Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Çağdaş Türk düşüncesinde gelenekselci ekol'ün (Tradisyonalizm) eleştirisi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Kasay, Abdullah; Harmancı, MehmetGelenekselci Ekol (Tradisyonalizm), moderniteye karşılık ortaya koyduğu bazı fikirler dolayısıyla, ülkemizde de ilgili ile karşılanan ve bu ilgiden kaynaklı hem akademik hem de sosyal sahada çok yönlü etkileri olan bir düşünce okuludur. Gelenekselci Ekol'ün ülkemiz düşünce geleneği içerisinde, moderniteye karşı bir alternatif oluşturması ve aynı zamanda da dinî alanda ortaya koyduğu bazı orijinal düşünce ve kavramlarının oluşu; ortaya çıkan bu ilgi ile beraber ekolün görüşlerinde yer alan arızî yönlerin de tespit edilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada Gelenekselci Ekol'ün düşünce sisteminde yer alan kavramlara ve görüşlere dair, çağdaş Türk düşüncesi içerisinde dile getirilen eleştiriler derlenmeye ve değerlendirilmeye çalışılmıştır.Öğe Makroekonomik değişkenlerle BİST30 hisse senedi tahmini: derin öğrenme ve makine öğrenmesi yaklaşımlarının kullanımı(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Mor, Doğukan; Altındağ, İlkayBu çalışmada, makine öğrenmesi ve derin öğrenme yöntemleri kullanılarak hisse senetlerinin tahmin performansları incelenmiştir. Çalışmanın bağımsız değişkenleri Dolar kuru, Brent Petrol, Ons Altın fiyatı ($), Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı ve Kapanış Fiyatlarına göre BİST100 Günlük İşlem Hacmi olarak belirlenmiştir. Bağımlı değişken olarak ise BİST30 endeksinde işlem gören ve 15.03.2026 tarihi itibariyle banka, sanayi, holding, ulaşım ve enerji/maden alanında işlem gören en yüksek hisse değerine sahip üçer hisse senedi seçilmiştir. 15.03.2021 – 15.03.2026 tarihleri arasındaki 1207 günlük kapanış verileri çalışmada kullanılmıştır. Araştırma üç basamaktan oluşmuştur. İlk basamak SPSS paket programı kullanılarak tanımlayıcı istatistikler, korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizini kapsamaktadır. İkinci basamakta makroekonomik değişkenlerin bağımsız değişken, hisse senetlerinin ise bağımlı değişken olduğu ve Destek Vektör Regresyonu, Karar Ağaçları ve Rastgele Orman Regresyonu analizinin yapıldığı makine öğrenmesi analizi aşamasıdır. Üçüncü basamakta makroekonomik değişkenler kullanılmamıştır. Sadece hisse senetlerinin kapanış değerleri kullanılarak derin öğrenme yöntemlerinden Tekrarlayan Sinir Ağları ve Uzun – Kısa Süreli Bellek kullanılarak zaman serisi analizi yapılmıştır. Makine öğrenmesi ve derin öğrenme yöntemleri kullanarak hazırlanan tahmin çalışmasının sonuçları incelendiğinde makine öğrenmesi yöntemlerinin derin öğrenme yöntemlerine göre daha başarılı sonuçlar verdiği görülmüştür.Öğe Rekreatif etkinliklerden halk oyunlarının üniversite öğrencilerinde optimal performans duygu durumu ve kendini fiziksel tanımlama üzerine etkisi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Kayalı, Zeynep; Arslan, FatmaBu çalışmanın amacı, rekreatif etkinliklerden halk oyunlarının üniversite öğrencilerinin optimal performans, duygu durumu ve kendini fiziksel tanımlama düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu model tercih edilmiş olup, araştırma grubunu Konya ilinde öğrenim gören toplam 178 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılar deney ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Sürekli Optimal Performans Duygu Durumu Ölçeği2 (SOPDDÖ-2) ve Kendini Fiziksel Tanımlama Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılarak bağımsız örneklem t-testi ve varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, son test ölçümlerinde optimal performansın görev zorluğu-beceri dengesi, eylem-farkındalık birleşimi, açık hedefler, belirli geri bildirim, göreve odaklanma, kontrol duygusu, kendilik farkındalığının azalması, zamanın dönüşümü ve amaca ulaşma deneyimi alt boyutlarının tamamında deney grubu lehine anlamlı farklılıklar (p<.001) tespit edilmiştir. Kendini fiziksel tanımlama değişkeninde ise koordinasyon, genel bedensel yeterlilik, görünüm ve kendine güven alt boyutlarında deney grubu lehine anlamlı farklılıklar belirlenirken, kuvvet, esneklik ve dayanıklılık alt boyutlarında anlamlı fark bulunmamıştır. Elde edilen sonuçlar, halk oyunlarının optimal performans üzerinde güçlü ve tutarlı, kendini fiziksel tanımlama üzerinde ise kısmi bir etki oluşturduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda rekreatif etkinliklerin yaygınlaştırılması ve üniversite öğrencilerinin bu tür aktivitelere yönlendirilmesi önerilmektedir.Öğe Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) temelli maneviyatla bütünleştirilmiş psikolojik destek programının internet bağımlılığı belirtileri gösteren bireyler üzerindeki etkileri: bir karma yöntemler araştırması(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Gökmen, Ayşe; Bahadır, Abdülkerim; Erşahin, ZehraBu çalışmada Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) temelli maneviyatla bütünleştirilmiş psikolojik destek programının internet bağımlılığı belirtileri gösteren bireyler üzerindeki etkileri incelenmektedir. Araştırmanın temel amacı, ACT temelli-maneviyatla bütünleştirilmiş psikolojik destek programi (MACT) ve sadece ACT temelli bir psikolojik destek programı (ACT) geliştirerek bu programların internet bağımlılığı, psikolojik esneklik, yaşam amaçları, manevi iyi oluş ve yaşam doyumu üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Bu amaçla araştırma, karma yöntem benimsenerek çok aşamalı desen ile yürütülmüştür. Örneklem grubu, ihtiyaç analizi için 211 kişi (156 Kadın, 55 Erkek), pilot çalışma için 8 kişi (6 Kadın, 2 Erkek); MACT (8 Kadın, 4 Erkek), ACT (8 Kadın, 4 Erkek) ve kontrol grubu (10 Kadın, 2 