Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Tarım sektöründe göçmen iş gücü ve kırsal kalkınma ilişkisi üzerine bir araştırma(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Koç, Şerife; Mercan, Birol; Nurdinova, ShoirakhonKüreselleşme sürecinin hızlanması ile iç göç ve uluslararası göç hareketleri, tarım sektörünün iş gücü yapısını değiştirmiştir. Özellikle genç nüfusun kırsal alanlardan kentlere göç etmesi sonucunda bu alanlarda yaşlı nüfus artmış ve iş gücü arzı azalmıştır. Demografik değişim, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, niteliksiz göçmen iş gücüne yönelik talebi önemli ölçüde artırmıştır. Bu bağlamda araştırmanın amacı, göçmen iş gücünün kırsal kalkınma üzerindeki etkisini test etmektir. Bu etkiyi tespit etmek için sıralı karma araştırma deseni benimsenmiştir. Araştırmanın konusuna yönelik örneklemin belirlenmesinde uluslararası göçmen işçilerin yoğunlaştığı alanlar dikkate alınmıştır. Göçmen iş gücünün en çok tercih ettiği yerler arasında OECD ülkeleri bulunmaktadır. Bu doğrultuda çalışma, en geniş veri setine erişilen (2006-2020) 17 OECD ülkesini kapsamaktadır. Analizde kırsal kalkınmayı temsilen tarımsal katma değer verisi bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler ise kırsalda çalışan göçmen işçi oranı, tarımsal net sermaye stoku, gübre tüketimi ve ekilebilir arazi olarak alınmıştır. Söz konusu veri seti kullanılarak, araştırmanın temel amacını test etmek üzere dinamik panel veri analizi gerçekleştirilmiştir. Analizde kırsalda çalışan göçmen işçi oranı, gübre tüketimi, tarımsal net sermaye stoku ve ekilebilir arazinin tarımsal katma değer üzerindeki etkisi sınanmıştır. Analizden elde edilen bulgularda, göçmen işçiler, gübre tüketimi, tarımsal net sermaye stoku ve ekilebilir arazinin önemli kaynaklar olduğu ve OECD ülkelerinde verimlilik artışlarına anlamlı bir katkı sağladığı görülmüştür. OECD ülkeleri arasında en çok göç alan ülkelerden birisi Türkiye’dir. Türkiye özelinde hazırlanmış araştırmanın amacına yönelik veri seti bulunmaması, bu araştırmayı sınırlandırmaktadır. Hem araştırmanın sınırını genişletmek hem de makro veriler ile yapılan analizlerden erişilemeyen daha ayrıntılı bilgilere ulaşmak amacıyla ölçek geliştirme yoluna gidilmiştir. Bu kapsamda TR52 (Konya-Karaman) bölgesi kapsamında tarımsal işletmelerin göçmen iş gücü algısına yönelik geçerli ve güvenilir ölçek geliştirilmiştir. Ölçeği oluşturan faktörler; ürün ve pazar çeşitliliği, ikame ve tamamlayıcılık, bilgi transferi ve teknoloji kullanımı ile maliyetler olarak etiketlendirilmiştir. Araştırmaya yönelik diğer bulgulara göre, göçmen iş gücü çalıştıran tarımsal işletmelerin işçi sayısı, üretim oranı ve kârlarında bir önceki döneme göre artış olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, tarımsal işletmelerin göçmen iş gücü algısı ölçeği ve anket soruları ile makro analizlerle erişilmesi mümkün olmayan bilgilere ulaşılmıştır. Tarımsal işletmelerin göçmen iş gücü algısına yönelik ölçek bulguları, dinamik panel veri analizinin sonuçlarını destekler niteliktedir. Bu bağlamda, çalışmada hem dinamik panel veri yöntemi ile makro düzeyde analiz yapılması hem de özgün bir ölçek geliştirme çalışmasının yürütülmesi, araştırmanın önemini ve özgünlüğünü pekiştirmektedir.Öğe Siyasi ve dini bağlamda Türkiye'de Hizbullah(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Salur, Hüseyin; Akgül, MehmetBu çalışma Türkiye’ de 1980 öncesi yıllarda görünürlük kazanmaya başlayan Hizbullah örgütünün içinden neşet ettiği dönemin tarihsel ve sosyolojik şartları içinde siyasi, sosyal, ideolojik ve dini bağlamda ele alan bir çalışmadır. Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da, PKK’ya kökten karşı duran, fakat halk nezdinde sosyal ve kültürel zemini olan, aynı zamanda dini bir iddia ve söyleme sahip olarak ortaya çıkan Hizbullah örgütünün, diğer ülke örneklerinde olduğu gibi, salt “terör ve şiddet” boyutuyla anlaşılması eksik bir niteleme olabilir. Kendini dini bir söylem üzerinden tanımlamakla beraber, pek çok sosyal veya dini hareketin ortaya çıkışında hangi dini veya sosyo-psikolojik motivin daha baskın olduğu ilk bakışta anlaşılamayabilir. Çalışmada, çok değişkenli yapıyı çeşitli boyutlarıyla betimlemekle kalmayıp, onun hangi dini-sosyolojik şartlarda ortaya çıktığını, ideolojik ve fikri altyapısını, örgütün hedef ve amacını, zaman içinde nasıl değişip dönüştüğünü, geçirmiş olduğu evreleri, üye profilleri ve dini bir söylem ile şiddeti nasıl meşrulaştırdığı, nihayetinde hareketin bugün geldiği aşamayı gösterme amaçlanmıştır. Çalışmamızın özgün tarafı Hizbullah örgütünü dört farklı ana koldan ele almak olmuştur. Bunlardan ilki Hizbullahın kendi kaynaklarında kuruluşundan bugüne kadar ortaya nasıl çıktıkları, amaçları ve kendilerini nasıl tanımladıklarını içeren yayınlar. İkincisi, Hizbullah alanında yapılan ister ülkemiz üniversitelerinde ister yurtdışındaki akademilerde ulaşabildiğimiz tüm akademik çalışmalar, tezler ve makaleleri içermektedir. Üçüncüsü, Hizbullah ile ilgili emniyet ve istihbarat raporlarının yanı sıra özellikle savcı iddialarını da içeren “Hizbullah Ana Davası” mahkemesi karar metinleri. Son olarak ise Hizbullah ile ilgili gazeteci araştırmaları başta olmak üzere, özellikle kitle iletişim araçlarını kullanan bağımsız araştırmacıları ve onların eserlerini kapsamaktadır. Dolayısıyla bu tez araştırma deseni ve araştırma konusuna uygun olarak literatür taraması yapılarak doküman analizi çerçevesinde şekillenmiştir.