Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Konya ili sera gazı emisyon envanterinin (2022-2024) çıkarılması
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Çelebi, Mustafa Cihan; Kunt, Fatma
İklim değişikliği; sıcak hava dalgaları, kuraklıklar, şiddetli yağışlar, şiddetli rüzgârlar ve orman yangınları gibi tehlikeler ile kentleri ve insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. “Karbondioksit (CO2)”, “metan (CH4)”, diazotmonoksit (N2O) gibi başlıcalarını oluşturan sera gazlarının; fosil yakıt kullanımı, orman alanlarının ve yutak alanların tahrip edilmesi, sanayileşme, tarım ve hayvancılık gibi faaliyetler sonucunda atmosferde gözlenen artışı sebebiyle günümüzde iklim değişikliğinin küresel boyutta etkileri görülmektedir. Bu tez çalışmasında, Konya ili için 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait sera gazı emisyon envanteri hazırlandı. Çalışma, Küresel Protokol (GPC) Basic Plus metodolojisine göre gerçekleştirildi. Emisyon kaynakları beş ana kategori altında incelendi. Sabit enerji kaynakları (konut, ticari ve kurumsal binalar, imalat, sanayi ve inşaat), ulaşım, atık ve atıksu, endüstriyel prosesler ile tarım, orman ve hayvancılık. Sabit enerji kaynakları kapsamında konutların, ticari ve kurumsal binaların, kamusal binaların, imalat, sanayi ve inşaat sektörlerinin enerji tüketimleri analiz edildi. Ulaşım kategorisinde akaryakıt tüketimi kaynaklı sera gazı emisyonları değerlendirildi. Atık ve atıksu kategorisinde evsel atıklar, düzenli depolama sahaları ve atıksu arıtımından kaynaklanan emisyonlar hesaplandı. Endüstriyel proses kategorisinde Konya ilinde faaliyet gösteren çimento fabrikasının proses kaynaklı sera gazı emisyon miktarı hesaplandı. Tarım, orman ve hayvancılık kategorisi ise büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığına dayalı olarak metan salımı açısından ele alındı. Her bir kategori için ilgili yıllara ait faaliyet verileri toplandı. IPCC, DEFRA, Ulusal Envanter ve GPC rehberleri doğrultusunda uygun yaklaşımlar, parametreler, faktörler kullanılarak sera gazı emisyon hesaplamaları yapıldı. Yapılan hesaplamalar neticesinde 2022 yılında 13.879.014 tCO2e, 2023 yılında 14.442.060 tCO2e ve 2024 yılında ise 15.566.785 tCO2e sera gazı emisyonu ortaya çıktı. 2022-2024 yılları arasında toplam envanterde %12.16’lık bir artış olduğu görüldü. Envanterde en yüksek pay %24.8 ile ulaşım sektörüne ait olurken ikinci sırada ise %21.42 ile tarım, orman ve hayvancılık sektörü ön planı çıktı. Çıkan emisyon sonuçları 2022-2023-2024 yılları arasında karşılaştırıldı ve sektörler ile ilgili azaltım eylem planları önerildi.