Erkek) ise 12'şer kişiden oluşmaktadır. Yaş ortalaması 21'dir. Uygulamaya geçmeden önce ihtiyaç analizi için 211 kişiden veri toplanarak örneklemin maneviyatı nasıl anlamlandırdığı ve manevi ihtiyaçları tespit edilerek program içeriği buna göre şekillendirilmiştir. Uygulama aşamasında ise öncelikle pilot çalışma yapılmış, daha sonra MACT ve ACT grubu oluşturularak uygulama yapılmıştır. Bütün gruplara ön test, son test ve izlem testi uygulanmıştır. Ölçme aracı olarak İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Psikolojik Esneklik Ölçeği, Yaşam Amaçları Ölçeği, Spiritüel İyi Oluş Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği'nin yanı sıra araştırmacı tarafından oluşturulan program değerlendirme formları kullanılmıştır. Grup içi nicel farklılaşmalar Friedman Testi ile, gruplar arası farklılaşmalar Kruskal Wallis H Testi ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise Saldana'nın kodlama sistemi kullanılarak kodlanmış ve tematik analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Nitel ve nicel bulguları birleştirmek için Birleştirilmiş Görseller (Joint Display) kullanılmıştır. Bütün bu analizler neticesinde grup içi farklılaşmalarda MACT ve ACT grubunda ortak olarak Psikolojik Esneklik ve Yaşam Doyumu açısından artış görülürken İnternet Bağımlılığı ve Manevi İyi Oluş'un Anomi alt boyutunda azalma görülmüştür. Manevi İyi Oluş'un Aşkınlık alt boyutu ve İçsel Yaşam Amaçları'nın sadece ACT grubunda grup içi ölçümlerde değişim göstermesi, AСТ grubunun değer farkındalığına yönelik gösterdiği gelişme ile açıklanmış olsa da gruplar arası farklılık gözlemlenmemiştir. MACT grubunda Aşkınlık ve İçsel Yaşam Amaçları'nda değişiklik olmaması, tavan etkisi ile açıklanmıştır. Buna karşılık, gruplar arası karşılaştırmalar, MACT grubunun özellikle psikolojik esnekliğin Anda Kalma, Kabul ve Değerler alt boyutlarında; internet bağımlılığının Kontrol Kaybı ve Sosyal İlişkilerde Olumsuzluk alt boyutlarında ve Yaşam Doyumu ölçümlerinde ACT ve kontrol gruplarına göre daha büyük bir iyileşme gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu durum, manevi içeriğin bireyin değerleriyle daha hızlı bağ kurmasını sağlaması; ayrıca kabul, farkındalık ve değer odaklı eylemi pekiştirmesi yoluyla psikolojik esnekliği artırmadaki destekleyici rolüyle açıklanmıştır. Nitel olarak elde edilen verilerde, her iki müdahale grubu için "Dijital Yeniden Yapılanma" temasının internet bağımlılığındaki azalmanın ve kararlı eylemde bulunmanın doğrudan karşılığı olduğu; "Değer Temelli Yaşama, Düşünce ile Yeniden İlişki Kurma, Duygulara Yer Açma, Anda Kalma ve Farkındalık" temalarının psikolojik esnekliğin doğrudan karşılığı olduğu görülmüştür. "Maneviyatla Dönüşüm" teması ise sadece MACT grubunda ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak maneviyatla dönüşüm teması ve psikolojik esneklik süreçlerinin değişimin temel mekanizmaları olduğu bunun neticesinde içsel amaçların değerlerle bütünleştiği, internet bağımlılığı ve anominin azaldığı; kişisel ve psikolojik gelişim görüldüğü tespit edilmiştir. ACT grubunda değer farkındalığına yönelik temalar baskın iken MACT grubunda değer odaklı eylemlerin baskın olduğu görülmüştür. Maneviyat temelli içeriklerin ACT'ın anlaşılmasını ve uygulanmasını kolaylaştırdığı, hızlı ve sürdürülebilir bir etki sağladığı tespit edilmiştir. Bu noktada, kişinin değer sistemiyle ilişkili manevi içeriklerin ruh sağlığı hizmetlerine entegre edilmesi önerilmiştir. Ek olarak, "Bu çalışma Necmettin Erbakan Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından 23DR17001 nolu proje kapsamında desteklenmiştir.Öğe Mimaride metafor: semiyotik arayüzü üzerinden doğu-batı eksenli bir analiz(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Altun, Arif Ozan; Duman, Mehmet AkifBu çalışma, mimari yapıları dilbilimsel bir perspektiften ele alarak metaforun mimari anlam üretimindeki işlevini sistematik biçimde incelemeyi amaçlamaktadır. Temel argüman, mimarinin salt işlevsel bir barınak pratiği olmadığı ve metafor aracılığıyla anlam üreten, kültürel, bilişsel ve fenomenolojik katmanlar taşıyan çok kipli bir söylem biçimi olduğu üzerine kuruludur. Çalışma birkaç temel eksen üzerine inşa edilmiştir. İlk olarak yaklaşık 2500 yıllık metafor teorisi külliyatı retorik, etkileşimci ve bilişselci paradigmalar çerçevesinde sistematik biçimde derlenmiş ve sınıflandırılmıştır. Bu derleme, alandaki mevcut tasnif çalışmalarına katkı sağlamayı hedefleyen özgün bir envanter niteliği taşımaktadır. Ardından metafor ile göstergebilim arasındaki arayüz kuramsal bir geçki olarak sunulmuş; metaforun müzik ve görsel sanatlardaki çok kipli tezahürleri incelenmiştir. Mimaride metaforun teorik temelleri ve özgün bir taksonomisi de bu zemin üzerinde geliştirilmiştir. Çalışmanın analitik özgünlüğünü oluşturan bölümde ise "metafor makinesi" olarak adlandırılan çok katmanlı bir analiz çerçevesi önerilmektedir. Bu çerçeve bir epistemolojik sensör ile üç analitik lensten oluşmaktadır. Epistemolojik sensör, bir mimari nesnenin tasarım niyeti, kültürel alımı ve diyakronik dönüşümü parametreleri üzerinden metaforik analiz için uygunluğunu ölçmektedir. Üç analitik lens ise sırasıyla “analoji ve ikonoloji”, “anlam gerilimi ve perspektifsel yeniden düzenleme” ile “bedenleşmiş bilişsellik ve çok duyusallık” eksenlerinde çalışmaktadır. Bu çerçeve, coğrafi, kültürel ve tipolojik çeşitlilik gözetilerek seçilmiş on farklı mimari eser üzerinde uygulanmıştır. Çalışma, mimari metaforun salt biçimsel bir süsleme olmadığını; bedensel deneyimi, kültürel belleği ve epistemolojik dünya görüşünü mekânsal olarak cisimleştiren kurucu bir anlam mekanizması olduğunu ortaya koymaktadır. Netice itibarıyla, bu tez ileride gerçekleştirilecek disiplinler arası araştırmalar için dilbilimci gözünden kavramsal bir zemin sunmayı hedeflemektedir.