Öğe Hindistan'ın Afganistan'a yönelik dış politikası: Güney-Güney İşbirliği'nin çerçevesi ve araçları(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Alamsorosh, Bibi Shaima; Tekin, SegâhBu çalışma, Hindistan’ın Afganistan’a yönelik dış politikasını, Güney-Güney İşbirliği (GGİ) çerçevesi perspektifinden analiz etmektedir. GGİ, gelişmekte olan ülkeler arasında karşılıklı dayanışma, bilgi paylaşımı ve ortak kalkınma hedeflerine dayanan bir işbirliği modeli olarak tanımlanmakta; çalışmada kavramın tarihsel gelişimi, temel ilkeleri, türleri ve araçları ele alınmaktadır. Çalışmada, Küresel Güney’in önemli ülkelerinden ve GGİ ortaklarından olan Hindistan’ın dış politikası tarihsel bir perspektifle ele alınmış, Soğuk Savaş ve sonrası dönemdeki evrimi, Bağlantısızlar Hareketi’ndeki rolü, yumuşak güç unsurları ve GGİ kapsamındaki stratejik yaklaşımları açıklanmıştır. Bu çerçevede Hindistan’ın diğer gelişmekte olan ülkelerle olan işbirlikleri ve bölgesel etkileri detaylandırılmıştır. Hindistan-Afganistan ilişkileri, GGİ çerçevesi ve politika araçları üzerinden incelenmiştir. İlişkiler, 2001 öncesi ve 2001 sonrası dönemler olarak ele alınmış; Hindistan’ın Afganistan’ın yeniden yapılanmasındaki rolü, altyapı projeleri, insani yardımlar ve teknik işbirlikleri vurgulanmıştır. Bunun yanında, Afganistan’a GGİ kapsamında destek veren diğer ülkelerin Afganistan ile ilişkileri de değerlendirilmiştir. Afganistan’ın yeniden yapılanmasında çok aktörlü bir GGİ modelinin varlığını ortaya konmuştur. Çalışma, Hindistan’ın Afganistan politikasının GGİ ilkeleri doğrultusunda çok boyutlu bir yaklaşım sergilediğini göstermektedir. Hindistan, diplomatik, ekonomik, insani ve kültürel araçları bütüncül biçimde kullanarak hem stratejik çıkarlarını gözetmekte hem de Afganistan’ın kalkınmasını ve istikrarına katkı sunmaktadır. Bununla beraber, GGİ kapsamında Afganistan’a destek veren diğer ülkelerin katkıları da bölgesel dayanışma ve işbirliği ağlarının güçlenmesine önemli bir boyut kazandırmaktadır. Öte yandan, Afganistan’daki iç istikrarsızlıklar ve bölgesel jeopolitik rekabet, hem Hindistan-Afganistan ilişkilerinin geleceği açısından hem de Afganistan’ın diğer GGİ ortaklarıyla ilişkileri açısından kritik bir bağlam sunmaktadır.Öğe Akdeniz Bölgesi'ndeki mağaraların ekoturizm açısından incelenmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Ağrılı, Buse; Dinç, AbdurrahmanTürkiye'nin en zengin karstik yapılarına sahip olan Akdeniz Bölgesi, bünyesinde çok fazla mağara barındırmaktadır. Mağaralar hem jeolojik oluşumlarıyla hem de tarih öncesi dönemlerden günümüze uzanan kültürel izleriyle dikkat çekmektedir. Akdeniz Bölgesi mağaraları; ekoturizm, sürdürülebilir turizm, kültürel mirasın korunması ve bilimsel araştırmalar açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Bu nedenle bölgedeki mağaraların korunması ve tanıtılması, yerel kalkınma ve doğal mirasın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada Akdeniz Bölgesi mağaraları ekotturizm açısından incelenmiştir. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde turizm, ekoturizm, mağara yapıları, Akdeniz Bölgesi'nde bulunan iller ve illerde bulunan mağaralar incelenerek kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Çalışmanın son bölümünde potansiyeli yüksek mağaralara anket uygulanarak ekoturizm potansiyeli ortaya konulmuştur.Öğe El-Murâdî'nin Tavzîhu'l-makâsıd ve'l-mesâlik adlı eserinin Arap dili ve edebiyatına katkısı(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Topuz, Mehmet; Tala, MuratBu eser Ebû Muhammed (Ebû Alî) Bedrüddîn Hasen b. Kâsım b. Abdillâh b. Alî el-Murâdî (ö. 749/1348)'nin, telifi İbn Mâlik et-Tâî (ö. 672/1274)'ye ait olan el-Elfiyye isimli manzumesine yazmış olduğu Tavzîhu'l-makasıd ve'l-mesâlik bi-şerhi Elfiyyeti İbn Mâlik isimli eser üzerinde incelemelerde bulunmayı amaçlamaktadır. Bu araştırmanın konusunu, Murâdî'nin şerhinin Arap dil bilimine olan katkıları ve diğer el-Elfiyye şerhlerinden hangi yönleriyle ayrıldığına dair değerlendirmeler oluşturmaktadır. Araştırmanın sınırlarını didaktik şiire dair malumatlar, İbn Mâlik ve Murâdî'nin telif etmiş olduğu eserler ve bu iki alim hakkında kaynaklarda geçen rivayetler oluşturmaktadır. Bu çerçevede elde edilen veriler analiz ve istikra metoduyla bir sonuca bağlanmıştır. Araştırmamız giriş, iki ayrı bölüm, sonuç ve kaynakça bölümlerinden oluşmaktadır. Araştırmada öncelikle Didaktik şiirin mahiyetinden ve gelişim sürecinden bahsedilmektedir. İkinci bölümde ise Murâdî'nin hayatı konu edilmiştir. Bu bağlamda ilk olarak yaşamış olduğu dönemin sosyal ve siyasî durumuyla alakalı bilgiler verilmiştir. Yine bu bağlamda kendisinin ilim serüvenine ve telif etmiş olduğu eserlere de temas edilmiştir. Sonrasında ise Tavzîhu'l-makâsıd ve'l-mesâlik'in muhtevası ve metodu incelenmiştir. Bu konuların yanı sıra Murâdî'nin İbn Mâlik'e yöneltmiş olduğu eleştiriler de konu edilmiştir. Araştırmamız esnasında Tavzîhu'l-makâsıd ve'l-mesâlik isimli eserin iki farklı tahkikli neşrinden yararlanılmıştır. Bu baskılar Prof. Dr. Abdurrahman Ali Süleyman ve Ahmed Mahmûd Azûr'un yayına hazırlamış olduğu baskılardır. Araştırmamız esnasında, manzum tarzda yazılan eserlerin Arap dili öğretimindeki yeri yadsınamaz konumu ve bu tarzdaki eserlerin medrese müfredatlarına yaptığı etkiye temas edilmiştir. Ayrıca Murâdî'nin İbn Mâlik'in eserleri üzerindeki vukufiyeti, konuların şerhi esnasında kullandığı müdellel üslup ve eleştirel kişiliği ile dile getirdiği itirazlara dair saptamalar yapılmıştır.