Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Aziz Samih İlter'in hayatı ve eserleri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Polat, Mehmet Akif; Kıvrım, İsmail
Bu çalışma, Osmanlı’nın son dönemlerinde yetişmiş ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında aktif görevlerde bulunmuş önemli şahsiyetlerden biri olan Aziz Samih İlter’in hayatını, görevlerini ve entelektüel mirasını kapsamlı bir biçimde ele almıştır. İlter’in askerî sahada, diplomatik görevlerde ve bürokratik mevkilerdeki faaliyetleri kronolojik bir bütünlük içerisinde değerlendirilmiştir. Özellikle Trablusgarp Harbi’ndeki gayri resmî istihbarat faaliyetleri, Birinci Dünya Savaşı’ndaki cephe görevleri ve Türk-İran hudut tahdidinde oynadığı rol detaylı biçimde analiz edilmiştir. Ayrıca, Batum Başşehbenderi olarak hizmetleri ve Cumhuriyet döneminde Erzincan ve Kars milletvekili olarak TBMM’deki hizmetleri kapsamlı bir biçimde incelenmiştir. İlter’in yazılı mirası da dikkate alınarak tarihî olaylara tanıklığı, entelektüel birikimi ve dönemin ruhunu yansıtan yorumları değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Çalışma boyunca arşiv belgeleri, hatıralar, dönemin basın kaynakları ve şahsî mektuplar birincil veri olarak kullanılmış; böylece Aziz Samih İlter’in tarihsel konumu çok boyutlu olarak ortaya konmuştur.
Öğe
Es-Seyyid İsmail Şihâbuddîn ve 'Alâ Hâmişi't-Tefâsîr ve Ta'lîkâtün 'alâ Tefsîri'l-Celâleyn adlı eseri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Nirathinmel Puthiyapurayil Koorantak, Mahir; Akpınar, Ali
Bu çalışma, Hindistan’ın Kerala eyaletinde yetişmiş olan çağdaş düşünür ve Müfessir Şeyh Seyyid İsmail Şihâbuddîn el-Buhârî’nin kaleme aldığı ‘Alâ Hâmişi’t-Tefâsîr: Ta‘lîkâtün ‘alâ Tefsîri’lCelâleyn adlı eser üzerine odaklanmaktadır. Bahse konu eser, Kur’ân-ı Kerîm’in anlam dünyasını klasik metotlara bağlı kalarak açıklamaya çalışırken, aynı zamanda güncel sosyal ve entelektüel sorunlara yönelik çözüm arayışlarını da içeren özgün bir yaklaşım sergilemektedir. Metnin en dikkat çeken yönlerinden biri, geleneksel tefsirle çağdaş ihtiyaçlar arasında bir köprü kurma çabasıdır. Hem naklî hem de aklî boyutları gözeterek yapılan yorumlar, geçmişin birikiminden beslenirken bugünün okuyucusuna da hitap edecek şekilde ortaya konmuştur. Bu kapsamda, müellifin yorum tarzı, yararlandığı temel kaynaklar, metinle kurduğu ilişki biçimi ve kullandığı dilin özellikleri bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Eserde sıkça başvurulan hadisler, siyer rivâyetleri, cumsel izahlar ve tarihsel atıflar, onun çok yönlü bir yaklaşımla konulara eğildiğini göstermektedir. Bu özellikler, ilgili eseri sadece geleneksel bilgi aktaran bir kaynak olmaktan çıkararak yorum gücü yüksek bir metin hâline getirmektedir. Tezin temel amacı, ‘Alâ Hâmişi’t-Tefâsîr’in tefsir yazını içerisindeki konumunu daha net ortaya koymak ve metnin özgün katkılarını tespit etmektir. Ayrıca klasik çizgiyle çağdaş bakış açılarını buluşturan bu tür çalışmaların hangi yöntemlerle inşa edildiğini gözler önüne sermek de bu araştırmanın hedefleri arasındadır. Bu yönüyle çalışma, hem alana ilgi duyan akademisyen ve araştırmacılara hem de ilahiyat eğitimine devam eden öğrencilere yeni bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır.
