19. ve 20. yüzyılda Konya'da yaşamış gayrimüslimlerin sosyal ve kültürel hayatları ve mezarlıkları
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Hititlere, Lidyalılara, Romalılara, Selçuklulara ve Osmanlı Devleti’ne ev sahipliği yapan Konya farklı kültür ve dinlerin izlerini taşımaktadır. Gayrimüslimler de tarihi süreç içerisinde farklı zamanlarda Konya’da ikamet etmişlerdir. Birinci yüzyılın ortalarında Pavlus (MS. 47-53)’un Konya’yı ziyaret etmesi, burada bir süre kalması ve bu sürecin Kutsal Kitap’ta da yer alması elbette ki Hristiyanlar açısından Konya’nın önemini artırmaktadır. Konya Osmanlı Devleti zamanında da gayrimüslimlere ev sahipliği yapmıştır. Diğer şehirlerin aksine Müslümanlar ve gayrimüslimler farklı mahalleler yerine aynı mahallelerde iç içe büyük bir hoşgörü içerisinde yaşamışlardır. Konya merkezde genellikle Sahipata Mahallesi, Konevi Mahallesi ve Sille Mahallesi’nde yaşamışlardır. Yerleşik bulundukları mahallelerde hayvancılık ve tarımdan ziyade ticaret ve esnaflık yapan bu insanlar, demircilik, dericilik, halıcılık, şarap üretimi, marangozluk, kalaycılık, yağcılık, doktorluk, avukatlık gibi çok çeşitli meslek dallarıyla ilgilenmişlerdir. 19. ve 20. yüzyılın başlarında açtıkları ve eğitim verdikleri eğitim kurumlarının başında Cenanyan Mektebi ile Sahakyan Mektebi gelmektedir. Kilistra ve Sille’de mağara kiliselerinin örnekleri görülürken Aya Eleni Kilisesi ile Süt Kilisesi’nin müze olarak varlığını koruduğu görülmektedir. Bugün hala ibadete açık olan tek kilise Aziz Pavlus Kilisesi’dir. Öldükten sonra bir hayatın varlığına inanma, ölüm karşısındaki tutum ve davranışları belirlerken defin ve mezarlık ile ilgili uygulamaları da beraberinde getirmektedir. Yahudilik ve Hristiyanlıkta ölümün asıl sebebi ilk insanın bağımsız ve özgür olmak düşüncesi ile işlemiş olduğu günahtır. Uygulamalarda farklılık olsa da gayrimüslimlerde de ölüyü yıkama ve kefenleme göze çarpmaktadır. Bir yerde yaşamın olduğunu gösteren en önemli kanıtlardan bir tanesi de mezarlıklardır. Sille’de yaşayan Rumlar burada bulunan mezarlıklara Müslümanlar ile karışık bir şekilde gömülmüşlerdir. Musalla Mezarlığı’nın içerisinde küçük bir gayrimüslim mezarlığı bulunmaktadır ki burada 16 tane mezar tespit edilmiştir. Ereğli’de bulunan gayrimüslim mezarlığında ise 50 kadar Ermeni mezarı tespit edilmiştir. Encümen kararı ile Sille ve Musalla mezarlıklarının gayrimüslimler için defne kapatılması ile Bosna Mezarlığı içerisinde yeni bir alan oluşturulmuştur. Burada ise 8 adet mezar bulunmaktadır. Çalışmamızda tarih boyunca pek çok millete ve dine ev sahipliği yapan Konya’da yaşamış olan gayrimüslim unsurların yoğun olarak yaşadıkları yerler, eğitim, ibadet ve meslek gibi kültürel ve sosyal hayatlarına dair bilgilerin yanı sıra ölüm karşısındaki tutum ve davranışları ve mezarlıklarının nerelerde olduğu ile ilgili bilgiler paylaşılmıştır. Mezarlıklarla ilgili yapılmış olan araştırmalar ve gözlemler yalnızca bilimsel birer çalışma olmayıp aynı zamanda hızla yok olan tarihin ve bunun göstergesi olan eserlerin de kurtarılması anlamına gelmektedir.
Konya, throughout its long history, has hosted numerous civilizations— including the Hittites, Lydians, Romans, Seljuks, and the Ottoman Empire—and consequently bears the cultural and religious imprints of these diverse communities. Non-Muslim groups also resided in Konya at various periods. The visit of the Apostle Paul to Konya in the mid–first century (47–53 AD), his temporary stay in the city, and the reference to this episode in the Bible contribute significantly to Konya’s importance for the Christian tradition. During the Ottoman period, Konya continued to be home to non-Muslim populations. Unlike many other cities where residential segregation prevailed, Muslims and non-Muslims in Konya lived side by side within the same neighborhoods, maintaining a social environment characterized by notable tolerance. In the urban center, non-Muslims predominantly inhabited the Sahipata, Konevi, and Sille neighborhoods. Their economic life centered on trade and craftsmanship rather than agriculture or animal husbandry. They practiced a wide array of professions, including blacksmithing, leatherworking, carpet weaving, wine production, carpentry, tinsmithing, oil production, medicine, and law. Among the educational institutions they established and administered in the early 19th and 20th centuries were the Cenanyan School and the Sahakyan School. Examples of cave churches can be observed in Kilistra and Sille, while the Hagia Eleni Church and the Süt Church survive today as museums. The only church still open for worship is the Church of St. Paul. Belief in an afterlife plays a decisive role in shaping attitudes and behaviors toward death and gives rise to various ritual practices related to burial and cemeteries. According to Judaism and Christianity, the fundamental cause of death is the primordial sin committed by the first human being in pursuit of autonomy and freedom. Although specific practices differ, washing and shrouding the deceased are also characteristic elements among non-Muslims. Cemeteries constitute one of the most tangible indicators of the presence of a community within a given settlement. Greeks residing in Sille were buried in local cemeteries intermingled with Muslim inhabitants. Within the Musalla Cemetery, a small non-Muslim section containing sixteen graves has been identified. Approximately fifty Armenian graves have been documented in the non-Muslim cemetery in Ereğli. Following a municipal council decision that closed the Sille and Musalla cemeteries to non-Muslim burials, a new burial area was established within the Bosnian Cemetery, where eight graves are presently located. This study presents an overview of the cultural and social lives of the nonMuslim communities who lived in Konya—a city that has historically accommodated numerous nations and faiths—including their residential distribution, educational institutions, professional activities, and religious practices. It also examines their death-related customs and the locations of their cemeteries. Research and field observations concerning these cemeteries are not merely scientific endeavors but also efforts to preserve a rapidly disappearing historical heritage and the material culture associated with it.












