Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Aynî ve Süyûtî'nin hadis şerhçiliği açısından değerlendirilmesi (Sünen-i Ebî Dâvûd şerhleri bağlamında)
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Sarı, Yusuf; Yavuz, Adil
Hadisler, İslâm medeniyetinde Kur’ân-ı Kerîm’den sonra gelen en temel kaynak olup, aynı zamanda onun müfessiri konumundadır. Bu sebeple, hadislerin hem sahih biçimde rivayet edilmesi hem de doğru şekilde yorumlanması büyük bir ehemmiyet arz etmektedir. Hadislerin sıhhatli bir biçimde anlaşılmasına önemli katkılar sunan şerh literatürü, ilk dönemlerden itibaren hadis âlimlerinin yoğun olarak ilgilendiği temel çalışma alanlarından biri olmuştur. Bu çerçevede çok sayıda hadis şerhi kaleme alınmıştır. Aynî ve Süyûtî, Ebû Dâvud’un es-Sünen adlı eserine şerh yazmış olup, Memlûk dönemi Mısır’ında yaşamış, aynı ilmî ve kültürel çevrede faaliyet göstermiş seçkin hadis âlimleri arasında yer almaktadır. Hanefi bir alim olan Aynî ile Şâfiî bir alim olan Süyûtî’nin yazdıkları şerhlerinde mezhebi aidiyetlerinin etkisi tespit edilmeye çalışılacaktır. Aynî ve Süyûtî’nin ilgili şerhlerini karşılaştırmayı amaçlayan bu çalışma, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve kullanılan kaynaklar tanıtılmıştır. Birinci bölümde, Aynî ve Süyûtî’nin hayatları, içinde bulundukları sosyo-kültürel çevre ile ilmî faaliyetlerini şekillendiren coğrafi unsurlar ele alınmış; ayrıca telif ettikleri eserler serdedilmiştir. İkinci bölümde, her iki âlimin şerhlerine sened ve metin tenkidi kriterleri açısından bir bakış sunulmuştur. Bu çerçevede, râvî değerlendirmelerine yaklaşımları, sened analizine verdikleri önem ve metinlerin anlaşılmasına yönelik yöntemsel tercihleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Aynî ve Süyûtî’nin şerhlerindeki ilmî yaklaşımlar, benimsedikleri mezhep anlayışları ve metodolojik eğilimleri bağlamında değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise, çalışmada ulaşılan temel bulgular özetlenmiş ve genel bir değerlendirmeye yer verilmiştir.
Öğe
Es-Seyyid İsmail Şihâbuddîn ve 'Alâ Hâmişi't-Tefâsîr ve Ta'lîkâtün 'alâ Tefsîri'l-Celâleyn adlı eseri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Nirathinmel Puthiyapurayil Koorantak, Mahir; Akpınar, Ali
Bu çalışma, Hindistan’ın Kerala eyaletinde yetişmiş olan çağdaş düşünür ve Müfessir Şeyh Seyyid İsmail Şihâbuddîn el-Buhârî’nin kaleme aldığı ‘Alâ Hâmişi’t-Tefâsîr: Ta‘lîkâtün ‘alâ Tefsîri’lCelâleyn adlı eser üzerine odaklanmaktadır. Bahse konu eser, Kur’ân-ı Kerîm’in anlam dünyasını klasik metotlara bağlı kalarak açıklamaya çalışırken, aynı zamanda güncel sosyal ve entelektüel sorunlara yönelik çözüm arayışlarını da içeren özgün bir yaklaşım sergilemektedir. Metnin en dikkat çeken yönlerinden biri, geleneksel tefsirle çağdaş ihtiyaçlar arasında bir köprü kurma çabasıdır. Hem naklî hem de aklî boyutları gözeterek yapılan yorumlar, geçmişin birikiminden beslenirken bugünün okuyucusuna da hitap edecek şekilde ortaya konmuştur. Bu kapsamda, müellifin yorum tarzı, yararlandığı temel kaynaklar, metinle kurduğu ilişki biçimi ve kullandığı dilin özellikleri bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Eserde sıkça başvurulan hadisler, siyer rivâyetleri, cumsel izahlar ve tarihsel atıflar, onun çok yönlü bir yaklaşımla konulara eğildiğini göstermektedir. Bu özellikler, ilgili eseri sadece geleneksel bilgi aktaran bir kaynak olmaktan çıkararak yorum gücü yüksek bir metin hâline getirmektedir. Tezin temel amacı, ‘Alâ Hâmişi’t-Tefâsîr’in tefsir yazını içerisindeki konumunu daha net ortaya koymak ve metnin özgün katkılarını tespit etmektir. Ayrıca klasik çizgiyle çağdaş bakış açılarını buluşturan bu tür çalışmaların hangi yöntemlerle inşa edildiğini gözler önüne sermek de bu araştırmanın hedefleri arasındadır. Bu yönüyle çalışma, hem alana ilgi duyan akademisyen ve araştırmacılara hem de ilahiyat eğitimine devam eden öğrencilere yeni bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır.