Öğe İş motivasyonu ve işgücü devri ilişkisi: eczane işletmelerinde bir araştırma(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Karadağ, Ümmühan Gülsüm; Diken, AhmetBu araştırmanın amacı, iş motivasyonu ve işgücü devri kavramlarının boyutları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada ayrıca bazı demografik özelliklere göre iş motivasyonu ve işgücü devrinin farklılaşıp farklılaşmadığı ele alınmıştır. Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmış olup veriler Denizli il merkezindeki 120 eczane işletmesi çalışanından elde edilmiştir. Veriler anket tekniği ile yüz yüze toplanmış olup SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; iş motivasyonu ile işgücü devri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki belirlenememiştir. Ayrıca işgücü devri değişkeninin cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim durumu, çalışma yılı ve çalışma süresine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılaşmadığı tespit edilmiştir. İş motivasyonu değişkeni için ise, alt boyutlarından Motive Olmama ve İçsel Motivasyonun medeni duruma göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları, eczane işletmelerinde çalışanlar ve yöneticiler için birtakım öneriler ve öngörüler sunmaktadır.Öğe Stratejik insan kaynakları yönetimi uygulamalarının kurum ve çalışan performansına etkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Aral, Atakan; Şendoğdu, Ali AslanGünümüz iş dünyasında, rekabetin hızla arttığı ve ekonomik koşulların sürekli olarak değiştiği bir ortamda, kurumların sürdürülebilir başarısında SİKY'nin önemli bir rol oynadığı söylenebilir. Özellikle bankacılık sektörü, müşteri memnuniyetini ve rekabet avantajını sağlamak amacıyla yetenekli çalışanların performansını artırma çabalarını merkezine almalıdır. SİKY, insan kaynakları uygulamalarının kurumun uzun vadeli hedefleriyle uyumlu biçimde planlanması ve yönetilmesidir. Bu çalışmanın amacı, SİKY uygulamalarının çalışan performansı ve kurum performansı algısı üzerindeki etkilerini belirlemektir. Araştırma sonucunda, SİKY uygulamaları ile çalışan performansı arasında pozitif ve anlamlı bir etki olduğu bulunmuştur. Aynı şekilde, SİKY uygulamalarının kurum performansı algısı üzerinde de pozitif bir etkisi olduğu belirlenmiş ancak bu etkinin, çalışan performansına göre daha zayıf kaldığı görülmüştür. Bununla birlikte, kurum performansı algısına ilişkin açıklama düzeyinin çalışan performansına göre daha sınırlı olduğu görülmüştür. Bu sonuç, kurum performansı algısının yalnızca SİKY uygulamalarıyla değil, farklı örgütsel ve çevresel değişkenlerle de ilişkili olabileceğine işaret etmektedir. Çalışmanın sonuçları, bankaların İKY stratejilerini yeniden gözden geçirerek geliştirmelerine yardımcı olabilecek veriler içerirken, aynı zamanda bankaların sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmalarında rehberlik sağlayacak bilgiler sunmaktadır.Öğe Afet ve acil durum yönetiminde akıllı kent uygulamalarının rolü(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Tekin, Tuğba; Bayrakcı, Erdal6 Şubat 2023 asrın felaketi: Büyük Kahramanmaraş depremi ve yıkılan 11 kent… sadece afetin olduğu bölgeyi değil tüm Türkiye'yi hem etkilemiş hem de derinden sarsmıştır. Ülkemiz elbette sadece bu afetle değil daha önceden yaşanan büyük afetlerle de karşılaştığı için bunlardan ders çıkarsa da yeteri kadar önlem alınmamış olup geleneksel yöntemlerin de yetersiz olduğunu görmekteyiz. Akıllı kent uygulamaları afetler için uygulanabilecek bir çok çalışmayı ve projeyi beraberinde getirmektedir. Derhal uygulamaya alınması gereken proje halinde kalmış birçok uygulamanın da artık hayata geçirilme vakti gelmiştir. Çalışmamız üç ana bölümden ve alt başlıklarından oluşmaktadır. İlk bölümde çalışmamızın ana konusu oluşturan tüm başlıkların kavramsal çerçevesi ele alınmış oluş akıllı kentlerin ortaya çıkış süreci kısaca ele alınmıştır. İkinci bölümde; Türkiye'de ve dünya da hangi akıllı kent uygulamalarının uygulandığı, hangi uygulamaların tam olarak hayata geçirilebildiği ve örnek alınması gereken şehirlerin nereler olduğu üzerinde durulmaktadır. Üçüncü bölüm de ise; afetlere ve acil durumlara müdahale edip yönetebilmek için özellikle Türkiye'de ve dünyadan da bazı örneklerle hangi akıllı şehir uygulamalarının uygulandığı üzerinde durulmaktadır. Sonuç olarak eksikliklerden ve yapılabileceklerden bahsedilmiştir. Çalışma yapılırken bu akıllı kentler üzerine ve afetler için uygulanan bazı uygulamalar üzerine yazılmış makalelerden, bilimsel çalışmalardan ve haber kaynaklarından faydalanılmıştır. Akıllı kentler geçmişi her ne kadar eskiye dayansa da çalışmaların son dönemlerde daha yaygın hale geldiği ve afetlere uygulanacak olan akıllı uygulamaların ise özellikle de ülkemizde çoğunlukla taslak aşamasında olduğu gözlenmiştir.