Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Mekanik alaşımlama yöntemiyle mxene ve bor karbür takviyeli alüminyum metal matris kompozit malzeme geliştirilmesi ve karakterizasyonu
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Yılmaz, Musa; Ekrem, Mürsel
Bu çalışmada, doğadan ilham alınarak dış kısmı sert, iç kısmı ise daha yumuşak olan böylece yüksek tokluk sergileyen aynı zamanda dış kısmındaki sertlik sayesinde yüksek aşınma dayanımı gösteren hibrit kompozit malzemelerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, matris malzeme olarak A7075 alüminyum alaşımı seçilmiş ve takviye fazı olarak B4C (bor karbür) seramiği ağırlıkça %5, %10 ve %15 oranlarında ve Ti3C2TX MXene fazı ise ağ. %1, %3 ve %5 oranlarında kullanılmıştır. Takviye ile matris malzeme, mekanik alaşımlama yöntemiyle üç farklı sürede (1, 2 ve 3 saat) karıştırılmıştır. Elde edilen toz karışımları, fonksiyonel geçişli malzeme (FGM) prensibine uygun olarak üç farklı katman yapısında (3, 5 ve 7 katman) istiflenmiş ve toz metalurjisi yöntemiyle hibrit kompozitler üretilmiştir. Toz metalurjisi sürecinde üç farklı sıkıştırma basıncı (300, 400 ve 500 MPa), üç farklı sinterleme süresi (1, 2 ve 3 saat) ve üç farklı sinterleme sıcaklığı (550 °C, 570 °C ve 590 °C) olmak üzere çeşitli üretim parametreleri kullanılmıştır. Literatürde ayrı ayrı araştırılan tüm bu üretim parametreler ve değişkenler dikkate alınarak, Minitab yazılımı ve Taguchi yöntemi vasıtasıyla deneysel süreç planlanmıştır. Böylece tek bir çalışmada tüm bu parametrelerin birbiriyle etkileşiminin de değerlendirilebileceği kapsamlı sonuçlar hedeflenmiştir. Üretilen kompozitlerin mekanik ve fiziksel özellikleri ASTM E9 standardına göre basma, ASTM G99 standardına göre aşınma, sertlik ve yoğunluk testleri ile değerlendirilmiştir. Mikroyapısal özellikler ise SEM, XRD ve parçacık boyutu analizleriyle gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler Taguchi yöntemiyle analiz edilerek üretim parametrelerinin mekanik ve fiziksel özellikler üzerindeki etkileri ve önem düzeyleri belirlenmiştir. Taguchi deney tasarımı ile kurgulanan ilk aşama test ve analizler sonucunda en yüksek basma dayanımı ve tokluğun 3 saat mekanik alaşımlama (MA), 3 katmanlı FGM yapı, 500 MPa sıkıştırma basıncı ve 590 °C’de 3 saat sinterleme ile elde edilebileceği belirlenmiştir. En yüksek sertlik ise 3 saat MA, 7 katman, 400 MPa sıkıştırma basıncı ve 550 °C’de 2 saat sinterleme ile 170 HB olarak ölçülmüştür. Ayrıca basma dayanımı ile sinterlenmiş yoğunluk değerlerinin benzer bir eğilim gösterdiği belirlenmiş ve en yüksek yoğunluk değeri 2,6957 g/cm³ olarak belirlenmiştir. Kompozit tozların SEM, XRD ve parçacık boyut analizleri sonucunda, mekanik alaşımlamanın başlangıcında aglomerasyon eğiliminin olduğu ancak ilerleyen sürelerde parçacık boyutunun azaldığı ve B₄C fazının matris içerisinde daha homojen bir şekilde dağıldığı belirlenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise, Taguchi analizleri ile belirlenen optimum parametreler kullanılarak yeni nesil bir takviye olarak Ti3C2TX MXene fazının etkisi incelenmiştir. 