Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 2875
  • Öğe
    C Tipi kişilik ve algılanan otantik liderliğin işe tutkunluk üzerindeki etkisi: hizmet sektöründe bir araştırma
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Bilgin, Şeyma; Öğüt, Adem
    Araştırmada, beş yıldızlı otel çalışanlarının C tipi kişilik özellikleri ile algıladıkları otantik liderliğin, işe duydukları tutku üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Konya İl Merkezi’nde faaliyet gösteren on farklı beş yıldızlı otelde görev yapan 242 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen ankette C-Tipi Kişilik, Otantik Liderlik ve Tutkunluk Ölçekleri kullanılmıştır. Katılımcılardan gönüllülük esasına dayalı bilgilendirilmiş onam alınmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS 22.0 ve Jamovi 2.7.2 programlarıyla analiz edilmiş; doğrulayıcı faktör analizi, t-Testi, ANOVA, korelasyon ve regresyon gibi nicel yöntemlerle incelenmiştir. Bulgulara göre, doğrulayıcı faktör analizleriyle ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirliği doğrulandıktan sonra, t-testi ve ANOVA sonuçları cinsiyet, medeni durum ve yaşa göre anlamlı farklılık ortaya koymamış; mesleki deneyim otantik liderlik algısında, öğrenim ve gelir düzeyi ise C tipi kişilikte farklılık yaratmıştır. Korelasyon analizleri, C tipi kişilik ile tutkunluk arasında zayıf, otantik liderlik algısı ile tutkunluk arasında ise orta düzeyde pozitif ilişkiler olduğunu, ayrıca C tipi kişilik ile otantik liderlik arasında anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermiştir. Regresyon sonuçları ise C tipi kişiliğin (R²= 0.06, p< 0.001) ve otantik liderlik algısının (R²= 0.22, p< 0.001) işe tutkunluk üzerinde pozitif ve anlamlı etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Bu araştırma, özellikle içe dönük ve uyum eğilimli bir yapı olan C tipi kişiliğin, örgütsel psikoloji literatüründe az çalışılmasına rağmen pozitif örgütsel çıktılarla anlamlı şekilde ilişkilendirilmiş olması araştırmaya özgün bir katkı sağlamaktadır. Otantik liderliğin işe tutkunluğu en güçlü biçimde etkileyen unsur olarak öne çıkması ise liderlik tarzlarının çalışan bağlılığındaki kritik rolünü göstermektedir.
  • Öğe
    II. Bayezid'in kızlarının vakıfları ve vakıf eserleri
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Baysal, Zeyneb; Yıldırım, Mustafa
    Bu çalışma, II. Bayezid’in kızlarının kurdukları vakıfları ve inşa ettirdikleri mimari eserleri ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. II. Bayezid’in tespit edilebilen on üç kızı vardır. II. Bayezid kızlarına; Çanakkale, Kocaeli, Bursa, Üsküp, Kratova, Zihne, Serez, Drama ve Dimetoka’da çeşitli topraklar temlik etmiştir. II. Bayezid’in kızlarının bir kısmı kendi başlarına, bir kısmı eşleriyle birlikte, kendilerine temlik edilen toprakların gelirleriyle Çanakkale, İstanbul, Bursa, Edirne, Üsküp, Zihne ve Serez’de, cami, medrese, muallimhâne, imârethane, zâviye, türbe, çeşme türünde eserler inşa ettirmişlerdir. Bu eserlerin birkaçı dışında hiçbiri günümüze ulaşmamıştır. II. Bayezid’in kızlarının yaptırdıkları eserlerin süreklilikleri için kurdukları vakıflar dışında mutasavvıfların zaviye ve türbeleri için kurdukları vakıflar bulunmaktadır. II. Bayezid’in kızlarının kurdukları bu vakıfların ve inşa ettirdikleri eserlerin ortaya çıkarılması için Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri/Osmanlı Arşivi belgeleri, in’âmât, muhasebe ve tahrir defterleri ana kaynak olarak kullanılmıştır. Vakfiyeler ve arşiv belgeleri ışığında vakıfların işleyişine dair bilgiler ortaya çıkarılmış, kaynaklardan tespit edilen mimari eserlerin yerleri tarihi haritalar vasıtasıyla tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayakta kalan birkaç eser ise mimari olarak incelenmiştir. Çeşitli padişahların kızlarının kurdukları vakıfları ve mimari eserlerini inceleyen çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Fakat padişah kızlarına dair gerçekleştirilen bu çalışmalar valide sultanlar üzerine gerçekleştirilen çalışmalara nazaran daha az sayıdadır. Az sayıdaki bu çalışmalar ise genellikle tek bir kişinin vakıflarının ve mimari eserlerinin incelenmesi üzerine olmuştur. Bu sebeple gerçekleştirdiğimiz çalışma, tek bir padişahın tüm kızlarının vakıflarını ve mimari eserlerini inceleyerek bir döneme ışık tutmayı amaçlamıştır. Böylece bu çalışmayla aynı ve yakın yüzyıllarda yaşamış padişah kızlarının vakıf kurma, mimari eser inşa etme kültürleri ortaya konularak, bu alanda yapılacak yenilikçi çalışmalara öncül olacaktır.