Öğe Aktif rekreasyonel bir etkinlik olarak tenis faaliyetiyle uğraşan bireylerde serbest zaman ilgilenimi ve yaşam doyumu ilişkisi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Soydan, Aynur; Bozoğlu, Mustafa SabırBu araştırmanın amacı, aktif rekreasyonel bir etkinlik olarak tenis faaliyetiyle uğraşan bireylerin serbest zaman ilgilenim düzeyleri ile yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma, nicel araştırma yöntemleri kapsamında kesitsel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılan, rekreatif amaçlı düzenli tenis oynayan 478 yetişkin birey (228 kadın, 250 erkek) oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Kyle ve arkadaşları (2007) tarafından geliştirilen ve Gürbüz ve arkadaşları (2018) tarafından Türkçeye uyarlanan Serbest Zaman İlgilenim Ölçeği ile Diener ve arkadaşları (1985) tarafından geliştirilen ve Dağlı ve Baysal (2016) tarafından Türkçeye uyarlanan Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde doğrulayıcı faktör analizi, Pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi ve hiyerarşik çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulguları, serbest zaman ilgileniminin alt boyutlarının demografik değişkenler kontrol edildikten sonra yaşam doyumundaki varyansın %38.7'sini açıkladığını ortaya koymuştur. Alt boyutlar incelendiğinde özdeşleşme (β = 0.313, p < .001), önem verme (β = 0.306, p < .001) ve kendini ifade etme (β = 0.132, p = .001) alt boyutlarının yaşam doyumunu pozitif yönde ve anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Çekicilik ve sosyal ilişki alt boyutlarının ise yaşam doyumu üzerindeki yordayıcı etkisi anlamlı bulunmamıştır. Cinsiyete göre yaşam doyumunda anlamlı bir farklılık gözlemlenmezken, algılanan refah düzeyinin yaşam doyumunu anlamlı biçimde farklılaştırdığı belirlenmiştir. Haftalık tenis oynama süresi ile serbest zaman ilgilenimi arasında pozitif yönlü ancak zayıf düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, bireyin serbest zaman etkinliğiyle kurduğu kimlik düzeyindeki bağın ve etkinliğe atfettiği anlamın yaşam doyumunun en güçlü belirleyicileri olduğunu göstermektedir.Öğe Karamânî tefsiri tahkik ve değerlendirilmesi (Ahkâf suresi)(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Aldomi, Hamam Ahmad Mohammad; Öğmüş, HarunBu çalışma, Ahmed el-Karamânî'nin tefsirinin (ö. 971/1564) bir kısmını ilmî bir tahkik edip ele almakta ve akademik araştırma esaslarına göre incelemektedir. Çalışmada Ahkâf sûresi tefsirinin tahkiki yapılmış; metnin tahkik kurallarına uygun biçimde düzenlenmesine özen gösterilmiş ve eserin ilmî değerini ortaya koyacak şekilde araştırmacılar için faydalı bir şekilde sunulması amaçlanmıştır. Araştırmada mevcut yazma nüshalar toplanmış, aralarında karşılaştırma yapılmış ve metin ilmî esaslara göre yayıma hazırlanmıştır. Çalışma bir giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde müellifin hayatı, ilmî kişiliği ve eserleri ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Karamânî'nin Ahkâf sûresinin tefsirindeki yöntemi incelenmiş; dil, nahiv ve belâgat yönleri yanında fıkhî meseleler ve kelâmî konular da değerlendirilmiştir. Ayrıca Kur'ân ilimlerine dair bazı meseleler ile rivayet ve dirayet tefsiri türleri ele alınmış ve müellifin yararlandığı tefsir kaynaklarına işaret edilmiştir. Giriş kısmında yazma nüshalar ile mevcut çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma elde edilen başlıca sonuçların sunulmasıyla tamamlanmıştır.Öğe Muhibbî'nin Türkçe Dîvânı'nda Anâsır-ı Erbaa'dan toprak(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Selvi, Hatice; Atik, HikmetToprak, insanlık tarihinin başlangıcından itibaren varoluşun, bereketin ve nihai dönüşün simgesi olarak hayatın merkezinde yer almıştır. Toprağın taşıdığı bu kadim önem, edebî metinlerde toprağın sadece maddi bir unsur değil; derin bir estetik, teolojik ve felsefi simgeye dönüşmesini sağlamıştır. Dîvân şiiri geleneğinde de şairler, toprağın mütevazılığı, yaratılışın aslı olması ve ölümle kurduğu bağ gibi pek çok özelliği edebî sanatlar vasıtasıyla zengin bir hayal dünyasına taşımışlardır. Kânûnî Sultan Süleyman Han'ın (Muhibbî) Türkçe Dîvânı üzerinde yaptığımız tez çalışmamızda, dîvân taranarak toprak mazmununun yeri, kullanım şekilleri ve anlam katmanları ortaya konulmuştur. Çalışma kapsamında üç dildeki (toprak, hâk, türâb) kullanımlar; Toprak ve Din, Tevazu, Teslimiyet, Fâni Dünya, Arınma ve Ölüm gibi temalar kapsamında sistematik bir tasnife tabi tutulmuştur. İncelemede, tematik bir yaklaşımla toprağın yanı sıra toprakla eş anlamlı yahut ilişkili kelimeler, kıymetli madenler ve topraktan yapılan nesneler gibi anlam ve çağrışım itibarıyla toprakla güçlü ilişkisi olan tüm kavramlar değerlendirmeye alınmıştır. Metin merkezli yürütülen bu analizde, kavramlar etrafında örülen zengin tamlama yapısı ve kalıplaşmış deyim varlığı müstakil başlıklar altında incelenerek Muhibbî'nin özgün ifade dünyası, anlatım incelikleri ve söz sanatı zenginlikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, sayısal dökümler ve kapsamlı analizler aracılığıyla sunularak toprağın şairin varlık algısındaki merkezi konumu istatistiksel ve niteliksel olarak ortaya konulmuştur.