Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Öğretmenlerin duygusal zekâ düzeylerinin iş doyumları ve iş performansları üzerindeki etkisi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Paçal Özet, Elif; Yıldırım, Atila
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin duygusal zekâ düzeylerinin iş doyumu ve iş performansı üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma, nicel bir yöntemle yürütülmüş olup, değişkenler arasındaki ilişkileri ortaya koymayı hedefleyen ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada duygusal zekâ bağımsız değişken olarak ele alınırken, iş doyumu ve iş performansı bağımlı değişkenler olarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Konya ilinin merkez ilçeleri (Karatay, Selçuklu, Meram) ile merkez dışı ilçelerinden (Beyşehir, Seydişehir, Akşehir) seçilen ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından izin verilen okullarda görev yapan, araştırmaya gönüllü olarak katılan toplam 362 öğretmen oluşturmaktadır. Katılımcılar, kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenmiş ve farklı eğitim kademelerinde görev yapmaktadır. Veriler, Kasım 2024 ile Mart 2025 tarihleri arasında “Kişisel Bilgi Formu”, “Öğretmen İş Doyumu Ölçeği-9”, “Bireysel İş Performansı Ölçeği” ve “Rotterdam Duygusal Zekâ Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 30 programı kullanılmış; betimleyici istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Bonferroni post-hoc testi, Pearson momentler çarpımı korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri cinsiyet, eğitim düzeyi ve görev yapılan yere göre anlamlı farklılık göstermektedir. Kadın öğretmenlerin duygusal zekâ, iş doyumu ve iş performansı düzeyleri erkek öğretmenlere kıyasla anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca lisansüstü mezunlarının duygusal zekâ düzeyleri lisans mezunlarına göre daha yüksek çıkmıştır. İl merkezlerinde görev yapan öğretmenlerin ise hem duygusal zekâ hem de iş doyumu düzeylerinin, ilçe merkezlerinde görev yapanlara kıyasla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. İş doyumu açısından; görev yapılan kademe, meslekteki görev süresi ve görev yapılan yer değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Anaokulu ve ilkokulda görev yapan öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri, özellikle lisede görev yapanlara kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Benzer şekilde, meslekte 1-10 yıl arası görev yapan öğretmenlerin iş doyumu düzeylerinin, 10 yıl ve üzeri çalışanlara kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür. İş performansı düzeyinde ise cinsiyet ve meslekteki görev süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Kadın öğretmenlerin iş performansı erkeklerden daha yüksek bulunmuş; meslekte 1-10 yıl arasında görev yapanların performans düzeyleri, özellikle 10-15 yıl görev yapanlara göre anlamlı biçimde daha yüksektir. Ayrıca, öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile iş doyumu ve iş performansları arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizleri sonucunda, duygusal zekânın hem iş doyumunu hem de iş performansını anlamlı düzeyde yordadığı ortaya konmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda, duygusal zekânın öğretmenlerin mesleki yaşam kalitesi ve verimliliği üzerinde önemli bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, eğitim ortamlarında duygusal zekâ gelişimini destekleyici uygulamaların önemini ortaya koymaktadır.