  • Öğe
    Dini çeşitlilik problemine Keith Ward'ın ılımlı-çoğulcu yaklaşımı
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Özelçi, Haticetül Kübra; Dalkılıç, Bayram
    Bu çalışma dinî çeşitlilik problemine bir yanıt olarak dinî çoğulculuk ile ilgilidir. Bu çalışmada Keith Ward’ın (1938-) dinî çeşitliliğe yaklaşımı incelenmektedir. Ward, John Hick’in (1922-2012) çoğulculuğunu katı çoğulculuk olarak nitelemektedir. Ward katı çoğulcu yaklaşımları kabul etmemektedir. O, aynı zamanda dinî dışlayıcılığın ve dinî kapsayıcılığın da dinî çeşitlilik problemine çözüm olmadıklarını iddia etmektedir. Bu çalışmada Ward’ın ılımlı çoğulcu bir yaklaşım sunduğu iddia edilmektedir. Ward, dinî inançlar arasında seçim yapmayı sağlayabilecek rasyonel ölçütün olduğunu savunmaktadır. Bu açıdan o, bütün dinleri eşdeğer görmemektedir. Ward, bazı dinî ifadeleri literal anlamlı olarak almaktadır. Hick’in katı çoğulculuğunda ise dinî inanç ifadeleri metaforik, mitolojik anlamlıdır. Kurtuluş sorunu ile ilgili olarak da Ward, bütün insanların kurtuluşa erişme olasılığının sonsuz olması gerektiğini iddia etmektedir. Ward’ın yaklaşımının çoğulcu olarak sınıflandırılmasında asıl neden onun hiçbir dini kuralkoyucu olarak görmemesidir. Çalışmada dinler arasında hoşgörünün sağlanabilmesi için ortak dinî ilkelerin tespit edilmesinin gerektiğine; eleştirel gerçekçi teorinin epistemoloji anlayışına uygun olarak dinî inançlar arasında rasyonel yargılamanın yapılabileceğine varılmaktadır.
  • Öğe
    Afganistan'da devlet inşası süreci ve kırılgan devlet bağlamında bir değerlendirme
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Saayi, Zabihullah; Örselli, Erhan
    Çalışmada, devletin kırılganlığı ve başarısızlığı kavramı çerçevesinde Afganistan’da ulus devletin oluşum süreci incelenerek, Afganistan Devleti’nin kırılganlığının ve başarısızlığının nedenleri analiz edilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, başarısız/kırılgan devlet kavramı ve kırılganlığın göstergeleri açıklanarak, teorik bir çerçeve oluşturulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde tarihsel bir bakış açısıyla, Afganistan’ın bağımsız bir krallık olarak kuruluşundan otokratik bir cumhuriyete geçişine kadar devleti inşa etme çabaları ve buna paralel olarak, güçlü bir ulusal devlet kurma ve meşruiyeti kurumsallaştırma konusundaki çabalar ve kırılganlıklar değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, iki karşıt tutum ekseninde devleti inşa etme çabası yani komünist rejim dönemi ve ardından İslamcı hükümetlerin ortaya çıkışı olmak üzere iki farklı ancak birbirini izleyen aşama incelenmekte ve devletin bu dönemlerdeki işleyişi başarı ve başarısızlık açısından analiz edilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde, uluslararası toplumun geniş desteğiyle devletin yeniden inşasını ve etkin bir devlet oluşturmayı mümkün kıldığı 2001’den sonraki yirmi yıllık fırsat incelenmiştir. Bu arada, çalışmanın beşinci ve son bölümünde ise, etkin bir devlet kurma yönündeki tüm çabalara rağmen, istikrarlı ve verimli bir devletin kurulmasını engelleyen ve devletin başarısızlığına kırılganlığına etki eden faktörler üzerinde durulmuştur. Genel olarak değerlendirildiğinde çalışmada, Afganistan’daki devlet kırılganlığının yalnızca belirli bir dönemin veya tek bir faktörün ürünü olmadığı, çeşitli siyasi, idari, ekonomik, sosyal, kültürel ve güvenlik gibi farklı birçok faktörün sonucu olduğu ve aynı zamanda Afganistan’da devlet inşasının zorlu yolculuğunda kök saldığı sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Tahkim anlaşmasının bağlayıcılığı
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Büyüker Gündoğan, Ayşe Büşra; Bal, Nurullah
    Bu çalışmada tahkim anlaşmasının bağlayıcılığına odaklanmaktadır. Tahkim kurumunun temel ilkeleri ve işleyişi çerçevesinde söz konusu bağlayıcılığın teorik ve pratik yönleri incelenmektedir. Tahkim, tarafların iradeleriyle şekillenen, devlet yargısına alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak, sıklıkla tercih edilmektedir. Bu bağlamda, tahkim anlaşmasının geçerliliği ve bağlayıcılığı, taraflar arası hukuki güvenlik açısından belirleyici bir rol oynamaktadır. Tez kapsamında, tahkim anlaşmasının tanımı, hukuki niteliği, şekli, kapsamı ve etkileri ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir. Bağlayıcılık ilkesi, hem objektif, sübjektif hem de zamansal yönleriyle ele alınmıştır Tahkim anlaşmasının bağlayıcılığının hangi hâllerde ortadan kalkabileceği veya geçerliliğini yitirebileceği de değerlendirilmiştir. Ayrıca, kamu düzeni ve devlet egemenliği gibi kavramların tahkim anlaşmasının bağlayıcılığı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Devletin yargı yetkisi ile taraf iradesi arasındaki denge, bağlayıcılık ilkesinin sınırlarını belirlemektedir. Nihayetinde, tahkim anlaşmalarının hukukî bağlayıcılığı, sözleşmesel bir yükümlülük olmanın yanında hukukun etkinliği ve yargı sisteminin işlevselliği açısından da önem arz etmektedir.
  • Öğe
    Çağdaş seramik sanatında iplik kullanımı ve kişisel uygulamalar
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Gürol Öz, Miray; Özgüven, Sanver
    Geçmişten günümüze seramik sanatında pek çok farklı yan malzeme kullanılmıştır. Modern seramik eserleri yaratılırken sanatçılar, geleneksel malzemelere ek olarak ahşap, metal, plastik ve tekstil gibi yenilikçi unsurları da tercih etmektedir. Bu yan malzemelerin kullanımı genellikle iki temel amaca hizmet eder: Birincisi, ahşap, metal ve taş gibi malzemeler genellikle eserin kaidesi olarak işlev görmekte ve teknik sorunların çözümüne katkı sağlamaktadır. İkincisi ise, plastik ve tekstil gibi unsurlar, eserin kavramsal yapısına derinlik ve zenginlik katmaktadır. Seramik malzeme, çağdaş seramik sanatında çeşitli biçimlerde kullanılmakta; sanatçılar duygularını ve kavramsal yaklaşımlarını farklı kil türleri, sırlar ve pişirim teknikleriyle ifade etme olanağı bulmaktadır. Bu bağlamda, çok sayıda yan malzemenin kullanımı dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, seramikte yan malzeme kullanımına genel bir bakış sunulacak; özellikle ipliğin taşıdığı özel role odaklanılacaktır. Bir tekstil ürünü olarak iplik, günümüzde pek çok alanda işlevsel bir malzemedir. Tek başına bir sanat eserinin ana malzemesi olabildiği gibi, seramik, metal ve ahşap gibi farklı malzemelerle birlikte de kullanılabilmektedir. Çağdaş seramik sanatında yan malzeme olarak ipliğin kullanımı, sanatçılara farklı ifade olanakları sunmakta ve eserlerin anlatımını zenginleştirmektedir.