Öğe Hannah Arendt'in "Kötülüğün Sıradanlığı" kavramı kapsamında Jonathan Glazer'ın "İlgi Alanı" film incelemesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Çelikezer, Raşit; Gürbüz, SalihBu çalışma, Hannah Arendt'in yirminci yüzyıl siyaset felsefesine katkısı olan Kötülüğün Sıradanlığı kavramını, İngiliz yönetmen Jonathan Glazer'ın 2023 yapımı The Zone of Interest (İlgi Alanı) filmi üzerinden sinematografik, estetik ve felsefi bir okumaya tabi tutmaktadır. Araştırmanın temel amacı; Glazer'ın filmindeki anlatı stratejilerini ve sinematografik dili Arendt'in ortaya koyduğu kuramsal çerçeveyle ilişkilendirerek sinema bilimi ve siyaset felsefesi literatürüne özgün bir katkı sunmaktır. Araştırmanın kuramsal zemini iki eksen üzerine kurulmuştur. İlk eksen, Arendt'in Adolf Eichmann'ın Kudüs'teki yargılanma sürecini bizzat takip ederek geliştirdiği ve sistematik kötülüğün "derinlikten yoksun sıradan bir memur bilincinde" kök salabileceğini öne süren kavramsal çerçevedir. Bu çerçeve; Arendt'in Vita Activa, kamusal-özel alan ayrımı, bürokratik düşüncesizlik ve şiddet üzerine geliştirdiği kuramlarla desteklenmekte olup kötülük kavramı Platon'dan Kant'a, Hegel'den Adorno'ya uzanan geniş bir felsefi perspektifle ele alınmıştır. Milgram ve Zimbardo'nun deneysel bulguları ile Bauman'ın modernite-kötülük ilişkisine dair çözümlemeleri de araştırmanın kuramsal altyapısına dahil edilmiştir. İkinci eksen ise Glazer'ın Auschwitz toplama kampının hemen bitişiğindeki evde yaşayan SS komutanı Rudolf Höss ile ailesinin gündelik yaşamını anlattığı filmde, Arendt'in kuramsal tespitlerine nasıl görsel ve işitsel bir karşılık üretildiğidir.Çalışmada film analizi için Mizansen Analizi bağlamında uzamsal karşıtlık incelemesi tercih edilmiştir. Bu yöntem ile filmin dekor, ses tasarımı, ışık kullanımı, kamera konumlandırması ve karakter tipolojisi gibi temel bileşenleri sistematik biçimde çözümlenmiştir. Araştırmanın örneklemini ise İlgi Alanı filmi oluşturmakta olup Glazer'ın diğer yapıtları yalnızca yönetmenin sinema anlayışını ifade etmek için öz şekilde incelenmiştir.Çözümleme bulguları, Glazer'ın Arendt'in kötülüğün sıradanlığı tezini birden fazla sinematografik araçla görselleştirdiğini ortaya koymaktadır. Höss ailesinin Auschwitz'e komşu pastoral bahçesi ile ölüm kampı arasındaki uzamsal karşıtlık; Arendt'in kamusal alanın daralması ve vicdani sağırlık kavramlarını mekânsal düzeyde somutlaştırmaktadır. On sabit kameradan oluşan çoklu kamera sistemi, off-screen ses tasarımı ve doğal ışık kullanımı, sıradanlık duygusunu inşa eden temel anlatı araçları olarak tespit edilmiştir. Rudolf Höss karakterinin —tıpkı Eichmann gibi— kötülüğü ideolojik bir tutkuyla değil bürokratik bir görev bilinci ve kariyer kaygısıyla sürdürmesi; kötülüğün patolojik bir canavarlıktan değil, modern dünyanın idari sistemleri içinde sessizce işleyen bir normallikten beslendiği savını güçlendirmektedir. Sonuç olarak bu çalışma ile Kötülüğün Sıradanlığı kavramının tarihsel bir parantez olmadığı; bürokratik aklın, konfor alanını koruma güdüsünün ve düşünme yetisinin körelmesinin bir araya geldiği her koşulda yeniden üretilebileceği hususu tartışılmıştır. Ayrıca filmin salt bir Holokost anlatısının ötesinde, günümüzün otoriter milliyetçi eğilimlerine ve sistematik şiddetin normalleşmesine karşı evrensel bir uyarı anlatısı olduğu da değerlendirilmiştir. Türkiye sinema araştırmaları yazınında Glazer sineması üzerine yapılmış akademik çalışmaların sınırlılığı ve Arendt felsefesini film çözümlemesiyle bütünleştiren özgün çalışmaların neredeyse hiç bulunmaması, bu araştırmayı literatüre katkı sağlayacak bir çalışma konumuna taşımaktadır.Öğe Adli ve idari yargı bakımından vergi uyuşmazlıklarının değerlendirilmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Aktürk, Beyza; Şahbaz, AhmetKamu hizmetlerinin sürdürülebilmesi için ihtiyaç duyulan temel finansman, devletin egemenlik hakkına istinaden tahsil ettiği vergilerle sağlanmaktadır. Anayasal sınırlar ve yasal düzenlemeler çerçevesinde şekillenen bu tahsilat süreci, bütünüyle kanunilik ilkesine dayanmaktadır. Buna karşın; idarenin eylem ve işlemlerinden, mükelleflerin tutumlarından veya hayatın doğal akışından kaynaklanan çeşitli vergisel uyuşmazlıkların doğması muhtemeldir. Bu ihtilafların çözüm merci olan vergi yargısı; bir yandan idari uygulamalarda ortaya çıkabilecek keyfiliği ve hukuka aykırılıkları önleme işlevi görürken, diğer yandan mükelleflerin ödevlerini ihlal etmesi durumunda gerekli müeyyidelerin tatbikini sağlamaktadır. Vergisel ihlalin niteliğine bağlı olarak uyuşmazlıkların çözüm yeri değişebilmektedir; nitekim salt idari uyuşmazlıklar idari yargı kolunda (vergi mahkemeleri) çözümlenirken, suç vasfındaki fiiller vergi ceza hukuku kapsamında adli yargının (ceza mahkemeleri) görev alanına girmektedir. Bu bağlamda tez çalışmamızda, öncelikle vergi mahkemelerinin yetkisine giren idari uyuşmazlıklar ve yargılama evreleri, vergi hukukunun evrensel prensipleri ekseninde incelenecektir. Akabinde, vergi ceza hukuku bağlamında suç teşkil eden eylemler ve bunlara bağlanan hukuki sonuçlar analiz edilecektir. Gerek idari gerekse adli yargı mercileri önünde görülen davalarda karşılaşılan sorunlar, güncel yargı içtihatları ışığında irdelenecektir. Yapılan değerlendirmeler neticesinde, söz konusu uyuşmazlıklarda adli ve idari yargı kolları açısından yapısal farklılıklar bulunduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında ise vergisel ihtilafların çözüm aşamalarında saptanan bu aksaklıkların giderilmesine matuf çözüm önerileri sunulacaktır.