Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Gıda atıklarının atık hiyerarşisi bakımından incelenmesi: Konaklama işletmeleri örneği
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) İlyasov, Aynur; Şapcılar, Mustafa Cüneyt; Yılmaz, Mustafa
Gıda israfı, ekonomik kayıpların yanı sıra doğal kaynakların tükenmesi, çevresel sürdürülebilirliğin bozulması ve küresel açlıkla mücadeleyi güçleştirmesi bakımından küresel ölçekte kritik bir sorun olarak kabul edilmektedir. Yiyecek ve içecek hizmetleri açısından yüksek üretim ve tüketim hacmine sahip olan konaklama işletmeleri, özellikle gıda üretim ve tüketim süreçlerinde ortaya çıkan atık miktarının fazlalığı nedeniyle, gıda atık yönetimini tedarik zinciri boyunca etkin bir biçimde uygulamak durumundadır. Gıda atığının önlenmesi, yeniden kullanımı, geri dönüşümü, geri kazanımı ve nihai bertarafı gibi ardışık aşamaları içeren gıda atık hiyerarşisi, dünya genelinde gıda atık yönetiminde en yaygın olarak uygulanan sistematik bir yaklaşım biçimidir. Gıda atıklarının sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çevresel etkileri başta olmak üzere ekonomik ve sosyal etkilerini de en aza indirilmesini hedefleyen hiyerarşi aynı zamanda uygulayıcılarına yön gösterici bir çerçeve sunmaktadır. Gıda atık hiyerarşisinin konaklama işletmelerinde uygulanabilirliğini inceleyen çalışmada, termal, şehir ve kıyı otel işletmelerinde söz konusu hiyerarşinin ne düzeyde hayata geçirilebildiğini belirlemek amacıyla karşılaştırmalı bir değerlendirme yapılmıştır. Ayrıca araştırmada bütüncül bir yaklaşım sergilenerek gıda atık hiyerarşisinin son basamaklarında yer alan uygulamalar kapsamında, yerel yönetimlerin gıda atık yönetimine yönelik faaliyetleri de değerlendirme sürecine dâhil edilmiştir. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği araştırmada görüşme tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Tüme varım yöntemiyle çalışmada birbiriyle ilişkisi olduğu düşünülen kodlar alt alta getirilerek toplanmış ve oluşturulan temalara yeni isimler ve sonrasında gerekli kontrol ve düzenlemeler yapıldıktan sonra sistematik bir şekilde çözümleme yapan MAXQDA 2024 programında analizler gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda konaklama işletmeleri sunduğu hizmet türlerine göre gıda tedarik zinciri boyunca gıda atığı önleme ve azaltma, yeniden kullanım ve geri dönüşüm basamaklarında anlamlı düzeyde farklılaştığı aynı zamanda geri dönüşüm basamağının hem konaklama işletmeleri hem de belediyeler tarafından etkin bir şekilde kullanılmadığı tespit edilmiştir. Yine hiyerarşinin son basamaklarındaki geri kazanım ve bertaraf aşamalarında belediyelerin rolü, mevcut uygulama pratikleri ve konaklama işletmeleriyle olan iş birliği düzeyleri incelenerek, hiyerarşinin bütünsel işleyişi hakkında önemli veriler elde edilmiştir.