  • Öğe
    19. ve 20. yüzyılda Konya'da yaşamış gayrimüslimlerin sosyal ve kültürel hayatları ve mezarlıkları
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Akbaba, Refika; Aras, Ahmet
    Hititlere, Lidyalılara, Romalılara, Selçuklulara ve Osmanlı Devleti’ne ev sahipliği yapan Konya farklı kültür ve dinlerin izlerini taşımaktadır. Gayrimüslimler de tarihi süreç içerisinde farklı zamanlarda Konya’da ikamet etmişlerdir. Birinci yüzyılın ortalarında Pavlus (MS. 47-53)’un Konya’yı ziyaret etmesi, burada bir süre kalması ve bu sürecin Kutsal Kitap’ta da yer alması elbette ki Hristiyanlar açısından Konya’nın önemini artırmaktadır. Konya Osmanlı Devleti zamanında da gayrimüslimlere ev sahipliği yapmıştır. Diğer şehirlerin aksine Müslümanlar ve gayrimüslimler farklı mahalleler yerine aynı mahallelerde iç içe büyük bir hoşgörü içerisinde yaşamışlardır. Konya merkezde genellikle Sahipata Mahallesi, Konevi Mahallesi ve Sille Mahallesi’nde yaşamışlardır. Yerleşik bulundukları mahallelerde hayvancılık ve tarımdan ziyade ticaret ve esnaflık yapan bu insanlar, demircilik, dericilik, halıcılık, şarap üretimi, marangozluk, kalaycılık, yağcılık, doktorluk, avukatlık gibi çok çeşitli meslek dallarıyla ilgilenmişlerdir. 19. ve 20. yüzyılın başlarında açtıkları ve eğitim verdikleri eğitim kurumlarının başında Cenanyan Mektebi ile Sahakyan Mektebi gelmektedir. Kilistra ve Sille’de mağara kiliselerinin örnekleri görülürken Aya Eleni Kilisesi ile Süt Kilisesi’nin müze olarak varlığını koruduğu görülmektedir. Bugün hala ibadete açık olan tek kilise Aziz Pavlus Kilisesi’dir. Öldükten sonra bir hayatın varlığına inanma, ölüm karşısındaki tutum ve davranışları belirlerken defin ve mezarlık ile ilgili uygulamaları da beraberinde getirmektedir. Yahudilik ve Hristiyanlıkta ölümün asıl sebebi ilk insanın bağımsız ve özgür olmak düşüncesi ile işlemiş olduğu günahtır. Uygulamalarda farklılık olsa da gayrimüslimlerde de ölüyü yıkama ve kefenleme göze çarpmaktadır. Bir yerde yaşamın olduğunu gösteren en önemli kanıtlardan bir tanesi de mezarlıklardır. Sille’de yaşayan Rumlar burada bulunan mezarlıklara Müslümanlar ile karışık bir şekilde gömülmüşlerdir. Musalla Mezarlığı’nın içerisinde küçük bir gayrimüslim mezarlığı bulunmaktadır ki burada 16 tane mezar tespit edilmiştir. Ereğli’de bulunan gayrimüslim mezarlığında ise 50 kadar Ermeni mezarı tespit edilmiştir. Encümen kararı ile Sille ve Musalla mezarlıklarının gayrimüslimler için defne kapatılması ile Bosna Mezarlığı içerisinde yeni bir alan oluşturulmuştur. Burada ise 8 adet mezar bulunmaktadır. Çalışmamızda tarih boyunca pek çok millete ve dine ev sahipliği yapan Konya’da yaşamış olan gayrimüslim unsurların yoğun olarak yaşadıkları yerler, eğitim, ibadet ve meslek gibi kültürel ve sosyal hayatlarına dair bilgilerin yanı sıra ölüm karşısındaki tutum ve davranışları ve mezarlıklarının nerelerde olduğu ile ilgili bilgiler paylaşılmıştır. Mezarlıklarla ilgili yapılmış olan araştırmalar ve gözlemler yalnızca bilimsel birer çalışma olmayıp aynı zamanda hızla yok olan tarihin ve bunun göstergesi olan eserlerin de kurtarılması anlamına gelmektedir.
