Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Yabancı düşmanlığı (Zenofobi) algısının sosyal baskınlık yönelimi bağlamında incelenmesi: üniversite öğrencileri örneği
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Kayserili, Büşra; Arslan, Mustafa
Araştırma, üniversitelerdeki Türk uyruklu öğrencilerin sosyal baskınlık yönelimi bağlamında uluslararası öğrencilere karşı zenofobik tutumlarının var olup olmadığını ve zihinlerindeki genel yabancı algısını ölçmeyi amaçlamıştır. Nicel araştırma yöntemi tercih edilmiş, anket tekniğiyle veriler geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış Yabancı Düşmanlığı (Zenofobi) Ölçeği (YDÖ) ile Yeni Sosyal Baskınlık Yönelimi Ölçeği (SBY7) kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca katılımcılara demografik bilgilerin ve sosyokültürel özellikler üzerinden üstünlük düşüncesinin sorulduğu sosyodemografik bir form uygulanmıştır. 2025 yılının Şubat-Nisan ayları arasında Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ), İstanbul Üniversitesi (İÜ) ve Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden (NEÜ) kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiş 475 Türk uyruklu öğrenci ile yüz yüze görüşülmüştür. Elde edilen tüm veriler IBM SPSS Statistics programı ile analiz edilmiştir. Bulgular, öğrencilerin sosyal baskınlık yönelimi arttıkça zenofobik tutumlarının da arttığını ortaya koymuştur. Ayrıca üniversitelerdeki yerli öğrencilerin kendi dilini, dinini, kültürünü ve yaşam şeklini uluslararası öğrencilerin sosyokültürel özelliklerinden üstün görmesi ile yabancı düşmanlığı algısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları, zenofobinin yalnızca zorunlu göç bağlamında değil, farklı birçok sebeple Türkiye’ye gelen, Türkiye’de yaşayan yabancı kökenli bireyler ve Türk toplumu açısından ele alınması gereken çok boyutlu bir olgu olduğunu göstermektedir.
Öğretici ve katılımcı görüşleri çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın gençlik çalışmaları: Konya örneği
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Tütüncü, Emre; Turanalp, Muhammed Fatih
Bu çalışmada Diyanet İşleri Başkanlığı’na (DİB) bağlı Konya Kampüs Gençlik Merkezi'nde yürütülen manevi danışmanlık ve gençlik hizmetlerinin etkililiği incelenmiştir. Konya Kampüs Gençlik Merkezi, üniversite yerleşkesi içinde faaliyet gösteren, gençlerin dinî, ahlaki, sosyal ve psikolojik gelişimlerine yönelik programlar yürüten bir DİB birimidir. Çalışmada, bu merkezin sunduğu manevi danışmanlık, eğitim ve sosyal etkinliklerin öğrenciler üzerindeki yansımaları ile manevi danışmanların ve gençlik koordinatörlerinin deneyimleri nitel araştırma yöntemiyle ele alınmıştır. Fenomenolojik desene dayalı yürütülen bu çalışmada, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında gençlik merkezine düzenli veya dönemsel katılım sağlayan 10 üniversite öğrencisi ve görev süresi 8 aydan 8 yıla kadar değişen 6 manevi danışman ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler tematik içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Bulgular, gençlik merkezine yönelimin kurumsal tanıtım, arkadaş çevresi ve kişisel manevi arayış olmak üzere üç temel motivasyon üzerinden gerçekleştiğini göstermiştir. Manevi danışmanlık ilişkilerinin, “duygusal güven” ve “aile sıcaklığı” unsurlarıyla gençlerin kimlik ve inanç gelişimini desteklemekte olduğu sosyal ve kültürel etkinlikler ise bireysel dönüşümü pekiştirerek grup içi aidiyet duygusunu güçlendirdiği görülmüştür. Bununla birlikte bürokratik izin süreçleri, mekânsal yetersizlikler, personel açığı ve bütçe kısıtları hizmet etkinliğini sınırlayan başlıca faktörlerdir. Gençlik merkezinde sunulan akademik ve kişisel gelişim desteklerinin öğrencilerin özgüven ve entelektüel motivasyonlarını artırdığı ve akran etkileşiminin ise toplumsal sorumluluk bilincini güçlendirdiği görüşmüştür.. Araştırma sonucunda, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı gençlik merkezlerinin sunduğu manevi danışmanlık ve sosyal faaliyetlerin sürdürülebilir ve kapsayıcı bir yapıya kavuşturulabilmesi için fiziki mekân düzenlemelerinin yapılması, personel kapasitesinin artırılması, bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi ve dijital iletişim stratejilerinin güçlendirilmesi önerilmektedir. Bu düzenlemelerin hayata geçirilmesi, gençlik merkezlerinin çok boyutlu öğrenme ortamı niteliğini pekiştirerek gençlerin hem bireysel hem de toplumsal düzeyde güçlü kimlikler geliştirmelerine katkı sağlayacaktır.