Öğe
Kırâat metodolojisinde fonetiğe dair uygulamaların tahlili (hüccet ve manaya etkisi bağlamında)
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Pehlivan, Ayşe; Koyuncu, Recep
Kur’ân-ı Kerîm, kendine özgü fonetik ve fonosemantik yapısı ile insan idrakinin farklı boyutlarına hitap eden ilahî bir kelâmdır. Bu yapı, kırâatler bağlamında ortaya çıkan ses çeşitliliğiyle daha da zenginleşmekte, böylece vahyin mana derinliklerinin keşfine imkân sunmaktadır. Bu araştırma, kırâat metodolojisinde yer alan fonetik uygulamaların mahiyetini, kırâat ihtilaflarını, bunların hangi temellere dayandırıldığını ve anlam üzerindeki etkilerini tahlil etmeyi amaçlamaktadır. Bu yönüyle çalışma, Kur’ân’daki fonetik yapının zenginliğini ortaya koymayı ve bu yapıyı fonosemantik açıdan değerlendirerek lafız ile mana arasındaki ilişkinin i‘câz perspektifinden anlaşılmasına katkı sunmayı hedeflemektedir. Kırâat, fonetik ve fonosemantik alanlarında kapsamlı bir çerçeve sunan bu çalışma, “usûl” olarak adlandırılan fonetik uygulamaları hüccetleriyle birlikte sistematik bir zeminde ele almakta ve bu uygulamaların mana ile ilişkisini inceleyerek özgünlüğünü ortaya koymaktadır. Bu çerçevede araştırma, Kur’ân tilaveti bağlamında sesin yalnızca teknik bir unsur ya da estetik bir dokunuş olmadığını; ilahî kelamın mana derinliğini inşa eden ve anlamı zenginleştiren işlevsel bir role sahip olduğunu göstermektedir. Söz konusu amaca hizmet etmeyi gaye edinen bu çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde; tarihsel süreç ve çeşitleri bağlamında kırâat ilminde hüccet olgusu ele alınmıştır. Elde edilen bulgular, bu olgunun sahabe döneminde başladığını, lahn olgusunun sistematik ihticac faaliyetlerine zemin hazırladığını göstermiştir. Sahih kırâatlerin tespit, tercih ve temellendirilmesinde daha ziyade dilsel hüccetlere başvurulduğu, ancak nihai belirleyicinin rivayet olduğu tespit edilmiştir. İkinci bölümde, fonetik olgusu dilbilimsel bir perspektifle ele alınmış; kırâat ilmi bağlamında Kur’ânî fonetik, harflerin mahreç ve sıfatları ile fonem-hareke ilişkisi çerçevesinde sistematik olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde, kıraat metodolojisindeki fonetik uygulamalar ve kırâat ihtilâfları, hüccet bağlamında sistematik şekilde tahlil edilmiştir. Çalışmanın özgünlüğünü ortaya koyan dördüncü bölüm ise önceki bölümlerde oluşturulan fonetik temel üzerine yapılandırılmış ve bu bağlamda Kur’ân’daki fonosemantik yapı, harf ve harekeler ile daha geniş ses örüntüleri üzerinden incelenmiştir. Neticede kırâatlerdeki fonetik uygulamaların dolaylı yoldan manaya etkisi örnekler üzerinden ispat edilmiştir. Ortaya çıkan netice; her bir harfi, harekesi ve sahîh kırâatler bünyesindeki ses değerleriyle Kur’ân’ın mucize olduğunu, bu eşsiz yapının beşerî girişim ve çabalarla kuşatılamayacak i‘câzî bir güzelliğe ve derinliğe sahip olduğunu göstermektedir.
