Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Kesnezani tarikatı: kökenleri, tarihi ve gelişimi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Ahmed, Ahmed Najmalddın Ahmed; Kaplan, Doğan
Bu tez, kökenleri Kadiri tarikatına dayanan ve Irak’ın özellikle kuzeyinde etkin olan Kesnezani tarikatını çok yönlü biçimde incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, Kesnezani tarikatının tarihsel gelişimini, öğretilerini, dini ritüellerini, liderlerini ve İslam dünyasındaki yerini detaylı olarak ortaya koymaktır. Tezde, tarikatın Kadiri geleneğinden ayrılarak bağımsız bir yapı kazanması, Kuzey Irak’taki tasavvufi hareketler bağlamında ele alınmakta; tarikatın şeyhleri, liderleri ve uygulanan dini ritüeller ayrıntılı biçimde tanıtılmaktadır. Araştırma doküman analizine dayalı nitel bir araştırma olup literatür taraması, arşiv çalışmaları ve Kuzey Irak’taki tarikat mensuplarıyla yapılan röportajlar temel veri kaynaklarını oluşturmuştur. Kesnezani tarikatı hakkında akademik kaynakların azlığı, bu çalışmanın önemini artırmaktadır. Tezde, tarikatın temel öğretileri, müritmürşit ilişkisi, adap kuralları, zikir ve toplu ibadetler, biat, tevessül, murakabe, keşf, cezbe ve hal gibi tasavvufi kavramlar detaylı biçimde açıklanmıştır. Tarikatın ritüelleri arasında toplu zikirler, dini müzikler, salavatlar ve bazen keramet olarak görülen olağanüstü davranışlar (ateş yeme, kendine vurma vb.) yer almaktadır. Bu ritüeller, şeyhin izniyle ve manevi rehberliğiyle gerçekleştirilir. Kesnezani Tarikatı, farklı mezheplere ve etnik gruplara açık bir yaklaşım benimser; barış, birlik ve mezhepsel farklılıkların aşılması gibi değerleri ön plana çıkarır. Tarikatın tekkeleri, sadece ibadet değil, aynı zamanda sosyal yardımlaşma, eğitim ve kültürel faaliyetlerin merkezi olarak işlev görür. Tarikat, hayır projeleriyle de toplumsal alanda etkin rol oynamaktadır. Tezde ayrıca, Kesnezani tarikatının Şiilerle ilişkileri, Irak ve çevre ülkelerdeki coğrafi yayılımı, uluslararası faaliyetleri ve çağdaş İslam düşüncesine katkıları da ele alınmıştır. Tarikat, modern dünyada İslam’ın barışçıl ve mistik yönünü vurgulayan bir söylem geliştirmiştir. Sonuç olarak bu tez, Kesnezani tarikatının tarihsel kökenlerinden günümüze kadar olan gelişimini, dini ve toplumsal işlevlerini kapsamlı biçimde analiz ederek, İslam tasavvufunun önemli ve az bilinen bir kolunu bilimsel olarak aydınlatmaktadır.
