Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Master atletlere 8 haftalık fonksiyonel spor ekipmanları ile yapılan kuvvet antrenmanlarının seçilmiş motorik özellikler üzerine etkisinin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Büyükdede, Mehmet; Biçer, Mürsel
Bu çalışma, master atletlerde fonksiyonel spor ekipmanlarıyla desteklenen sekiz haftalık kuvvet antrenmanlarının seçilmiş motorik performans parametreleri üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desenle yürütülmüştür. Çalışma grubunu 20’si deney, 20’si kontrol grubunda olmak üzere toplam 40 erkek master atlet oluşturmuştur. Deney grubuna sekiz hafta boyunca haftada üç gün fonksiyonel kuvvet antrenmanı uygulanmış, kontrol grubu ise yalnızca kendi rutin sportif etkinliklerine devam etmiştir. Araştırmada uygulanan ölçme araçları şunlardır: T-Test (çeviklik), Hexagon Test (dinamik denge ve çeviklik), 20 metre ve 50 metre sürat testleri (hız), durarak uzun atlama testi (alt ekstremite patlayıcı kuvvet) ve el kavrama kuvveti testi (üst ekstremite izometrik kuvvet). Elde edilen veriler, bağımlı gruplar t-testi ve etki büyüklüğü analizleriyle değerlendirilmiştir. Deney grubunda yer alan katılımcıların tüm motorik testlerde ön test ve son test arasında istatistiksel olarak anlamlı gelişmeler gösterdiği tespit edilmiştir (p < .05). Hexagon testi (d = 1.93) ve 50 metre sürat testi (d = 1.51) sonuçlarında çok yüksek düzeyde etki büyüklüğü gözlemlenmiştir. Diğer motorik testlerde ise orta ile yüksek düzey arasında değişen etki büyüklükleri tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, fonksiyonel spor ekipmanlarıyla desteklenen kuvvet antrenmanlarının, ileri yaş grubundaki bireylerin çeviklik, denge, sürat, patlayıcı kuvvet ve el kavrama gücü gibi motorik özelliklerini geliştirmede etkili bir yöntem olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, yaşla birlikte azalan fiziksel işlevselliğin korunması, günlük yaşamda bağımsızlığın artırılması ve performans odaklı hedeflere ulaşılması açısından bu tür programların önemi vurgulanmaktadır.
İmdâdullah Tehânevî'nin hayatı, eserleri ve tarîkatı
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Kareem, Muhammad Fazal; Gürer, Dilaver
Bu çalışma, 19. yüzyıl Hint Altkıtası’nın tasavvuf tarihinde müstesna bir yere sahip olan İmdâdullah Tehânevî’nin (1818–1899) hayatını, ilmî ve tasavvufî mirasını ve mensubu bulunduğu tarîkatını ele alan bir incelemedir. İmdâdullah, çocukluk döneminden itibaren ilim ve tasavvuf çevresinde yetişmiş; dönemin önde gelen ulemâ ve meşâyihinden istifade ederek hem zâhirî hem de bâtınî ilimlerde derinleşmiştir. Başta Çiştiyye tarîkatının Sâbiriyye kolu olmak üzere, Nakşibendiyye, Kâdiriyye, Sühreverdiyye ve Kübreviyye tarîkatlardan da icazet alarak çok yönlü bir sûfî kimliği temsil etmiştir. 1857 yılında gerçekleşen Sipahi Ayaklanması’na fiilen katılan İmdâdullah, isyanın başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Mekke’ye hicret etmiştir. Hayatının geri kalan kısmını bu mukaddes şehirde geçiren İmdâdullah, irşat faaliyetlerini hem mektuplar hem de yetiştirdiği halifeleri vasıtasıyla sürdürmüştür. Bu süreçte, bir yandan Hint Altkıtası’ndaki müritleriyle olan irtibatını devam ettirmiş, diğer yandan Mekke’de önemli bir mânevî cazibe merkezi hâline gelmiştir. Dârü’l-Ulûm-i Diyûbend’in kurucu şahsiyetleri arasında, İmdâdullah’ın müritleri ve halifeleri yer almakta olup, bu durum onun söz konusu kişiler üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. Mevlânâ’nın Mesnevî’sine büyük bir ilgi duyan İmdâdullah, bu eserin hem halk hem de ulemâ arasında okunmasını teşvik etmiş; bu amaçla düzenli Mesnevî ders halkaları tertip etmiştir. Mesnevîhan Mehmed Es’ad Dede, İmdâdullah’tan istifade etmiş ve Ziyâü’l-Kulûb adlı eserini Türkçe’ye kazandırmıştır. Aynı şekilde, Ahmed Avni Konuk da Mesnevî şerhinde İmdâdullah’tan istifade etmiş ve onun Risâle der Beyân-ı Vahdet-i Vücûd adlı risâlesini Türkçe’ye çevirmiştir. Bu yönleriyle İmdâdullah Tehânevî, yalnızca döneminin tasavvufî yönelişlerine şekil veren bir sûfî değil, aynı zamanda ilmî ve mânevî mirasıyla sonraki nesiller üzerinde derin izler bırakmış çok yönlü bir şahsiyet olarak öne çıkmaktadır.
