Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile sosyal destek algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Küçük, Emrah; Erben Keçici, Sayime
Bu araştırmada lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeyi ile sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Nicel bir araştırma olan bu çalışmada nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Konya ili Hadim ve Taşkent ilçelerinde öğrenim görmekte olan 97 kadın 113 erkek olmak üzere toplam 210 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği Kullanılmıştır. Toplanan veriler IBM SPSS Statistics 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Lise öğrencilerinin Psikolojik Sağlamlık ve Sosyal Destek Algısı düzeylerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler (aritmetik ortalama, standart sapma, frekans, yüzde) kullanılmıştır. Cinsiyet ile anne ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre katılımcıların ölçek puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla bağımsız örneklemler için t-testi uygulanmıştır. Yaş, lise türü ve sınıf düzeyi gibi üç ve daha fazla kategoriye sahip değişkenler için ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA sonucunda anlamlı fark belirlenen durumlarda Scheffe testi ile hangi gruplar arasında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların Psikolojik Sağlamlık ve Sosyal Destek Algısı puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Ayrıca Psikolojik Sağlamlığın Sosyal Destek Algısı üzerindeki yordayıcı etkisini incelemek üzere çoklu doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeylerinin orta düzeyin üzerinde olduğu ve hem genel hem de alt boyutlar açısından yüksek düzeyde sosyal destek algısına sahip oldukları belirlenmiştir. Erkek katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeylerinin kadın katılımcılara göre daha yüksek olduğu fakat cinsiyetin sosyal destek algısı üzerinde ise anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Yaş ilerledikçe hem psikolojik sağlamlık düzeyinin hem de bazı sosyal destek algısı boyutlarının (özellikle özel bir insan ve toplam destek) arttığı tespit edilmiştir. Anne ve baba eğitim düzeyinin ve sınıf düzeyinin katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyleri ve algılanan sosyal destek algıları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Meslek lisesinde öğrenim gören öğrencilerin hem psikolojik sağlamlıklarının hem de belirli sosyal destek boyutlarındaki algılarının diğer lise türlerinde öğrenim gören öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri arttıkça aileden ve özel bir kişiden algıladıkları sosyal desteğin de arttığı fakat Psikolojik sağlamlık ile arkadaşlardan algılanan sosyal destek arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir. Sosyal destek alt boyutlarının birbirleriyle tutarlı şekilde ilişkili olduğu ve toplam destek algısına güçlü katkılar sağladığı belirlenmiştir. Sosyal destek algısının psikolojik sağlamlıktaki değişimin %10,6'sını açıkladığı, psikolojik sağlamlık üzerinde belirli bir etkisi olduğu, ancak bu etkinin özellikle aile desteği ile daha güçlü bir şekilde ortaya çıktığı belirlenmiştir.