Öğe
Çağdaş İslam düşüncesinde cin teolojisi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Yıldızhan, Hakan; Güneş, Kamil
Bu çalışma İslam Düşüncesinde gaybi varlıklar olarak kabul edilen cinlere çağdaş dönemde nasıl bakıldığı ve bu bakış açılarının imkanının objektif bir şekilde ele alınarak değerlendirilmesidir. Çalışmanın temel konusu Çağdaş İslam düşüncesi olmakla beraber, tam bir mukayesenin yapılabilmesi için klasik dönemde bu varlıklara nasıl bakıldığına da temas edilmiştir. Çalışma, bir giriş ve iki bölümden müteşekkildir. Giriş bölümünde cin ve bu kavramla ilişkili olan şeytan, İblis, büyü ve sihir kavramları incelenmiş, ardından tarih boyunca cin kavramının yaşadığı serüven tarihsel perspektif gözetilerek ele alınmıştır. Birinci bölümde cinlerin varlığı ontoloji ve dil açısından ele alınmış, klasik ve modern dönemde bu varlıklara nasıl bakıldığı değerlendirilmiştir. Bölümün devamında çağdaş dönemde cinler hakkında yapılan farklı yorumların doğurabileceği problemler ele alınmış ve modern dönem İslam düşünürlerinin konuya farklı yaklaşmalarının sebepleri ortaya konmuştur. Ayrıca toplumdaki yanlış cin algısının doğurduğu problemler değerlendirilmiş, cin inkarının imani boyutu incelenerek bölüm sonlandırılmıştır. İkinci bölümde cin-insan ilişkisi peygamber-cin ve sıradan insan-cin ilişkisi şeklinde iki kısımda ele alınmış, peygamber-cin ilişkisinde Kur’an’dan hareketle bunun imkânı değerlendirilmiştir. Sıradan insan ve cin başlığı altında cinlerin insanlarla ilişki kurabilmeleri, insanın çarpmaları, cin-insan evliliğinin imkânı, akıl hastalıkları ve bulaşıcı hastalıklarla cinlerin ilişkisi incelenmiştir. Ardından büyü ve cin ilişkisi incelenmiş, büyünün mahiyeti, cinlerle ilişkisi ve İslam dininin büyüye bakışı detaylandırılmıştır.
Öğe
Zaruret ve hâcet kavramlarının mâli muamelelere etkileri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Rashid, Murad Asaad; Çeker, Orhan
İslam hukukuna göre Zaruret Ve Hacet Kavramlarının Mali Muamelelere Etkileri başlıklı bu çalışmada, İslam'ın temel gayelerinden birisi olan "maslahatın temini" ve belli şartlar dahilinde "ihtiyaçların karşılanması" için önemli bir rol oynayan "zaruret ve hâcet"in mâlî muamelelerle irtibatı incelenmeye gayret edilmiştir. İslam'ın korunmasını hedeflediği ve "din, can, mal, ırz ve namus"tan oluşan beş şey için istisnaî ilkelerde koymuştur. Bunlar da zaruret ve hâcetin oluşmasıdır. İbadetlerde kolaylık ilkesi olarak değerlendirilen bu iki durum, mâlî muameler için de gerekçe oluşturmaktadır. Bu araştırmada bu iki haller varsa mâlî işlemlerin hangi şartlar ve hükümlerle sahihe yakın olabileceği incelenmiştir. Ferdî ve toplumsal boyutları bulunan zaruret, şer'î delillerin yardımıyla oluşan ilkelerin, can güvenliği ya da organ eksikliği gibi hayati bir tehlikeye maruz kalındığında istisnaî olarak istifade edilecek adeta kurtuluş kavramlarından birisidir. Hâcet ise giderilmediği zaman kişiyi ya da toplumu daha tehlikeli duruma yani zarara sürükleyecekse bu da yine zarurete dönüşmektedir. Zaruret ve hâcet kavramları birbirine girift hatta örf, adet, mekân, coğrafya farklılıkları gibi sebeplerle bazen birbirlerinin sınırlarını ihlal eden iki kelime olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte çalışmamızın amacı ortaya konularak daha önce bu konuda yapılan çalışmalara işaret edilmiştir. Birinci bölümde zaruret ve hâcet kavramları tarif edilmiş, aralarındaki benzer ve farklı yönlerle irtibatlı diğer ıstılah hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde zaruretin mali işlemlere olan etkisi seçilen örnek üzerinden izah edilmeye gayret edilmiştir. Üçüncü bölümde hâcet mali işlemlere etkisi seçilen örnekler üzerinden detaylandırılmıştır. İslam hukukunda temel ihtiyaçlar "zarurî, hâcî