Öğe
Ömer en-Nesefi'nin kelami görüşleri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Abdınabı Uulu, Ermek; Güneş, Kamil
İslâm düşünce tarihinin köklü ve etkili ekollerinden biri olan Mâtürîdî geleneğinin Mâverâünnehir havzasındaki önde gelen temsilcilerinden Ömer Nesefî’nin Kelam anlayışını bütüncül bir bakış açısıyla ele alan bu çalışma, onun söz konusu temsilini ve özetleyerek pratik bir forma kavuşturduğu kelami perspektifi tahlil etmeyi gaye edinmiştir. Ömer Nesefî İslâm düşüncesindeki kelami tartışmaları başta Akâidü’n-Nesefiolmak üzere inanç konularını detaylandırdığı tefsirlerinde belirli bir disiplin ve açıklıkla sunarak Mâtürîdî inanç esaslarının geniş kitlelerce anlaşılmasına ve sistemin tahkim edilmesine öncülük etmiştir. Tezin temel eksenini oluşturan bu çalışma; Nesefî’nin bilginin kaynağı meselesinden başlayarak varlık, ulûhiyet, nübüvvet ve ahiret tasavvuruna kadar uzanan düşünce zincirini mevcut birikimi süzerek nasıl sunduğunu ve bu inanç sistemini mantıksal bir silsile halinde nasıl işlediğini ele almaktadır. Sistemin kurucu zeminini teşkil eden bilgi teorisi Nesefî’nin kÂleminde hakikate erişimi tesadüfî bir kazanım olmaktan çıkarıp bütünüyle usule dayalı ve disiplinli bir sürece dönüştürülür. Onun yaklaşımında duyular ile eşyanın tabiatı keşfedilirken, sadık haber vasıtasıyla duyular ötesi mutlak hakikatler aktarılmakta, akıl ise tüm bu verileri hikmet süzgecinden geçirerek inanç dünyasını sarsılmaz bir bütünlüğe eriştirmektedir. Tezin muhtevasının merkezinde yer alan ilahiyat bahislerinde Nesefî, Allah’ın zâtı ve sıfatları arasındaki o hassas dengeyi Mâtürîdî çizgide büyük bir titizlikle korumaktadır. Evrendeki kusursuz nizamın tek bir mutlak iradeye bağlı olduğunu mantıksal delillerle temellendirirken, Yaratan’ı mahlûkata has niteliklerden tenzih eder. Özellikle yaratma eyleminin (tekvin) ezelî bir sıfat olarak tanımlanması, onun varlık ve oluşa dair dinamik yaklaşımının en somut göstergesidir. İlahî kudretin beşeriyetle kurduğu rahmet köprüsü olan nübüvvet ise peygamberlerin hem gaybî gerçekleri ulaştıran elçiler hem de mucizelerle desteklenmiş ahlâkî numuneler olduğu gerçeği üzerine bina edilir. Varlığın son aşaması olan ahiret bahisleri; kabir hayatından mahşere, mizandan şefaate kadar her bir unsuruyla evrensel adaletin ve ilahî vaadin tecelligâhı olarak işlenir. Netice itibarıyla Ömer Nesefî asırları aşan Akâidü’n-Nesefiaracılığıyla İslam inancının her daim xiii güncelliğini koruduğunu kanıtlamış ve bu inanç sistemini müdafaa edilebilir pratik bir düşünce zeminine dönüştürmüştür.