Öğe
Doğa temelli sanat eğitim programının çocukların doğayla bağlantı kurma eğilimlerine etkisi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Meral, Merve; Yıldız Çiçekler, Canan
Araştırmanın amacı, Doğa Temelli Sanat Eğitim Programının çocukların doğayla bağlantı kurma eğilimlerine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024-2025 öğretim yılında Konya ili Selçuklu ilçesinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ilkokul bünyesindeki anasınıfına devam eden ve basit tesadüfi örnekleme yöntemi (Karasar, 2020) ile belirlenen 20 çocuk deney, 20 çocuk kontrol grubu olmak üzere 40 çocuk oluşturmuştur. Çalışmada deneysel araştırma desenlerinden ön-test/son-test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Çalışmada okul öncesi dönemdeki çocuklara uygulanmak üzere araştırmacı tarafından hazırlanan “Kişisel Bilgi Formu”, çocukların doğayla bağlantı kurmaya eğilimlerini değerlendirmek amacıyla “60-72 Çocuklar İçin Doğayla Bağlantı Kurmaya Eğilim Ölçeği” (Engin, 2019) kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan Doğa Temelli Sanat Eğitim Programının etkinlikleri sınıf içerisinde, okul bahçesinde, açık alanlarda, hayvanat bahçesinde, kelebekler vadisinde ve haftada 2 gün birer etkinlik saati olacak şekilde 12 hafta boyunca uygulanmıştır. Çalışma sonucunda programın çocukların doğayla bağ kurma eğilimlerinde anlamlı düzeyde artış sağladığı görülmüştür. Ön-test puanlarının deney ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılık göstermemesi, grupların başlangıçta benzer özelliklere sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, uygulanan ölçüm aracının güvenilirliğini ve geçerliliğini desteklemiştir. Araştırmanın son-test puanları incelendiğinde, deney grubunun lehine anlamlı bir farklılık oluştuğu görülmüştür. Bu bulgu, Doğa Temelli Sanat Eğitimi Programının çocukların doğa ile bağlantı kurma eğilimleri üzerinde etkili olduğunu ve programın hedeflerine ulaştığı görülmüştür. Deney grubunda ön-test ve son-test puanları arasındaki anlamlı artış, çocukların program sürecinde doğayla olan etkileşimlerinin kalıcı öğrenme deneyimleri oluşturduğu görülmüştür. Kontrol grubunda artış gözlenmiş fakat deney grubundaki kadar belirgin olmamıştır. Bu durum, doğal çevreyle bütünleşmiş etkinliklerin, geleneksel sınıf içi etkinliklere göre çocukların doğa farkındalığını daha etkili biçimde artırdığı görülmüştür. Deney grubunda sontest ile izleme testi puanları arasında anlamlı bir farkın olmaması, programın kalıcı etkilerini destekleyen önemli bir göstergedir. Bu sonuç, doğa temelli etkinliklerin kısa vadeli değil, uzun süreli öğrenme çıktıları oluşturduğunu ortaya koymuştur. Çocukların programdan sonra da doğaya karşı duyarlılıklarını sürdürmeleri, erken çocuklukta edinilen çevresel farkındalığın yaşam boyu devam edebileceği görülmüştür.
Öğe
Ergenlerde dijital bağımlılık ve duygusal yeme arasındaki ilişkide öznel iyi oluşun aracı rolü
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Öztürk, Neslihan; Traş, Zeliha
Bu araştırmanın amacı, ergenlerde dijital bağımlılık ve duygusal yeme arasındaki ilişkide öznel iyi oluşun aracı rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma, Konya ili Merkez ilçelerindeki Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaokullarda öğrenim gören ergenler üzerinde gerçekleştirilmiştir. 