Temel eğitim okul müdürlerinin mesleki gelişim deneyimleri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Arı, Kerim; Yavuz, Mustafa
Değişim ve dönüşümün çok hızlı olduğu günümüzde eğitim kurumlarından beklentiler de değişmektedir. Eğitim kurumlarının bu beklentilere cevap verebilmesi, değişim ve dönüşüme ayak uydurabilen eğitim çalışanlarının varlığı ile mümkün hale gelebilir. Bu yüzden özellikle okulların üst yöneticisi konumunda bulunan okul müdürlerinin mesleklerini etkin ve verimli sürdürebilmeleri için gelişimlerine önem vermeleri gerekmektedir. Bu bağlamda okul müdürlerinin mesleki gelişimleri ile ilgili görüşlerinin bilinmesi önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı temel eğitim okul müdürlerinin mesleki gelişim deneyimlerine yönelik görüşlerinin tespit edilmesidir. Bu doğrultuda araştırmada nitel araştırma metodolojisi takip edilerek bütüncül çoklu durum deseni kullanılmıştır. Araştırma grubunda 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Konya ili Meram, Selçuklu ve Karatay ilçelerindeki temel eğitim okullarında görev yapan 16 okul müdürü bulunmaktadır. Çalışma grubu seçilirken ölçüt örnekleme ve maksimum çeşitlilik örnekleme yaklaşımları tercih edilmiştir. Araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış, verileri analiz etmede içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen veriler mesleki gelişimde anlam, mesleki gelişimde sorumluluk paylaşımı, mesleki gelişimde kaynaklar ve faaliyetler, mesleki gelişimde ihtiyaç duyulan alan ve konular, mesleki gelişimde motivasyon kaynakları, mesleki gelişimde kolaylaştırıcı ve zorlaştırıcı etkenler, mesleki gelişimin katkıları, mesleki gelişim etkinliklerinin faydalı görülme nedenleri, öğretmen olarak mesleki gelişim, etkili mesleki gelişim için öneriler şeklinde on tema altında toplanmıştır. Sonuç olarak okul müdürleri için mesleki gelişim sürekli yenilenme, bilgi beceri gelişimi, deneyim paylaşımı, hizmet içi eğitim anlamlarına gelmektedir. Okul müdürleri mesleki gelişim sorumluluğunu öncelikle kendilerinde görmekte ancak kurumsal desteğe de ihtiyaç duymaktadır. Okul müdürleri mesleki gelişimleri için hizmet içi eğitimler, sosyal medya, meslektaşlar gibi kaynaklardan faydalanmakta; yüz yüze hizmet içi eğitimler, uzaktan hizmet içi eğitimler, uluslararası projeler gibi faaliyetlere katılmaktadır. Teknolojik yeterlikler, yönetim ve liderlik becerileri, iletişim becerileri konularında gelişime ihtiyaç duymaktadır. Okul müdürlerinin mesleki gelişimleri için motivasyon kaynakları içsel olarak kendini geliştirme ve öğrenme isteği, mesleğe duyulan sevgi ve bağlılık, ihtiyaç hissetme; dışsal olarak ise öğrenci-veli-öğretmen beklentileri, takdir edilme, kurumsal katkı şeklindedir. Okul müdürlerinin mesleki gelişimlerini teknolojik gelişmeler, eğitim programlarının çeşitliliği, kaynaklara erişim kolaylığı kolaylaştırmaktayken; iş yoğunluğu, aile ve sosyal hayat dengesi, eğitimlerde sınırlı kontenjanın olması ise zorlaştırmaktadır. Mesleki gelişim etkinlikleri okul müdürlerine bireysel olarak liderlik ve yönetim yetkinliği, bilgi ve becerilerin gelişimi, farklı bakış açıları kazanma, kurumsal olarak bilgi beceri paylaşımı ve öğretmen gelişimi, okula yansıtma ve okulun değişimi, eğitim kalitesinin artması şeklinde katkılar sunmaktadır. Okul müdürleri, yöneticilik görevlerinin yanı sıra öğretmenlikle ilgili de mesleki gelişimlerini sürdürmektedir. Okul müdürlerince etkileşimli ve uygulamalı, katılımcılar arası iş birliğinin olduğu, nitelikli eğitici tarafından verilen eğitimler faydalı görülmektedir. Etkili mesleki gelişim için özendirici uygulamalar yapılarak gelişimin teşvik edilmesi, ihtiyaç ve isteklere yönelik eğitimler yapılması, eğiticilerin nitelikli ve uzman olması önerilmektedir.
Annelik algısı ve emzirme davranışının 0-6 ay bebeklerdekiinfantil kolik ile ilişkisinin araştırılması.
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2025) Kaya, Saliha Esra; Demirbaş, Nur
Amaç: İnfantil kolik, sağlıklı bebeklerde, yaşamın erken dönemlerinde görülen aşırı huzursuzluk ve ağlama epizotlarıyla karakterize bir durumdur. Ağlama ataklarına eşlik eden ciddi semptomların bulunmadığı ve genellikle geçici olduğu bilinmesine rağmen, bu durum ebeveynler üzerinde önemli düzeyde kaygı yaratır. Özellikle bebeğinin neden ağladığını anlayamayan, sakinleştirme çabalarına rağmen başarısız olan, tecrübesiz ya da sosyal desteği yetersiz anneler kendilerini çaresiz ve yetersiz hissedebilirler. İnfantil koliğin varlığı, annede “bebeğim aç olduğu için ağlıyor” veya “sütüm yetersiz” gibi düşüncelere yol açabilir. Bu durum emzirme deneyimini yakından etkileyebilir ve emzirme sürecinde karşılaşılan zorluklar karşısında annenin direncini azaltabilir. Bu nedenlerle, bu çalışmada infantil koliğin özellikle annenin emzirme davranışı ve annelik algısı üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır.