Öğe Türk bankacılık sektöründe risk yönetimi ve likidite riskinin belirleyicileri: ampirik bir analiz(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Uslu, Hüseyin; Şendoğdu, Ali AslanBu çalışmanın temel amacı, Türk bankacılık sektöründeki likidite riskinin belirleyicilerini tespit edebilmek için 2012:Q1-2025:Q2 arasındaki dönemi kapsayan 54 çeyrek dönemlik veriler kullanılarak yapısal kırılmalı zaman serisi analiz yöntemleriyle incelemektir. Araştırmada yapısal kırılmalı zaman serileri analiz yöntemi kullanılmış olup, serilerin durağanlıkları, Zivot ve Andrews (1992) tek kırılma birim kök testi ile analiz edilmiş ve serilerin farklı düzeylerde durağan olduğu sonucuna varılmıştır. Seriler arasındaki eşbütünleşme ilişkileri; Genişletilmiş ARDL yöntemiyle analiz edilmiş ve seriler arasında uzun dönemde eşbütünleşme ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, söz konusu değişkenlerin uzun dönemde birlikte hareket ettiğini ortaya koymaktadır. Son olarak, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri ise, serilerin durağanlık derecesine bakılmaksızın uygulanabilen ve VAR yaklaşımına dayanan Toda-Yamamoto (1995) nedensellik testi aracılığıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, takibe dönüşüm oranı ve kredi hacmindeki %1’lik artışların, likiditeyi sırasıyla yaklaşık %21,4 ve %42 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Buna karşın, kârlılıktaki aynı orandaki yükselişin likiditeyi yaklaşık %25,9 oranında artırdığı gözlemlenmiştir. Faiz oranları ve enflasyonun likidite üzerinde negatif etkilerinin olduğu; sırasıyla %1,1 ve %22,2 oranlarında azalmaya yol açtığı belirlenmiştir. Ayrıca, ekonomik büyümedeki %1’lik artışın likiditeyi yaklaşık %12,8 oranında güçlendirdiği tespit edilmiştir. Toda-Yamamoto nedensellik analizi bulgularına göre, enflasyon oranından likiditeye doğru, kredi hacminden takibe dönüşüm oranına doğru, enflasyon oranından takibe dönüşüm oranına doğru, kredi hacminden kârlılık oranına doğru, enflasyon oranından kârlılık oranına doğru, likiditeden faiz oranına doğru, faiz oranından gayri safi yurtiçi hasıla (büyümeye) doğru, enflasyon oranından gayri safi yurtiçi hasıla doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Bununla birlikte, bazı değişkenler arasında çift yönlü yani karşılıklı nedensellik ilişkileri saptanmıştır. Bu kapsamda, likidite ile takibe dönüşüm oranı arasında, likidite ile kredi hacmi arasında, likidite ile kârlılık arasında, likidite ile gayri safi yurtiçi hasıla arasında, takibe dönüşüm oranı ile kârlılık arasında, takibe dönüşüm oranı ile faiz oranı arasında, takibe dönüşüm oranı ile gayri safi yurtiçi hasıla arasında, kredi hacmi ile faiz oranı arasında, kredi hacmi ile gayri safi yurtiçi hasıla arasında, kârlılık ile faiz oranı arasında, kârlılık ile gayri safi yurtiçi hasıla arasında, faiz oranı ile enflasyon oranı arasında, enflasyon oranı ile kârlılık arasında çift yönlü (karşılıklı) nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Türk bankacılık sektöründe likidite riskinin etkin yönetilebilmesi için takibe dönüşüm oranı, kredi hacmi, kârlılık, faiz oranları, enflasyon ve ekonomik büyüme gibi makro-finansal değişkenlerin yakından izlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, politika yapıcıların ve banka yöneticilerinin, bu değişkenler arasındaki dinamik ilişkileri göz önünde bulundurarak, likidite riskini azaltmaya yönelik stratejiler geliştirmeleri önem arz etmektedir.Öğe Akıllı kentlerin yerel sürdürülebilirliğe etkileri: Konya Büyükşehir Belediyesi örneği(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Dilfiruz, Betül; Sevinç, İsmailBu tez çalışması, akıllı kent uygulamalarının kentsel sürdürülebilirliği sağlamadaki rolünü ve bu süreçte yerel aktörlerin, özellikle büyükşehir belediyelerinin etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma, akıllı kent yaklaşımının sürdürülebilirlik ilkeleriyle kesiştiği noktaları kavramsal düzeyde irdeleyen birinci bölüm, Türkiye’de akıllı kent politikalarının kurumsal, yönetsel ve aktör temelli yapısını inceleyen ikinci bölüm ve Konya Büyükşehir Belediyesi örneğinde yerel düzeydeki uygulamaları değerlendiren üçüncü bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın saha kısmında Konya Büyükşehir Belediyesinde görev yapan 19 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş; elde edilen veriler nitel araştırma yöntemine dayalı tematik analiz yaklaşımıyla Maxqda24 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular, akıllı kent uygulamalarının kaynak verimliliği, veri temelli yönetim, hizmet optimizasyonu, ulaşımda dönüşüm, çevresel duyarlılık ve katılım mekanizmalarının güçlenmesi yoluyla sürdürülebilir kentleşmeye önemli katkılar sunduğunu göstermektedir. Yerel aktörlerin bu süreçte belirleyici bir rol üstlendiği, kurumsal kapasite, vizyon sürekliliği, entegrasyon yapıları ve paydaş işbirliklerinin akıllı kent uygulamalarının başarısını etkileyen temel unsurlar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Konya örneği, akıllı kent yaklaşımının yalnızca teknolojik bir modernleşme hareketi değil, sürdürülebilirlik odaklı bütüncül bir kentsel dönüşüm aracı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda çalışma, hem kuramsal düzeyde literatüre katkı sunmakta hem de yerel yönetimlerin sürdürülebilir kentleşme politikalarında akıllı kent uygulamalarının stratejik önemini ortaya koymaktadır.