Yazar "Hergüner, Sabri" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Anksiyete bozukluğu tanısı alan ergenlerde anksiyete ve anksiyete duyarlılığının dissosiyatif belirtiler üzerine etkileri(2015) Yılmaz, Savaş; Bilgiç, Ayhan; Hergüner, SabriAmaç: Dissosiyatif belirtiler ile anksiyete arasında bir ilişki olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte, anksiyetenin farklı boyutları ile dissosiyasyon ilişkisi hakkındaki veriler sınırlıdır. Bu çalışmada anksiyete bozukluğu olan ergenlerde, durumluk-sürekli anksiyete ve anksiyete duyarlılığının dissosiyatif belirtiler üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya 12-18 yaş aralığında, anksiyete bozukluğu tanısı konulan toplam 54 ergen alınmıştır. Katılımcılara Ergen Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (E-DYÖ), Çocuklar için Anksiyete Duyarlılığı İndeksi (ÇADİ) ve Çocuklar İçin Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (ÇDSKE) uygulanmıştır. Sonuçlar: Yapılan korelasyon analizlerinde E-DYÖ puanlarının, ÇDSKE-Sürekli, ÇDSKE-Durumluk, ÇADİ toplam, ÇADİ fi ziksel ve ÇADİ bilişsel puanları ile pozitif ilişkili olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, çoklu regresyon analizi uygulandığında sadece ÇDSKE-Durumluk şiddetinin E-DYÖ toplam puanları için anlamlı yordayıcı olduğu görülmüştür. Tartışma: Bu çalışma, anksiyete bozukluğu olan ergenlerde dissosiyatif belirtilerin ortaya çıkmasında durumluk anksiyetenin belirleyici etkiye sahip olduğunu, sürekli anksiyete ve anksiyete duyarlılığının ise etkili olmadığını göstermiştir. Bu veri, ergenlerde anksiyete ile dissosiyatif belirti ilişkisinde anksiyeteye olan yapısal yatkınlıktan çok bireyin belli bir dönemdeki anksiyete düzeyinin önemli olduğunu düşündürmektedir.Öğe Association of Delivery Type with Postpartum Depression, Perceived Social Support and Maternal Attachment(2014) Hergüner, Sabri; Çiçek, Erdinç; Annagür, Ali; Hergüner, Arzu; Örs, RahmiAmaç: Yazında doğum şeklinin, doğum sonrası depresyon ve anne-bebek etkileşimi üzerine etkilerini inceleyen çalışmalarda farklı sonuçlar bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı doğum şekli ile doğum sonrası depresyon, algılanan sosyal destek ve maternal bağlanma arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yöntem: Vajinal doğum yapan 40 kadın ve sezaryen doğum yapan 40 kadın çalışmaya alınmıştır. Depresif belirtilerinin taranmasında Edinburg Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği (EDSDÖ), maternal bağlanmanın incelenmesinde Maternal Bağlanma Ölçeği (MBÖ) kullanılmıştır. Sosyal destek Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Doğum sonrası depresyon ve algılanan sosyal destek puanları açısından iki grup arasında fark bulunmamıştır. Diğer yandan MBÖ puanları SD yapan kadınlarda anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızın sonuçları doğum şeklinin doğum sonrası depresyon gelişimi üzerine bir etkisinin olmadığını desteklemektedir. Bunun yanında SD'nin maternal bağlanma üzerine olumsuz bir etkisi olabilirÖğe Otizm ve Zeka Geriliği Olan Bir Ergende Uygunsuz Cinsel Davranışlar İçin Risperidone ve Paroxetine Birlikte Kullanımı(2012) Hergüner, Sabri; Hergüner, Arzu; Erdinç, ÇiçekUygunsuz hiperseksüel davranışlar otizmi olan bireylerde sıklıkla bildirilmesine rağmen, yazında bu davranışların kontrol altına alınması ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu yazıda otistik bozukluğu ve zekâ geriliği olan bir ergen olguda aşırı uygunsuz cinsel davranışların risperidonparoksetin kombinasyonu ile tedavisi sunulmuştur. Otizmi olan kişilerde aşırı cinsel uğraşlar aile ve çevre için stres kaynağı oluşturabilir, bu nedenle uygun tedavi yaklaşımları önemlidir. (Nöropsikiyatri