Gereç ve yöntem: Tanımlayıcı nitelikteki bu çalışmaya, ülke genelinde internet ve sosyal medya kullanan, 0-6 ay bebeği olan 304 anne dahil edildi. Literatür doğrultusunda oluşturulan anket formunda; anneye ait sosyodemografik özellikler, bebeğe ait tanımlayıcı özellikler, annenin annelik algısı ve emzirme davranışına yönelik soruların yer aldığı bilgi formu ve İnfantil Kolik Ölçeği (İKÖ) yer aldı. Oluşturulan anket formu annelere Google Forms ile online olarak uygulandı. Statistical Package for Social Sciences for Windows (SPSS) 20.0 programı kullanılarak analiz edildi. p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya katılan annelerin yaş ortalaması 30,30±3,89 (min=20, maks=42) yıl ve %94,1’i (n=286) çekirdek ailede yaşamaktaydı. Katılımcıların %84,5’i (n=257) üniversite mezunu ve %50,7’si (n=154) çalışmıyordu. Katılımcıların %60,9’u (n=185) gebelik sürecini “sakin” olarak tanımlamaktaydı. Bebeklerin %51,6'sı kız, %65,8'i ilk çocuk, %58,6'sı sezaryen ile doğmuştu. Sezaryen ile doğan bebeklerin İKÖ zor bebek alt boyut (6,80±0,92) ve toplam puanları (54,74±9,08), normal vajinal yolla doğanlara göre (6,10±0,85) (58,08±9,33), anlamlı düzeyde yüksekti (sırasıyla p=0,020, p=0,000). Emzirme sırasında verdiği pozisyonun uygun olup olmadığından emin olmayan annelerin bebeklerinin İKÖ toplam puanı (60,85±9,90) ve ebeveyn-bebek etkileşimi+sorunlu bebek alt boyut puanı (14,48±3,09), uygun pozisyon verenlere (sırasıyla 56,21±9,27, 10,92±4,08) göre yüksekti (sırasıyla p=0,033, p=0,000). Çevresinde bebek bakımı konusunda kullandığı yöntemleri yetersiz görenlerin bulunduğu annelerin bebeklerinin İKÖ ebeveyn-bebek etkileşimi+sorunlu bebek alt boyut (6,93±0,90) ve toplam puanı (9,38±1,22) yeterli görenlere göre yüksek tespit edildi. (sırasıyla p=0,043, p=0,012). Bebeğine yeterli bakım veremeyeceği endişesi yaşayan annelerin bebeklerinin inek sütü/soya proteini alerjisi/intoleransı alt boyutu (8,10±2,92), ebeveyn-bebek etkileşimi+sorunlu bebek altboyutu (13,11±4,20) ve toplam puanı (60,63±9,65) böyle bir endişe duymayan annelerin bebekleri ile karşılaştırıldığında yüksek bulundu (sırasıyla p=0,031, p=0,000, p=0,000). Bebeğin boy ve kilosu ile İKÖ zor bebek alt boyutu arasında pozitif yönde zayıf korelasyon saptandı.
Sonuç: Sezaryen yöntemiyle doğum yapan, gebelik sürecini stresli olarak tanımlayan ve emzirme sırasında uygun pozisyon veremeyen annelerin bebeklerinde kolik semptomlarının daha şiddetli olduğu görüldü. Çevresi tarafından yetersiz bulunduğunu düşünen ve bebeğine yeterli bakım veremeyeceği endişesi yaşayan annelerin bebeklerinde kolik belirtileri daha fazlaydı. Çalışma, infantil koliğin yalnızca bebeği değil, aynı zamanda anne-bebek ilişkisini, emzirme davranışını ve annenin ruhsal iyilik halini de etkilediğini gösterdi.
