Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Türk kültüründe yer alan hayvan isimlerinin söz varlığı ve kavram alanı
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Maraş, Sena Tuğçe; Yıldız, Mustafa
Türkler, tarihin bilinen zamanlarından beri var olmuş kadim bir millettir. Her kadim millet gibi tabiatla iç içe olmuş, dünyayı tanımak ve tanımlamak için de tabiat unsurlarından yararlanmışlardır. Orta Asya’da güçlü bir bozkır devleti kurmuş ve kültür dairesi oluşturmuşlardır. Bozkır kültür sisteminin içerisinde hayvan ve hayvancılığın oldukça kıymetli bir yeri bulunmaktadır. Türkler atı ehlileştirerek yeni bir dönem açmış ve bu gelişme ışığında bilhassa savaş ve savaş taktikleri konusunda ustalaşmıştır. Tarım ve hayvancılıkta da muhtelif hayvanları kullanarak gelişme göstermişlerdir. Hayvanlar, Türkler için yalnızca vasıta olarak kullanılmamış, yaşamın her alanında yer bulmuş, bir kültür nüvesi durumuna gelmiştir. Bu durum bilhassa inanışlar, dil ve edebiyata büyük bir tesir etmiştir. Hayvanlar sembol olarak destanlarda, mitolojilerde, efsanelerde, halk hikâyelerinde anlatılagelmiş; türkülerde, tekerlemelerde ağızdan ağıza dolaşmıştır. Şüphesiz söz varlığı da hayvan simgelerinden etkilenmiştir. Söz varlığının ögeleri durumundaki atasözleri, deyimler, kalıp sözler, kalıplaşmış sözler ve birleşik sözcüklerde hayvan isimleri yer alarak bir kavram dünyası oluşturmuştur. Bir dilin kavram dünyasını belirlemek, dilin geçmiş ve bugünkü durumu arasındaki bağlantıyı ortaya koymak adına mühimdir. Bu bağlamda kavram alanı çalışmaları bir dilin yaşı, eski inanışları ve kültür gelişimi hakkında fikir veren bir çalışma alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada Türk kültüründe yer bulmuş, yazılı ve sözlü edebiyatta kullanılıp simge durumuna gelmiş ve toplum hafızasında öne çıkan hayvanlar; doküman incelemesi sonucu belirlenmiştir. TDK Güncel Türkçe Sözlük’te söz konusu hayvan isimlerinin yer aldığı söz varlığı ögeleri (tanım ve anlam, atasözü, deyim, kalıp söz ve birleşik sözcükler) nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi yöntemiyle incelenerek anlamları doğrultusunda kod ve temalar oluşturmak suretiyle hayvanların kavram alanları ortaya konmuştur. İncelenen 23 hayvanın söz varlığı içindeki yeri ele alınarak Türk kültüründeki etki alanı, yeri, kullanım sıklığı ve anlam dünyası ortaya konmuştur.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kültürel miras farkındalıklarının dijital araçlarla geliştirilmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Görür, Vahit; Aşıkcan, Mehmet
Kültürel miras, geçmişten günümüze nesiller aracılığıyla aktarılan ve ait olduğu toplumun kültürel izlerini taşıyan somut ve somut olmayan unsurların bütününü ifade etmektedir. Kültürel mirasın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olması, onun korunması ve yaşatılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Toplumsal hafızanın devamlılığı ve bireylerde millî kimlik bilincinin oluşması, kültürel mirasın korunması ve aktarılmasıyla mümkündür. Bu doğrultuda kültürel mirasın korunmasına yönelik ulusal ve uluslararası ölçekte çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Türkiye de sahip olduğu zengin kültürel mirası korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla yasal düzenlemeler yapmakta ve resmî öğretim programları aracılığıyla okullarda kültürel miras eğitimine yer vermektedir. Kültürel mirasın korunmasının tesadüfi değil, planlı ve sistematik bir eğitim süreciyle mümkün olduğu düşünülmektedir. Bu süreçte bireylerde kültürel mirasa yönelik farkındalık oluşturulması ve bunun erken yaşlardan itibaren sağlanması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle kültürel miras eğitiminde ilkokul düzeyi ve sınıf