2014-2020) olmak üzere iki program uygulanmış, bu kapsamda proje sahiplerine belirli oranlarda hibeler sağlanmıştır. Konya ve Karaman illeri de IPARD desteklerinden yararlanmıştır. Türkiye’de süt üretiminin en fazla olduğu il Konya ili olup, proje kapsamında süt üreten işletmelere verilen destekler öne çıkmaktadır. Konya ve Karaman illeri, Türkiye İstatistikî Bölge Birimleri Sınıflandırmasına (İBBS) göre TR52 bölgesini oluşturan illerdir. Bu araştırma ile IPARD I ve IPARD II programlarından aldıkları desteklerin süt üreticilerinin süt üretimine, gelirine, verimliliğine, istihdam ettikleri kişi sayısına ve ölçek büyüklüğüne etkisini tespit etmek amaçlanmıştır. Ayrıca bu çalışmada araştırma kapsamında yer alan işletme sahiplerinin program hakkındaki görüşleri ve geleceğe yönelik beklentileri ve tutumları incelenmiştir. Çalışmada Konya ve Karaman illerinde 2011-2021 döneminde IPARD I ve IPARD II programlarından destek alan 101 mevcut (IPARD desteği almadan önce de süt üretimi yapan)süt üreticisi işletme ile yüz yüze görüşme yoluyla anket yapılmıştır. Elde edilen veriler ile yapılan analiz sonuçlarına göre işletmelerin büyük bir kısmının geliri, süt üretimi, ölçek büyüklüğü (sağmal hayvan sayısı), süt üretim verimliliği (hayvan başına süt üretimi) ve istihdam ettikleri kişi sayısı önemli ölçüde artmıştır. Geliri artan işletmeler toplam işletmelerin %91’ini, üretimi artan işletmeler %95’ini, sağmal hayvan sayısı artan işletmeler %93’ünü, hayvan başına süt üretimi artan işletmeler %96’sını, istihdamı artan işletmeler %70’ini oluşturmaktadır.
Öğe
Lise 9. sınıf öğrencilerine osmoz ve difüzyon'un öğretilmesinde Web 2.0 araçları ve ChatGPT programının öğrenci başarısına etkisi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Büyük, Mehmet; Öztaş, Haydar
Dünyada hızlı ilerleyen bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak öğrencilere Biyoloji eğitiminde daha verimli bir öğrenme yaşantısı sunmak büyük önem taşımaktadır. Bunun için lise 9. sınıf öğrencilerine “osmoz ve difüzyon” konularının öğretilmesinde Web 2.0 araçları ve ChatGPT programının olası etkileri bu çalışmanın amacı olarak belirlenmiştir. Araştırma 2023-2024 öğretim yılında Konya ili Karatay ilçesi Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi iki tane Anadolu lisesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma için 9. sınıf seviyesinden, 50 öğrenci kontrol grubu ve 50 öğrenci deney grubu olmak üzere toplam 100 lise öğrencisinin gönüllü katılımı ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada geleneksel öğretimle beraber ChatGPT ve Web 2.0 uygulama araçları kullanılarak dersler işlenmiş ve 9. sınıf öğrencilerinin “osmoz ve difüzyon” konusundaki akademik başarılarına etkisini incelemek için nicel araştırma yaklaşımına dayalı yöntem kullanılmıştır. Bu çalışmada, araştırma modeli olarak yarı deneysel, eşitlenmemiş kontrol gruplu model kullanılmıştır. Farklı iki öğretim yönteminin etkilerini belirlemek amacıyla her bir maddesi iki aşamadan oluşan 12 adet çoktan seçmeli soru bulunduran Difüzyon ve Osmoz Kavram Testi ön test-son test olarak deney ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Difüzyon ve osmoz konularının öğretimi: deney grubunda; geleneksel öğretim, ChatGPT ve Web 2.0 uygulama araçlarıyla, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizi bilgisayar ortamında SPSS 26.0 paket programı ile analiz edilmiş ve bağımsız gruplar için t-testi ile bağımlı gruplar için t-testi analizi kullanılmıştır. Bu araştırmada elde edilen veriler ışığında: “hücre zarı ve hücre zarından madde geçişleri” konularının öğrenilmesinde deney grubu öğrencilerinde anlamlı ilerlemeler sağlanmıştır. Bu araştırmada ilgili tablolarda desteklenen sonuçlar, Web 2.0 araçları ve ChatGPT ile harmanlanmış öğretim ortamlarının Biyoloji eğitiminde yer alan karmaşık biyolojik süreçlerin öğrenilmesinde, öğrencilerin başarılarını artırmada ve kavramsal yanlış anlamaların azaltmada faydalı olduğunu göstermektedir. Dijital destekli yapılandırmacı öğrenme ortamlarının tek başına kullanılan geleneksel öğretim yöntemleriyle kıyaslandığında; öğrencilerin eğlenerek aktif katılımını artırdığını, soyut kavramların görselleştirilerek somutlaştırılmasına katkı sağladığını ve öğrencilerin öğrenme sürecini daha spesifik hale getirdiğini söylenebilir. Buna ek olarak araştırmada uygulanan yöntemin öğrencilerin ilgili ve motivasyonunun önemli derecede artırması “osmoz ve difüzyon” kavramlarının öğrenilmesini kolaylaştırmıştır. Sonuç olarak bu araştırma, Web 2.0 araçları ve ChatGPT (yapay zekâ) destekli öğretim modellerinin biyoloji eğitimi alanında uygulanmasının, özellikle “osmoz ve difüzyon” gibi temel kavramların öğrenilmesinde etkili ve verimli bir yöntem olduğunu göstermiştir. Bunula beraber öğretim sürecinin dört hafta gibi kontrollü ve düzenli bir zaman diliminde uygulanması, öğrencilerin önceki bilgileri ile yeni bilgilerini ilişkilendirerek anlamlı öğrenmelerini ve kavram yanılgılarının önemli derecede azaltabileceği bulunmuştur. Bu nedenle, Biyoloji eğitiminde öğrenme ve öğretim süreçlerinin daha etkili ve verimli olması için doğru teknolojilerin kullanılması, tüm paydaşların iyi bir teknoloji okuryazarı olmaları ve dijital dönüşümün sağlanması gerekmektedir. Bu yüzden bu çalışma, eğitimde dijital dönüşümün hızlanması yönüyle öğreticilere rehber olması açısından büyük önem taşımaktadır.