Öğe Yapay zeka teknolojilerinin sinema endüstrisine etkileri: senaryo yazımı ve film üretim süreci üzerindeki dönüşümler(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Hasdemir, Ahmet; Berk, Mustafa EvrenSinema teknoloji ile birlikte gelişen ve yine teknoloji sayesinde birçok dönüşüm geçirerek içinde bulunduğu döneme uyum sağlamayı başarmıştır. Bu dönüşümler sayesinde yıllar sonra bile en çok kitleye sahip olan sanat dallarından biri konumundadır. Film üretim süreçlerinin hemen hemen her evresinde faydalanılan teknolojik aygıtlar ve programlar sayesinde sinema, etkileyiciliğini arttırmıştır. Hem görsel hem de işitsel unsurlarla birlikte görsel bir şölen niteliği taşıyan sinema faydalandığı teknolojiler sayesinde gelişmeye devam etmektedir. Teknoloji ve sinema ilişkisinin en çok harmanlandığı günümüzde ise sinema daha önceki teknolojik gelişmelerden çok farklı bir teknoloji olan yapay zekâ teknolojisiyle birlikte çok daha köklü dönüşümler geçirmektedir. Çalışma kapsamında yapay zekânın sinema endüstrisine olan etkileri sistemli bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın sağlam bir zemine oturtulması, yapay zekânın film üretim süreçlerine etkilerinin incelenmesi ve sinemadaki dönüşümlerine dair veriler toplamak adına literatür taraması yönteminden faydalanılmıştır. Bu doğrultuda yapay zekânın sinema endüstrisine olan etkileri incelenmiştir. Öte yandan yapay zekânın yaratıcı süreçler üzerine olan etkilerini incelemek adına ChatGPT, Gemini, DeepSeek gibi yapay zekâ platformlarına yazdırılan kısa film senaryoları insan yaratıcılığıyla karşılaştırılmak adına insan tarafından yazılan kısa film senaryosuyla, çatışma, hikâye, karakter gelişimi, genel yapı, dramatik unsurlar bakımından karşılaştırılarak incelenmiştir. Yapay zekâ platformları tarafından ve insan tarafından yazılan senaryoların analizi nitel araştırmalarda sıkça kullanılan Betimsel analiz yönteminden faydalanılarak incelenmiştir. Yapay zekânın sinema sektörüne hız ve maliyetlerin düşürülmesi konularında katkı sağlamasının yanında hem istihdam hem de sanatsal bakımdan potansiyel dezavantajlarına dair geliştirilen birtakım önerilere, sonuç ve öneriler bölümünde yer verilmiştir.Öğe 1980 ve 2018 yılları arasında çekilmiş sinema filmlerinde pandemi temsilleri: dünya sineması örnekleri(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Topuz, Ramazan; Berk, Mustafa EvrenBu çalışma, 1980-2018 yılları arasında çekilmiş Virüs (1980), 12 Maymun (1995), Tehdit (1995), Pandemi (2007), Veba (2009), Salgın (2011), Grip (2013), Virüs (2019 Japonya yapımı “2018 yılında çekilmiş 2019 yılında gösterime girmiştir.”) gibi filmler üzerinden pandemilerin sinemadaki temsillerini incelemektedir. Çalışma, bu filmlerin yalnızca biyolojik krizleri değil, aynı zamanda toplumsal korkuları, insan doğasının sınırlarını ve hükümetlerin etik sorumluluklarını dramatize ettiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, bu yapımların gerçek hayatta yaşanan COVID-19 pandemisi gibi krizleri öngörme ve topluma yönelik uyarılar sunma kapasitesini de vurgulamaktadır. Filmlerde pandemiler, genellikle insanlığın doğayla uyumsuz ilişkisini, toplumsal düzenin kırılganlığını ve bilimsel çabaların etik sınırlarını merkeze alır. Özellikle karantina, panik, toplumsal çöküş, bilgi kirliliği ve hükümetlerin başarısızlıkları gibi unsurlar, bu filmlerde öne çıkan temalardır. Bilim ve teknoloji, pandemilere karşı kurtarıcı bir araç olarak tasvir edilirken, aynı zamanda etik sorunlarla sınanır. Aile bağları ve bireysel fedakârlık, bu krizler sırasında insanlığın en güçlü motivasyon kaynakları olarak işlenir. Sonuç olarak, bu filmler, pandemilerin yalnızca biyolojik bir tehdit olmadığını, aynı zamanda toplumsal korkuların, etik sınavların ve insan doğasının bir yansıması olduğunu göstermektedir. Sinema, pandemilere dair geleceğe yönelik güçlü öngörüler sunan bir araç olarak, topluma hem krizleri anlamada hem de çözümler geliştirmede rehberlik etmiştir. Gerçek hayatta yaşanan COVID-19 pandemisi, bu filmlerin sunduğu kurgusal senaryoların birer tahmin değil, toplumsal bilinçaltının bir yansıması olduğunu kanıtlamaktadır.Öğe Rast makâmı perde frekanslarının su üzerindeki etkileri(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Sağrıcı, Murat; Gönül, MehmetBu çalışma, temassız bir ortamda akustik levitasyon yöntemiyle havada sabit tutulan su damlalarına uygulanan ses frekanslarının, özellikle Türk müziği makâm sistemine ait Rast makâmı perde frekanslarının, suyun yüzeyinde oluşturduğu geometrik desenler üzerindeki fiziksel etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, suyun herhangi bir yüzeyle temas etmeden yalnızca frekans uyarımı altında sergilediği davranışları gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda 40 kHz taşıyıcı ultrasonik dalgalarla oluşturulan kararlı bir akustik alan içerisinde su damlaları havada asılı tutarak farklı perde frekanslarına maruz bırakılması sağlanmıştır. Çalışmada belirli frekansların su yüzeyinde daha düzenli titreşimli desenler oluşturması gözlemlenmiş, ayrıca 440 Hz’in su üzerindeki etkileri, yakın frekanslarla farkları ortaya konarak deneysel gözlemlerle incelenmiş, mukayeseler yapılmıştır. Bu yönüyle bu çalışma, Türk müziği makâm sisteminin fiziksel ve titreşimsel temelleriyle ilgili veriler sunmaktadır. Çalışmanın sonucunda, temassız akustik levitasyon ortamında su damlacıklarına uygulanan müzikal frekansların, özellikle Türk müziği makâm sistemine ait perde frekanslarının, suyun fiziksel davranışları ve geometrik düzenli desen oluşumları üzerinde ölçülebilir etkiler meydana getirdiğini kanıtlarıyla ortaya koyulmuştur.