Özel yetenekli öğrencilerin dikkat düzeyleri ile bilişsel yetenekleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Münez, Burak; Kaynar, Hamza; Eker, Abdullah
Bu araştırmanın amacı özel yetenekli öğrencilerin dikkat düzeyleri ile bilişsel yetenekleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2025–2026 eğitim öğretim yılında Manisa ilinde yer alan iki ayrı Bilim ve Sanat Merkezinde öğrenim gören 5. sınıf düzeyindeki 52 özel yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin 34’ü erkek, 18’i kız öğrencidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğrencilerin dikkat düzeylerini belirlemek amacıyla d2 Dikkat Testi, bilişsel yeteneklerini belirlemek amacıyla ise Temel Kabiliyetler Testi (TKT 7–11) kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel veri analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin dikkat düzeyleri ve bilişsel yetenek puanlarının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla bağımsız örneklemler t-testi uygulanmış, dikkat düzeyi ile bilişsel yetenekler arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre özel yetenekli öğrencilerin Temel Kabiliyetler Testi alt boyutları olan dil yeteneği, şekil-uzay yeteneği, akıl yürütme yeteneği, ayırt etme yeteneği ve sayı yeteneği puanlarının cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca d2 Dikkat Testi sonuçları ile Temel Kabiliyetler Testi alt boyutlarından sadece şekil-uzay yeteneği ve Temel Kabiliyetler Testi toplam puanında anlamlı ilişki bulunmuş ancak düşük-orta düzeyde ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bulgularda özellikle görsel işlemleme ile ilişkili bilişsel alanların dikkat performansı ile daha güçlü ilişkiler gösterdiğini ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçları, özel yetenekli öğrencilerde dikkat süreçlerinin bilişsel performansla ilişkili önemli bir değişken olduğunu göstermektedir. Öğrencilerin bilişsel düzeylerini olumsuz yönde etkileyen düşük uyarıcı içeren öğrenme ortamlarının dikkat kaybına neden olabileceği göz önünde bulundurularak öğretim etkinliklerinde farklılaştırma, zenginleştirme uygulamaları arttırılmalıdır.
Rast makâmı perde frekanslarının su üzerindeki etkileri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Sağrıcı, Murat; Gönül, Mehmet
Bu çalışma, temassız bir ortamda akustik levitasyon yöntemiyle havada sabit tutulan su damlalarına uygulanan ses frekanslarının, özellikle Türk müziği makâm sistemine ait Rast makâmı perde frekanslarının, suyun yüzeyinde oluşturduğu geometrik desenler üzerindeki fiziksel etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, suyun herhangi bir yüzeyle temas etmeden yalnızca frekans uyarımı altında sergilediği davranışları gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda 40 kHz taşıyıcı ultrasonik dalgalarla oluşturulan kararlı bir akustik alan içerisinde su damlaları havada asılı tutarak farklı perde frekanslarına maruz bırakılması sağlanmıştır. Çalışmada belirli frekansların su yüzeyinde daha düzenli titreşimli desenler oluşturması gözlemlenmiş, ayrıca 440 Hz’in su üzerindeki etkileri, yakın frekanslarla farkları ortaya konarak deneysel gözlemlerle incelenmiş, mukayeseler yapılmıştır. Bu yönüyle bu çalışma, Türk müziği makâm sisteminin fiziksel ve titreşimsel temelleriyle ilgili veriler sunmaktadır. Çalışmanın sonucunda, temassız akustik levitasyon ortamında su damlacıklarına uygulanan müzikal frekansların, özellikle Türk müziği makâm sistemine ait perde frekanslarının, suyun fiziksel davranışları ve geometrik düzenli desen oluşumları üzerinde ölçülebilir etkiler meydana getirdiğini kanıtlarıyla ortaya koyulmuştur.
Kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli öğrencilerin akran zorbalığı ile baş etmesinde sosyal öykülerin etkililiği
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Çetinkaya, Filiz; Atbaşı, Zehra
Bu çalışmada amaç kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli öğrencilerin akran zorbalığı ile baş etmesinde sosyal öykülerin etkililiğini incelemektir. Çalışma kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli biri erkek 2’si kız olmak üzere üç dördüncü sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Çalışmanın öğrenci belirleme aşamasında “Kaynaştırma Eğitimine Devam Eden I. ve II. Kademede Öğrenim Gören Özel Gereksinimli Öğrencilerin Okul Ortamlarında Maruz Kaldıkları Zorba Davranışların Belirlenmesi: Öğretmen Formu ve Ebeveyn Formu” kullanılmıştır. Bu kapsam da formdan elde edilen veriler SPSS 24 ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında öncelikle 203 kaynaştırma öğrencisi taranmış, belirlenen ölçütleri karşılayan ve akran zorbalığına en yüksek düzeyde maruz kalan üç öğrenci çalışma grubuna dahil edilmiştir. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Bu çalışmada tek denekle araştırma yöntemlerinden denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın bağımlı değişkeni akran zorbalığıyla baş etme becerisi bilgi düzeyinde öğretilmesi ; öğrencinin kendisine yöneltilen zorbalık senaryosu karşısında sırasıyla "dur" deme, “ortamdan uzaklaşma” ve “güvenilir bir yetişkine durumu bildirme” basamaklarını doğru biçimde gerçekleştirme bilgi düzeyidir. Bağımsız değişkeni ise kullanılacak olan müdahale yöntemleridir. Bu araştırmanın bağımsız değişkeni sosyal öykülerdir. Başlama düzeyi, uygulama oturumları, silikleştirme ve izleme oturumları grafiksel analiz ile analiz edilmiştir. Genelleme oturumda ise sütun grafiği tercih edilmiştir. Kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli öğrencilerin sosyal öykü kullanımı ile akran zorbalığıyla baş etmede becerisinin bilgi düzeyinde öğretilmesinde 3 öğrencide de etkili olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda uygulama sona erdikten 7 ve 14 gün sonra da öğrencilerin edindikleri bilgileri korudukları kaydedilmiştir.
İşitme engelli öğrencilerin özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumlarının incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Seval, Fatma; Atbaşı, Zehra
Bu araştırmanın amacı, işitme yetersizliği bulunan öğrencilerin zihinsel yetersizliği ve/veya otizmi olan özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumlarını, sosyal kabul düzeylerini ve bu tutumların okul yaşamındaki etkileşim örüntüleri içinde nasıl biçimlendiğini incelemektir. Araştırma nitel araştırma yaklaşımıyla yürütülmüş; veriler işitme yetersizliği bulunan öğrenciler, öğretmenler ve okul yardımcı personeliyle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma verileri nitel veri analizi yazılımı kullanılarak tematik analiz yoluyla çözümlenmiş; elde edilen kodlar bilişsel, duyuşsal, davranışsal, iletişimsel ve kurumsal boyutlar altında değerlendirilmiştir. Bulgular, işitme yetersizliği bulunan öğrencilerin özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumlarının tek yönlü ve sabit bir yapı göstermediğini ortaya koymuştur. Öğrencilerde iletişim kuramama, işaret dili eksikliği, davranışsal belirsizlik, zarar görme korkusu ve sosyal mesafe belirginleşirken; merhamet, yardım etme, koruma ve akran desteği gibi olumlu eğilimlerin de bulunduğu görülmüştür. Bazı öğrencilerin zihinsel yetersizliği olan akranlarını “anlamayan” veya “yapamayan” bireyler olarak konumlandırması, özel gereksinimli öğrenciler arasında örtük bir hiyerarşik algının oluşabildiğini göstermektedir. Buna karşılık akran liderliği, öğretmen yönlendirmesi, yardımcı personel arabuluculuğu ve ortak sosyal etkinliklerin sosyal kabulü artırma potansiyeli taşıdığı belirlenmiştir. Sonuç olarak araştırma, kapsayıcı eğitimin yalnızca farklı öğrencilerin aynı okul ortamında bulunmasıyla sınırlı olmadığını; öğrencilerin birbirlerini tanıyabilecekleri, güvenli biçimde etkileşime girebilecekleri ve ortak deneyimler geliştirebilecekleri yapılandırılmış sosyal ortamların gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda çapraz engel farkındalığı çalışmaları, temel ortak iletişim uygulamaları, akran rehberliği, gözetimli oyun etkinlikleri ve tüm okul personelini kapsayan destekleyici eğitimlerin sosyal kabulü güçlendirebileceği düşünülmektedir.




