3 katmanlı ağ. %3 MXene içeren numunenin basma dayanımı MXene'siz muadiline kıyasla %38’lik bir artış ile 421 MPa'a ulaşmıştır. Birim şekil değişimi ise %15’ten %35’e çıkmış ve toklukta üç katlık bir artış elde edilmiştir. Yüksek MXene oranları (ağ. %3 ve %5), üretim prosesini zorlaştırarak numunelerin merkez bölgelerinde sertliğin 65±5 HB seviyelerine gerilemesine neden olmuştur. Tribolojik testlerde ise MXene'nin etkisi, hibrit takviye durumuna göre ya da takviyenin miktarına bağlı olarak farklı sonuçlar vermiştir. A7075 matrisine ağ. %1 MXene ilavesi kütle kaybının 61,1 mg'dan 36,6 mg'a düşmesini sağlamıştır. Ancak B₄C+MXene içeren hibrit yapılarda ve ağ. %1 MXene ilavesinin üzerindeki oranlar ise adhezif ve abrazif aşınma mekanizmalarını tetiklenerek kütle kaybını artırmıştır. Elde edilen sonuçlar, hedeflenen yüksek dayanım, tokluk ve aşınma dayanımı gibi özelliklerin parametre optimizasyonu, FGM yapı ve MXene ilavesi ile elde edilebileceğini göstermiştir. Bu bulgular ışığında geliştirilen malzeme fren diskleri gibi uygulamalar için değerlendirilebilir. Bununla birlikte çalışma, farklı takviyeler, katkı oranları ve parametrelerle üretilen kompozitlerin kapsamlı analizlerle karakterizasyonu sayesinde gözlenen performans değişkenlikleri ile ileri malzeme geliştirme süreçlerine katkı sunmakta ve ilerleyen çalışmalarda katkıların dağılımı, arayüzey etkileşimleri ve sinterleme davranışı gibi parametrelerin daha detaylı incelenmesi açısından önemli bir referans oluşturmaktadır.
Genç yetişkinlerde sevgi bağımlılığı ile depresyon anksiyete stres ve boyun eğici davranışlar arasındaki ilişkinin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Ertürk, Şeyma; Traş, Zeliha
Bu araştırmanın amacı genç yetişkin bireylerde sevgi bağımlılığı ile depresyon, anksiyete, stres ve boyun eğici davranışlar arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada nicel araştırma türlerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubu 308 kadın (%69.5) ve 135 erkek (%30.5) olmak üzere 443 genç yetişkin bireyden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak Sevgi Bağımlılığı Ölçeği, Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği Kısa Formu (DASS 21), Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson Momentler Çarpımı korelasyon katsayısı ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bu araştırmanın bulgularına göre erkek genç yetişkin bireylerin sevgi bağımlılığı puanları kadın genç yetişkin bireylerin puanlarından anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Genç yetişkin bireylerin sevgi bağımlılığı puanlarının eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur. Genç yetişkin bireylerin sevgi bağımlılığı puanları romantik ilişki durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur. Genç yetişkin bireylerin sevgi bağımlılığı puanlarının romantik ilişki süresine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre genç yetişkin bireylerin sevgi bağımlılığı puanları ile depresyon ve anksiyete puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı; stres ve boyun eğici davranışlar arasında ise pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Genç yetişkin bireylerin depresyon puanları ile anksiyete, stres ve boyun eğici davranışlar puanları arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Genç yetişkin bireylerin anksiyete puanları ile stres ve boyun eğici davranışlar puanları arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Genç yetişkin bireylerin stres puanları ile boyun eğici davranışlar puanları arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucuna göre stres puanlarının sevgi bağımlılığı puanlarını anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Depresyon, anksiyete ve boyun eğici davranışlar puanlarının ise sevgi bağımlılığı puanlarını anlamlı düzeyde yordamadığı bulunmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili alanyazın temel alınarak tartışılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara yönelik çeşitli önerilere yer verilmiştir.