Öğe
Sürdürülebilir gastronomik ürün olarak karabuğday unu ve keten tohumu müsilajının glutensiz puding üretiminde kullanımı
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Adıyaman, Nursena; Güneş, Eda; Yaver, Elif
Bu çalışmada, çölyak hastaları ve glutensiz diyet tercih eden tüketicilere, sürdürülebilir gastronomi uygulamaları kapsamında daha besleyici, sağlıklı ve kabul edilebilir ürünler sunmak amaçlanmaktadır. Bu amaçla; çalışmanın birinci aşamasında, fonksiyonel bir gıda olan karabuğday unu farklı oranlarda (%0, 50, 60, 70, 80, 90 ve 100) kullanılarak glutensiz puding formülasyonları geliştirilmiş ve elde edilen örneklerde bazı fiziksel, teknolojik, kimyasal ve duyusal analizler yapılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında; bir gıda atığı olan yağı alınmış keten tohumu kekinden farklı yöntemler ile (konvansiyonel ve ultrason destekli ekstraksiyon) keten tohumu müsilajı ekstrakte edilmiş ve bazı fonksiyonel özellikleri belirlenmiştir. Üçüncü aşamasında ise birinci aşamada duyusal kalite bakımından en uygun bulunan glutensiz karabuğday pudingi formülasyonunun (%30 mısır nişastası ve %70 karabuğday unu) teknolojik ve duyusal kalitesinin iyileştirilmesi amacıyla, konvansiyonel yöntem ve ultrason destekli ekstraksiyon yöntemi ile ekstrakte edilen keten tohumu müsilajları ayrı ayrı %0, 0,25, 0,50 ve 1,00 oranlarında puding üretiminde kullanılmıştır. Üretilen örneklerde bazı fiziksel, teknolojik ve duyusal analizler yapılmıştır. Glutensiz puding formülasyonunda karabuğday unu oranının artması puding örneklerinin renk değerleri üzerinde etkili olmuştur. Karabuğday unu kullanımı örneklerin depolama stabilitesi, pH ve sineresis değerleri üzerinde etkili olmamış (p>0,05), toplam suda çözünür kuru madde miktarını ise artırmıştır. Yüksek miktarlarda karabuğday unu ikame edilmesi örneklerin viskozitesini düşürmüştür. Karabuğday unu kullanımı örneklerin elastikiyet, koheziflik ve esneklik parametrelerini olumsuz yönde etkilememiş, sertlik ve sakızımsılık değerlerinin ise düşmesine neden olmuştur. Puding formülasyonuna ikame edilen karabuğday unu miktarındaki artış, toplam fenolik madde miktarı ve antioksidan aktivitede de önemli (p%70) karabuğday unu kullanımı puding örneklerinin tat, koku, kıvam, pürüzlülük ve genel kabul edilebilirlik puanlarının düşmesine neden olmuştur. Ultrason destekli ekstraksiyon yöntemi ile elde edilen müsilajın verimi ve fonksiyonel özellikleri, konvansiyonel yöntem ile elde edilen müsilaja göre daha yüksek bulunmuştur. Glutensiz puding formülasyonuna keten tohumu müsilajının ilave edilmesi örneklerin renk değerleri üzerinde önemli bir değişiklik oluşturmamıştır. Müsilaj ilavesi; örneklerin suda çözünür kuru madde miktarı, depolama stabilitesi ile pH ve sineresis değerleri üzerinde olumsuz bir etki oluşturmazken, viskoziteyi artırmıştır. Pudinglerin sertlik değeri müsilaj ilavesi ile artmış, sakızımsılık değerinde ise düşüş tespit edilmiştir. %1,00 oranında sonikasyonla ekstrakte edilmiş keten tohumu müsilajı içeren pudingin sertlik değeri, konvansiyonel yöntemle ekstrakte edilen müsilaj içeren pudinge göre daha yüksek bulunmuştur. %1,00 oranında keten tohumu müsilajı kullanımı, puding örneklerinin kontrolden daha yüksek genel kabul edilebilirlik puanları almasını sağlamıştır.