Öğe İslam medeniyetinde vakıf geleneğinin uluslararası ilişkilerdeki etkisi: Türkiye Diyanet Vakfı ve Afganistan örneği(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) İslami, Abdul Moiz; Dadan, AliVakıf kurumu, İslam medeniyetinde toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve kamu yararına hizmet eden köklü bir gelenektir. Eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve kültürel faaliyetler gibi alanlarda önemli roller üstlenen vakıflar, aynı zamanda uluslararası ilişkilerde de etkili bir araç olarak öne çıkmaktadır. Toplumlar arası iş birliğini teşvik ederken, yardımlaşma, hoşgörü ve dayanışma gibi değerleri yaygınlaştırmaktadır. Bu çalışma, vakıf geleneğinin uluslararası ilişkiler üzerindeki etkisini ele alarak, Türkiye Diyanet Vakfı’nın (TDV) Afganistan’daki faaliyetleri üzerinden bir değerlendirme yapmaktadır. TDV, Afganistan'da eğitim, kültür ve sosyal hizmetler alanlarında gerçekleştirdiği projelerle sadece yerel halkın refahına katkıda bulunmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye ile Afganistan arasındaki kültürel ve diplomatik bağları da güçlendirmektedir. Araştırma, vakıf kurumlarının uluslararası düzeyde toplumları birbirine yakınlaştırma, insani yardımı sürdürülebilir hale getirme ve devletler arası ilişkileri pekiştirme süreçlerindeki rolünü incelemektedir. Türkiye Diyanet Vakfı örneği üzerinden yapılan analizler, vakıfların sadece yerel kalkınmaya değil, aynı zamanda küresel ölçekte barış, dayanışma ve diplomasiye de katkı sağladığını ortaya koymaktadır.Öğe Üsküdar'da kadınların kurduğu vakıflar(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Aydın, Asuman; Kıvrım, İsmailVakıf, islâm tarihinde toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını şekillendiren derin köklere sahip bir müessesedir. Bu kurum toplumların dini anlayışları, kültürel etkileşimleri ve sosyal ihtiyaçları doğrultusunda gelişmiş ve İslam medeniyetinde bireyin kamu yararına katkı sunmasının en etkili araçlarından biri haline gelmiştir. Osmanlı döneminde vakıf müessesesi, kadınların aktif biçimde yer aldığı bir alan olmuştur. Böylece hem maddi güçlerini hem de toplumsal rollerini vakıflar aracılığıyla görünür kılma imkânı bulmuşlardır. Bu çalışmada, Osmanlı döneminde Üsküdar’da kadınlar tarafından kurulan vakıflar kapsamlı bir şekilde ele alınarak mekânsal, toplumsal ve iktisadi bağlamda değerlendirilmiştir. Vakıf kurucuların toplumsal konumları, ekonomik tercihleri ve vakıf müessesinin işlevsel çeşitliliği, vakfiye senetleri ışığında incelenmiştir. Araştırma kapsamında 547 kadın vakfı tespit edilmiş olup bunların %79.14’ünün Şer’iyye sicilleri’ne, %20.86’sının ise Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Başbakanlık Osmanlı Arşivi kayıtlarında yer aldığı tespit edilmiştir. Bu vakıflar arasında eğitim kurumları, dini yapılar, tarikatlar, su yapıları, ev avarızları ve çeşitli taşınmazların yer aldığı çok sayıda farklı amaçlara hizmet eden vakıflar bulunmaktadır. Çalışmada, Üsküdar’da kadınlar tarafından vakfedilen konutlar, dükkânlar, bağlar ve arsalar üzerinden dönemin konut mimarisi ve şehirleşme süreçlerine dair önemli veriler elde edilmiştir. Ayrıca yüzyıllar içerisinde değişen ekonomik koşullara paralel olarak kadınların gayrimenkul vakıflarından para vakıflarına doğru değişen eğilimleri ve bu vakıfların ekonomik dalgalanmalarla olan ilişkisi değerlendirilmiştir. Vakıfların sosyal ve dini boyutları kapsamında, kadınların eğitim kurumlarına ve dini yapılara sağladıkları destekler de çalışmanın odak noktalarından biridir. Özellikle Aziz Mahmud Hüdayi gibi dergâhlar ile kurulan ilişkiler, kadınların manevi yönelimlerini ve tasavvufi çevrelerle olan bağlarını gözler önüne sermektedir. Sonuç olarak bu araştırma, Üsküdar kadınlarının özel yaşam alanlarının dışında vakıf faaliyetleri aracılığıyla toplum içerisinde görünür olduğu, etkin, üretken birer aktör olduklarını ve şehir yaşantısında sosyal dayanışma ve hayırsever kimlikleriyle ekonomik hayata bireysel ve kolektif düzeyde katkılar sunduklarını ortaya koymaktadır. Vakıf belgeleri, kadınların dönemin ekonomik koşullarına duyarlılığını, toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etme iradelerini ve dini, sosyal kurumlarla kurdukları çok yönlü ilişkileri gözler önüne sermektedir. Böylece kadın tarihi ile Osmanlı vakıf literatürüne katkı sağlamak amaçlanmaktadır.Öğe Afet ve kriz yönetimi bağlamında sel nedeniyle idarenin sorumluluğu(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Yalçın, Merve Nur; Çevikçelik, MuradiyeTürkiye, coğrafi konumu ve iklimsel yapısı gereği çeşitli doğal afet risklerine açıktır. Bu tez çalışmasının odak noktası, sel afeti sonucu ortaya çıkan zararlar karşısında idarenin hukuki sorumluluğunun kapsam ve sınırlarını incelemektir. Tez iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde doğal afet kavramı açıklanmakta; özellikle sel bağlamında afet öncesi alınması gereken önlemler, afet sırasındaki müdahaleler ve sonrasında yürütülecek faaliyetler çerçevesinde idarenin görevleri ele alınmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde, sel afeti nedeniyle meydana gelen zararlardan dolayı idarenin hukuki sorumluluğu incelenmektedir. İdarenin sorumluluğu Danıştay kararları çerçevesinde değerlendirilmekte ve yargı içtihatları doğrultusunda belirli kategorilere ayrılmaktadır. Bu kapsamda; sel afeti meydana gelmeden önce idarenin alması gereken önlemlere ilişkin sorumluluğu, sel afeti sırasında idarenin sorumluluğu, sel afeti meydana geldikten sonra idarenin sorumluluğu ve birden fazla kamu idaresinin birlikte sorumluk durumu incelenmektedir.