ve tahsînî" olmak üzere üç kısımda ele alınırlar. İnsanlar ve kurumlar da harcamalarını genellikle bu sıralamaya göre yaparlar. Zarurî olanlar daha az sayıda iken, hâcet daha geniş bir alanı oluşturur. İbadetlerle ilgili meselelerde, insan hayatı söz konusu olduğunda ve mâlî muameleler icra edilirken zaruret hali bazen mahzurlu bir şeyin yapılmasını da mubah kılabilir. Bu zaruretin sürekli mi geçici mi olduğuna bazen kişinin kendisi bazen de fakihler karar verirler. Bu tasnife rağmen, zaruret ve hâcet/ihtiyaç kelimelerinin birbirinin yerine yahut birbirini teyit amaçlı kullanıldığına şahit olunmuştur. Mâlî muamelelerin temelinde asıl mubah olma esası bulunmakla birlikte, yeni ortaya çıkan ihtiyaçlar ve koşullar doğrultusunda bazı haram işlemler zarûret veya şiddetli hâcet sebebiyle geçici olarak mübah hale geldiği tespit edilmiştir. Bu durum, İslam hukukunun maslahat ve meşakkatleri kaldırma ilkesiyle uyumludur. Zarûret ve hâcet ilkeleri, çağdaş mâlî muamelelerde dinî sınırların esnek ve insanî ihtiyaçlara duyarlı şekilde yorumlanmasını sağladığı söylenebilir. Böylece İslam hukuku, hem temel şer'î prensiplere bağlı kalmakta hem de modern çağın ekonomik ve sosyal gerçeklerine pratik çözümler sunmaktadır. Sonuçta, her Müslümanın zaruret, hacet ve tahsiniyat durumunu iyi araştırması, ehliyle istişare etmesi ve ona göre mâlî muamelede bulunması, ma'siyete düşmemek için en ehven yol olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Öğe
Tibet Budizminde hac
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Bilgin, Gülhan; Aras, Ahmet
Çalışmamız, Tibet Budizm’inde hac geleneğini bireysel manevi bir pratik olmanın ötesinde, Tibet kimliğinin korunması ve sürdürülmesindeki merkezi rolü üzerinden araştırmaktadır. Budizm'in Hindistan'dan Tibet'e uzanan tarihsel yolculuğu, Budist haccının Tibet kültürü ve yerel Bon diniyle etkileşimi sonucunda nasıl boyut değiştirdiği değerlendirilmiştir. Neredeyse her bir metrekaresi farklı bir manevi anlatının ve Çin işgaline karşı direnişin sembolü haline getirilmiş olan Tibet coğrafyası, hac ritüelleri üzerinden okunmaya çalışılmıştır. Budizm'in Tibet'e girişi, inanç esasları ve mezhepleri; Tibet'in kendine özgü tarihi, coğrafi ve kültürel özellikleri, haccın temelini oluşturan dini ve kültürel çerçeveyi sağlamak amacıyla ele alınmaktadır. Haccın kökenleri ve tarihsel gelişimi incelenirken, Tibet Budizm’ine entegrasyonu ve bu süreçte kazandığı özgün anlamlar detaylandırılmıştır. Dağlar, göller, mağaralar ve "gizli topraklar” gibi kutsal mekanlara yapılan hac ziyaretleri, tavaf, dua mantra, tesbih, dua çarkı ve dua bayrakları gibi ritüel unsurlarıyla birlikte, Öğrencinin Adı Soyadı Gülhan BİLGİN Numarası 22810201189 Ana Bilim / Bilim Dalı Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı / Dinler Tarihi Bilim Dalı Programı Tezli Yüksek Lisans Tez Danışmanı Doç. Dr. Ahmet ARAS Tezin Adı Tibet Budizminde Hac v Tibetlilerin kutsal coğrafyaya bakış açısı ve hac ritüelinin derin sembolizmi analiz edilmiştir. Tibet Budizm’inde hac, bireysel kurtuluş arayışının yanı sıra, Tibet halkının kolektif hafızasını diri tutan, ortak kültürel ve dini değerlerini pekiştiren, ulusal bilinci güçlendiren bir direniş ve kimlik aktarımı aracıdır. Özellikle Çin işgali sonrası hac ritüelleri, sürgün ve baskı koşullarında Tibetlilerin kimliklerini muhafaza etmeleri ve gelecek nesillere aktarmaları için hayati bir rol oynamıştır. Hac seyahatlerinin tarihsel dönüşümü ve Kalachakra inisiyasyonu gibi çağdaş hac etkinlikleri, bu kimlik koruma ve aktarım sürecinin dinamiklerini gözler önüne sermektedir. Bu tez, hac uygulamasını dinler tarihi biliminin perspektifiyle ele alarak, onun Tibet kimliğinin korunması ve sürdürülmesindeki vazgeçilmez yerini vurgulamaktadır.
