Aile hekimleri ve aile hekimliği araştırma görevlilerininçalışma yaşam kalitesi ve etkileyen faktörler
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Amaç: Aile hekimleri ve aile hekimliği araştırma görevlilerinin çalışma yaşam kalitesinin değerlendirilmesi, mesleki koşulların fiziksel, ruhsal ve sosyal iyi oluş üzerindeki etkilerini ortaya koymak açısından önem taşımaktadır. Bu hekimler farklı kurumlarda görev yaparken çeşitli mesleki yükler, idari sorumluluklar ve duygusal taleplerle karşılaşmaktadır. Bu çalışmanın amacı aile hekimleri ve aile hekimliği araştırma görevlilerinde çalışma yaşam kalitesini değerlendirmek ve bu kaliteyi etkileyen sosyodemografik, mesleki ve çevresel faktörleri incelemektir. Yöntem: Tanımlayıcı tipte bir çalışma olarak planlanan bu araştırmanın evrenini, Konya ilinde görev yapan aile hekimleri ve aile hekimliği araştırma görevlileri oluşturdu. Veriler, 15 Ekim 2024 – 15 Mart 2025 tarihleri arasında Google Forms aracılığıyla online olarak toplandı. Veri toplama aracı olarak, katılımcıların çalışma yaşam kalitesini değerlendirmek amacıyla Çalışanlar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇYKÖ) ve araştırmacılar tarafından oluşturulan sosyodemografik bilgi formu kullanıldı. Elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences for Windows (SPSS) 20.0 programı kullanılarak analiz edildi. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 443 hekimin yaş ortalaması 33,68±7,59 (24–58) yıl olup, katılımcıların %56,9’u (n=252) kadın ve %60,3’ü (n=267) evliydi. Hekimlerin %41,8’i (n=185) aile sağlığı merkezinde ve %36,6’sı (n=162) üniversite hastanesinde görev yapmaktaydı. Katılımcıların %18,7’si (n=83) sigara kullanmakta, %43,8’i (n=194) düzenli fiziksel aktivite yapmamakta ve %23,5’inde (n=104) kronik hastalık bulunmaktaydı. Hekimlerin %46’sında (n=204) depresyon riski vardı. ÇYKÖ toplam puan ortalaması 68,11±15,81, mesleki tatmin alt boyutu 31,68±10,12, tükenmişlik alt boyutu 19,14±7,80, eşduyum yorgunluğu alt boyutu ise 17,29 ± 9,91 puan olarak bulundu. Evli olanların (19,80±6,98) bekarlara (18,14±8,83) göre ve çocuğu olanların (20,03±6,94) olmayanlara (18,39±8,39) göre tükenmişlik düzeyi yüksekti (sırasıyla p=0,037; p=0,025). Geliri giderinden fazla olan katılımcıların tükenmişlik düzeyleri (16,94 ± 7,98), geliri giderinden az olanlara göre (21,87 ± 7,94) daha düşüktü. Geliri giderinden fazla olanlarda eşduyum yorgunluğu düzeyleri (15,94 ± 10,09), geliri giderinden az olanlara kıyasla (19,22 ± 10,53) daha düşük bulunmuştur. Buna karşın, mesleki tatmin düzeyleri geliri giderinden fazla olanlarda (33,83 ± 9,67) geliri giderinden az olanlara göre (29,75 ± 12,22) anlamlı düzeyde daha yüksektir (sırasıyla p<0,001; p=0,043; p<0,001). Kurum türleri arasında aile sağlığı merkezinde çalışan hekimlerin tükenmişlik puanları (20,70±7,87), üniversitede çalışanlara (18,33±7,40) göre daha yüksek bulundu (p=0,037). Depresyon riski bulunan hekimlerde eşduyum yorgunluğu puanı (20,61±10,29), bulunmayanlardan (14,48±8,66) benzer şekilde depresyon riski bulunan hekimlerde tükenmişlik puanı (23,88±6,29), bulunmayanlardan (15,13±6,62) daha yüksekti. Buna karşılık mesleki tatmin puanı depresyon riski olanlarda (27,52±9,76) olmayanlardan (35,19±9,05) düşüktü (p<0,001, p<0,001, p<0,001). Kurumunda sosyal aktivitelerin düzenli yapıldığı hekimlerde tükenmişlik puanı (8,84±7,97) yapılmayanlardan (20,14±7,14) ve eşduyum yorgunluğu puanı yapılanlarda (9,71±10,11) yapılmayandan (17,89±9,26) daha düşük, mesleki tatmin puanı ise sosyal aktiviteler düzenli yapılanlarda (42,15±9,45) yapılmayanlardan (30,86±9,43) daha yüksekti (sırasıyla p<0,001, p<0,001, p<0,001). Fiziksel aktivite düzenli yapanlarda mesleki tatmin puanı (35,59±10,60) yapmayanlardan (30,41±10,08) yüksek, tükenmişlik puanı düzenli yapanlarda (16,04±8,98) yapmayanlardan (20,35±7,25) düşük bulundu (sırasıyla p=0,004, p<0,001). Yaş (r=0,133; p=0,005), hizmet yılı (r=0,119; p=0,012), uzmanlık eğitimi süresi (r=0,132; p=0,024) ve bir günde bakılan hasta sayısı arttıkça tükenmişlik düzeyinin de arttığı görüldü (r=0,173; p<0,001). Sonuç: Aile hekimlerinin çalışma yaşam kalitesi ekonomik durum, meslek-kişilik uyumu ve çalışma ortamından etkilenmektedir. Gelir durumu iyi olan ve mesleğini kişiliğine uygun bulan hekimlerde mesleki tatmin yüksek, tükenmişlik düşük bulunmuştur. Aile sağlığı merkezlerinde çalışan hekimlerin tükenmişlik düzeylerinin diğer kurumlara göre daha yüksek olması, birinci basamak çalışma koşullarının gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Aim: Assessing the quality of working life among family doctors and family medicine research assistants is important in terms of revealing the effects of professional conditions on