Kesnezani tarikatı: kökenleri, tarihi ve gelişimi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Ahmed, Ahmed Najmalddın Ahmed; Kaplan, Doğan
Bu tez, kökenleri Kadiri tarikatına dayanan ve Irak’ın özellikle kuzeyinde etkin olan Kesnezani tarikatını çok yönlü biçimde incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, Kesnezani tarikatının tarihsel gelişimini, öğretilerini, dini ritüellerini, liderlerini ve İslam dünyasındaki yerini detaylı olarak ortaya koymaktır. Tezde, tarikatın Kadiri geleneğinden ayrılarak bağımsız bir yapı kazanması, Kuzey Irak’taki tasavvufi hareketler bağlamında ele alınmakta; tarikatın şeyhleri, liderleri ve uygulanan dini ritüeller ayrıntılı biçimde tanıtılmaktadır. Araştırma doküman analizine dayalı nitel bir araştırma olup literatür taraması, arşiv çalışmaları ve Kuzey Irak’taki tarikat mensuplarıyla yapılan röportajlar temel veri kaynaklarını oluşturmuştur. Kesnezani tarikatı hakkında akademik kaynakların azlığı, bu çalışmanın önemini artırmaktadır. Tezde, tarikatın temel öğretileri, müritmürşit ilişkisi, adap kuralları, zikir ve toplu ibadetler, biat, tevessül, murakabe, keşf, cezbe ve hal gibi tasavvufi kavramlar detaylı biçimde açıklanmıştır. Tarikatın ritüelleri arasında toplu zikirler, dini müzikler, salavatlar ve bazen keramet olarak görülen olağanüstü davranışlar (ateş yeme, kendine vurma vb.) yer almaktadır. Bu ritüeller, şeyhin izniyle ve manevi rehberliğiyle gerçekleştirilir. Kesnezani Tarikatı, farklı mezheplere ve etnik gruplara açık bir yaklaşım benimser; barış, birlik ve mezhepsel farklılıkların aşılması gibi değerleri ön plana çıkarır. Tarikatın tekkeleri, sadece ibadet değil, aynı zamanda sosyal yardımlaşma, eğitim ve kültürel faaliyetlerin merkezi olarak işlev görür. Tarikat, hayır projeleriyle de toplumsal alanda etkin rol oynamaktadır. Tezde ayrıca, Kesnezani tarikatının Şiilerle ilişkileri, Irak ve çevre ülkelerdeki coğrafi yayılımı, uluslararası faaliyetleri ve çağdaş İslam düşüncesine katkıları da ele alınmıştır. Tarikat, modern dünyada İslam’ın barışçıl ve mistik yönünü vurgulayan bir söylem geliştirmiştir. Sonuç olarak bu tez, Kesnezani tarikatının tarihsel kökenlerinden günümüze kadar olan gelişimini, dini ve toplumsal işlevlerini kapsamlı biçimde analiz ederek, İslam tasavvufunun önemli ve az bilinen bir kolunu bilimsel olarak aydınlatmaktadır.
Çağdaş İslam düşüncesinde cin teolojisi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Yıldızhan, Hakan; Güneş, Kamil
Bu çalışma İslam Düşüncesinde gaybi varlıklar olarak kabul edilen cinlere çağdaş dönemde nasıl bakıldığı ve bu bakış açılarının imkanının objektif bir şekilde ele alınarak değerlendirilmesidir. Çalışmanın temel konusu Çağdaş İslam düşüncesi olmakla beraber, tam bir mukayesenin yapılabilmesi için klasik dönemde bu varlıklara nasıl bakıldığına da temas edilmiştir. Çalışma, bir giriş ve iki bölümden müteşekkildir. Giriş bölümünde cin ve bu kavramla ilişkili olan şeytan, İblis, büyü ve sihir kavramları incelenmiş, ardından tarih boyunca cin kavramının yaşadığı serüven tarihsel perspektif gözetilerek ele alınmıştır. Birinci bölümde cinlerin varlığı ontoloji ve dil açısından ele alınmış, klasik ve modern dönemde bu varlıklara nasıl bakıldığı değerlendirilmiştir. Bölümün devamında çağdaş dönemde cinler hakkında yapılan farklı yorumların doğurabileceği problemler ele alınmış ve modern dönem İslam düşünürlerinin konuya farklı yaklaşmalarının sebepleri ortaya konmuştur. Ayrıca toplumdaki yanlış cin algısının doğurduğu problemler değerlendirilmiş, cin inkarının imani boyutu incelenerek bölüm sonlandırılmıştır. İkinci bölümde cin-insan ilişkisi peygamber-cin ve sıradan insan-cin ilişkisi şeklinde iki kısımda ele alınmış, peygamber-cin ilişkisinde Kur’an’dan hareketle bunun imkânı değerlendirilmiştir. Sıradan insan ve cin başlığı altında cinlerin insanlarla ilişki kurabilmeleri, insanın çarpmaları, cin-insan evliliğinin imkânı, akıl hastalıkları ve bulaşıcı hastalıklarla cinlerin ilişkisi incelenmiştir. Ardından büyü ve cin ilişkisi incelenmiş, büyünün mahiyeti, cinlerle ilişkisi ve İslam dininin büyüye bakışı detaylandırılmıştır.