259 kız (%53.3) ve 227 erkek (%46.7) olmak üzere toplamda 486 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmaya katılan öğrencilerin sınıf düzeyleri incelendiğinde, 217’sinin (%44,7) 7. sınıf, 269’unun (%55,3) ise 8. sınıf öğrencisi olduğu görülmektedir. Katılımcıların yaş ortalaması 13,02 ± 0,75’tir. Araştırmada veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgiler Formu, Çocuk ve Ergenler İçin Duygusal Yeme Ölçeği, Öznel İyi Oluş Ölçeği ve Çocuklar İçin Dijital Bağımlılık Ölçeği uygulanmıştır. Veri toplama süreci öncesinde Millî Eğitim Bakanlığı’ndan araştırma izni alınmıştır. Araştırmada demografik değişkenlerin analizi için t testi, tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan ergenlerin duygusal yeme, dijital bağımlılık ve öznel iyi oluş puanları arasındaki ilişkinin belirlenmesi için Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Dijital bağımlılık ve duygusal yeme arasındaki ilişkide öznel iyi oluşun aracı rolü SPSS PROCESS (Model 4) ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda ergenlerin duygusal yeme puan ortalamalarının sınıf düzeyine ve fiziksel görünümlerinden memnun olup olmama durumuna göre anlamlı farklılaşmadığı bulunmuştur. Kız öğrencilerin duygusal yeme düzeyleri erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Düzenli spor yapmayan ve kısmen düzenli spor yapan öğrencilerin düzenli spor yapan öğrencilere göre duygusal yeme düzeyleri anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Pearson korelasyon analizi sonucunda ergenlerde duygusal yeme ve alt boyutları (kaygı-öfke-hayal kırıklığı, depresif belirtiler, huzursuz duygu durum) ile; öznel iyi oluş ve alt boyutları (aile ilişkilerinden doyum, olumlu duygular, yaşam doyumu, önemli diğerleriyle ilişkiden doyum) arasında negatif yönde ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Ergenlerde duygusal yeme ve alt boyutları (kaygı-öfke-hayal kırıklığı, depresif belirtiler, huzursuz duygu durum) ile dijital bağımlılık arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Ergenlerde öznel iyi oluş ve alt boyutları (aile ilişkilerinden doyum, olumlu duygular, yaşam doyumu, önemli diğerleriyle ilişkiden doyum) ile dijital bağımlılık arasında ise negatif yönde ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Aracılık analizinde ergenlerde dijital bağımlılık duygusal yemeyi anlamlı şekilde etkilemektedir. Bu etkinin bir kısmı doğrudan meydana gelirken bir kısmı öznel iyi oluş üzerinden dolaylı olarak meydana gelmektedir. Elde edilen bulgular ergenlerde dijital bağımlılık ve duygusal yeme arasındaki ilişkide öznel iyi oluşun aracı rolünü doğrulamıştır. Araştırmanın son bölümünde bulgular tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.
Öğe
Ebeveynlerin ve çocukların riskli oyuna yönelik algıları: Şanlıurfa ili örneği
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) İrioğlu, İlkay İrem; Mart, Mehmet
Oyun, çocuk için gerçek dünya ve hayal dünyası arasındaki köprüdür. Bu köprüden nasıl geçeceği, neden geçeceği, ne şekilde geçeceği çocuğun bütünsel gelişimiyle yakından ilişkilidir. Çocuklar, çoğunlukla kasıtsız bir şekilde oyun yoluyla bedensel ve çevresel farkındalıklarını, sınırlarını test ederler. Erken dönemde, oyun aracılığıyla hayatın provasını yapan çocuklar ilerleyen dönemlerde fiziksel, duygusal vb. engelleri de geçmeyi öğrenmiş olurlar. Kaza veya yaralanma olasılığı barındıran ancak heyecan ve macerayı da beraberinde içeren oyun türü olarak tanımlanan riskli oyun, çocuklara özerklik ve karar verme gibi beceriler geliştirmelerine katkı sunar. Riskli oyunun yararları arasında; zorluklarla başa çıkmayı öğrenme, yaratıcılık, inisiyatif alma, özgüven, başarı duygusu, gurur ve farkındalık kazanma vb. kazanımlar yer almaktadır. Ancak değişen dünya düzeninde çocukların serbest riskli faaliyetlerde bulunmalarına dair ebeveynlerin sınırlandırmalar koyduğunu ve çocukları daha çok yapılandırılmış etkinliklere yönlendirme gereksinimi hissettikleri araştırmalarla ortaya konmuştur. Ebeveynlerin artan güvenlik tedbiri ihtiyaçları, çocuklarını koruma güdüsü, kaza ve yaralanmalarla ilgili ciddi endişe ve kaygılar çocukların riskli oyun deneyimlerinden mahrum kalmalarına sebebiyet vermektedir. Bu araştırma kapsamında ebeveynlerin riskli oyuna karşı bakış açıları, algıları ve izin verme düzeylerinin belirlenmesi; aynı zamanda okul öncesi dönemdeki çocukların riskli oyun algılarının ortaya konması hedeflenmiştir. Şanlıurfa ili merkez ilçelerde ikamet eden 200 veliye ‘Riskli Oyunlara İzin