Primer hiperaldosteronizm tanılı hastaların klinik, laboratuvar ve radyolojik özelliklerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Amaç: Primer hiperaldosteronizm (PA), düşük plazma renin düzeyine rağmen uygunsuz olarak artmış aldosteron üretimi ile karakterize bir durumdur. PA özellikle dirençli hipertansiyonu olan erişkin bireylerde iyi tanımlanmış bir sekonder hipertansiyon nedenidir. Sadece potansiyel olarak tedavi edilebilir bir hipertansiyon formu olmakla kalmayıp, aynı zamanda etkilenen bireylerde artmış kardiyovasküler olay riski (örneğin inme, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, diyabet ve metabolik sendrom) ile ilişkili olması nedeniyle bağımsız bir kardiyovasküler risk faktörü olarak da değerlendirilmektedir. Bu çalışmada PA hastalarının klinik, laboratuvar ve radyolojik özelliklerinin retrospektif değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği'nde 2018-2025 yılları arasında PA tanısı alan 74 hasta dahil edilmiştir. Hastaların demografik özellikleri, laboratuvar verileri, klinik ve radyolojik özellikleri, hastaları tarama nedenleri, seçilen tanı ve tedavi yöntemleri retrospektif olarak incelenmiştir. Bulgular: Çalışmamızdaki hastaların %52,7'si kadın, %47,3'ü ise erkekti. Yaş ortalaması 50,19 ± 11,06 yıl olarak saptandı. Hastaların plazma aldosteron konsantrasyon (PAK) düzeyi ortalama 34,31 ± 18,84 ng/dL, plazma renin aktivitesi (PRA) düzeyi ortalama 0,62 ± 0,60 ng/mL/s ve plazma aldosteron/plazma renin aktivitesi oranının (ARO) ortanca değeri 52,23 (33,59–175,78) olarak saptandı. Hastaların ortalama potasyumu 3,33 ± 0,56 mmol/L olarak saptandı. Hastaların radyolojik değerlendirilmesinde 55'inde (%74,3) aldosteron üreten adenom (APA), 13'ünde (%17,6) bilateral adrenal hiperplazi (BAH) ve 6 hasta (%8,1) normal olarak saptandı. APA'lı hastaların potasyum değeri ortancası 3,05 (2,80–3,72) mmol/L iken BAH'lı hastaların potasyum değeri ortancası 3,48 (3,15–3,73) mmol/L olarak kaydedildi. APA'lı hastalarda salin infüzyon sonrası PAK düzeyi ortancası 21,1 (11,9–34,4) ng/dL iken BAH'lı hastalarda salin infüzyon sonrası PAK düzeyi ortancası 12,4 (10,7–18,0) ng/dL olarak bulunup APA'lı hastalarda salin infüzyon sonrası PAK düzeyi istatiksel olarak anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0,033). Hastaların retrospektif olarak nasıl şüphelenilip tanı aldığına baktığımızda 10 hastada (%13,5) genç yaş hipertansiyon, 9 hastada (%12,2) dirençli hipertansiyon, 30 hastada (%40,5) hipertansiyonla birlikte hipokalemi ve 25 hastada (%33,8) adrenal insidentaloma tanı nedeni olarak kayıtlıydı. 74 hastanın 19'una (%25,7) AVS (Adrenal Venöz Örnekleme) yapılmıştı. AVS yapılan 19 hastanın 4'ünde (%21,1) işlem başarılı, 15'inde (%78,9) başarısız olarak kaydedilmişti. 74 hastanın 23'üne (%31,1) adrenalektomi cerrahisi uygulandı. Hastaların cerrahi öncesi potasyum düzeyi ortanca 3,245 (2,90–3,72) mmol/L iken cerrahi sonrası potasyum düzeyi ortanca 4,58 (4,20–4,87) olarak saptandı. Cerrahi öncesi antihipertansif ilaç sayısının ortancası 2 (2–3) iken cerrahi sonrası 1 (0–2) idi. Cerrahi yapılan hastaların 21'inde (%91,3) operasyon sonrası kullandığı antihipertansif ilaç sayısı azalırken 2 'sinde (%8,7) operasyon sonrası kullandığı antihipertansif sayısı aynı kaldı. Sonuç: Bu çalışmada primer hiperaldosteronizm tanılı hastalar retrospektif olarak incelenmiştir. Hastaların radyolojik değerlendirilmesinde 55'inde (%74,3) aldosteron üreten adenom (APA), 13'ünde (%17,6) bilateral adrenal hiperplazi (BAH) ve 6 hasta (%8,1) normal olarak saptandı. PA nedeniyle kontrolsüz hipertansiyon ve uç organ hasar riski arttığından dolayı klinik pratikte PA tanısı aklımızda olmalı ve tarama endikasyonu olan hastaların muhakkak PA açısından tetkik edilmeleri gerekmektedir.