Öğe
Osmanlı dönemi Arap şairlerinden İbn Ali el-Cezâirî ve şiirleri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Labbas, Abdeldjalil; Şensoy, Sedat
Bu çalışma, İbn Ali el-Cezâirî'nin hayatı ve şiirlerini 18. yüzyıl Osmanlı dönemi Cezayir'inin tarihî ve kültürel bağlamında ele almakta ve şairin şiirsel üretiminin bu dönemdeki konumu ortaya konulmaktadır. Çalışma aynı zamanda Osmanlı dönemi Cezayir edebiyatı üzerine Türk üniversitelerindeki akademik araştırmalara katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Çalışma, giriş bölümünün ardından üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde şairin hayatı, edebî kimliği ve divanı tanıtılmaktadır. İkinci bölümde divanının muhtevası ele alınarak gazel, medih, mersiye, ihvâniyât gibi şiir türleri tahlil edilmektedir. Üçüncü bölümde ise şairin şiiri, teknik yönden ele alınarak nazım yapısı, vezin ve kafiye ile meʿânî, beyân ve bedîʿ ilimlerine dayalı belâgat sanatları açısından değerlendirilmektedir. Araştırma neticesinde, İbn Ali el-Cezâirî'nin dinî görevini edebî kişiliğiyle mezc ederek kendine has bir şiir üslubu geliştirdiği ve Osmanlı dönemi Cezayir'inin zengin edebî muhitini şiirlerine aksettirdiği görülmüştür. Şairin şiirlerinde klasik Arap belâgatının unsurlarını maharetle kullandığı, dil ve üslup açısından yüksek bir seviyeye eriştiği ve bu suretle Arap şiirinin özgün yapısını muhafaza eden seçkin şairlerden biri olduğu tespit edilmiştir.
Öğe
Mahmud Esad Coşan'ın Alevilik-Bektaşilik çalışmalarına akademik katkısı
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Taşkın, Nagihan; Kaplan, Doğan
Bu tez, Türk tasavvuf geleneğinin önemli temsilcilerinden Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan'ın Alevîlik-Bektaşîlik konusundaki akademik çalışmalarını çok yönlü bir şekilde ele almayı amaçlamaktadır. Türkiye'de uzun süredir tartışılan ve hâlen güncelliğini koruyan Alevîlik-Bektaşîlik meselesi, tarihî ve teolojik yönleriyle pek çok karmaşık mesele içermektedir. Bu alanda yapılan çalışmaların büyük kısmı temel kaynaklardan uzak ve yorum ağırlıklı olduğundan, bilgi kirliliğine sebep olmuş; hem akademik dünyada hem de kamuoyunda sağlıklı bir tartışma zemini oluşmasını engellemiştir. Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan'ın bu alandaki en önemli katkısı, Hacı Bektaş-ı Velî'ye ait olduğu kabul edilen Makâlât adlı eseri yıllar süren bir araştırmayla ilmi olarak tespit ve tahlil etmesidir. Coşan, Türkiye'nin farklı bölgelerinde bulunan kütüphanelerdeki yazma eserleri incelemiş, Makâlât'ın aslını tespit ederek eserin müellifinin gerçekten Hacı Bektaş-ı Velî olduğunu akademik delillerle ortaya koymuştur. Bu çalışma sadece bir metin tahkiki değil, aynı zamanda Alevî-Bektaşî geleneğinin temel kaynaklarını gün yüzüne çıkaran, bilimsel niteliği yüksek bir girişimdir. Tez kapsamında Coşan'ın akademik kimliği, tasavvufî yaklaşımı, Alevîlik-Bektaşîlikle ilgili makale ve konferansları, toplumsal barışa katkı sunan yaklaşımları da detaylı şekilde incelenmiştir. Coşan'ın Sünnî-Alevî ayrışmasının derinleşmesini engelleme yönündeki çabaları, mezhepler üstü bir dil ve üslupla sürdürülmüş; kardeşlik, sevgi ve birlik vurgusu her zaman ön planda tutulmuştur. Yazılarında ve konuşmalarında sıklıkla "Hz. Ali dedemdir, Fatımatüzzehra ninemdir" ifadelerini kullanan Coşan, hem ilmi hem de gönül köprüsü kurmaya çalışmış; İslam ümmeti içinde mezhebi ayrılıkları değil, ortak değerleri öne çıkarmayı hedeflemiştir. Bu tez çalışması, Coşan'ın bireysel gayretiyle yürüttüğü saha çalışmaları, arşiv taramaları, makaleleri ve irşat faaliyetleri üzerinden onun Alevîlik-Bektaşîlik alanındaki sistemli katkılarını gün yüzüne çıkarmakta; aynı zamanda onun akademik mirasını gelecek nesiller için kalıcı hale getirmeyi amaçlamaktadır. Böylece hem akademik literature katkı sağlanmakta hem de toplumsal barışa hizmet eden bir anlayışın temelleri yeniden hatırlatılmaktadır.
