Andrei Tarkovsky sinemasında distopik mekân ve varoluşsal kaygı: İvan'ın çocukluğu, Solaris ve Stalker üzerine Kierkegaardcı bir okuma

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2026

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Çalışma, Andrei Tarkovsky sinemasında distopik evren düşüncesinin sadece dış dünya çöküşünün mekân ya da toplum tasarısı olmadığını; modern bireyin benliğinde görünür kılınan kaygı, endişe, umutsuzluk, suçluluk, inanç, günah, iman ve kurtuluş ihtimali birlikteliğinde düşünülmesi gereken varoluşsal kökenli bir yapı olduğunu savunmaktadır. Aynı zamanda çalışma Tarkovsky'nin sinema evrenini Kierkegaard'ın varoluş felsefesi bağlamında ele almakta ve yönetmenin filmlerinde yaratılan karakterlerin estetik, etik ve dini varoluş düşüncesi ışığında çözümlenebilir figürler olarak ele alınmaktadır. Çalışma kapsamında Hermeneutik yöntem analizi belirlenmiş olup, eserler; yalnızca olay örgüsü merkezinde değil; zaman, mekân, karakter yolculuğu, sessizlik ve şiirsel imgelerin meydana getirdiği anlam katmanları üzerinden yorumlanarak incelenmiştir. Bu yöntem, Tarkovsky'nin sinemasında yer alan görsel ve işitsel imgeler ile Kierkegaard'ın felsefi terminolojisi arasındaki ilişkinin yorumlayıcı bir çerçevede çözümlenmesine olanak tanımaktadır. Bu kapsamda çalışmanın örneklem alanı Ivan'ın Çocukluğu, Solaris ve Stalker filmleri çerçevesinde oluşturulmuştur. Söz konusu eserler, savaşın birey üzerindeki yıkıcı gerçekliği, bilimsel aklın sınırlılığı ve medeniyetin çöküşü karşısında deneyimlenen ruhsal çoraklık içerisinde bireyin kendi varoluşuyla yüzleşme biçimini irdeleme imkânı tanıması noktasında tercih edilmiştir. Ivan'ın Çocukluğu; savaş nedeniyle parçalanan bir çocuğun ruhunu etik ve metafizik çerçevede ele alırken Solaris; bilimin tüm imkanları karşısında bir bireyin sorumlulukları, hafızası, suçluluğu ve sevgisinin etik varoluş alanının sinemasal karşılığını tartışmaya açmaktadır. Stalker filmi ise modern aklın açıklayamadığı bireyin gizli dürtüleri, arzuları, umudu ve Tanrı karşısındaki teslimiyetinin soruları ile baş başa bırakan dinsel bir eşik olarak okunabilmeyi mümkün kılmaktadır. Bu belirlenen üç film aracılığıyla Tarkovsky sinemasında zamanın parçalı akışı, ıssız ve terk edilmiş mekanlar, sessizlik ve bekleyişler gibi biçimci unsurlar yalnızca estetik birer tercih olarak yer almamakta; karakterlerin varoluş sancısının görünür kılındığı felsefi göstergeleri temsil etmektedir. Bu sebeple bu çalışmada, film çözümlemelerinde eserlerin anlatı yapısı, karakterlerin ruhsal yönelimleri, mekânın birer anlam göstergesine dönüşümü ve varoluşsal endişenin görsel ve işitsel biçimleri bir bütünlük içerisinde değerlendirilmektedir. Kierkegaard'ın kaygı, umutsuzluk, günah, iman ve inanç gibi kavramları karakterlerin söz konusu distopik evren içerisinde varoluşlarının anlamlı kılınması noktasında kuramsal bir zemin olarak yer almaktadır. Bu kapsamda çalışma, Tarkovsky sinemasında distopik evren teorisinin dış dünyanın içerisinde tasarlanan bir felaket anlatısından çok, bireyin Tanrı, benlik, geçmiş, inanç ve kurtuluş gibi kavramlar ile kurulan kırılgan ilişkinin sinemasal temsili olduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu noktada tez, Tarkovsky'nin seçilen eserleri çerçevesinde modern bireyin varoluş endişesini görünür kılan felsefi ve sinemasal bir çalışma olarak konumlanmaktadır. Bu yönü itibariyle çalışma, kuramsal araştırma ve film analizi noktasında her iki alanı da güçlü bir potada buluşturmayı hedeflemektedir.

This study argues that the notion of the dystopian universe in Andrei Tarkovsky's cinema should not be understood merely as a spatial or social representation of the collapse of the external world, but rather as an existentially grounded structure that must be considered together with anxiety, existential concern, despair, guilt, faith, sin, belief, and the possibility of salvation as manifested within the modern individual's self. At the same time, the study examines Tarkovsky's cinematic universe within the framework of Kierkegaard's existential philosophy and approaches the characters created in the director's films as figures that can be analyzed in light of aesthetic, ethical, and religious modes of existence. Within the scope of the research, the hermeneutic method has been adopted as the analytical approach. Accordingly, the films are examined not only through their narrative structures, but also through the layers of meaning produced by time, space, character journey, silence, and poetic imagery. This method enables an interpretive analysis of the relationship between the visual and auditory images in Tarkovsky's cinema and Kierkegaard's philosophical terminology. In this context, the sample of the study consists of Ivan's Childhood, Solaris, and Stalker. These films have been selected because they provide an opportunity to examine the ways in which the individual confronts his own existence within the destructive reality of war, the limitations of scientific reason, and the spiritual barrenness experienced in the face of civilizational collapse. While Ivan's Childhood addresses the soul of a child shattered by war within an ethical and metaphysical framework, Solaris opens to discussion the cinematic equivalent of ethical existence through an individual's responsibilities, memory, guilt, and love in the face of all the possibilities offered by science. Stalker, on the other hand, can be read as a religious threshold that leaves the individual alone with questions concerning hidden impulses, desires, hope, and surrender before God dimensions that modern reason fails to explain. Through these three selected films, formal elements in Tarkovsky's cinema, such as the fragmented flow of time, desolate and abandoned spaces, silence, and waiting, do not function merely as aesthetic preferences; rather, they represent philosophical indicators through which the characters' existential suffering becomes visible. For this reason, the study evaluates the narrative structures of the films, the spiritual orientations of the characters, the transformation of space into a signifier of meaning, and the visual and auditory forms of existential anxiety as an integrated whole. Kierkegaard's concepts of anxiety, despair, sin, faith, and belief constitute the theoretical ground through which the existence of the characters within these dystopian universes can be rendered meaningful. Ultimately, the study aims to demonstrate that the theory of the dystopian universe in Tarkovsky's cinema is not simply a narrative of catastrophe designed within the external world, but rather a cinematic representation of the fragile relationship established by the individual with God, the self, the past, faith, and salvation. At this point, the thesis is positioned as a philosophical and cinematic inquiry that makes visible the existential anxiety of the modern individual through Tarkovsky's selected works. In this respect, the study aims to bring together theoretical research and film analysis within a strong interdisciplinary framework.

Açıklama

Tez, Yüksek Lisans

Anahtar Kelimeler

Tarkovsky, Kierkegaard, Varoluşçuluk, Sinema, Distopya, Tarkovsky, Kierkegaard, Existentialism, Cinema, Dystopia

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Yalçın, Z. (2026). Andrei Tarkovsky sinemasında distopik mekân ve varoluşsal kaygı: İvan'ın çocukluğu, Solaris ve Stalker üzerine Kierkegaardcı bir okuma. (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimleri Enstitüsü Sinema ve Televizyon Anabilim Dalı, Konya.