Arflivi 2012; 49: 311-313)Öğe Pastpartum depression in mothers of infants with very low brrth weight(2013) Hergüner, Sabri; Annagür, Ali; Altunhan, Hüseyin; Çiçek, Erdinç; Örs, RahmiAmaç: Çok düflük doum arlkl (ÇDDA) bir bebein doumu annesi için önemli bir yaflam olaydr. Bu bebeklerin annelerinin psikolojik stres açsndan yüksekrisk altnda olduu çeflitli arafltrmalarda gösterilmifltir. Bu çalflmann amac ÇDDA olan bebeklerin annelerinde depresif belirtilerin düzeyini arafltrmak veiliflkili etmenleri incelemektir. Yöntem: Çalflmaya 35 ÇDDA bebein (1500 gr) annesi, 35 düflük doumarlkl (DDA) bebein (1500-2500 gr) annesi ve 35 zamannda doan salklbebein (2500 gr) annesi olmak üzere toplam 105 bebek ve annesi alnmfltr. Annelerdeki doum sonras depresif belirtilerin incelenmesinde Edinburg Doum Sonras Depresyon Ölçei (EDDÖ) kullanlmfltr. Sosyal destek ise Çok BoyutluAlglanan Sosyal Destek Ölçei (ÇBASDÖ) ile deerlendirilmifltir. Bulgular: Ortalama EDDÖ puan ve yüksek depresyon puan olan (EDDÖ12) annelerin says ÇDDA olan bebeklerin annelerinde DDA olan bebeklerin vezamannda doan bebeklerin annelerine göre daha fazlayd. EDDÖ ile doumhaftas, doum arl ve alglanan sosyal destek arasnda negatif yönde kore-lasyon, EDDÖ ile hastanede kalfl süresi arasnda ise pozitif yönde korelasyonolduu görüldü. Düflük doum arl ve hastanede uzun süre kalfl doum son-ras depresyon için öngörücü deiflken olarak bulundu. Sonuç: Çok düflük doum arl olan bir bebein doumu ve ardndan hastan-eye yatrlmas annede psikolojik stres oluflturmaktadr. Çocuk hekimlerininÇDDA bebeklerin annelerinde depresif belirtiler konusunda daha dikkatliolmalar ve gerektiinde psikiyatri kliniine yönlendirmeleri yararl olabilir. (Nöropsikiyatri Arflivi 2012; 50: 30-33)Öğe Psychiatric symptoms in women with polycystic ovary syndrome(2013) Harmancı, Hatice; Hergüner, Sabri; Toy, HarunAmaç: Yayınların çoğunda polikistik over sendromuna (PKOS) psikiyatrik hastalıkların eşlik ettiği, özellikle depresyon ve kaygı bozukluklarının daha yüksek düzeyde görüldüğü bildirilmiştir. PKOS’da artan testosteron miktarı sebebiyle kıllanmada artış, adet düzensizlikleri, sivilcelenme, kısırlık, obezite gibi semptomlar görülmektedir. Bu şikayetler, çoğunlukla olumsuz duygulanıma sebep olurlar. Bunlarla birlikte, psikiyatrik belirtilerin görülme riski artar. Biz, çalışmamızda PKOS tanısı alan hastalarda, diğer kadınlara oranla psikiyatrik belirtilerin görülme düzeyini ve bunun cinsiyet yönelimiyle ilişkisini araştırdık. Yöntem: Çalışmaya, Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Doğum Hastalıkları Polikliniği’ne gelen 42 PKOS tanısı almış hasta ve kıyaslama yapabilmek için, 42 sağlıklı veya adet düzensizliği, sivilcelenme veya kıllanma artışı olmayan gönüllü kadın alındı. Kontrol grubu ve çalışma grubunun sosyodemografik özellikleri birbirine benzemekteydi. Her iki gruba da araştırmacıların hazırladığı sosyodemografik form, Kısa Semptom Envanteri ve Bem Cinsiyet Rolü Envanteri uygulandı. Bulgular: PKOS tanılı hastalarda, kontrol grubuna kıyasla depresyon, kaygı bozukluğu, somatizasyon, kişilerarası ilişkilerde duyarlılık artışı, obsesif kompulsif bozukluk, fobik anksiyete, paranoid düşünce düzeyi daha yüksek bulunurken, hostilite ve psikotik bulguların düzeyleri arasında fark bulunamamıştır. Psikiyatrik belirtilerin görülmesinde cinsiyet yöneliminin etkisi olmadığı görülmüştür. Sonuç: PKOS tanılı hasta grubunda, literatür bilgilerini destekler biçimde, kontrol grubuna göre daha fazla düzeyde psikiyatrik belirtiler görülmektedir. Kadın hastalıkları ve doğum polikliniklerinde bu hastaların daha dikkatli incelenerek psikiyatri polikliniklerine yönlendirilmeleri hastaların yaşam kalitelerini olumlu yönde etkileyecektir.