Öğe Fransız gazetelerinde Türkiye haberleri(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Gnassingbe, Lamegou Jean-Pierre; Özer, Nuri PaşaBu çalışma, Fransa'da yayımlanan çevrimiçi gazetelerde Türkiye'nin nasıl temsil edildiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, medya söylemlerinin kamuoyu algısı üzerindeki etkisini göz önünde bulundurarak, Fransız basınında Türkiye'ye ilişkin temsillerin hangi temalar, söylemsel çerçeveler ve tonlar üzerinden kurulduğunu analiz etmektedir. Çalışma, nicel içerik analizi yöntemine dayanmaktadır. Bu kapsamda, farklı editoryal ve ideolojik yönelimlere sahip Fransız çevrimiçi gazetelerden (Le Monde, Le Figaro, Libération ve Le Journal du Dimanche) elde edilen haber metinleri sistematik olarak incelenmiştir. Araştırma dönemi olarak 2023-2025 yılları seçilmiş ve bu süreçte yayımlanan Türkiye ile ilgili haberler veri setini oluşturmuştur. Analiz sürecinde, haberler tematik kategorilere ayrılmış; siyaset, ekonomi, uluslararası ilişkiler, güvenlik ve kültür gibi başlıklar altında değerlendirilmiştir. Ayrıca, haberlerin söylem tonu (olumlu, olumsuz, nötr), kullanılan çerçeveler ve başvurulan kaynaklar da incelenmiştir. Elde edilen bulgular, Fransız basınında Türkiye'nin çoğunlukla siyasal ve jeopolitik bağlamda ele alındığını ve söylemin büyük ölçüde eleştirel bir ton taşıdığını göstermektedir. Özellikle Avrupa Birliği ilişkileri, Doğu Akdeniz politikaları ve güvenlik konularının öne çıktığı gözlemlenmiştir. Buna karşılık, kültürel ve toplumsal içeriklerin daha sınırlı yer bulduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma, Fransız medyasındaki Türkiye temsillerinin seçici ve çerçeveleyici bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymakta ve medya söylemlerinin uluslararası ilişkilerde algı oluşturma sürecindeki rolünü vurgulamaktadır.Öğe Yerli turistlerin restoran deneyiminin memnuniyet ve tekrar ziyaret niyeti üzerindeki etkisi: Konya ili örneği(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Baybal, Seda; Pekerşen, YelizAraştırmada Konya ilindeki yöresel restoranları ziyaret eden yerli turistlerin restoran deneyimlerinin müşteri memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Nicel araştırma yaklaşımının benimsendiği araştırmada veriler kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 389 yerli turistten anket tekniği aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada restoran deneyimi, müşteri memnuniyeti ve tekrar ziyaret niyeti olmak üzere üç farklı ölçek kullanılmıştır. Elde edilen veriler betimsel istatistikler, t-testi, varyans analizi, korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizleri yardımıyla değerlendirilmiştir. Gerçekleştirilen analizlerin bulgularına göre yerli turistlerin restoran deneyimi boyutları (Çevre ve Benimseme, Açıklık ve Dikkat, Yemek Kalitesi ve Fiyat Algısı, Yerel İmaj) ile müşteri memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Müşteri memnuniyetini en yüksek düzeyde etkileyen faktör "Yerel İmaj" olurken tekrar ziyaret niyetini en güçlü yordayan değişkenlerin müşteri memnuniyeti ve personelin "Açıklık ve Dikkat" düzeyi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların cinsiyet, yaş ve gelir grubu gibi demografik özellikleri ekseninde deneyim algılarında anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Araştırma bulguları Konya'nın gastronomi turizmi potansiyelinin değerlendirilmesinde yöresel restoranların yerel kimliğin yansıtılmasına, atmosfer tasarımına ve hizmet kalitesine odaklanması gerektiğini ortaya koymaktadır.Öğe Hasan el-Hudeybi dönemi Müslüman Kardeşler Hareketi ve İslamcılığın ideolojik dönüşümü (1951-1973)(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Karaca, Şemsettin; Çınkara, GökhanBu çalışma, 20. yüzyıl Mısır siyasal hayatının ve İslami hareketlerin en kritik dönemlerinden birini, Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) bünyesinde yaşanan iç mücadeleler ve ideolojik dönüşümleri ele almaktadır. Çalışmanın odağını, hareketin kurucu lideri Hasan El-Benna'nın ardından ikinci mürşid olarak göreve gelen Hasan ElHudeybi dönemi, bu dönemde hareketin maruz kaldığı ağır devlet baskısı ve tasfiye politikaları, bünyesinde baş gösteren kurumsal gerilimler ile Seyyid Kutub düşüncesinin yarattığı fikri kırılmalar oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden faydalanılmış; dönemin birincil kaynakları ve literatürdeki temel eserler kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Çalışma sonucunda, Hasan El-Hudeybi'nin kaleme aldığı Davetçiyiz, Yargılayıcı (Kadı) Değil adlı eserin, sadece örgütsel bir savunma metni olmadığı; tabanda yükselen tekfirci ve radikal eğilimlere karşı mutedil çizgiyi koruma gayreti taşıyan stratejik bir güvence mekanizması olduğu ortaya konmuştur. Bununla birlikte, Hudeybi'nin ortaya koyduğu bu uzlaşmacı ve tebliğ eksenli yaklaşımın, günümüz İslam dünyasındaki ana akım İslami hareketlerin siyasal ve toplumsal stratejilerinde kalıcı izler bıraktığı ve çağdaş İslamcılığın şiddetten arınarak sivil alana evrilen ideolojik dönüşüm sürecine kuramsal bir temel teşkil ettiği tespit edilmiştir.