Ortaokul öğrencilerinde öz düzenleme temelli akran zorbalığı önleme programının etkisi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Renkliçağlayan, Nazlı; Hamarta, Erdal
Bu araştırmada, Öz-düzenleme Temelli Akran Zorbalığı Önleme Psikoeğitim Programı’nın ortaokul öğrencileri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örnekleminin belirlenmesi amacıyla bir devlet okulunda 2024-2025 Eğitim- Öğretim yılında 5.sınıfa devam eden 340 öğrenciye Ergenlerde Öz-düzenleme Becerileri Ölçeği, Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği- Çocuk Formu ve araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu uygulanmıştır. Ölçeklerden elde edilen sonuçlarda akran zorbalığı puanı yüksek, öz-düzenleme becerileri puanları düşük olan ve öğretmen görüşlerinde sıklıkla zorbalık davranışlarında bulunduğu belirtilen öğrencilerden çalışma grupları oluşturulmuştur. Bu ölçütlerden yola çıkılarak 12 kişilik deney ve 12 kişilik kontrol grubu oluşturulmuştur. Deney grubuna araştırmacı tarafından hazırlanan 10 oturumluk Öz-düzenleme Temelli Akran Zorbalığı Önleme Programı haftada bir kez olacak şekilde uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Psikoeğitim programının tamamlanmasından sonra her iki gruba Ergenlerde Özdüzenleme Becerileri Ölçeği ve Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği- Çocuk Formu son test uygulaması yapılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının denkliğini belirlemek için kullanılan analizlerden itibaren SPSS 27.0 istatistik programından yararlanılmıştır. Veriler, tüm alt boyutlarda normal dağılımın sağlanamamasından dolayı nonparametrik testler ile analiz edilmiştir. Mann- Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar istatistik analizleriyle elden edilen bulgulara göre deney ve kontrol grupları arasında öz-düzenleme başarısı ve öz-düzenleme toplam puanlarında deney grubu lehine pozitif yönlü anlamlı bir fark elde edilmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlardan bir kısmı da akran zorbalığına ilişkin olmuştur. Bulgular deney grubunda kontrol grubuna göre fiziksel zorbalık, söylenti çıkarma ve yayma ile toplam zorbalık puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma olduğunu, sözel zorbalık, dışlama ve eşyalarına zarar verme alt boyutlarında deney grubu lehine azalma olmasına rağmen kontrol grubuyla arasında anlamlı bir fark oluşmadığını göstermiştir. Psikoeğitim programının sonlandırılmasından bir ay sonra deney ve kontrol gruplarına izleme testi uygulanmıştır. İzleme testi ile son test ölçümlerinin karşılaştırılmasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Çalışmada programın etkililiğine dair daha derinlemesine bilgi elde etmek amacıyla deney grubu öğrencileriyle görüşmeler gerçekleştirilmiş, öğrencilerin programa ilişkin değerlendirmelerinden elde edilen bulgular öğrencilerde öz düzenleme becerilerinde gelişme olduğunu ve zorbalık ile ilgili stratejilerde olumlu değişimler meydana geldiğini ortaya koymuştur. Araştırmanın sonuçları Öz-düzenleme Temelli Akran Zorbalığı Önleme Programı’nın, ortaokul öğrencilerinde öz-düzenleme becerilerini arttırmada ve zorbalık davranışlarını azaltmada anlamlı etkiye sahip bir psikoeğitim programı olduğunu göstermiştir.
Üniversite öğrencilerinde belirsizliğe tahammülsüzlük ve duygu düzenleme güçlükleri ile akılcı ve sezgisel karar verme stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Karakaya, Sabriye Senanur; Sürücü, Abdullah
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde belirsizliğe tahammülsüzlük ve duygu düzenleme güçlükleri ile akılcı ve sezgisel karar verme stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 eğitim öğretim yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi, KTO Karatay Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesinde öğrenim görmekte olan 615 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada verileri toplamak için Akılcı ve Sezgisel Karar Verme Stilleri Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgiler Formu kullanılmıştır. Araştırmada Bağımsız Örneklem tTesti, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bonferroni Testi, Pearson Korelasyon Analizi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi ve Aracılık Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği’nin tüm alt boyutlarının (açıklık, amaçlar, dürtü, stratejiler, kabul etmeme) Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği alt boyutları (ileriye yönelik kaygı, engelleyici kaygı) ile arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği’nin tüm alt boyutları ile akılcı karar verme stili arasında negatif yönlü zayıf; sezgisel karar verme stili arasında ise pozitif ve anlamlı korelasyonlar bulunmuştur. Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği’nin ileriye yönelik kaygı boyutu ile akılcı karar verme stili arasında pozitif yönlü zayıf anlamlı bir ilişki; engelleyici kaygı boyutu ile sezgisel karar verme stili arasında pozitif yönlü zayıf anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Duygu düzenleme güçlüklerinin akılcı karar verme stili değişkeninin varyansının %4.1’ini, sezgisel karar verme stili değişkeninin varyansının %3.6’sını açıkladığı; belirsizliğe tahammülsüzlüğün ise akılcı karar verme stili değişkeninin varyansının %3.1’ini, sezgisel karar verme stili değişkeninin varyansının %1.1’ini açıkladığı görülmüştür. Aracılık analizi sonuçlarında, belirsizliğe tahammülsüzlüğün akılcı karar verme üzerindeki etkisinde duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı ve kısmi bir aracı rol oynadığı bulunmuştur. Bununla birlikte, belirsizliğe tahammülsüzlük ile sezgisel karar verme stili arasında doğrudan anlamlı bir ilişki bulunmazken; bu değişkenin duygu düzenleme güçlüğü aracılığıyla sezgisel karar verme stilini dolaylı ve pozitif yönde anlamlı bir şekilde etkilediği saptanmıştır. Üniversite öğrencilerinin Akılcı/Sezgisel Karar Verme Ölçeği puan ortalamaları eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık gösterirken; cinsiyet, ailenin sosyoekonomik düzeyi, sınıf düzeyi ve algılanan ebeveyn tutumuna göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği puan ortalamaları cinsiyet, ailenin sosyoekonomik düzeyi, eğitim düzeyi, sınıf düzeyi ve algılanan ebeveyn tutumuna göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği puan ortalamaları ebeveyn tutumlarına göre anlamlı bir farklılık gösterirken; cinsiyet, ailenin sosyoekonomik düzeyi, eğitim düzeyi ve sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı bulunmuştur.
Psikolojik danışmanların Kahramanmaraş depremi sonrası travma ile başa çıkma öz yeterlikleri: nitel bir çalışma
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Oruç, Mustafa; Özteke Kozan, Hatice İrem
Bu araştırmanın amacı, psikolojik danışmanların Kahramanmaraş depremi sonrasında yaşadıkları travmayla başa çıkmaya yönelik öz yeterliklerine ilişkin algılarını ortaya koymaktır. Bu hedef doğrultusunda, katılımcıların deprem travması sonrasında edindikleri deneyimler ve bu deneyimlere yönelik algıları incelenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formunun hazırlanmasında uzman görüşlerinden yararlanılmış ve ön görüşmeler yapılmıştır. Araştırma kapsamında, Kahramanmaraş depremini deneyimlemiş 15 psikolojik danışman ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde tematik analiz yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen tema, alt tema ve kategorilerin geçerliği için uzman görüşüne başvurulmuştur. Ayrıca, farklı uzmanların önerileri doğrultusunda görüşmeler, depremin ardından belirli bir süre geçtikten sonra yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen temalar; travma tepkileri, sosyal destek kaynakları, mesleki süreçler, öz yeterlik algısı ve başa çıkma stratejileri olarak belirlenmiştir. Bu temalar, kendi içerisinde alt temalara ayrılmış; alt temalar ise çeşitli kategoriler altında sınıflandırılmıştır. Katılımcılar, 6 Şubat depremini takip eden süreçte yoğun duygusal tepkiler yaşadıklarını; korku, şok ve çaresizlik gibi hislerle başa çıkmaya çalıştıklarını ifade etmişlerdir. Travma sonrası dönemde özellikle kaygı, yabancılaşma ve belirsizlik duygularının baskın olduğu; günlük rutinlere dönme, mesleki destek alma ve manevi yönelim gibi stratejilerin başa çıkmada etkili olduğu belirtilmiştir. Psikolojik danışmanlar, mesleki sorumlulukları gereği yardım etme rollerini sürdürmeye çalışırken, bu durumun kendi ihtiyaçlarını geri planda bırakmalarına neden olduğunu aktarmışlardır. Katılımcılar, bu süreçte toplumsal dayanışmanın, aile ve meslektaş desteğinin önemli bir güç kaynağı olduğunu vurgulamış; aynı zamanda duygusal dayanıklılıklarını, öz farkındalıklarını ve başa çıkma becerilerini geliştirdiklerini belirtmişlerdir. Afet sonrası yaşanan bu deneyimin, katılımcılar için hem kişisel hem de mesleki düzeyde dönüşüm ve yeniden yapılanma süreci yarattığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar alan yazın çerçevesinde tartışılmıştır. Son olarak araştırmadan elde edilen sonuçlara göre önerilerde bulunulmuştur.




