Öğe Uluslararası turizm festivaline yönelik yerel halkın algı ve duygusal dayanışmasının festivale verdiği destek üzerindeki etkisi: Gaziantep Uluslararası Gastronomi Festivali(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Pektaş, Çağdaş; Bişkin, FerdiFestivaller toplumsal yaşamın ritmini belirleyen, kültürel aktarımı hızlandıran ve yerel düzeyde kolektif hafızayı pekiştiren etkinliklerdir. Bu etkinlikler, geçici etkileşim alanları yaratarak bireylerin toplumsal aidiyet hissini nasıl kurduklarına, hangi değerler etrafında ortaklaştıklarına ve yerel kimliği nasıl yeniden ürettiklerine dair önemli ipuçları sunar. Bu kapsamda araştırmanın temel amacı, uluslararası bir turizm etkinliği olan Gaziantep Uluslararası Gastronomi Festivali’ne yönelik yerel halkın algı ve duygusal dayanışmasının festivale verilen desteği nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Araştırmanın alt amacı ise festivalin pozitif ve negatif etkilerinin yerel halkın duygusal dayanışması üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yönteminden yararlanılmış ve veri toplama aracı olarak yapılandırılmış anket formu kullanılmıştır. Anketler festival süresince yüz yüze uygulanmış ve kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 832 katılımcının yanıtları analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, festivalin pozitif etkilerinin ve duygusal dayanışmanın halk desteğini güçlendirdiği, buna karşılık festivalin negatif etkilerinin festivale verilen destek üzerinde sınırlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, festivalin negatif etkilerinden güvenlik riskleri boyutunda anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Bu durum, halkın festival süresince artan kalabalık, asayiş ve güvenlik düzenine ilişkin endişeleri açık biçimde algıladığını göstermektedir. Diğer yandan, halkın festivale genel anlamda olumlu baktığı ve festivali desteklediği görülmüştür. Festivale katılım, bireylerin sosyal katılım düzeylerini ve duygusal dayanışma eğilimlerini arttırmakta ve festivalin toplumsal bağları kuvvetlendiren bir işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Kadınların festivalin eğlence olanaklarına ve duygusal yönlerine daha yüksek önem atfettiği diğer önemli bir sonuçtur. Bekâr bireylerin ise sosyal etkileşim ve doyum düzeyi açısından daha aktif ve katılımcı olduğu tespit edilmiştir. Eğitim ve festival deneyimi arttıkça festivalin pozitif etkilerine yönelik farkındalık ve desteğin de aynı oranda arttığı görülmektedir. Araştırma, yerel halkın festival turizmine yönelik tutumlarını anlamaya yönelik özgün katkılar sunmakta ve festival organizasyonlarının sürdürülebilirliği için yerel desteğin nasıl güçlendirilebileceğine dair önemli bulgular sağlamaktadır. Araştırmanın hem kamu kurumları hem de özel sektör aktörleri için yerel kalkınma ve destinasyon yönetimi stratejilerine katkı sunması hedeflenmektedir.Öğe Gıda atıklarının atık hiyerarşisi bakımından incelenmesi: Konaklama işletmeleri örneği(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) İlyasov, Aynur; Şapcılar, Mustafa Cüneyt; Yılmaz, MustafaGıda israfı, ekonomik kayıpların yanı sıra doğal kaynakların tükenmesi, çevresel sürdürülebilirliğin bozulması ve küresel açlıkla mücadeleyi güçleştirmesi bakımından küresel ölçekte kritik bir sorun olarak kabul edilmektedir. Yiyecek ve içecek hizmetleri açısından yüksek üretim ve tüketim hacmine sahip olan konaklama işletmeleri, özellikle gıda üretim ve tüketim süreçlerinde ortaya çıkan atık miktarının fazlalığı nedeniyle, gıda atık yönetimini tedarik zinciri boyunca etkin bir biçimde uygulamak durumundadır. Gıda atığının önlenmesi, yeniden kullanımı, geri dönüşümü, geri kazanımı ve nihai bertarafı gibi ardışık aşamaları içeren gıda atık hiyerarşisi, dünya genelinde gıda atık yönetiminde en yaygın olarak uygulanan sistematik bir yaklaşım biçimidir. Gıda atıklarının sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çevresel etkileri başta olmak üzere ekonomik ve sosyal etkilerini de en aza indirilmesini hedefleyen hiyerarşi aynı zamanda uygulayıcılarına yön gösterici bir çerçeve sunmaktadır. Gıda atık hiyerarşisinin konaklama işletmelerinde uygulanabilirliğini inceleyen çalışmada, termal, şehir ve kıyı otel işletmelerinde söz konusu hiyerarşinin ne düzeyde hayata geçirilebildiğini belirlemek amacıyla karşılaştırmalı bir değerlendirme yapılmıştır. Ayrıca araştırmada bütüncül bir yaklaşım sergilenerek gıda atık hiyerarşisinin son basamaklarında yer alan uygulamalar kapsamında, yerel yönetimlerin gıda atık yönetimine yönelik faaliyetleri de değerlendirme sürecine dâhil edilmiştir. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği araştırmada görüşme tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Tüme varım yöntemiyle çalışmada birbiriyle ilişkisi olduğu düşünülen kodlar alt alta getirilerek toplanmış ve oluşturulan temalara yeni isimler ve sonrasında gerekli kontrol ve düzenlemeler yapıldıktan sonra sistematik bir şekilde çözümleme yapan MAXQDA 2024 programında analizler gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda konaklama işletmeleri sunduğu hizmet türlerine göre gıda tedarik zinciri boyunca gıda atığı önleme ve azaltma, yeniden kullanım ve geri dönüşüm basamaklarında anlamlı düzeyde farklılaştığı aynı zamanda geri dönüşüm basamağının hem konaklama işletmeleri hem de belediyeler tarafından etkin bir şekilde kullanılmadığı tespit edilmiştir. Yine hiyerarşinin son basamaklarındaki geri kazanım ve bertaraf aşamalarında belediyelerin rolü, mevcut uygulama pratikleri ve konaklama işletmeleriyle olan iş birliği düzeyleri incelenerek, hiyerarşinin bütünsel işleyişi hakkında önemli veriler elde edilmiştir.