Öğe Rekreasyonel etkinliklere katılımın girişimcilik eğilimleri üzerindeki etkisinde öz-yeterliğin aracı rolü: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Karcı, Ali Osman; Demirel, MehmetBu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin rekreasyonel etkinliklere katılım düzeylerinin girişimcilik eğilimleri üzerindeki etkisini incelemek ve bu ilişkide öz yeterliğin aracı rolünü ortaya koymaktır. Günümüzde girişimcilik, bireylerin yenilikçi düşünme, fırsatları değerlendirme, risk alma ve problem çözme becerileriyle yakından ilişkilidir. Bu bağlamda, öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirme biçimleri ve rekreasyonel etkinliklere katılım düzeylerinin girişimcilik eğilimleri üzerindeki etkisinin incelenmesi önem taşımaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak rekreasyonel etkinliklere katılım ölçeği, öz yeterlik ölçeği ve girişimcilik eğilimi ölçeğinden oluşan anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de eğitim gören üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Elde edilen veriler yapısal eşitlik modeli kapsamında analiz edilmiş ve değişkenler arasındaki ilişkiler test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre rekreasyonel etkinlik türlerinin büyük çoğunluğunun girişimcilik eğilimi üzerinde doğrudan anlamlı bir etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Buna karşın bazı rekreasyonel etkinliklerin öz yeterlik üzerinde anlamlı etkiler oluşturduğu tespit edilmiştir. Özellikle sosyalleştirici ve üretici aktivitelerin öz yeterlik düzeyini anlamlı biçimde artırdığı belirlenmiştir. Ayrıca öz yeterliğin girişimcilik eğilimi üzerinde güçlü ve pozitif yönlü bir etkisi olduğu ortaya konulmuştur. Aracılık analizi sonuçları incelendiğinde ise bazı rekreasyonel etkinlik türlerinin girişimcilik eğilimi üzerindeki etkisinin öz yeterlik aracılığıyla dolaylı olarak gerçekleştiği görülmüştür. Özellikle sosyalleştirici ve üretici aktivitelerin girişimcilik eğilimi üzerinde öz yeterlik aracılığıyla anlamlı dolaylı etkilere sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, üniversite öğrencilerinin rekreasyonel etkinliklere katılımının girişimcilik eğilimlerini doğrudan değil, büyük ölçüde öz yeterlik algısı üzerinden etkilediğini göstermektedir. Bu sonuç, öğrencilerin sosyal ve üretken faaliyetlere katılımının onların kendilerine olan güvenlerini artırarak girişimcilik yönelimlerini destekleyebileceğini ortaya koymaktadır.Öğe Açık alan rekreasyon etkinliklerinden doğa yürüyüşü katılımcılarında boş zaman anlamı, tutkunluk, iyi oluş ve mutluluk üzerine karmamodelli bir araştırma(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Kaya, Alper; Demirel, MehmetBu tez araştırmasında açık alan rekreasyon etkinlikleri olarak doğa yürüyüşü faaliyetlerine katılım sağlayan bireylerde boş zaman anlamı, tutkunluk, psikolojik iyi oluş ve mutluluk arasındaki ilişkileri derinlemesine incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada bu değişkenler arasındaki yapısal ilişkileri nicel olarak test edip ortaya çıkan önemli bulguların arkasında yatan temel nedenler nitel yaklaşımla derinlemesine açıklanmıştır. Bu doğrultuda tez araştırması karma yöntem esaslarına göre dizayn edilmiş olup açımlayıcı sıralı karma desene göre tasarlanmıştır. Tez araştırmasının birinci aşamasında nicel veriler toplanmış, ikinci aşamada ise ortaya çıkan önemli bulguları açıklamak üzere nitel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Tez araştırmasının nicel boyutunda düzenli olarak doğa yürüyüşlerine katılım sağlayan 748 kişi araştırmaya dahil edilmiş olup nitel boyutta ise grup içerisinden 12 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel veri toplama araçlarında demografik bilgi formuna ek olarak Boş Zaman Anlamı Ölçeği (BZAÖ), Tutkunluk Ölçeği (TÖ), Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) ve Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu (OMÖ-KF) kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizinde RGui 4.5.1 programı kullanılmış olup nitel verilerin analizinde Maxqda analiz programı tercih edilmiştir. Nicel verilerin analizinde doğrulayıcı faktör analizi, çarpıklık-basıklık, Cronbach Alpha testi, yapısal eşitlik modellemesi, bootstrap aracılık analizi ve çok gruplu SEM tekniklerinden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise katılımcıların anlatıları tema, alt tema ve kod şeklinde işlenip tablolar halinde sunulmuştur. Nicel bulgularda; boş zaman anlamı ile tutkunluğun psikolojik iyi oluş üzerinde pozitif ve anlamlı etkilere sahip olduğu, boş zaman anlamı ve tutkunluğun mutluluk üzerinde doğrudan anlamlı bir etkisinin bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Psikolojik iyi oluşun ise hem boş zaman anlamı ile mutluluk arasında hem de tutkunluk ve mutluluk arasında aracılık rolü oynadığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda yapısal yolların cinsiyet ve medeni duruma göre farklılaşmadığı fakat boş zaman değerlendirme güçlüğü çekme durumuna göre yapısal yolların farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Nitel bulgular, nicel sonuçları desteklemiş olup doğa yürüyüşü katılımcılarının; doğa yürüyüşünü sadece fiziksel bir faaliyet olarak değil zihinsel arınma, kendini tanıma, bireysel yeterlilik, sosyal aidiyet ve hayatı anlamlandırma alanı olarak gördükleri belirlenmiştir. Katılımcılar doğa yürüyüşünün streslerini azalttığı, dikkatlerini topladığı ve daha dengeli hissettirdiğini ifade etmişlerdir. Mutluluğun bu süreç içerisinde daha çok anlık ve çeşitli koşullara bağlı olduğu, psikolojik iyi oluşun ise daha derin ve kalıcı olduğu görülmüştür. Boş zaman değerlendirme güçlüğü yaşayan bazı katılımcılarda yapısal yolların farklılaşmasının altında yatan nedenlerin planlama güçlüğü, zaman baskısı ve suçluluk gibi süreçlerden kaynaklandığı belirlenmiştir. Sonuç olarak bu tez araştırmasında doğa yürüyüşü katılımcılarında mutluluğa doğrudan ulaşılmadığı, boş zaman anlamı ve tutkunluğun önce psikolojik iyi oluşu güçlendirdiği, mutluluğun büyük ölçüde psikolojik iyi oluş zemininden hareketle ortaya çıktığı söylenebilir.