Öğe
Filaman sarım CTP borularda çap farkının mekanik özelliklere etkisinin araştırılması
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Yılmaz, Ahmet; Gemi, Lokman
Bu çalışma, basınçlı akışkanların taşınmasında, kimyasal madde ve endüstriyel sıvıların iletimi ile, petrol ve doğalgaz hatlarında kullanılan cam elyaf takviyeli plastik (CTP) kompozit boruların farklı çaplardaki mekanik davranışlarını deneysel olarak incelemiş ve karşılaştırmıştır. CTP kompozit borular, düşük ağırlık, yüksek korozyon direnci ve kolay montaj gibi avantajları sayesinde geniş kullanım alanına sahiptir. Kullanım ömürleri boyunca CTP kompozit borular yüksek basınç ve çevresel yükler gibi iç ve dış etkiler nedeniyle hasara uğrayabilir. Bu yüklerin etkisiyle borularda; matris çatlağı, elyaf hasarı ve delaminasyon gibi farklı hasar tipleri oluşabilir. Bu tür hasarların neden olduğu mukavemet kaybı, boruların beklenen mukavemet değerlerini sağlayamamasına ve sistem hasarıyla birlikte önemli maddi kayıplara yol açabilir. Bu olumsuz durumları önlemek amacıyla, yapıların iç basınç ve radyal yükler altındaki davranışlarının, çap/et kalınlığı oranı (D/t) ve sarım açılarının etkileriyle birlikte incelenmesi gerekmektedir. Farklı çaplara ve aynı et kalınlığına sahip boruların patlama, deformasyon ve hasar davranışlarının belirlenmesi bu anlamda büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla; 54, 72 ve 96 mm çaplarında, aynı et kalınlığında (2,4 mm), filaman sarımlı ve ±55° sarım açısına sahip CTP boru numuneleri üretilmiştir. Üretilen numunelere yakma, iç basınç, halka çekme ve yanal basma testleri uygulanmıştır. Yakma testleri ASTM-D2584-18 standartlarına göre yapılarak numunelerin elyaf hacim oranları belirlenmiştir. Statik iç basınç patlatma testleri ASTM D1599-14 standardına göre yapılarak, çap farkının patlama basınçlarına olan etkisi ortaya konulmuş ve maksimum gerilme ile mekanik dayanıma etkisi tespit edilmiştir. Halka çekme deneyleri ASTM D2290-16 standardına göre yapılarak, maksimum gerilme değerleri elde edilmiş ve patlatma testi ile karşılaştırılmıştır. Yanal basma testi ASTM D2412-21 standardına göre yapılarak çap farkının etkisi incelenmiştir. Deneylerin sonrasında CTP borular, görüntüleme yöntemleri ve optik mikroskop ile incelenerek makro/mikro hasar analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, teğetsel gerilme ve Poisson oranı değerleriyle birlikte değerlendirilmiş, çap farkının mukavemete etkisi karşılaştırmalı olarak detaylı biçimde gösterilmiştir. Boru tasarımında çap/et kalınlığı oranının kritik bir parametre olduğu bu çalışma ile ortaya konulmuştur.
Öğe
Farklı yöntemlerle üretilen pirinç ve soya sütü tozlarının süt ikamesi olarak kek üretiminde kullanımı
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Güven, Dilara; Ertaş, Nilgün; Aslan, Mine
Bu çalışmada pirinç ve soya kaynaklı bitkisel sütler farklı üretim yöntemleriyle hazırlanmış, iki kurutma tekniği (dondurarak kurutma ve kırınım pencereli kurutma) kullanılarak toz hâline getirilmiş ve elde edilen tozların kek üretiminde inek sütü tozuna alternatif olarak değerlendirilebilirliği araştırılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında pirinç ve soya sütleri; kontrol (işlem görmemiş), geleneksel ısıl işlem, mikrodalga ve ultrason olmak üzere dört farklı üretim yöntemiyle üretilmiştir. Elde edilen bitkisel sütlerde renk, pH, toplam çözünen madde, protein çözünürlüğü ve stabilite gibi parametreler incelenmiştir. Analizler sonucunda mikrodalga işleminin diğer yöntemlere kıyasla istenmeyen renk değişimlerine neden olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar oluşturduğu belirlenmiş, bu nedenle