Zaruret ve hâcet kavramlarının mâli muamelelere etkileri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Rashid, Murad Asaad; Çeker, Orhan
İslam hukukuna göre Zaruret Ve Hacet Kavramlarının Mali Muamelelere Etkileri başlıklı bu çalışmada, İslam'ın temel gayelerinden birisi olan "maslahatın temini" ve belli şartlar dahilinde "ihtiyaçların karşılanması" için önemli bir rol oynayan "zaruret ve hâcet"in mâlî muamelelerle irtibatı incelenmeye gayret edilmiştir. İslam'ın korunmasını hedeflediği ve "din, can, mal, ırz ve namus"tan oluşan beş şey için istisnaî ilkelerde koymuştur. Bunlar da zaruret ve hâcetin oluşmasıdır. İbadetlerde kolaylık ilkesi olarak değerlendirilen bu iki durum, mâlî muameler için de gerekçe oluşturmaktadır. Bu araştırmada bu iki haller varsa mâlî işlemlerin hangi şartlar ve hükümlerle sahihe yakın olabileceği incelenmiştir. Ferdî ve toplumsal boyutları bulunan zaruret, şer'î delillerin yardımıyla oluşan ilkelerin, can güvenliği ya da organ eksikliği gibi hayati bir tehlikeye maruz kalındığında istisnaî olarak istifade edilecek adeta kurtuluş kavramlarından birisidir. Hâcet ise giderilmediği zaman kişiyi ya da toplumu daha tehlikeli duruma yani zarara sürükleyecekse bu da yine zarurete dönüşmektedir. Zaruret ve hâcet kavramları birbirine girift hatta örf, adet, mekân, coğrafya farklılıkları gibi sebeplerle bazen birbirlerinin sınırlarını ihlal eden iki kelime olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte çalışmamızın amacı ortaya konularak daha önce bu konuda yapılan çalışmalara işaret edilmiştir. Birinci bölümde zaruret ve hâcet kavramları tarif edilmiş, aralarındaki benzer ve farklı yönlerle irtibatlı diğer ıstılah hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde zaruretin mali işlemlere olan etkisi seçilen örnek üzerinden izah edilmeye gayret edilmiştir. Üçüncü bölümde hâcet mali işlemlere etkisi seçilen örnekler üzerinden detaylandırılmıştır. İslam hukukunda temel ihtiyaçlar "zarurî, hâcî ve tahsînî" olmak üzere üç kısımda ele alınırlar. İnsanlar ve kurumlar da harcamalarını genellikle bu sıralamaya göre yaparlar. Zarurî olanlar daha az sayıda iken, hâcet daha geniş bir alanı oluşturur. İbadetlerle ilgili meselelerde, insan hayatı söz konusu olduğunda ve mâlî muameleler icra edilirken zaruret hali bazen mahzurlu bir şeyin yapılmasını da mubah kılabilir. Bu zaruretin sürekli mi geçici mi olduğuna bazen kişinin kendisi bazen de fakihler karar verirler. Bu tasnife rağmen, zaruret ve hâcet/ihtiyaç kelimelerinin birbirinin yerine yahut birbirini teyit amaçlı kullanıldığına şahit olunmuştur. Mâlî muamelelerin temelinde asıl mubah olma esası bulunmakla birlikte, yeni ortaya çıkan ihtiyaçlar ve koşullar doğrultusunda bazı haram işlemler zarûret veya şiddetli hâcet sebebiyle geçici olarak mübah hale geldiği tespit edilmiştir. Bu durum, İslam hukukunun maslahat ve meşakkatleri kaldırma ilkesiyle uyumludur. Zarûret ve hâcet ilkeleri, çağdaş mâlî muamelelerde dinî sınırların esnek ve insanî ihtiyaçlara duyarlı şekilde yorumlanmasını sağladığı söylenebilir. Böylece İslam hukuku, hem temel şer'î prensiplere bağlı kalmakta hem de modern çağın ekonomik ve sosyal gerçeklerine pratik çözümler sunmaktadır. Sonuçta, her Müslümanın zaruret, hacet ve tahsiniyat durumunu iyi araştırması, ehliyle istişare etmesi ve ona göre mâlî muamelede bulunması, ma'siyete düşmemek için en ehven yol olduğu kanaatine ulaşılmıştır.




