  • Öğe
    Finansal kaldıraç oranının şirketlerin finansal performansına etkisi: Myanmar Yangon borsasında faaliyet gösteren şirketler üzerine bir uygulama
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Kyaw, Ye Htut; Salur, Mehmet Nuri
    İşletmelerin finansal yapılarında borç kullanım düzeyi, yani finansal kaldıraç, şirketin risk düzeyi ve performansı üzerinde doğrudan etkili bir unsurdur. Finansal kaldıraç, şirketin borç yoluyla sermayesini nasıl yapılandırdığını ve bu yapının kârlılık üzerindeki etkisini yansıtır. Bu çalışmada, Myanmar Yangon Borsası’nda işlem gören sekiz şirketin 2019-2024 yıllarına ait finansal verileri kullanılarak, finansal kaldıraç oranı ile finansal performans göstergeleri (ROA, ROE, EPS ve Tobin Q) arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada bağımsız değişken olarak borç/varlık oranı (finansal kaldıraç), bağımlı değişkenler olarak ise performans göstergeleri kullanılmıştır. SPSS programı aracılığıyla tanımlayıcı istatistik, korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçları, yüksek finansal kaldıraç oranlarının şirketlerin finansal performansını genellikle olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    Hadis edebiyatında mu'cem ve meşyeha türü eserler -Hicri VI. ve X. asırlar arası-
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Bozkır, Muhammet Cihat; Yavuz, Adil
    Bu çalışma, hadis edebiyatında önemli bir tasnif türü olan muʿcem ve meşyeha eserlerini hicrî VI.-X. asırlar arasındaki gelişimiyle birlikte incelemektedir. Muʿcem ve meşyehalar, hadis rivayet zincirlerini muhafaza etmeleri, râviler hakkındaki bilgileri içermeleri ve tasnif yöntemleriyle ilmi mirası aktarmaları bakımından kıymetli kaynaklardır. Tezde bu eser türlerinin tanımı, tarihî gelişimi, yazılış amaçları ve tasnif usulleri ele alınmış, çeşitli örnekler üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca muʿcem ve meşyeha türlerinin birbirleriyle olan ilişkisi, ricâl, tabakât ve diğer hadis edebiyatı türlerine katkıları incelenmiş ve bu tür eserlerin sadece hadis nakliyle sınırlı kalmayarak, biyografi, tarih, coğrafya ve edebiyat gibi alanlarla ilgili bilgileri de içerdiği ortaya konmuştur. Araştırma, mevcut literatürdeki boşlukları gidermeyi ve bu alandaki çalışmalara katkı sunmayı hedeflemektedir.
  • Öğe
    Dijital menülere sahip et işletmeleri ve tüketici beklentilerinin karşılaştırılması
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Okumuş, Mehmet İhsan; Güneş, Eda
    Bu araştırmanın amacı, Konya’da karekod menü kullanan et işletmelerinin ve tüketicilerinin deneyimlerini, beklentilerini, kullanım kolaylığı algılarını ve fayda algılarını karşılaştırmalı olarak incelemektir. Araştırmada birleştirici karma yöntem yaklaşımı benimsenmiştir ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile veriler toplanmıştır. Çalışma kapsamında 9 işletme ve 90 tüketici ile görüşülmüştür. Nitel veriler betimsel olarak analiz edilmiş, nicel verilerse parametrik olmayan Mann Whitney U-Testi ve Spearman korelasyon testi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın merkezinde teknolojik bir olgu olan QR kodlu menüler bulunduğu için katılımcılardan elde edilen verileri daha kapsamlı değerlendirebilmek adına veriler, Teknoloji Kabul Modeli çerçevesinde de değerlendirilmiştir. Bulgular, işletmelerin QR kod menülerin sipariş sürecini hızlandıran, personel yükünü azaltan ve maliyetleri düşüren bir uygulama olduğunu belirtmiştir. Tüketiciler ise QR kod menüleri pratik, erişilebilir ve modern bulurken, bazı kullanıcılar teknik sorunlar ve arayüz tasarımındaki eksiklikler nedeniyle olumsuz deneyimler yaşadıklarını aktarmıştır. Bulgular Teknoloji Kabul Modeli kapsamında incelendiğinde ise, işletmelerin dijital menüleri operasyonel verimlilik, hijyen ve maliyet avantajı nedeniyle benimsediğini, tüketicilerin ise özellikle kullanım kolaylığı, görsel kalite ve güncellik konusunda yüksek beklentilere sahip olduğunu göstermiştir. Sonuçlar, QR kod menülerin her iki grup için de önemli avantajlar sunduğunu, ancak sistemin daha verimli kullanılabilmesi için kullanıcı dostu arayüz ve teknik altyapının geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. İşletme gurubuna ait “Karekod menü kullanmanızın nedenleri” ve tüketici grubuna sorulan “QR kod menüler hakkındaki genel görüşünüz nedir?” sorularına ait cevapların korelasyonu sonucu çıkan anlamlı ilişki, işletmelerin QR menü tercih etme nedenlerinin, kullanıcıların QR menülere olan genel algısıyla paralellik taşıdığını ve birbirini karşılar nitelikte olduğunu göstermektedir.
  • Öğe
    Mevlevî, Bektâşî ve Ahî menkıbelerine göre Anadolu'da sosyal hayat
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Yavuz, Fatma; Biçer, Bekir
    Türkler tarih sahnesine çıktıkları ilk andan itibaren yaşadıkları farklı coğrafyalarda farklı deneyimler edinmişlerdir. Çeşitli dinlerin etkisine girerek, her dönemde farklı kültürel birikimler oluşturmuşlardır. İslamiyet’in kabulünden sonra ise eski birikimleri ile yeni dini anlayışlarını birleştirmişlerdir. Bu uyarlamalar sosyal hayatlarında değişikliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Bu birikimlerin devamı ve halk kültürünün bir parçası alarak menkıbeler doğmuştur. Menkıbeler toplumsal hafıza ve değerleri en güzel şekilde yansıtan dini, edebî ve folklorik eserlerdir. Bu çalışmada Mevlevî, Bektâşî ve Ahî menkıbelerine göre Anadolu’da sosyal hayat konusu ele alınmıştır. Tezimizde, Türkiye Selçuklu döneminde Anadolu’da yaşanan siyasi, ekonomik, kültürel, dini ve sosyal olayların izleri menkıbelerde sürülmeye çalışılmıştır. Temel kaynak olarak Manzûm Hacı Bektâş Veli Vilâyetnâmesi ile Hacı Bektâş Velî’ye ait diğer menkıbeler, Ahmed Eflâkî’nin yazmış olduğu Menâkıbü’l-Ârifîn, Mevlânâ’nın eserleri ve diğer Mevlevî kaynakları ile Ahî Evran menâkıbnameleri kullanılmıştır. İhtiva ettikleri bilgiler ve kapsadığı dönemler açısından büyük benzerlikler içeren bu kaynaklardan istifade ederek hem Mevlevîlerin, Bektâşîlerin ve Ahîlerin yaşayışları, toplum ile olan ilişkileri hem de Türkiye Selçuklu döneminde toplumun sosyal ve kültürel hayatına dair çıkarımlar tespit edilmeye çalışılmıştır.