Dijitalleşme politikaları kapsamında yerel yönetim uygulamaları: akıllı şehirler örneği
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Bozdemir, Mehmet Ali; Koçyiğit, Nezehat
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler sonucu değişen bireysel, toplumsal ihtiyaçlar ve ülke ihtiyaçları neticesinde dönüşen devlet ve sosyal hayat yeni politikaları gerektirmektedir. Son yıllarda bu politikalar dijitalleşme çerçevesinde belirlenmekte, genel ve yerel yönetimlerin faaliyetleri bu düzenlemeler sonucu şekillenmektedir. Teknolojinin gelişimi ile öne çıkan yeni politikalar e-devlet, e-yönetişim, e-demokrasi, dijital belediyeler gibi kavramları ortaya çıkarmıştır. Nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşayan dünya için şehir yaşamı da dijital teknolojilerden nasibini almaktadır. Birçok büyük şehir hızlı şehirleşme, yaşlanan altyapı, sınırlı finansman ve diğer sorunlarla nasıl başa çıkılır, daha iyi nasıl yaşanabilir arayışına girdiği için tüm bu sorunlara teknoloji ile çözüm aranmaktadır. Geliştirilen dijital politikalar ile şehir yönetimlerinde de akıllı şehir uygulamalarına geçiş yapılmaktadır. Akıllı şehir uygulamalarında şehrin ihtiyaç ve sorunlarına getirilen çözüm önerileri yenilikçi ve sürdürülebilir niteliktedir. Yerelde ihtiyaçlar değiştiğinden daha hızlı, daha ucuz, daha sonuç odaklı hizmetler zorunlu hale gelmektedir. Teknolojik gelişmeler bu dönüşüme aracılık etmekte ve akıllı şehir yönetimine önemli bir katkı sağlamaktadır. Toplu taşımadan, güvenliğe, etkin iletişimden yönetişime birçok konuda akıllı şehir uygulamaları ile verimlilik artmaktadır. Dijitalleşme politikalarının yerel yönetim uygulamalarına ve akıllı şehir stratejilerine yansıyan yönlerini inceleyen çalışmaların azlığı bu araştırmayı önemli kalmaktadır. Çalışmada bu amaçla tarihsel süreç içerisinde dijitalleşme politikalarının geçirdiği seyir incelenmiş olup, bu politikalarda yerel yönetimlere ve akıllı şehir uygulamalarına yansıyan unsurlara dair çıkarımlar yapılmıştır. Ayrıca büyükşehirlerin akıllı şehir faaliyetlerinden örnekler verilmiştir. Konya İli Akılı Şehir Birimi Müdürlüğü’nde görevli uzman ve yöneticilerle yarı yapılandırılmış mülakat formu ile görüşmeler yapılarak politikalara ve akıllı şehir faaliyetlerine yansıyan yönlere ilişkin veriler toplanmıştır. Bulgulara göre; teknoloji ve dijitalleşme yerel yönetimlerde karar alma süreçlerinden hizmet sunumlarına kadar birçok konuda köklü değişikliklere yol açmıştır. Geleneksel hizmet sunumundan daha pratik daha modern bir hizmet sunumuna geçilmesini sağlamıştır. Akıllı şehir uygulamalarının gelişiminde teknoloji ve dijitalleşme alanındaki gelişimin payı büyük olmuş yaşam kalitesini ve şehir yönetimini daha verimli hale getirmiştir. Teknoloji ve dijitalleşme yerel yönetimlerde çalışanlar üzerinde iş süreçlerinde daha hızlı daha çözüm odaklı bir anlayış gelişmesini sağlarken, çalışanlar arasında teknolojideki hızlı değişim ve dönüşüme ayak uydurmada zaman zaman zorluklar yaşanmaktadır. Akıllı şehir uygulamalarından vatandaşların yararlanma düzeylerine bakıldığında ise teknolojinin erişilebilirliği ve kullanım kolaylığına bağlı olarak artarken, memnuniyet düzeyinin ise dijital okuryazarlık ve erişim farklılıklarından kaynaklı sınırlamalar haricinde akıllı şehirler uygulamalarına katılımıyla doğru orantılı arttığı görülmüştür.