öğretmenleri kritik bir rol üstlenmektedir. Öte yandan dijital teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, kültürel mirasa erişilebilirlik açısından önemli fırsatlar sunmakta; dijital araçların sağladığı imkânlar, bu araçların kültürel miras eğitiminde etkili bir biçimde kullanılabileceğini göstermektedir. Bu araştırmada, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kültürel miras farkındalıklarının dijital araçlar aracılığıyla geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, bir devlet okulunun ilkokul dördüncü sınıfında öğrenim gören 11 öğrenci ile yürütülmüştür. Nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması deseni kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada, öncelikle öğrencilerin kültürel mirasa yönelik mevcut farkındalık düzeyleri belirlenmiştir. Ardından alanyazın taraması ve öğrencilerin mevcut kültürel miras farkındalık düzeyleri dikkate alınarak kültürel mirasın farklı temalarını içeren toplam sekiz eylem planı hazırlanmıştır. Uygulama sürecinde sanal öğrenme ortamları, web tabanlı dijital araçlar ve etkileşimli uygulamalardan yararlanılmıştır. Eylem planlarının uygulanmasının ardından öğrencilerin gösterdiği gelişim ve verilerin doygunluğu dikkate alınarak dokuz hafta süren uygulama süreci tamamlanmıştır. Uygulama sürecinin sonunda gerçekleştirilen son ölçümlerle öğrencilerdeki değişim ve gelişimler belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, dijital araçlarla desteklenen kültürel miras eğitiminin ilkokul öğrencilerinin kültürel miras farkındalıklarını anlamlı ve belirgin biçimde geliştirdiği; bununla birlikte dijital araçların öğrencilerin öğrenme sürecine aktif katılımını artırdığı ve motivasyonlarını olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir.
GG25 standartında gri dökme demirin mekanik özellikleri ve mikro yapı üzerine molibden ve niyobyum eser elementlerinin etkilerinin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Yarar, Veysel Gökhan; Türen, Yunus
Bu tez çalışmasında, GG25 standardında gri dökme demir (GDD) malzemenin mekanik ve mikro yapısal özelliklerine, eser element olarak ilave edilen molibden (Mo) ve niyobyum (Nb) elementlerinin etkileri detaylı olarak araştırılmıştır. GG25 referans numunesi baz alınarak, %0.1 ve %0.3 oranlarında Mo ve Nb katkıları içeren dört ayrı deney grubu oluşturulmuştur. Tüm numuneler, sanayi tipi indüksiyon ocaklarında aynı döküm parametreleriyle hazırlanmış ve merdiven tipi kum kalıplara dökülerek değişen soğuma hızlarının (10 mm ve 40 mm kademe kalınlıkları) etkisi de gözlemlenmiştir. Çalışma kapsamında mikro yapı analizi, Brinell sertlik testi, çekme testi ve darbe testi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; Hem Mo hemde Nb katkısı, perlitik yapıyı %2-%4 aralığında artırarak sertlik ve çekme dayanımında belirgin artışlar sağlamıştır. Nb katkısı ise özellikle grafit lamellerin morfolojisini rafine ederek daha homojen ve ince yapılar oluşturmuştur. Yalnızca %0,3 Nb ilavesi darbe dayanımı üzerinde 3 J artış göstermiştir, diğer kontrol gruplarında kayda değer bir artış gözlenmemiştir. GG25 Referans numunesi ve Mo ile Nb ilaveli tüm alaşımlarda kademe kalınlığı artarken (10 mm’den 40 mm’ye) soğuma hızının azalması ile birlikte sertlik değerlerin de sırası ile yaklaşık %16, %13, %8, %8 ve %8 oranlarında düşüş gözlenmiştir. Çekme değerlerinde ise sırası ile yaklaşık, %73, %48, %54, %23 ve %45 düşüş gözlenmiştir. Ancak alaşım ilaveleri sayesinde, mekanik özelliklerdeki bu düşüşün referans numuneye kıyasla daha sınırlı kaldığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar, alaşım ilavelerinin GG25 gri dökme demirin mekanik performansını, özellikle döküm kalınlığı değişen parçalar için optimize edebileceğini ortaya koymuştur.