  • Öğe
    2003 sonrası Irak Cumhuriyeti'nde sivil toplum kuruluşları ve faaliyetleri üzerine bir inceleme
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Hameed, Nuha Anwar Hameed; Örselli, Erhan
    Sivil toplum, modern devlet yapısının temel dayanaklarından birini oluşturarak vatandaşlık bilincinin, toplumsal sorumluluğun ve katılım kültürünün düzeyini yansıtır. 2003 yılı, Irak’ın siyasal ve toplumsal tarihinde belirleyici bir dönüm noktası olmuş; devlet ile toplum arasındaki ilişkinin yeniden tanımlandığı, çok sayıda sivil toplum kuruluşunun ortaya çıktığı bir süreci başlatmıştır. Bu dönemde sivil toplum kuruluşları, insani yardım, kalkınma, insan hakları ve kültürel faaliyetler gibi farklı alanlarda önemli roller üstlenmiştir. Irak’taki sivil toplum kuruluşları, demokratik değerlerin yerleşmesi, vatandaşların karar alma süreçlerine katılımı ve toplumsal diyalog kültürünün güçlenmesi açısından dikkat çekici bir işlev görmüştür. Bu kuruluşlar, devlet ile birey arasında aracı bir konum kazanmış; hesap verebilirlik, şeffaflık ve katılım ilkelerinin yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştur. Ancak kurumsal kapasite eksikliği, dış finansman bağımlılığı, koordinasyon yetersizliği ve siyasi istikrarsızlık gibi faktörler, etkinlik düzeylerini sınırlandırmıştır. Irak’taki sivil toplum kuruluşları bu zorluklara rağmen yeniden yapılanma, kadın ve gençlerin güçlendirilmesi, eğitim, sağlık ve toplumsal barış alanlarında belirgin katkılar sunmaktadır. Bu bağlamda, Irak Kızılay Derneği, Hammurabi İnsan Hakları Derneği, Irak Yazarlar ve Edebiyatçılar Birliği, Irak El-Amal Derneği ve Temmuz Sosyal Gelişim Derneği gibi kurumlar, sivil katılımın ve toplumsal dayanışmanın somut örneklerini oluşturmaktadır. Elde edilen bulgular, Irak’ta sivil toplum kuruluşlarının gelecekteki etkinliğinin, devlet kurumları ve özel sektör ile dengeli ortaklıklar kurma kapasitesine, mali ve idari bağımsızlıklarını güçlendirmelerine ve kurumsal yapılarının sürdürülebilir biçimde geliştirilmesine bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu unsurların sağlanması, demokratikleşme sürecinin derinleşmesine ve toplumsal istikrarın güçlenmesine önemli katkılar sunacaktır.
  • Öğe
    Azerbaycan'da ehl-i haklar
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Badirov, Sayaddin; Şenzeybek, Aytekin
    Bu araştırma, İslam mezhepleri tarihi çerçevesinde gulât (aşırı) Şiî eğilimler arasında değerlendirilen Ehl-i Hak inancının, özellikle Azerbaycan coğrafyasındaki tarihsel oluşumu ve gelişim sürecini ele almaktadır. Çalışmada, Ehl-i Hak inancının söz konusu bölgedeki toplumsal, kültürel ve siyasal koşullarla etkileşimi analiz edilmekte; bu etkileşimin, inanç sisteminin yerleşik yapısına ve bölgedeki edebî yansımalarına nasıl şekil verdiği ortaya konulmaktadır. Bu inanç sisteminin dışa kapalı doğası, mensuplarının dini ritüellerini ve öğretilerini kamuya açık alanlardan uzak bir şekilde gerçekleştirmelerine neden olmuştur. Azerbaycan edebî geleneği incelendiğinde, bu bölgenin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda mistik ve heterodoks inanç sistemlerinin de yoğunlaştığı bir merkez olduğu görülmektedir. Özellikle Hak Âşıkları olarak bilinen halk şairlerinin hayat hikâyeleri ve eserleri, çoğunlukla Ehl-i Hak inancı ile iç içe geçmiş bir nitelik arz etmektedir. Bu durum, edebî kimliğin mistik inançlarla bütünleştiğini ve şiirsel anlatımın aynı zamanda bir inanç aktarımı işlevi gördüğünü göstermektedir.
  • Öğe
    Yabancı düşmanlığı (Zenofobi) algısının sosyal baskınlık yönelimi bağlamında incelenmesi: üniversite öğrencileri örneği
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Kayserili, Büşra; Arslan, Mustafa
    Araştırma, üniversitelerdeki Türk uyruklu öğrencilerin sosyal baskınlık yönelimi bağlamında uluslararası öğrencilere karşı zenofobik tutumlarının var olup olmadığını ve zihinlerindeki genel yabancı algısını ölçmeyi amaçlamıştır. Nicel araştırma yöntemi tercih edilmiş, anket tekniğiyle veriler geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış Yabancı Düşmanlığı (Zenofobi) Ölçeği (YDÖ) ile Yeni Sosyal Baskınlık Yönelimi Ölçeği (SBY7) kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca katılımcılara demografik bilgilerin ve sosyokültürel özellikler üzerinden üstünlük düşüncesinin sorulduğu sosyodemografik bir form uygulanmıştır. 2025 yılının Şubat-Nisan ayları arasında Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ), İstanbul Üniversitesi (İÜ) ve Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden (NEÜ) kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiş 475 Türk uyruklu öğrenci ile yüz yüze görüşülmüştür. Elde edilen tüm veriler IBM SPSS Statistics programı ile analiz edilmiştir. Bulgular, öğrencilerin sosyal baskınlık yönelimi arttıkça zenofobik tutumlarının da arttığını ortaya koymuştur. Ayrıca üniversitelerdeki yerli öğrencilerin kendi dilini, dinini, kültürünü ve yaşam şeklini uluslararası öğrencilerin sosyokültürel özelliklerinden üstün görmesi ile yabancı düşmanlığı algısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları, zenofobinin yalnızca zorunlu göç bağlamında değil, farklı birçok sebeple Türkiye’ye gelen, Türkiye’de yaşayan yabancı kökenli bireyler ve Türk toplumu açısından ele alınması gereken çok boyutlu bir olgu olduğunu göstermektedir.