Öğe Kırâat metodolojisinde fonetiğe dair uygulamaların tahlili (hüccet ve manaya etkisi bağlamında)(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Pehlivan, Ayşe; Koyuncu, RecepKur’ân-ı Kerîm, kendine özgü fonetik ve fonosemantik yapısı ile insan idrakinin farklı boyutlarına hitap eden ilahî bir kelâmdır. Bu yapı, kırâatler bağlamında ortaya çıkan ses çeşitliliğiyle daha da zenginleşmekte, böylece vahyin mana derinliklerinin keşfine imkân sunmaktadır. Bu araştırma, kırâat metodolojisinde yer alan fonetik uygulamaların mahiyetini, kırâat ihtilaflarını, bunların hangi temellere dayandırıldığını ve anlam üzerindeki etkilerini tahlil etmeyi amaçlamaktadır. Bu yönüyle çalışma, Kur’ân’daki fonetik yapının zenginliğini ortaya koymayı ve bu yapıyı fonosemantik açıdan değerlendirerek lafız ile mana arasındaki ilişkinin i‘câz perspektifinden anlaşılmasına katkı sunmayı hedeflemektedir. Kırâat, fonetik ve fonosemantik alanlarında kapsamlı bir çerçeve sunan bu çalışma, “usûl” olarak adlandırılan fonetik uygulamaları hüccetleriyle birlikte sistematik bir zeminde ele almakta ve bu uygulamaların mana ile ilişkisini inceleyerek özgünlüğünü ortaya koymaktadır. Bu çerçevede araştırma, Kur’ân tilaveti bağlamında sesin yalnızca teknik bir unsur ya da estetik bir dokunuş olmadığını; ilahî kelamın mana derinliğini inşa eden ve anlamı zenginleştiren işlevsel bir role sahip olduğunu göstermektedir. Söz konusu amaca hizmet etmeyi gaye edinen bu çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde; tarihsel süreç ve çeşitleri bağlamında kırâat ilminde hüccet olgusu ele alınmıştır. Elde edilen bulgular, bu olgunun sahabe döneminde başladığını, lahn olgusunun sistematik ihticac faaliyetlerine zemin hazırladığını göstermiştir. Sahih kırâatlerin tespit, tercih ve temellendirilmesinde daha ziyade dilsel hüccetlere başvurulduğu, ancak nihai belirleyicinin rivayet olduğu tespit edilmiştir. İkinci bölümde, fonetik olgusu dilbilimsel bir perspektifle ele alınmış; kırâat ilmi bağlamında Kur’ânî fonetik, harflerin mahreç ve sıfatları ile fonem-hareke ilişkisi çerçevesinde sistematik olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde, kıraat metodolojisindeki fonetik uygulamalar ve kırâat ihtilâfları, hüccet bağlamında sistematik şekilde tahlil edilmiştir. Çalışmanın özgünlüğünü ortaya koyan dördüncü bölüm ise önceki bölümlerde oluşturulan fonetik temel üzerine yapılandırılmış ve bu bağlamda Kur’ân’daki fonosemantik yapı, harf ve harekeler ile daha geniş ses örüntüleri üzerinden incelenmiştir. Neticede kırâatlerdeki fonetik uygulamaların dolaylı yoldan manaya etkisi örnekler üzerinden ispat edilmiştir. Ortaya çıkan netice; her bir harfi, harekesi ve sahîh kırâatler bünyesindeki ses değerleriyle Kur’ân’ın mucize olduğunu, bu eşsiz yapının beşerî girişim ve çabalarla kuşatılamayacak i‘câzî bir güzelliğe ve derinliğe sahip olduğunu göstermektedir.Öğe Rauf Orbay (1880-1964)(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) İnal, Esra; Akandere, OsmanHüseyin Rauf Orbay, Osmanlı Devleti’nin son döneminden başlayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci ve sonrasına uzanan zaman diliminde askerî ve siyasî faaliyetleriyle öne çıkan önemli bir şahsiyettir. Bu çalışma, Hüseyin Rauf Bey’in hayatı ve faaliyetlerini Osmanlı döneminden itibaren, Millî Mücadele yılları, Cumhuriyet’in kuruluş süreci ve onu takip eden yılları da içine alacak şekilde kronolojik ve analitik bir bütünlük içinde incelemeyi amaçlamaktadır. 1880 doğumlu olan Hüseyin Rauf Orbay, Heybeliada Bahriye Mektebi’ni bitirmiş ve Teğmen olarak Osmanlı donanmasında görev almıştır. Bucknam Paşa’ya tercümanlık yapmış ve bu sayede ülkenin çeşitli yerlerine giderek önemli kişilerle tanışmıştır. Rauf Bey, 1908’te Sisam İsyanı’nın bastırılmasında ve 31 Mart ayaklanmasında Hareket ordusunda görev almıştır. İngiltere Kralı V. George’un 1910’da taç giyme törenine katılmıştır. 1911’de Osmanlı-İtalya savaşında gönüllü olarak Trablusgarp’a gitmiştir. 1912-1913’te Balkan Savaşlarında Karadeniz ve Akdeniz’de özellikle başarılı baskın ve savunmalar yapmıştır. Bu başarıları kendisinin “Hamidiye Kahramanı” olarak tanınmasını sağlamıştır. 1914’te satın alınan Sultan Osman’ın süvariliğine tayin edilmiş, ancak bu gemilere el konulmasından dolayı ülkeye getirememiştir. 1915’te Enver Paşa tarafından İran ve Afganistan’da bulunan aşiretlerini Osmanlı Devleti’nin saflarına geçirmek için çalışmıştır. Bahriye Erkân-ı Harbiye Reisliği, Kopenhag’da Türk Heyet Başkanlığı, Brest-Litovsk Antlaşması görüşmelerinde ise Bahriye delegesi olarak görev almıştır. 1918’de Bahriye Nazırı olarak Mondros Mütarekesini imzalayan heyetin başında yer almıştır. 1919’da görevinden istifa ederek Mustafa Kemal Paşa ile Millî mücadeleye katılmıştır. Sivas Mebusu olarak Son Osmanlı Mebusan Meclisine katılmış ve 16 Mart 1920’de, İngilizlerin meclisi basması ile Malta’ya sürülmüştür. Serbest bırakıldıktan sonra, Nafia Nazırlığı, TBMM İkinci Reisliği, İcra Vekilleri Heyeti Reisliği görevlerinde bulunmuştur. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucuları arasında iken, Takrir-i Sükun Kanunu ile fırka kapatılmıştır. Yurt dışında iken İzmir Suikastında yargılanmış ve on yıl sürgüne mahkum edilmiştir. Yurda döndükten sonra Kastamonu mebusu ve Londra Büyükelçisi olarak görev yapmıştır. Rauf Bey, 1944’te kendi kararı ile emekli olarak siyasetten ayrılmıştır. Rauf Bey, 1964 yılında İstanbul’da geçirdiği kalp krizi nedeniyle vefat etmiştir.