Büyük Selçuklu Devleti'nde Melikşah sonrası vezâret makamı ve Nizâmülmülk oğullarının vezirlikleri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Demirel, Selma; Dadan, Ali
Bu çalışma, Büyük Selçuklu Devleti’nde Sultan Melikşah ve veziri Nizâmülmülk’ün 1092 yılında peş peşe vefatlarından sonra ortaya çıkan siyasal süreci ve özellikle vezâret makamının geçirdiği dönüşümü incelemektedir. Araştırmada, Nizâmülmülk’ün oğulları İzzülmülk, Müeyyidülmülk, Ziyâülmülk, Fahrülmülk ve Şemsülmülk’ün vezirlikleri ele alınmış; onların devlet yönetimindeki rolleri, başarı ve zaafları klasik ve modern kaynaklar ışığında değerlendirilmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın amacı, kapsamı, yöntemi ve kaynakları açıklanmış; birinci bölümde Selçuklu vezâret makamının yapısı, işleyişi ve Nizâmülmülk’ün hayatı ile hizmetleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise beş oğul vezirin biyografileri, siyasi faaliyetleri, dönemlerindeki olaylar ve özellikle Nizâmiye Medreseleri ile Bâtınî tehdidi karşısındaki tutumları aktarılmıştır. Araştırmada, Nizâmülmülk’ün temsil ettiği siyasal deha, ahlaki tutarlılık ve kurumsal derinliğin oğulları tarafından sürdürülemediği sonucuna ulaşılmıştır. Vezâretin liyâkatten ziyade soy bağı ve siyasi denge gözetilerek dağıtılması, makamı “hanedan içi rant” aracı hâline getirmiş; kardeşler arası rekabet ve taht mücadeleleriyle birleşince kurumsal otorite zayıflamıştır. Müeyyidülmülk, Fahrülmülk ve Ziyâülmülk nispeten başarılı hizmetler sunsalar da, değişen sultanlar, iç savaşlar ve Bâtınî tehdidi etkili bir devlet politikasının oluşmasına mâni olmuştur. Sonuç olarak, Melikşah sonrası vezâret makamı Selçuklu devlet aklını temsil eden güçlü konumunu kaybetmiş; idarî istikrarsızlık ve ideolojik liderlik eksikliği, devletin çözülme sürecini hızlandırmıştır. Bu bulgular, Selçuklu vezâretinin tarihî gelişimi ve İslam siyasî kurumlarının evrimi açısından önemli ipuçları sunmaktadır.
Şanlıurfa'nın dini tarihi ve taş tepeleri: Göbeklitepe ve Karahantepe
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Oğuz, Ebubekir; Aras, Ahmet
Şanlıurfa’da dini hayatın tarih öncesine kadar dayandığını gösteren arkeolojik ve Dinler Tarihi verileri buradaki dini yaşamın zenginliğini de gözler önüne sermiştir. Spesifik bir alan oluşturan Göbeklitepe ve Karahantepe’nin bu zenginliğe nedenli öncülük ettiği ortaya çıkan buluntularla daha da önem kazanmıştır. Bu iki önemli Neolitik merkezin ritüellere ev sahipliği yapmasının yanı sıra burada kollektif bir bilincin devrede oluşu Dinler Tarihi adına ayrıca dikkat çekicidir. Hakkında derinleşme fırsatı doğan verilerle ve yeni Neolitik Merkezlerin de ortak bir projeyle (Taş Tepeler) ortaya çıkarılmaya başlanmasıyla bu merkezlerin ritüel maksatlı yapıldığı savını her geçen gün daha da güçlendirmektedir. Göbeklitepe’nin buluntuları Neolitik araştırmalara çok büyük bir katkı sunmuş, bilim disiplinleri arasında heyecan oluşturmuştur. Ancak bu tarih öncesi buluntuları daha iyi anlamak onun son dönem çağdaşı Karahantepe’yle daha mümkün hale gelebilmiştir. Karahantepe Göbeklitepe’ye adeta bir ayna olabilecek buluntulara sahiptir diyebiliriz. Benzeri yapıların burada daha anlaşılır halini görüyoruz. Falluslu adam heykeli gibi buluntular ritüele dair izleri daha da kuvvetlendirmiştir. Çünkü Karahantepe erginlik töreni yapıldığına dair güçlü ipuçları sunmaktadır. Ayrıca T biçimli taşların Karahantepe’de antropomorfizm belirtilerini daha belirgin taşıması Göbeklitepe’de bulunan T biçimli taşların daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. Bu iki merkezdeki alanların benzer şekilde yapılmış olması ritüel maksatlı yapıldığı tezini kuvvetlendirmektedir. Taş Tepeler dahil olmak üzere Şanlıurfa’daki Neolitik merkezlerin salt yerleşim yeri olma ihtimali açığa çıkarılan her yeni buluntuyla daha da zayıflamıştır.




