Öğe
Tarihi kültürel mirasın yeniden işlevlendirilmesinde kullanılabilecek bir yöntem önerisi: Türk ocakları örneği
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Parlak, Özge; Yaldız, Esra
Koruma kavramının temelleri, ilk çağlara dayanmakla birlikte dünü, bugünü ve yarını kapsayan, geçmiş ile gelecek arasındaki sürekliliği sağlamaya yönelik sürdürülebilir uygulamalar bütünüdür. İlk olarak manevi etkenlerle ortaya çıkan koruma anlayışı, 17. yüzyılda bir kavram olarak ele alınmaya başlanmış ve günümüze kadar gelişerek bugünkü şeklini almıştır. Günümüzde ise dünyada ve ülkemizde çeşitli mevzuat, tüzük ve ilke kararları ile hangi yapıların korunacağı ve nasıl korunması gerektiğinin sınırları çizilmiştir. Yeniden kullanım, koruma yöntemlerinden biri olarak tarihi kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir araç olarak kabul edilmektedir. Ancak bazı örneklerde, yeniden kullanım uygulamalarının yapının sürdürülebilirliğini sağlamanın ötesinde, yapıya zarar vermekte, özgün yapı karakterini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bağlamda, çalışma alanı da bu problemden hareketle belirlenmiştir. Özgün işlevini yitirmiş tarihi kültürel mirasın gelecek kuşaklara en iyi biçimde aktarılması amacıyla, karar vericilerin öznel yaklaşımlarından ziyade koruma bakış açısı doğrultusunda özellikler reel verilerle; yapının mekânsal, hacimsel, teknik ve çevresel özellikleri gibi çok boyutlu verilerin birlikte değerlendirilmesi gerekliliği çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Türkiye ve dünya genelinde gerçekleştirilen yeniden işlevlendirme çalışmalarında hangi yöntemlerin kullanıldığına yönelik kapsamlı bir literatür taraması yapılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda, sıklıkla tercih edilen yöntemlerden birinin Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri olduğu belirlenmiştir. Ahp ise çok kriterli karar verme yöntemlerinin bir çeşidi olup, özellikle üst ölçekli işlev kararlarında uygun bulunmakla birlikte, yapı özelinde işlevin uygunluğunu belirlemek için tek başına yeterli olmadığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmada, Ahp yöntemiyle önerilen yeni işlevin uygunluğunu değerlendirmek amacıyla, tarihi kültürel mirasın yeniden işlevlendirilmesinde kullanılabilecek bütüncül bir yöntem önerisi geliştirilmiştir. Önerilen yöntemde, öncelikle Ahp ile yapıya uygun işlev önerileri belirlenmiştir. Daha sonra, koruma bakış açısıyla, ulusal ve uluslararası mevzuat, tüzük, toplantı ve ilke kararları kapsamında oluşturulan ölçütler ile yeni işlev önerisinin uygunluğu analiz edilmiştir. Bu çerçevede, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşüne ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna tanıklık eden; devlet ideolojisinin mimariye yansıması olarak değerlendirilebilen Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı örneklerinden, özgün işlevini kaybetmiş Türk Ocağı yapıları çalışma kapsamında ele alınmıştır. Çalışma sonucunda, tarihi kültürel mirasın yeniden kullanımında yapının özgünlüğünün ve mekânsal kurgusunun bozulmadan korunması; reel veriler ile yapıdan elde edilen bilgilerin birlikte değerlendirilerek, yapıya en uygun işlevin seçilmesini sağlayacak bir yöntem kurgusu geliştirilmiş, özgün işlevini kaybeden bir yapı türü olan Türk Ocağı yapıları üzerinden sınanmıştır.