Öğe Aynî ve Süyûtî'nin hadis şerhçiliği açısından değerlendirilmesi (Sünen-i Ebî Dâvûd şerhleri bağlamında)(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Sarı, Yusuf; Yavuz, AdilHadisler, İslâm medeniyetinde Kur’ân-ı Kerîm’den sonra gelen en temel kaynak olup, aynı zamanda onun müfessiri konumundadır. Bu sebeple, hadislerin hem sahih biçimde rivayet edilmesi hem de doğru şekilde yorumlanması büyük bir ehemmiyet arz etmektedir. Hadislerin sıhhatli bir biçimde anlaşılmasına önemli katkılar sunan şerh literatürü, ilk dönemlerden itibaren hadis âlimlerinin yoğun olarak ilgilendiği temel çalışma alanlarından biri olmuştur. Bu çerçevede çok sayıda hadis şerhi kaleme alınmıştır. Aynî ve Süyûtî, Ebû Dâvud’un es-Sünen adlı eserine şerh yazmış olup, Memlûk dönemi Mısır’ında yaşamış, aynı ilmî ve kültürel çevrede faaliyet göstermiş seçkin hadis âlimleri arasında yer almaktadır. Hanefi bir alim olan Aynî ile Şâfiî bir alim olan Süyûtî’nin yazdıkları şerhlerinde mezhebi aidiyetlerinin etkisi tespit edilmeye çalışılacaktır. Aynî ve Süyûtî’nin ilgili şerhlerini karşılaştırmayı amaçlayan bu çalışma, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve kullanılan kaynaklar tanıtılmıştır. Birinci bölümde, Aynî ve Süyûtî’nin hayatları, içinde bulundukları sosyo-kültürel çevre ile ilmî faaliyetlerini şekillendiren coğrafi unsurlar ele alınmış; ayrıca telif ettikleri eserler serdedilmiştir. İkinci bölümde, her iki âlimin şerhlerine sened ve metin tenkidi kriterleri açısından bir bakış sunulmuştur. Bu çerçevede, râvî değerlendirmelerine yaklaşımları, sened analizine verdikleri önem ve metinlerin anlaşılmasına yönelik yöntemsel tercihleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Aynî ve Süyûtî’nin şerhlerindeki ilmî yaklaşımlar, benimsedikleri mezhep anlayışları ve metodolojik eğilimleri bağlamında değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise, çalışmada ulaşılan temel bulgular özetlenmiş ve genel bir değerlendirmeye yer verilmiştir.Öğe Es-Seyyid İsmail Şihâbuddîn ve 'Alâ Hâmişi't-Tefâsîr ve Ta'lîkâtün 'alâ Tefsîri'l-Celâleyn adlı eseri(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Nirathinmel Puthiyapurayil Koorantak, Mahir; Akpınar, AliBu çalışma, Hindistan’ın Kerala eyaletinde yetişmiş olan çağdaş düşünür ve Müfessir Şeyh Seyyid İsmail Şihâbuddîn el-Buhârî’nin kaleme aldığı ‘Alâ Hâmişi’t-Tefâsîr: Ta‘lîkâtün ‘alâ Tefsîri’lCelâleyn adlı eser üzerine odaklanmaktadır. Bahse konu eser, Kur’ân-ı Kerîm’in anlam dünyasını klasik metotlara bağlı kalarak açıklamaya çalışırken, aynı zamanda güncel sosyal ve entelektüel sorunlara yönelik çözüm arayışlarını da içeren özgün bir yaklaşım sergilemektedir. Metnin en dikkat çeken yönlerinden biri, geleneksel tefsirle çağdaş ihtiyaçlar arasında bir köprü kurma çabasıdır. Hem naklî hem de aklî boyutları gözeterek yapılan yorumlar, geçmişin birikiminden beslenirken bugünün okuyucusuna da hitap edecek şekilde ortaya konmuştur. Bu kapsamda, müellifin yorum tarzı, yararlandığı temel kaynaklar, metinle kurduğu ilişki biçimi ve kullandığı dilin özellikleri bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Eserde sıkça başvurulan hadisler, siyer rivâyetleri, cumsel izahlar ve tarihsel atıflar, onun çok yönlü bir yaklaşımla konulara eğildiğini göstermektedir. Bu özellikler, ilgili eseri sadece geleneksel bilgi aktaran bir kaynak olmaktan çıkararak yorum gücü yüksek bir metin hâline getirmektedir. Tezin temel amacı, ‘Alâ Hâmişi’t-Tefâsîr’in tefsir yazını içerisindeki konumunu daha net ortaya koymak ve metnin özgün katkılarını tespit etmektir. Ayrıca klasik çizgiyle çağdaş bakış açılarını buluşturan bu tür çalışmaların hangi yöntemlerle inşa edildiğini gözler önüne sermek de bu araştırmanın hedefleri arasındadır. Bu yönüyle çalışma, hem alana ilgi duyan akademisyen ve araştırmacılara hem de ilahiyat eğitimine devam eden öğrencilere yeni bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır.Öğe Ömer en-Nesefi'nin kelami görüşleri(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Abdınabı Uulu, Ermek; Güneş, Kamilİslâm düşünce tarihinin köklü ve etkili ekollerinden biri olan Mâtürîdî geleneğinin Mâverâünnehir havzasındaki önde gelen temsilcilerinden Ömer Nesefî’nin Kelam anlayışını bütüncül bir bakış açısıyla ele alan bu çalışma, onun söz konusu temsilini ve özetleyerek pratik bir forma kavuşturduğu kelami perspektifi tahlil etmeyi gaye edinmiştir. Ömer Nesefî İslâm düşüncesindeki kelami tartışmaları başta Akâidü’n-Nesefiolmak üzere inanç konularını detaylandırdığı tefsirlerinde belirli bir disiplin ve açıklıkla sunarak Mâtürîdî inanç esaslarının geniş kitlelerce anlaşılmasına ve sistemin tahkim edilmesine öncülük etmiştir. Tezin temel eksenini oluşturan bu çalışma; Nesefî’nin bilginin kaynağı meselesinden başlayarak varlık, ulûhiyet, nübüvvet ve ahiret tasavvuruna kadar uzanan düşünce zincirini mevcut birikimi süzerek nasıl sunduğunu ve bu inanç sistemini mantıksal bir silsile halinde nasıl işlediğini ele almaktadır. Sistemin kurucu zeminini teşkil eden bilgi teorisi Nesefî’nin kÂleminde hakikate erişimi tesadüfî bir kazanım olmaktan çıkarıp bütünüyle usule dayalı ve disiplinli bir sürece dönüştürülür. Onun yaklaşımında duyular ile eşyanın tabiatı keşfedilirken, sadık haber vasıtasıyla duyular ötesi mutlak hakikatler aktarılmakta, akıl ise tüm bu verileri hikmet süzgecinden geçirerek inanç dünyasını sarsılmaz bir bütünlüğe eriştirmektedir. Tezin muhtevasının merkezinde yer alan ilahiyat bahislerinde Nesefî, Allah’ın zâtı ve sıfatları arasındaki o hassas dengeyi Mâtürîdî çizgide büyük bir titizlikle korumaktadır. Evrendeki kusursuz nizamın tek bir mutlak iradeye bağlı olduğunu mantıksal delillerle temellendirirken, Yaratan’ı mahlûkata has niteliklerden tenzih eder. Özellikle yaratma eyleminin (tekvin) ezelî bir sıfat olarak tanımlanması, onun varlık ve oluşa dair dinamik yaklaşımının en somut göstergesidir. İlahî kudretin beşeriyetle kurduğu rahmet köprüsü olan nübüvvet ise peygamberlerin hem gaybî gerçekleri ulaştıran elçiler hem de mucizelerle desteklenmiş ahlâkî numuneler olduğu gerçeği üzerine bina edilir. Varlığın son aşaması olan ahiret bahisleri; kabir hayatından mahşere, mizandan şefaate kadar her bir unsuruyla evrensel adaletin ve ilahî vaadin tecelligâhı olarak işlenir. Netice itibarıyla Ömer Nesefî asırları aşan Akâidü’n-Nesefiaracılığıyla İslam inancının her daim xiii güncelliğini koruduğunu kanıtlamış ve bu inanç sistemini müdafaa edilebilir pratik bir düşünce zeminine dönüştürmüştür.