Öğe XIX. yüzyıl Kâdirî şairelerde fenâ ve bekâ kavramının tasavvufî kullanımı(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Karadoğan, Cevriye; Atik, HikmetBu çalışma, tasavvuf düşüncesinin merkezinde yer alan "fenâ" ve "bekâ" kavramlarının XIX. yüzyıl Kâdirî şairlerinin eserlerindeki yansımalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Osmanlı Devleti'nin siyasî, sosyal ve edebî anlamda büyük bir dönüşüm yaşadığı XIX. yüzyıl, aynı zamanda geleneksel tekke kültürünün modernleşme sancıları karşısında varlığını sürdürdüğü bir dönemdir. Tezin giriş bölümünde, dönemin sosyal yapısı, dini hayatı ve özellikle tekkelerin toplumsal düzendeki yeri ele alınmıştır. Birinci bölümde Kâdirîlik tarîkatının kuruluşu, temel esasları ve XIX. yüzyıldaki durumu incelenerek Derviş Selim Sırrî, Kuddûsî, Osman Şems Efendi, Abdünnâfi İffet Efendi ve Seyyid Ahmed Cemâlî gibi dönemin öne çıkan Kâdirî şairlerinin hayatlarına ve edebi kişiliklerine yer verilmiştir. İkinci bölümde ise tezin ana eksenini oluşturan fenâ ve bekâ kavramları, şairlerin dîvânlarındaki beyitler üzerinden analiz edilmiştir. Çalışmada ulaşılan sonuçlara göre: Fenâ, şairler tarafından sâlikin kendi varlığından ve mâsivâdan (Allah dışındaki her şeyden) geçerek ilâhî irâdede yok olması şeklinde işlenmiştir. Bu mertebe, mürşide teslîmiyet ve aşkla ulaşılan mânevî bir "ölmeden önce ölme" hâli olarak tasvîr edilir. Bekâ, fenâ sürecinden sonra sâlikin Hakk'ın sıfatlarıyla yeniden hayat bulması ve "İnsan-ı Kâmil" derecesine yükselmesi olarak ele alınmıştır. Şairler bekâyı, kesret âleminden vahdet âlemine geçişin ve gerçek vuslatın zirvesi olarak nitelemişlerdir. XIX. yüzyıl Kâdirî şairleri, felsefî ve siyasî değişimlerin yaşandığı bir çağda tasavvufun derinlikli kavramlarını lirik ve didaktik bir dille yeniden yorumlamış fenâ ve bekâ öğretisi üzerinden bireyin mânevî kemâle ulaşma yolculuğuna rehberlik etmişlerdir.Öğe Türkçedeki uzun mesafeli çalkalama yapılarının ikinci dil olarak edinimi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Karakaş, Betül; Çakır, SinanBu çalışmanın temel amacı, Türkçedeki uzun mesafeli çalkalama yapılarının ikinci dil (D2) ediniminde nasıl temsil edildiğini, algılandığını ve işlemlendiğini ortaya koyarak D2 Türkçe ediniminin doğasına ilişkin açıklamalar sunmaktır. Bu doğrultuda çalışma, Karmaşık BelÖ Kısıtlaması (KBelÖK), Tümcesel Özne Kısıtlaması (TÖK) ve Eklenti Adası Kısıtlaması (EAK) bağlamında Türkçeyi D2 olarak edinen öğrenicilerin dilbilgisellik yargılarını, üretim tercihlerini ve çevrimiçi işlemleme süreçlerini incelemektedir. Ayrıca farklı tipolojik özelliklere sahip anadili (D1) geçmişlerinin ada kısıtlamalarının edinimi, temsili ve işlemlemesi üzerindeki etkisi değerlendirilmektedir. Elde edilen bulgular, Evrensel Dilbilgisi (ED), Tam Aktarım/Tam Erişim Varsayımı (TATE) ve Yorumlanabilirlik Varsayımı çerçevesinde yorumlanmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu Türkçe D1 konuşucuları ile Türkçeyi D2 olarak öğrenen B2 düzeyindeki Arapça D1 ve Türk dilleri grubu konuşucuları oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak dilbilgisellik değerlendirme testi, boşluk doldurma testi ve öz denetimli okuma testi kullanılmıştır. Testlerde özne, tümleyici ve eklenti taşıma yapılarının yanı sıra taşıma içermeyen koşullara da yer verilmiştir. Elde edilen veriler betimleyici istatistikler, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu karşılaştırma testi (Tukey HSD) aracılığıyla çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, tüm grupların ada kısıtlaması ihlali içeren yapıların büyük bölümünü dilbilgisi dışı olarak değerlendirdiğini göstermiştir. Bununla birlikte Türkçe D1 grubunun hem dilbilgisellik değerlendirme testinde hem de öz denetimli okuma testinde D2 gruplarına kıyasla daha hedef dil benzeri performans sergilediği belirlenmiştir. Özellikle Arapça D1 grubunun bazı taşıma türlerinde ve ada kısıtlamalarında Türkçe D1 grubundan anlamlı biçimde farklılaştığı görülürken, Türk dilleri grubunun tipolojik yakınlığın etkisiyle bazı yapılarda Türkçe D1 grubuna daha yakın sonuçlar verdiği saptanmıştır. Öz denetimli okuma testi sonuçları, işlemleme maliyetinin en yüksek olduğu yapıların sırasıyla KBelÖK, TÖK ve EAK olduğunu ortaya koymuştur. Ada kısıtlaması ihlali içermeyen tümcelerde ise daha düşük okuma süreleri elde edilmiştir. Sonuç olarak çalışma, ada kısıtlamalarının yalnızca soyut sözdizimsel ilkeler olarak değil, aynı zamanda çevrimiçi işlemleme süreçleriyle yakından ilişkili yapılar olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca bulgular, D2 Türkçe ediniminde sözdizimsel temsil ve işlemleme süreçlerinin D1 geçmişi ve tipolojik benzerlik doğrultusunda farklılaşabildiğini ortaya koyarak D2 ediniminin doğasına ilişkin açıklamalara ve ED temelli kuramsal yaklaşımlara psikodilbilimsel veriler aracılığıyla katkı sunmaktadır.