Verme Ölçeği’ uygulanmış, 25 veli ile araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile veriler toplanmıştır. Buna ek olarak; 4,5 ve 6 yaşlarında okul öncesi eğitime devam eden 30 kız 30 erkek çocuğuyla görüşmeler yapılarak riskli oyuna dair çizimler yapmaları istenmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS 26.0 programı kullanılarak; nitel veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre; ebeveynlerin riskli oyuna izin verme düzeylerinde anne babalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Riskli oyuna izin vermelerinde genel olarak genç ebeveynlerin daha korumacı ve temkinli olduğu, eğitim seviyesi arttıkça riskli oyuna izin verme düzeylerinin arttığı sonucu ortaya çıkmıştır. Ebeveynlerin sahip olduğu çocuk sayısıyla izin vermeleri arasındaki korelasyon incelendiğinde çocuk sayısı arttıkça izin verme eğilimlerinde ve tüm riskli oyun kategorilerinde izin verme puanlarında azalma olduğu saptanmıştır. Genel olarak, ebeveynlerin riskli oyuna dair bakış açılarının olumsuz olduğu, çoğunlukla çocuklarının riskli oyunlarını sınırlandırıcı bir tutum izledikleri ortaya konmuştur. Araştırma sonuçları, erken çocukluk eğitimi programlarında riskli oyuna yönelik ebeveyn farkındalığını artıran içeriklerin yapılandırılmasının gerekliliğine işaret etmektedir.
Öğe
Öğretmen çocuk etkileşiminin okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Kaya Sak, Nurbanu; Soydan, Sema
Erken çocukluk dönemi, çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerinin temellerinin atıldığı kritik bir gelişim evresidir. Okul öncesi dönemde çocukların en yoğun etkileşimde bulundukları yetişkinlerden biri olan öğretmenlerin, çocukların duygu düzenleme becerilerinin gelişiminde belirleyici bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, öğretmen–çocuk etkileşiminin okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Konya ili Beyşehir ilçesinde görev yapan 40 okul öncesi öğretmeni ve okul öncesi eğitime devam eden 4 ve 5 yaş grubundaki 80 kız ve 80 erkek olmak üzere toplam 160 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Duygu Düzenleme Ölçeği ve Öğretmen–Çocuk Etkileşimi Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler, Bayes istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, çocukların duygu düzenleme becerileri (duygu isimlendirme, duygu tanıma ve anlama, olumlu strateji ve olumsuz strateji) ile öğretmen–çocuk etkileşimi düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Yaşa göre yapılan karşılaştırmalarda, duygu tanıma ve anlama, duygu isimlendirme, ve olumlu strateji boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmazken; olumsuz duygu düzenleme stratejilerinin 4 yaş grubunda daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen çocuk etkileşiminin yaşa göre değişmediği tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmen–çocuk etkileşimi ile çocukların duygu düzenleme becerileri arasında anlamlı ilişkiler olduğu; öğretmen–çocuk etkileşimi arttıkça çocukların duygu tanıma ve anlama, duygu isimlendirme ve olumlu strateji kullanma becerilerinin arttığı, olumsuz strateji kullanımının ise azaldığı belirlenmiştir. Yaş ve cinsiyet birlikte incelendiğinde, 4 yaş kız çocuklarında öğretmen–çocuk etkileşimi arttıkça olumlu strateji ve duygu isimlendirme becerilerinin arttığı, buna karşın duygu tanıma ve anlama becerilerinin azaldığı belirlenmiştir. 5 yaş kız ve erkek çocuklarda ise öğretmen–çocuk etkileşimi arttıkça duygu tanıma ve anlama ve duygu isimlendirme becerilerinin arttığı tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular, öğretmen–çocuk etkileşiminin okul öncesi dönemde çocukların duygu düzenleme becerilerinin gelişiminde önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Bu doğrultuda, öğretmenlerin sınıf içi etkileşimlerinin niteliğinin artırılmasının, çocukların duygusal gelişimlerinin desteklenmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.