Muhammed Ali Dağıstânî el-Çûhî ve Mesâil ve Ecvibe fi'n-Nahv adlı eseri
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
İlmî olarak yeni eserler telif etmek kadar eskiden vücuda gelen eserleri tanımak ve tanıtmak da mühimdir. Bu sayede geçmişin ilmî birikiminden istifade ederek sağlam adımlarla geleceğe ilerlemek mümkün olur. İslam'ın son peygamberinin zuhur ettiği coğrafyanın, bu dinin temel kaynakları olan Kur'an ve Sünnetin, Hz. Peygamberin ashabının dünyanın dört bir tarafına anlatarak taşıdıkları din esasları dilinin Arapça olması, insanları ve özellikle de Müslümanları bu dilin temel yapısı ve özellikleri hakkında araştırmalar yapmaya, kendi ana dilleri gibi öğrenmeye, hatta günlük hayatlarında bu dili kullanmalarına sebep olmuştur. Bunun sonucu olarak da Arapça, Merkezi Arabistan-Suriye Çölü, Mezopotamya, Suriye, Mısır, İspanya, Fas, Cezayir, Tunus, Malta, Sicilya, Libya Çölü, İç Afrika vs. yerlere yayılmıştır. Arapça ile alakalı araştırmalar yapılmış ve bunun doğal neticesi olarak da eserler kaleme alınmıştır. Arap dilinin daha İslam'ın ilk yıllarından itibaren ulaştığı beldelerden biri de Kafkasya'dır. Kafkasya muhtelif yerel dillerin meşhur olduğu bir coğrafyadır. Bölge halkı da bu durumdan mütevellit olarak ortak istifade edilecek dillere ihtiyaç duymuştur. Günlük yaşamda yerel diller kullanılsa da edebi, ilmi ve resmi yazılarda bu müşterek dillerden istifade edilmiştir. Bu ortak dillerin en önemlilerinden biri ise Arapçadır. Bu çalışma, Kafkasya'nın tarih boyunca farklı medeniyetlerin etkisi altında kalarak zengin kültürel çeşitliliği barındıran coğrafyasında Dağıstan'da bilhassa Arapçanın ilmî ve edebî alanlardaki kullanımına temas etmekte, ayrıca bölge âlimlerinden biri olan Muhammed Ali Dağıstânî el-Çûhî'nin hayatını ve çoğunluğunu Arap Dil Bilgisine dair kendisine gelen mektuplara verdiği cevapları içeren Mesâil ve Ecvibe fi'n-Nahv eserini incelemektedir.
Scientifically, identifying and introducing works produced in the past is as crucial as authoring new scholarly texts. In this way, it becomes possible to stride firmly toward the future by drawing upon the scholarly accumulation of the past. The fact that Arabic is the language of the geography where the last prophet of Islam emerged, of the Quran and Sunnah—the foundational sources of this religion—and of the tenets of faith carried and preached to the four corners of the world by the companions of the Prophet has prompted people, particularly Muslims, to conduct research on the core structure and characteristics of this language, to learn it as their mother tongue, and even to utilize it in their daily lives. Consequently, Arabic has spread to regions such as Central Arabia, the Syrian Desert, Mesopotamia, Syria, Egypt, Spain, Morocco, Algeria, Tunisia, Malta, Sicily, the Libyan Desert, and Inland Africa. Extensive research has been conducted on the Arabic language, and as a natural consequence, numerous works have been penned. One of the regions that the Arabic language reached since the very early years of Islam is the Caucasus. The Caucasus is a geography renowned for its diverse local languages. Owing to this circumstance, the peoples of the region required common languages for mutual benefit. Although local languages were spoken in daily life, these shared languages were utilized in literary, scholarly, and official writings. One of the most prominent of these common languages was Arabic. Focusing on the geography of the Caucasus, which has harbored a rich cultural diversity under the influence of different civilizations throughout history, this study addresses the utilization of Arabic, particularly in scholarly and literary fields in Dagestan. Furthermore, it examines the life of Muhammad Ali Daghistani al-Chukhi, one of the scholars of the region, and analyzes his work Masail and Ajwiba fi al-Nahw, which predominantly comprises the answers he provided to letters sent to him regarding Arabic grammar.