  • Öğe
    Öğretici ve katılımcı görüşleri çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın gençlik çalışmaları: Konya örneği
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Tütüncü, Emre; Turanalp, Muhammed Fatih
    Bu çalışmada Diyanet İşleri Başkanlığı’na (DİB) bağlı Konya Kampüs Gençlik Merkezi'nde yürütülen manevi danışmanlık ve gençlik hizmetlerinin etkililiği incelenmiştir. Konya Kampüs Gençlik Merkezi, üniversite yerleşkesi içinde faaliyet gösteren, gençlerin dinî, ahlaki, sosyal ve psikolojik gelişimlerine yönelik programlar yürüten bir DİB birimidir. Çalışmada, bu merkezin sunduğu manevi danışmanlık, eğitim ve sosyal etkinliklerin öğrenciler üzerindeki yansımaları ile manevi danışmanların ve gençlik koordinatörlerinin deneyimleri nitel araştırma yöntemiyle ele alınmıştır. Fenomenolojik desene dayalı yürütülen bu çalışmada, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında gençlik merkezine düzenli veya dönemsel katılım sağlayan 10 üniversite öğrencisi ve görev süresi 8 aydan 8 yıla kadar değişen 6 manevi danışman ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler tematik içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Bulgular, gençlik merkezine yönelimin kurumsal tanıtım, arkadaş çevresi ve kişisel manevi arayış olmak üzere üç temel motivasyon üzerinden gerçekleştiğini göstermiştir. Manevi danışmanlık ilişkilerinin, “duygusal güven” ve “aile sıcaklığı” unsurlarıyla gençlerin kimlik ve inanç gelişimini desteklemekte olduğu sosyal ve kültürel etkinlikler ise bireysel dönüşümü pekiştirerek grup içi aidiyet duygusunu güçlendirdiği görülmüştür. Bununla birlikte bürokratik izin süreçleri, mekânsal yetersizlikler, personel açığı ve bütçe kısıtları hizmet etkinliğini sınırlayan başlıca faktörlerdir. Gençlik merkezinde sunulan akademik ve kişisel gelişim desteklerinin öğrencilerin özgüven ve entelektüel motivasyonlarını artırdığı ve akran etkileşiminin ise toplumsal sorumluluk bilincini güçlendirdiği görüşmüştür.. Araştırma sonucunda, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı gençlik merkezlerinin sunduğu manevi danışmanlık ve sosyal faaliyetlerin sürdürülebilir ve kapsayıcı bir yapıya kavuşturulabilmesi için fiziki mekân düzenlemelerinin yapılması, personel kapasitesinin artırılması, bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi ve dijital iletişim stratejilerinin güçlendirilmesi önerilmektedir. Bu düzenlemelerin hayata geçirilmesi, gençlik merkezlerinin çok boyutlu öğrenme ortamı niteliğini pekiştirerek gençlerin hem bireysel hem de toplumsal düzeyde güçlü kimlikler geliştirmelerine katkı sağlayacaktır.
  • Öğe
    Dijitalleşme politikaları kapsamında yerel yönetim uygulamaları: akıllı şehirler örneği
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Bozdemir, Mehmet Ali; Koçyiğit, Nezehat
    Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler sonucu değişen bireysel, toplumsal ihtiyaçlar ve ülke ihtiyaçları neticesinde dönüşen devlet ve sosyal hayat yeni politikaları gerektirmektedir. Son yıllarda bu politikalar dijitalleşme çerçevesinde belirlenmekte, genel ve yerel yönetimlerin faaliyetleri bu düzenlemeler sonucu şekillenmektedir. Teknolojinin gelişimi ile öne çıkan yeni politikalar e-devlet, e-yönetişim, e-demokrasi, dijital belediyeler gibi kavramları ortaya çıkarmıştır. Nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşayan dünya için şehir yaşamı da dijital teknolojilerden nasibini almaktadır. Birçok büyük şehir hızlı şehirleşme, yaşlanan altyapı, sınırlı finansman ve diğer sorunlarla nasıl başa çıkılır, daha iyi nasıl yaşanabilir arayışına girdiği için tüm bu sorunlara teknoloji ile çözüm aranmaktadır. Geliştirilen dijital politikalar ile şehir yönetimlerinde de akıllı şehir uygulamalarına geçiş yapılmaktadır. Akıllı şehir uygulamalarında şehrin ihtiyaç ve sorunlarına getirilen çözüm önerileri yenilikçi ve sürdürülebilir niteliktedir. Yerelde ihtiyaçlar değiştiğinden daha hızlı, daha ucuz, daha sonuç odaklı hizmetler zorunlu hale gelmektedir. Teknolojik gelişmeler bu dönüşüme aracılık etmekte ve akıllı şehir yönetimine önemli bir katkı sağlamaktadır. Toplu taşımadan, güvenliğe, etkin iletişimden yönetişime birçok konuda akıllı şehir uygulamaları ile verimlilik artmaktadır. Dijitalleşme politikalarının yerel yönetim uygulamalarına ve akıllı şehir stratejilerine yansıyan yönlerini inceleyen çalışmaların azlığı bu araştırmayı önemli kalmaktadır. Çalışmada bu amaçla tarihsel süreç içerisinde dijitalleşme politikalarının geçirdiği seyir incelenmiş olup, bu politikalarda yerel yönetimlere ve akıllı şehir uygulamalarına yansıyan unsurlara dair çıkarımlar yapılmıştır. Ayrıca büyükşehirlerin akıllı şehir faaliyetlerinden örnekler verilmiştir. Konya İli Akılı Şehir Birimi Müdürlüğü’nde görevli uzman ve yöneticilerle yarı yapılandırılmış mülakat formu ile görüşmeler yapılarak politikalara ve akıllı şehir faaliyetlerine yansıyan yönlere ilişkin veriler toplanmıştır. Bulgulara göre; teknoloji ve dijitalleşme yerel yönetimlerde karar alma süreçlerinden hizmet sunumlarına kadar birçok konuda köklü değişikliklere yol açmıştır. Geleneksel hizmet sunumundan daha pratik daha modern bir hizmet sunumuna geçilmesini sağlamıştır. Akıllı şehir uygulamalarının gelişiminde teknoloji ve dijitalleşme alanındaki gelişimin payı büyük olmuş yaşam kalitesini ve şehir yönetimini daha verimli hale getirmiştir. Teknoloji ve dijitalleşme yerel yönetimlerde çalışanlar üzerinde iş süreçlerinde daha hızlı daha çözüm odaklı bir anlayış gelişmesini sağlarken, çalışanlar arasında teknolojideki hızlı değişim ve dönüşüme ayak uydurmada zaman zaman zorluklar yaşanmaktadır. Akıllı şehir uygulamalarından vatandaşların yararlanma düzeylerine bakıldığında ise teknolojinin erişilebilirliği ve kullanım kolaylığına bağlı olarak artarken, memnuniyet düzeyinin ise dijital okuryazarlık ve erişim farklılıklarından kaynaklı sınırlamalar haricinde akıllı şehirler uygulamalarına katılımıyla doğru orantılı arttığı görülmüştür.