Sınıf öğretmenlerinin okuma yazma becerilerinin geliştirilmesinde oyun temelli öğretimi kullanma algılarının incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Okuyucu, Hatice; Akandere, Osman
Oyun, çocuklar için yalnızca bir eğlence aracı değil; aynı zamanda fiziksel, duygusal ve bilişsel gelişimlerine katkı sağlayan etkili bir öğretim yöntemidir. Özellikle okuma yazma öğretiminde oyun temelli etkinliklerin kullanılması, öğrencilerin sürece aktif katılımını artırmakta, öğrenmeyi kalıcı hâle getirmekte ve öğrenme sürecini daha eğlenceli bir hale getirmektedir bu bağlamdan yola çıkarak yapılan araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin okuma yazma becerilerinin geliştirilmesinde oyun temelli öğretimi kullanma algılarını ve bu konudaki görüşlerini ortaya koymaktır. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımıyla ve fenomenolojik desenle tasarlanmıştır. Çünkü fenomenoloji, bireylerin yaşadıkları deneyimlerin özünü anlamaya ve bu deneyimlere yüklenen anlamı ortaya çıkarmaya odaklanmaktadır. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın katılımcı grubunu, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Kayseri ili Kocasinan ilçesinde görev yapan ve amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ile belirlenen 30 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma sonuçları, öğretmenlerin okuma yazma öğretiminde ve okuma yazma becerilerini geliştirme etkinliklerinde oyun temelli yöntemleri kullandıklarını göstermektedir. Öğretmenler, oyunun öğrencilerin derse ilgisini artırdığını, kalıcı öğrenmeyi sağladığını ve öğrenme sürecini daha etkili hale getirdiğini ifade etmişlerdir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, öğretmenlerin oyun temelli öğretim konusunda farkındalıklarının yüksek olduğu ancak uygulama becerilerinin geliştirilmesine yönelik hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerle desteklenmelerinin önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bir işletmenin yıllık enerji kaynakları kullanımı sonucu sera gazı emisyonunun belirlenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Eroğlu, Melek; Oğuz, Hidayet
Değişen ve gelişen dünya düzeninde, kaynakların sınırsızmışçasına kullanımı kaynaklı çeşitli çevresel sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bunların en başında çevre kirliliği ve iklim değişikliği gelmektedir. Enerji kaynaklarının bilinçsizce kullanımı, kaynakların tükenmesine ve küresel ısınmaya yol açmaktadır. Küresel ısınmada en önemli pay sera gazı etkisidir. Dünyamız, üzerine düşen Güneş ışınlarının yanında, Dünya’dan yansıyan Güneş ışınlarıyla da ısınır. Dünya’dan yansıyan Güneş ışınlarının atmosferde absorbe olma olayına sera etkisi denmektedir. Kyoto Protokolünde, Karbondioksit (CO2), Metan(CH4), Nitröz Oksit(N2O), Hidrofluorokarbonlar (HFCs), Perfluorokarbonlar (PFCs) ve Kükürt Heksaflorür (SF6) sera gazı olarak adlandırılmıştır. Doğal kaynaklı olduğu gibi sanayileşme kaynaklıda çeşitli tepkimeler sonucunda sera gazları meydana gelmektedir. Çevre bilincinin artması ve gelecek nesiller için yaşanılabilir bir Dünya için sera gazı emisyonlarını azaltmamız gerekmektedir. Gerekli azaltma işlemlerinin başlayabilmesi için sera gazı hesaplaması ve buna yönelik önlemler alımlıdır. Bu nedenle işletmeler sera gazı emisyon kaynaklarını ve buradan meydana gelen emisyonları hesaplayarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bildirmektedirler. Bu çalışmada Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Raporlanması Hakkında Tebliğ’i kılavuz olarak alınarak Bir İşletmenin Yıllık Enerji Kaynakları Kullanımı Sonucu Sera Gazı Emisyonunun Belirlenmiştir. Çalışmada faaliyet verileri, Ulusal Envanter Raporu ve Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Raporlanması Hakkında Tebliğ verilerinden yola çıkarak tesisin yıllık tahmini toplam sera gazı emisyonu 1.118.691,00 tCO2e/yıl belirlenmiştir. Bunun yanısıra işleme hesaplama temelli yöntem kullanarak sera gazı emisyonu 399.991,05 tCO2e/yıl hesaplanmıştır. Bu fark, sera gazı emisyon hesaplamalarında emisyon kaynağından alınan verilerin daha spesifik ve daha doğru olmasından kaynaklıdır.




