Objective: Primary hyperaldosteronism (PA) is a condition characterized by inappropriately increased aldosterone production despite suppressed plasma renin levels. PA is a well-established cause of secondary hypertension, particularly among adults with resistant hypertension. In addition to being a potentially curable form of hypertension, PA is also considered an independent cardiovascular risk factor due to its association with an increased risk of cardiovascular events (such as stroke, coronary artery disease, heart failure, diabetes mellitus, and metabolic syndrome) in affected individuals. The aim of this study was to retrospectively evaluate the clinical, laboratory, and radiological characteristics of patients with PA. Method: A total of 74 patients diagnosed with PA between 2018 and 2025 at the Endocrinology and Metabolism Clinic of Necmettin Erbakan University Faculty of Medicine were included in the study. Demographic characteristics, laboratory data, clinical and radiological findings, indications for screening, and selected diagnostic and therapeutic approaches were retrospectively reviewed. Results: Of the patients included in the study, 52.7% were female and 47.3% were male. The mean age was 50.19 ± 11.06 years. The mean plasma aldosterone concentration (PAC) was 34.31 ± 18.84 ng/dL, the mean plasma renin activity (PRA) was 0.62 ± 0.60 ng/mL/h, and the median aldosterone-to-renin ratio (ARR) was 52.23 (33.59–175.78). The mean serum potassium level was 3.33 ± 0.56 mmol/L. Radiological evaluation revealed an aldosterone-producing adenoma (APA) in 55 patients (74.3%), bilateral adrenal hyperplasia (BAH) in 13 patients (17.6%), and normal adrenal imaging in 6 patients (8.1%). The median potassium level was 3.05 (2.80–3.72) mmol/L in patients with APA and 3.48 (3.15–3.73) mmol/L in patients with BAH. The median post–saline infusion PAC was 21.1 (11.9–34.4) ng/dL in patients with APA and 12.4 (10.7–18.0) ng/dL in patients with BAH. Post–saline infusion PAC levels were significantly higher in patients with APA (p = 0.033). Regarding the indications leading to suspicion and diagnosis of PA, early-onset hypertension was noted in 10 patients (13.5%), resistant hypertension in 9 patients (12.2%), hypertension accompanied by hypokalemia in 30 patients (40.5%), and adrenal incidentaloma in 25 patients (33.8%). Adrenal venous sampling (AVS) was performed in 19 patients (25.7%). Among these, the procedure was successful in 4 patients (21.1%) and unsuccessful in 15 patients (78.9%). Adrenalectomy was performed in 23 patients (31.1%). The median serum potassium level increased from 3.245 (2.90–3.72) mmol/L preoperatively to 4.58 (4.20–4.87) mmol/L postoperatively. The median number of antihypertensive medications decreased from 2 (2–3) before surgery to 1 (0–2) after surgery. In 21 patients (91.3%), the number of antihypertensive medications decreased after surgery, while it remained unchanged in 2 patients (8.7%). Conclusion: In this study, patients diagnosed with primary hyperaldosteronism were retrospectively evaluated. Radiological assessment revealed an aldosterone-producing adenoma in 55 patients (74.3%), bilateral adrenal hyperplasia in 13 patients (17.6%), and normal adrenal imaging in 6 patients (8.1%). Given the increased risk of uncontrolled hypertension and target organ damage associated with PA, the diagnosis of PA should always be considered in clinical practice, and patients with appropriate screening indications should be thoroughly evaluated for PA.