Öğe
Yaygın eğitim kurumlarında verilen bağlama eğitiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Kızılkan, Yalçın; Aksoy, Yakup
Eğitim olgusu çok eski dönemlerden beri var olan, hemen hemen her disiplinde önemli bir yere sahip olan bir olgudur. Eğitimin önemli alanlarından birisi de müzik eğitimidir. Müzik eğitimi işitsel, zihinsel ve psikomotor özelliklerin ortak noktasında meydana gelmektedir. Bunlardan birisi de bağlama eğitimidir. Bağlama, Türk halk müziği ve kültürünün önemli bir unsuru olarak, bireylerin müzikal ve sanatsal gelişimine katkıda bulunurken, kültürel mirasın korunmasında da kritik bir rol oynamaktadır. Bağlama eğitimi birçok alanda uygulanabildiği gibi yaygın eğitim alanında da sürdürülmektedir. Ancak, her alanda olabileceği gibi yaygın eğitim kurumlarında da bağlama eğitimi sırasında çeşitli yapısal ve işlevsel sorunlar yaşanabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, yaygın eğitim kurumlarında verilen bağlama eğitimi sürecinde karşılaşılan sorunları inceleyerek çözüm önerileri sunmaktır. Araştırmanın çalışma gurubunu, 2024-2025 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde, Aksaray ilindeki yaygın eğitim kapsamında bağlama eğitimi veren kurum ve kuruluşlar oluşturmaktadır. Çalışma gurubuna, amaçlı örnekleme yöntemi uygulanmış, Aksaray Merkez Halk Eğitim Merkezi, belediye ve özel eğitim kurumlarında bulunan 30 kursiyer, 4 yönetici ve 6 usta öğreticilerden oluşan toplam 40 katılımcı ile çalışılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomolojik yaklaşım yöntemi kullanılmıştır. Betimsel analiz tekniğinin işe koşulduğu çalışmada veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Bu görüşmeler her bir paydaş için 30 dakika sürmüştür. Veriler detaylı bir şekilde incelenerek bağlama eğitimini etkileyen faktörler belirli bir tema ve alt temada, tablo halinde ve şekil olarak sunulmuş, katılımcıların doğrudan alıntılarına da yer verilmiştir. Çalışmanın sonucunda paydaşlardan alınan veriler ışığında bağlama eğitimi sorunlarıyla ilgili fiziksel ortam, materyal eksikliği, müfredat durumu, öğretim teknikleri, öğrenci bazlı sorunlar, yürütme ve güvenlik sorunları, usta öğretici ve öğretmen kaynaklı sorunlar tespit edilmiş ve bu alanda çözüm önerileri sunulmuştur. Aksaray ilinde yapılan bu çalışmanın diğer illerde de yapılabileceği, sonuçlarının yaygın eğitim kurumlarında verilen bağlama eğitimine, bu kurumların bütünsel olarak her anlamda kendilerini geliştirmelerine ve tüm paydaşlara olumlu anlamda katkı sağlayacağı düşünülmektedir. İlgili kurum ve kuruluşlar kendi aralarında kısa ve uzun vadeli bir planlama yaparak tüm paydaşlar ile iş birliği içerisinde, tüm bu olumsuzlukların ve eksikliklerin giderilmesi konusunda çalışmalar yaparak sürece olumlu bir katkı sağlayabilecekleri önerilmektedir.