mikrodalga işlemi sonraki aşamalarda kullanılmamıştır. İkinci aşamada seçilen süt örnekleri dondurarak kurutma ve kırınım pencereli kurutma yöntemleriyle toz hâline getirilmiştir. Dondurarak kurutma yöntemiyle elde edilen süt tozlarında emülsiyon ve köpük kapasitesi, parçacık yoğunluğu ve porozite değerleri yüksek bulunmuş, ayrıca renk özelliklerinin daha iyi korunduğu tespit edilmiştir. Kırınım pencereli kurutma yöntemiyle elde edilen tozlarda ise yığın ve sıkıştırılmış yoğunluk değerleri yüksek, Carr indeksi ve Hausner oranı düşük bulunmuştur. Son aşamada, renk ve fonksiyonel özelliklerin korunmasındaki üstünlük nedeniyle dondurarak kurutma ile üretilen kontrol, geleneksel ve ultrason gruplarına ait süt tozları kek formülasyonlarında inek sütü tozu yerine belirli oranlarda ikame edilmiştir. Kek hamurlarında pH ve yoğunluk değerlerinin süt tozu türüne bağlı olarak değiştiği; pişmiş ürünlerde pirinç tozu içeren keklerin daha açık ve parlak renkte, soya tozu içeren keklerin ise daha koyu kırmızımsı tonda olduğu belirlenmiştir. Hacim indeksi değerlerinde özellikle ultrason grubunda artış gözlemlenirken, sertlik değerleri düşmüş, esneklik değerleri artmıştır. Ayrıca, soya içeren keklerde toplam fenolik madde miktarı daha yüksek bulunmuştur. Duyusal değerlendirmede inek sütü tozu genel beğenide üstünlük gösterirken, ultrason uygulanmış soya sütü tozunun tat, koku, renk ve genel beğeni puanlarını artırdığı; pirinçte ise ultrason uygulamasının tat ve koku puanlarını düşürdüğü belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, dondurarak kurutma ile ultrason yönteminin birlikte uygulanmasıyla elde edilen bitkisel süt tozlarının kek üretiminde teknolojik olarak kullanılabilir ve kısmen fonksiyonel üstünlükler sunan potansiyel bir alternatif oluşturduğunu göstermektedir.
Öğe
Mxene esaslı elektrokimyasal kiral sensörün geliştirilmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Hasanova, Sevda; Zor, Erhan
Bu çalışmada, MXene ve β-siklodekstrin ilk kez birlikte kullanılarak β-CD@MXene/SPCE tabanlı elektrokimyasal kiral sensör geliştirilmiş ve D- ile L-tirozin enantiyomerlerinin tayini başarıyla gerçekleştirilmiştir. Malzemenin morfolojik ve yapısal karakterizasyonu FE-SEM, TEM, XRD ve FTIR teknikleriyle doğrulanmıştır. Elektrotların elektrokimyasal özellikleri döngüsel voltametri (CV) ve elektrokimyasal empedans spektroskopisi (EIS) ile incelenmiş; Nyquist eğrilerinde gözlenen yarıçap değişimleri yüzey modifikasyonunun performans üzerindeki etkisini ortaya konmuştur. Voltametrik çalışmalar sonucunda yalnızca D- ve L-tirozin için farklı sinyaller elde edilmiş, diğer amino asit enantiyomerlerinde ayrım gözlenmemiştir. CV ve diferansiyel puls voltametri (DPV) ile yapılan kalibrasyonlarda konsantrasyon artışıyla oksidasyon pik akımlarında doğrusal bir yükseliş saptanmış; LOD değerleri D- ve L-tirozin için sırasıyla 6,47 ve 10,63 µM, LOQ değerleri ise 19,62 ve 31,92 µM olarak hesaplanmıştır. Rasemik karışım analizleri sistemin seçiciliğini doğrulamıştır. Gerçek örnek uygulamasında, seyretilmiş insan serumu kullanılarak kronoamperometri tekniğiyle 0–100 µM aralığında ölçümler yapılmış ve güçlü, doğrusal yanıtlar elde edilmiştir. Serum örneklerinde LOD değerleri 3,15 ve 4,68 µM, LOQ değerleri ise 9,45 ve 14,05 µM olarak bulunmuştur. Karşılaştırmalı elektrot testleri, βCD@MXene/SPCE’nin yüksek seçicilik, tekrarlanabilirlik ve sinyal kalitesi sunduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar, β-CD@MXene/SPCE elektrotun D- ve L-tirozin ayırt edilmesi için yüksek hassasiyet ve biyolojik örneklerde güvenilir performans sağlayan yenilikçi bir elektrokimyasal kiral sensör olduğunu ortaya koymaktadır.