Öğe
Farklı yetiştirme ortamlarında üretilen chia (Salvia Hispanica L.) mikro filizlerinin duyusal değerlendirmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Kutlu, Pelinsu; Güneş, Eda
Fonksiyonel özellikleri nedeniyle süper gıda olarak değerlendirilen mikro filizler, zengin besin içerikleri ve yüksek biyoyararlanımları ile beslenmede önemli bir yere sahiptir. Yüksek besin değeri ve uzun raf ömrü sayesinde mikro filizler; salata, içecek ve sandviç gibi çeşitli gıda ürünlerinde kullanılarak gıdaların renk, doku, lezzet ve besinsel değerlerinin artırılmasına katkı sağlamaktadır. Bu amaçla, restoranlarda ve evlerde yaygın olarak kullanılan Chia (Salvia hispanica L.) mikro filizleri, çalışmada farklı yetiştirme ortamları kullanılarak üretilmiştir. Yetiştirme kapları; fırınlanmış porselen, plastik, toprak kap, cam kap, balmumlu kumaş saksı ve fırınlanmamış ham porselenden oluşmaktadır. Yetiştirme ortamlarının Chia mikro filizlerinin duyusal, renk ve biyokimyasal özellikleri (antioksidan ve toplam fenolik madde) üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Mikro filizlerin duyusal özellikleri, beslenme ve duyusal analiz dersi almış 21 eğitimli panelist tarafından değerlendirilmiş ve elde edilen veriler istatiksel olarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular yetiştirme ortamlarının Chia mikro filizlerinin duyusal özellikleri, renk parametreleri, antioksidan kapasite ve yetiştirme performansı üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu göstermiştir. Toprak kap ve kenevir lifi kullanılarak üretilen örnek, yüksek renk (4,29 ± 0,10) ve genel beğeni (3,87 ± 0,14) puanlarıyla öne çıkmıştır. Antioksidan aktivite ve toplam fenolik madde içeriği bakımından ise bu örnek, ferrik azaltıcı antioksidan gücü (13,42 ± 0,08) ve toplam fenolik madde (882,39 ± 1,81) değerleriyle dikkat çekmiştir. Renk analizinde elde edilen yüksek L* değeri (65,78 ± 2,81) de bu bulguları desteklemiştir. Fırınlanmış porselen kap ve kenevir lifi kullanılarak üretilen örnek ise 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil radikal süpürme aktivitesi (79,40 ± 0,19) ve 2,2-azinobis- (3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit) serbest radikal süpürme aktivitesi (31,07 ± 0,06) değerleri bakımından yüksek antioksidan aktivite göstermiştir. Buna karşılık, mikro filiz yetiştirme jelinde üretilen örnek, duyusal özellikler açısından değerlendirilen diğer tüm yetiştirme ortamlarına kıyasla daha düşük performans sergilemiştir. Özellikle lezzet, çiğnenebilirlik, çıtırlık ve genel beğeni parametrelerinde daha düşük puanlar alması, bu yetiştirme ortamının tüketici tercihi açısından daha az tercih edildiğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, mikro filizlerin duyusal kalitesi, gelişim performansı, antioksidan kapasite ve tüketici kabulünün yetiştirme ortamına bağlı olarak önemli ölçüde değiştiği tespit edilmiştir. Ayrıca kenevir lifinin duyusal ve renk özellikleri ile biyokimyasal içerikler bakımından uygun bir yetiştirme materyali olduğu bir kez daha desteklenmiştir. Balmumlu kumaş saksı gibi biyoçözünür kaplar ile toprak kapların doğal ve çevre dostu yapıları, sürdürülebilir mikro filiz üretimi açısından plastik kaplara alternatif oluşturabilecek çevre dostu bir seçenek sunduğu sonucuna ulaşılmıştır.