  • Öğe
    Nizârî İsmâilîlik ve Bektaşîlik
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Boran, Ayşegül; Şenzeybek, Aytekin
    Bu çalışmada, İslam düşünce tarihinde önemli yer tutan iki ezoterik yapı olan Bektaşîlik ve Nizârî İsmâilîlik karşılaştırmalı bir yaklaşımla ele alınmıştır. Araştırma, tarihsel süreç içerisinde her iki yapının oluşum, inanç ve ritüel boyutlarını inceleyerek, aralarındaki benzerlik ve etkileşim alanlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, Hacı Bektâş-ı Veli’nin hayatı, menkıbevî ve tarihî kaynaklar ışığında değerlendirilmiş olup Bektaşiliğin teşekkül süreci ile toplumsal ve kültürel zemindeki yeri analiz edilmiştir. Aynı bölümde, Nizârî İsmâilîliğin temel figürlerinden olan Hasan Sabbâh ve Alamut dönemi üzerinden mezhebin tarihsel gelişimi ve doktriner yapısı incelenmiştir. İkinci bölümde ise, her iki yapının ritüel pratiklerine odaklanılmış; cem törenleri, ibadet anlayışı, zâhirî-bâtınî yaklaşımlar, sembolizm ve ezoterik anlayış karşılaştırılmıştır. Bu bağlamda, özellikle imamet ve velayet kavramlarının ritüellere nasıl yansıdığı analiz edilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, Bektaşîlik ve Nizârî İsmâilîlik arasında tarihsel ve doktriner düzlemdeki olası etkileşim alanları karşılaştırılmıştır. Ortak bâtınî düşünce yapısı, on iki imam anlayışı, gnostik unsurlar ve hurûfîlik etkileri üzerinden iki gelenek arasındaki benzerlikler değerlendirilmiştir. Bu çalışma, bu iki yapının farklı tarihsel ve coğrafi zeminlerde gelişmiş olsalar da benzer mistik eğilimler ve sembolik anlatılar üzerinden örtüşen yönlere sahip olduğunu ortaya koymayı hedeflemiştir. Bektaşîlik ve Nizârîlik arasında doğrudan bir ilişki kurmaktan ziyade, her iki yapının ortak kavramsal mirasları ve benzeşen ezoterik eğilimleri bağlamında bir karşılaştırma sunarak İslam tasavvuf tarihinde bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.
  • Öğe
    Dijital dönüşüm sürecinde kent güvenliği: kent güvenlik yönetim sistemi (KGYS) üzerine bir araştırma
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Akarsu, Mustafa; Kocaoğlu, Mustafa
    Bu çalışma, dijital dönüşüm sürecinin kent güvenliği üzerindeki yansımalarını, Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) örneği temelinde analiz etmeyi hedeflemektedir. Araştırmada, güvenlik hizmetlerinin dijitalleşme ile birlikte geçirdiği yapısal dönüşüm incelenmiş; bu teknolojik sistemlerin, toplumsal algı, tutum ve deneyimler bağlamında nasıl değerlendirildiği anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Verilerin toplanmasında nitel araştırma yaklaşımları benimsenmiş; saha çalışması kapsamında Kütahya il merkezinde görev yapan emniyet personeli ile birebir, derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde, katılımcıların KGYS’ye ilişkin deneyimleri, sistemin işlevselliğine dair gözlemleri ve dijital güvenlik teknolojilerine yönelik bireysel ve kurumsal yaklaşımları kapsamlı biçimde ele alınmıştır. Elde edilen veriler, içerik analizi tekniğiyle değerlendirilmiş; sistematik kodlama ve temalaştırma süreçleri MAXQDA yazılımı aracılığıyla yürütülmüştür. Görüşmelerden elde edilen bulgular, KGYS’nin kent güvenliğine katkı sağladığı yönünde genel bir uzlaşı bulunduğuna işaret etmektedir. Suç önleme, olaylara hızlı müdahale imkânı ve koordinasyonun artırılmasına yönelik olumlu değerlendirmelerin öne çıktığı gözlemlenmiştir. Kamera sistemlerinin etkinliği, anlık izleme kapasitesi ve olay yönetiminde sağladığı destek, katılımcı söylemlerinde belirgin şekilde yer bulmuştur. Bu bağlamda, sistemin güvenlik operasyonlarında işlevsel bir araç olarak benimsendiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, dijital güvenlik sistemlerinin mahremiyet, veri güvenliği ve etik sorumluluklar bağlamında çeşitli endişelere yol açtığı da belirlenmiştir. Katılımcıların bir kısmı, bu tür uygulamaların bireysel hak ve özgürlükleri sınırlayıcı etkiler doğurabileceğine ilişkin görüşlerini ifade etmiştir. Özellikle yüz tanıma sistemleri ve yapay zekâ tabanlı analiz araçlarının kullanımında, etik sınırların açık ve denetlenebilir biçimde tanımlanması gerektiği vurgulanmıştır. Görüşmeler sürecinde, gözetim uygulamalarının bireyler üzerinde yaratabileceği psikolojik