physical, mental and social well-being. These doctors encounter various professional burdens, administrative responsibilities and emotional demands while working in different institutions. The aim of this study is to evaluate the quality of working life among family physicians and family medicine research assistants and to examine the sociodemographic, professional, and environmental factors that affect this quality. Materials and Methods: Planned as a descriptive study, the population of this research consisted of family physicians and family medicine research assistants working in the province of Konya. Data were collected online via Google Forms between 15 October 2024 and 15 March 2025. The Quality of Life Scale for Employees (ProQOL) and a sociodemographic information form created by the researchers were used as data collection tools to assess participants' work life quality. The data obtained were analysed using the Statistical Package for Social Sciences for Windows (SPSS) 20.0 programme. The significance level was set at p<0.05. Results: The mean age of the 443 physicians included in the study was 33.68±7.59 (24–58) years, 56.9% (n=252) of the participants were female, and 60.3% (n=267) were married. Fortyone point eight per cent (n=185) of physicians worked in family health centres and thirty-six point six per cent (n=162) worked in university hospitals. Of the participants, 18.7% (n=83) smoked, 43.8% (n=194) did not engage in regular physical activity, and 23.5% (n=104) had a chronic disease. Forty-six per cent of physicians (n=204) were at risk of depression. The mean total score for the CYKÖ was 68.11±15.81, the professional satisfaction subscale was 31.68±10.12, the burnout subscale was 19.14±7.80, and the empathy fatigue subscale was 17.29±9.91 points. Married individuals (19.80±6.98) had higher burnout levels than single individuals (18.14±8.83), and those with children (20.03±6.94) had higher burnout levels than those without children (18.39±8.39) (p=0.037 and p=0.025, respectively). Participants whose income exceeded their expenses (16.94 ± 7.98) had lower burnout levels than those whose income was less than their expenses (21.87 ± 7.94). Empathy fatigue levels were lower among those with income exceeding expenditure (15.94 ± 10.09) compared to those with income less than expenditure (19.22 ± 10.53). In contrast, job satisfaction levels were significantly higher among those with income exceeding expenditure (33.83 ± 9.67) compared to those with income below expenditure (29.75 ± 12.22) (p<0.001, p=0.043, p<0.001, respectively). Among institution types, physicians working in family health centres had higher burnout scores (20.70 ± 7.87) than those working in universities (18.33 ± 7.40) (p = 0.037). Among physicians at risk of depression, the empathy fatigue score (20.61±10.29) was higher than among those not at risk (14.48±8.66), similarly, the burnout score among physicians at risk of depression (23.88±6.29) was higher than among those not at risk (15.13±6.62). In contrast, the professional satisfaction score was lower in those at risk of depression (27.52±9.76) than in those without (35.19±9.05) (p<0.001, p<0.001, p<0.001). Among physicians whose institutions regularly organised social activities, the burnout score (8.84±7.97) was lower than among those whose institutions did not (20.14±7.14), and the empathy fatigue score was lower among those whose institutions organised social activities (9.71±10.11) than among those whose institutions did not (17.89±9.26). while the professional satisfaction score was higher among those who regularly organised social activities (42.15±9.45) than among those who did not (30.86±9.43) (p<0.001, p<0.001, p<0.001, respectively). The professional satisfaction score was higher among those who regularly engaged in physical activity (35.59±10.60) was higher than those who did not (30.41±10.08), and burnout scores were lower in those who exercised regularly (16.04±8.98) than those who did not (20.35±7.25) (p=0.004, p<0.001, respectively). Age (r=0.133; p=0.005), years of service (r=0.119; p=0.012), duration of specialist training (r=0.132; p=0.024), and the number of patients seen per day were positively correlated with burnout levels (r=0.173; p<0.001). Conclusion: The quality of working life of family physicians is affected by economic status, job-person fit, and working environment. Physicians with a good income and who find their profession suitable for their personality had high job satisfaction and low burnout. The higher burnout levels of physicians working in family health centres compared to other institutions indicate that primary care working conditions need to be reviewed.












