Yazar "Koçak, Ahmet" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Tanı Almamış Tip 2 Diyabet İçin Bir Tarama Metodu Olarak Fin Diyabet Risk Anketi (FINDRISK) Uygulanabilirmi?(2016) Kutlu, Ruhuşen; Sayın, Seher; Koçak, AhmetAmaç: Bu çalışmada tanı almamış tip 2 diyabet için bir tarama metodu olarak Fin Diyabet Risk Anketinin (FINDRISK) uygulanabilirliğinin araştırılmasını amaçladık. Gereç ve Yöntem:Kesitsel tipteki bu analitik araştırma Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran 479 kişide yapıldı.Tip 2 diyabet gelişme riski FINDRISK kullanılarak değerlendirildi. Hastaların 10-12 saat açlık sonrası alınan kanlarında LDL-c, HDL-c, total kolesterol, trigliserid, glukoz ve insulin düzeyleri ölçüldü. İnsülin direnci için açlık plazma glukozu ve insülin düzeyleri kullanılarak HOMA IR hesaplandı. Bulgular: Çalışmaya katılanların %73,9'u (n354) kadın %26,1'i (n125) erkek, yaş ortalamaları 35,1410,77 yıl idi. Evlilik, düşük eğitim seviyesi, işsizlik, obezite ve sedanter yaşam tarzı ile diyabet riski artmaktadır. Diyabet riski yüksek ve çok yüksek olan grupta; yaş, beden kütle indeksi (BKİ), bel çevresi, kalça çevresi, sistolik ve diyastolik kan basıncı ortalamaları anlamlı derecede daha yüksekti (p0.001). FINDRISK puanı ile AKŞ, insülin, total kolesterol, LDL-c, trigliserid arasında pozitif yönde, HDL-c arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki bulundu (p0.001). Orta riskli grupta insülin direnci daha sık görülmekteydi, bu fark istatistiksel olarak çok önemli idi (p0,001). Sonuç: Tip 2 diyabet tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok önemli bir sağlık sorunudur. FINDRISK erişkinlerde diyabet açısından yüksek risk taşıyan bireyleri tespit etmek için basit ve non-invaziv bir tarama aracı olarak kullanılabilirÖğe Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde telaffuz: Bir karma yöntem araştırması ve ünlülerin telaffuz öğretimine yönelik yeni bir teknik(Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Koçak, Ahmet; Özkan, AbdurrahmanBu çalışmanın amacı Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin zorlandığı konuşma becerisinde ayırt edici bir özellik olan telaffuz konusunu kapsamlı bir şekilde incelemek ve "Görsel-İşitsel Özdeşliğe Dayalı Çağrışım Tekniği"nin Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin telaffuz becerisine etkisini belirlemektir. Nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı bu çalışma, deneysel desenli bir "karma yöntem" araştırmasıdır. Araştırmanın nicel boyutunda tarama modeli ve kontrol gruplu ön test-son test modelli deneysel model kullanılmıştır. Nicel boyutta çalışma grubunu, 2017-2018 ve 2018-2019 öğretim yıllarında Selçuk Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde (SÜ-TÖMER) Türkçe öğrenen 68 ülkeden 510 öğrenci ve aynı yıllarda SÜ-TÖMER'de görev yapan 20 öğretim görevlisi oluşturmaktadır. Ayrıca araştırmanın deneysel kısmında 2017-2018 öğretim yılında SÜ-TÖMER'de kayıtlı A1 seviyesindeki öğrencilerden alt örnekleme yöntemi kullanılarak amaçlı örnekleme modeliyle 28 öğrenciden oluşan deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Bu çalışma gruplarına telaffuza ilişkin tutum ve ilgiyi, telaffuzu geliştirme kaynaklarını, dil öğrenme ve Türkçe seslerin zorluk algısını ve yabancı öğrencilerin ana dillerinde bulunmayan sesleri belirlemeyi amaçlayan dört anket uygulanmıştır. Deneysel uygulamanın yapıldığı deney grubunda "Görsel-İşitsel Özdeşliğe Dayalı Çağrışım Tekniği" kullanılmıştır. Nitel boyutta öğretici çalışma grubunu 2017-2018 ve 2018-2019 öğretim yıllarında SÜ-TÖMER'de görev yapan 23 öğretim görevlisi oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise öğreticilere yapılandırılmış görüşme formu uygulanmış, elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Deneysel çalışmada deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin ünlü telaffuzları ön test ve son test olarak kayıt altına alınmıştır. Elde edilen formant frekansları, PRAAT ses analizi programı ile analiz edilmiştir. Öğrencilerden elde edilen formant frekanslarının değerlendirilmesi için ölçüt olarak yine aynı öğretim yılında SÜ-TÖMER'de görev yapan ve yaş ortalaması deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilere yakın olan 15 öğretim görevlisinden alınan ünlü telaffuzlarının ortalaması kullanılmıştır. Öğrencilere ait ünlü telaffuzları formant frekansının öğretici değerlerine yakınlığı veya uzaklığı oranında telaffuzda gelişim olup olmadığı PYTHON programı ile istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Öğrenci telaffuzları nicelik olarak değerlendirilmesinin yanı sıra "İşitsel Kalite Değerlendirme Formu" ile nitelik olarak da değerlendirilmiştir. Araştırmanın bir parçası olarak deneysel bulgularla karşılaştırma amacıyla Türkçe öğretim setlerindeki (İstanbul, Yeni Hitit, Yedi İklim) ünlü telaffuzları da analiz edilmiştir. Ayrıca daha önceki çalışmalarda Türkçe ünlülerin temel frekans ve formant frekansı değerleri ile ilgili elde edilen bulgular da analize dâhil edilmiştir. Araştırmada, yapılan analizler sonucunda elde edilen nicel ve nitel bulgular yabancı öğrencilerin /ğ/ dışındaki ünsüzlerin telaffuzunda bir sorun yaşamadığını ortaya koymuştur. Buna karşılık genel olarak ünlülerde ve özellikle /ı/, /ö/ ve /ü/ ünlülerinin telaffuzunda neredeyse bütün yabancı öğrencilerin sorun yaşadığı belirlenmiştir. Araştırmanın deneysel kısmında deney grubuna uygulanan "Görsel-İşitsel Özdeşliğe Dayalı Çağrışım Tekniği"nin başta /ı/, /ö/ ve /ü/ olmak üzere ünlü telaffuzlarının öğretiminde olumlu etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.