etkilerin sıklıkla dile getirildiği ve bu etkilerin mahremiyet algısı ile doğrudan ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, KGYS ile doğrudan etkileşim içinde bulunan personelin belirli bir kullanıcı profiline sahip olması, deneyimlerin homojen olmayan bir yapı iii içerisinde şekillendiğine ve sistemin algılanış biçiminde farklılaşmaların ortaya çıkabildiğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, araştırma kapsamında elde edilen bulgular, KGYS’nin teknik ve operasyonel düzeyde kent güvenliğine önemli katkılar sunduğunu ortaya koymaktadır. Ancak sistemin uzun vadeli başarısının, yalnızca teknolojik altyapıya değil; aynı zamanda toplumsal kabul, etik ilkeler, mahremiyet ve veri güvenliği gibi unsurların dikkate alınmasına bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle KGYS, yalnızca bir güvenlik aracı değil; aynı zamanda dijitalleşmenin toplumsal dönüşüm üzerindeki etkilerini somutlaştıran bir yapı olarak değerlendirilmektedir. Araştırma, bu çok katmanlı yapısıyla literatüre hem uygulamalı hem de eleştirel bir perspektif sunmaktadır.
  • Öğe
    Suriye İhvan-ı Müslimin'i
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Zarifoğlu, Muhammed; Şenzeybek, Aytekin
    Bu tez, İhvân-ı Müslimîn’in Suriye’deki tarihsel gelişimini, örgütsel dönüşümünü ve siyasal konumlanışını incelemektedir. Çalışma, hareketin 1940’lı yıllarda ortaya çıkışından itibaren Suriye’nin sosyo-politik yapısına uyum sürecini, Baas rejimi sonrasında değişen devlet–cemaat ilişkilerini ve 1980’lere uzanan çatışma dönemini ele almaktadır. Araştırma ayrıca 2011 Arap Baharı ayaklanmaları sonrasında hareketin yeniden yapılanma girişimlerini, muhalefet içindeki konumunu ve bölgesel aktörlerle ilişkilerini incelemektedir. Arapça, Türkçe ve yabancı literatürün yanı sıra resmî belgeler ve akademik araştırmalar kullanılarak çok yönlü bir analiz yapılmıştır. Bulgular, İhvân-ı Müslimîn’in Suriye siyasal tarihinde yalnızca dinî-siyasal bir örgüt değil, aynı zamanda toplumsal mobilizasyon ve kimlik inşasında etkili bir aktör olduğunu göstermektedir. 2011 sonrası dönemde ise hareket, yeni jeopolitik koşullar içinde hem fırsatlarla hem de sınırlılıklarla karşılaşmıştır. Bu çalışma, İhvân’ın Suriye’deki konumunu tarihsel ve siyasal boyutlarıyla değerlendirerek literatüre katkı sunmaktadır.
  • Öğe
    I. Süleyman dönemi Avrupalı elçiler
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Doğan, Muhammet Tayyip; Atçeken, İsmail Hakkı
    I. Süleyman devrinde (1520-1566) Osmanlı Devleti, Avrupa siyasetinde son derece etkili bir pozisyon kazanmıştır. Bu dönemde Dîvân-ı Hümâyun’a Avrupalı devletlerden birçok elçi gönderilmiştir. Gelen elçilerin diplomatik faaliyetleri, Osmanlı Devleti’nin gücünün zirvesinde olduğu dönemlerde benimsediği dış politikasının ve Avrupalı devletlerle ilişkilerinin anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu çalışmada, bahsedilen dönemde Osmanlı yönetimiyle irtibat kuran Avrupalı elçilerin diplomatik faaliyetleri incelenmiştir. Bu minvalde elçilerin görevlerindeki başarı ve başarısızlıklarında etkili olan dinamiklerin açıklanması ve I. Süleyman’ın Avrupa siyasetinin söz konusu elçilikler üzerinden değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tez yazım sürecinde Osmanlı kronikleri, Batılı eserler ve ikincil kaynaklar kullanılmıştır. Kroniklerden, elçiliklerin gerçekleştiği tarihlerin tespitinde ve bu elçiliklerin tarihî bağlamının aktarımında istifade edilmiştir. Batılı eserler ve ikincil kaynaklar ise çoğunlukla elçilerin yürüttükleri görüşmelerin ayrıntılarına ilişkin veriler sağlamıştır. Bu çalışmada söz konusu diplomatik faaliyetler ayrıntılı bir şekilde işlenmiştir. I. Süleyman döneminde dost ve düşman ülkelerden gelen elçiler Osmanlı sarayını âdeta bir diplomasi merkezi hâline getirmişlerdir. Fransa’nın dost, Habsburgların düşman; Venedik, Lehistan ve Rusya’nın kısmen tarafsız kaldığı bu dönemde diplomasinin seyrini etkileyen başlıca unsurlar arasında; Osmanlı Devleti’nin politik gücü, devletlerarası konjonktür, elçilerin temsil ettikleri yönetimlerin talepleri ve bunların iletilme şekilleri ile elçiler arasındaki rekabetler yer almıştır. Macaristan ve Akdeniz’deki rekabetin etkisi de elçiliklere yansımıştır.