Nizârî İsmâilîlik ve Bektaşîlik
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Boran, Ayşegül; Şenzeybek, Aytekin
Bu çalışmada, İslam düşünce tarihinde önemli yer tutan iki ezoterik yapı olan Bektaşîlik ve Nizârî İsmâilîlik karşılaştırmalı bir yaklaşımla ele alınmıştır. Araştırma, tarihsel süreç içerisinde her iki yapının oluşum, inanç ve ritüel boyutlarını inceleyerek, aralarındaki benzerlik ve etkileşim alanlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, Hacı Bektâş-ı Veli’nin hayatı, menkıbevî ve tarihî kaynaklar ışığında değerlendirilmiş olup Bektaşiliğin teşekkül süreci ile toplumsal ve kültürel zemindeki yeri analiz edilmiştir. Aynı bölümde, Nizârî İsmâilîliğin temel figürlerinden olan Hasan Sabbâh ve Alamut dönemi üzerinden mezhebin tarihsel gelişimi ve doktriner yapısı incelenmiştir. İkinci bölümde ise, her iki yapının ritüel pratiklerine odaklanılmış; cem törenleri, ibadet anlayışı, zâhirî-bâtınî yaklaşımlar, sembolizm ve ezoterik anlayış karşılaştırılmıştır. Bu bağlamda, özellikle imamet ve velayet kavramlarının ritüellere nasıl yansıdığı analiz edilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, Bektaşîlik ve Nizârî İsmâilîlik arasında tarihsel ve doktriner düzlemdeki olası etkileşim alanları karşılaştırılmıştır. Ortak bâtınî düşünce yapısı, on iki imam anlayışı, gnostik unsurlar ve hurûfîlik etkileri üzerinden iki gelenek arasındaki benzerlikler değerlendirilmiştir. Bu çalışma, bu iki yapının farklı tarihsel ve coğrafi zeminlerde gelişmiş olsalar da benzer mistik eğilimler ve sembolik anlatılar üzerinden örtüşen yönlere sahip olduğunu ortaya koymayı hedeflemiştir. Bektaşîlik ve Nizârîlik arasında doğrudan bir ilişki kurmaktan ziyade, her iki yapının ortak kavramsal mirasları ve benzeşen ezoterik eğilimleri bağlamında bir karşılaştırma sunarak İslam tasavvuf tarihinde bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.
Dijital dönüşüm sürecinde kent güvenliği: kent güvenlik yönetim sistemi (KGYS) üzerine bir araştırma
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Akarsu, Mustafa; Kocaoğlu, Mustafa
Bu çalışma, dijital dönüşüm sürecinin kent güvenliği üzerindeki yansımalarını, Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) örneği temelinde analiz etmeyi hedeflemektedir. Araştırmada, güvenlik hizmetlerinin dijitalleşme ile birlikte geçirdiği yapısal dönüşüm incelenmiş; bu teknolojik sistemlerin, toplumsal algı, tutum ve deneyimler bağlamında nasıl değerlendirildiği anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Verilerin toplanmasında nitel araştırma yaklaşımları benimsenmiş; saha çalışması kapsamında Kütahya il merkezinde görev yapan emniyet personeli ile birebir, derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde, katılımcıların KGYS’ye ilişkin deneyimleri, sistemin işlevselliğine dair gözlemleri ve dijital güvenlik teknolojilerine yönelik bireysel ve kurumsal yaklaşımları kapsamlı biçimde ele alınmıştır. Elde edilen veriler, içerik analizi tekniğiyle değerlendirilmiş; sistematik kodlama ve temalaştırma süreçleri MAXQDA yazılımı aracılığıyla yürütülmüştür. Görüşmelerden elde edilen bulgular, KGYS’nin kent güvenliğine katkı sağladığı yönünde genel bir uzlaşı bulunduğuna işaret etmektedir. Suç önleme, olaylara hızlı müdahale imkânı ve koordinasyonun artırılmasına yönelik olumlu değerlendirmelerin öne çıktığı gözlemlenmiştir. Kamera sistemlerinin etkinliği, anlık izleme kapasitesi ve olay yönetiminde sağladığı destek, katılımcı söylemlerinde belirgin şekilde yer bulmuştur. Bu bağlamda, sistemin güvenlik operasyonlarında işlevsel bir araç olarak benimsendiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, dijital güvenlik sistemlerinin mahremiyet, veri güvenliği ve etik sorumluluklar bağlamında çeşitli endişelere yol açtığı da belirlenmiştir. Katılımcıların bir kısmı, bu tür uygulamaların bireysel hak ve özgürlükleri sınırlayıcı etkiler doğurabileceğine ilişkin görüşlerini ifade etmiştir. Özellikle yüz tanıma sistemleri ve yapay zekâ tabanlı analiz araçlarının kullanımında, etik sınırların açık ve denetlenebilir biçimde tanımlanması gerektiği vurgulanmıştır. Görüşmeler sürecinde, gözetim uygulamalarının bireyler üzerinde yaratabileceği psikolojik etkilerin sıklıkla dile getirildiği ve bu etkilerin mahremiyet algısı ile doğrudan ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, KGYS ile doğrudan etkileşim içinde bulunan personelin belirli bir kullanıcı profiline sahip olması, deneyimlerin homojen olmayan bir yapı iii içerisinde şekillendiğine ve sistemin algılanış biçiminde farklılaşmaların ortaya çıkabildiğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, araştırma kapsamında elde edilen bulgular, KGYS’nin teknik ve operasyonel düzeyde kent güvenliğine önemli katkılar sunduğunu ortaya koymaktadır. Ancak sistemin uzun vadeli başarısının, yalnızca teknolojik altyapıya değil; aynı zamanda toplumsal kabul, etik ilkeler, mahremiyet ve veri güvenliği gibi unsurların dikkate alınmasına bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle KGYS, yalnızca bir güvenlik aracı değil; aynı zamanda dijitalleşmenin toplumsal dönüşüm üzerindeki etkilerini somutlaştıran bir yapı olarak değerlendirilmektedir. Araştırma, bu çok katmanlı yapısıyla literatüre hem uygulamalı hem de eleştirel bir perspektif sunmaktadır.




















