Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Magnezyum zk60 matris tib2-WS2 hibrit takviyeli kompozit malzemelerin üretimi ve mekanik özelliklerinin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Taşcı, Harun; Gökmeşe, Hakan; Taşcı, Ufuk
Magnezyum alaşımları, yüksek işlenebilirlik, düşük yoğunlukları ve yüksek özgül mukavemetleri gibi öne çıkan avantajları sayesinde elektronik, otomotiv ve havacılık endüstrilerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu avantajlarından ötürü bu malzemelerin endüstriyel uygulamalarda tercih edilmesinin başlıca sebepleri olarak gösterilmektedir. Otomotive ve havacılık gibi önemli uygulama bulan sektörler de sırasıyla yakıt tasarrufu, çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik bakımından önem arz etmektedir. Dolayısıyla belirtilen uygulama alanları kapsamında yakıt verimliliğinin artırılması ve aynı zamanda birçok malzemeye kıyasla mekanik özellikleri de değerlendirildiğinde hafif malzemelerin seçilmesi önemli olmaktadır. Malzeme üretim süreçlerinde hafiflik değerlendirildiğinde magnezyum, düşük yoğunluğu bakımından tercih edilen kıymetli bir metal olması aynı zamanda bu özellikleri ile de taşımacılık sektöründe önemli bir rol üstlenmektedir. Belirtilen bu bilgiler kapsamında saf halinde magnezyum, birçok saf metalde olduğu gibi istenilen mekanik özelliklerin elde edilmesinde yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle, mekanik özelliklerin iyileştirilmesi amacıyla çeşitli üretim yöntemleri ve alaşımlama teknikleri kullanılmaktadır. Bu bağlamda farklı sekteröl uygulamalar kapsamında, malzeme mikroyapı ve aranılan mekanik özellikler kapsamında çeşitli magnezyum alaşımları kullanımı dikkat çekmektedir. Bu çalışmada ise toz metalurjisi yöntemi kullanılarak ZK60 magnezyum alaşım matrisli TiB2/WS2 takviyeli kompozit ve hibrit kompozit malzemeleri üretilmiştir. Kompozit ve hibrit kompozit deney numunelerinin üretim süreçlerinde sıcak presleme yöntemi kullanılmıştır. Kompozit hibrit malzemelerinde sırasıyla yoğunluk ölçüm işlemleri, mikro sertlik ölçümleri ve mikroyapısal karakterizasyon değerlendirmeleri kapsamında ise SEM ve EDS incelemeleri yapılmıştır. ZK60 magnezyum alaşım matrisli TiB2/WS2 takviyeli kompozit ve hibrit kompozit malzemeleri için ağırlıkça ZK60+%5TiB2 e en yüksek yoğunluk değeri olarak %97,5 elde edilirken, sertlik değeri olarak en yüksek sertlik sonucu ise ZK60+%5TiB2+%2WS2 numunesinde 109.8 HV olarak ölçülmüştür.
Öğe
Yeşil sentez çinko oksit nanopartiküllerin bazı oral patojenler üzerine etkilerinin değerlendirilmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Sevinç Şaşmaz, Canan; Torlak, Emrah
Ağız mikrobiyomunda yaygın olarak bulunan biyofilm oluşturma yeteneğine sahip patojenler diş ve diş eti problemlerinin başlıca nedenleri arasındadır. Bu nedenle antibiyofilm nitelikte antimikrobiyal ajanlar ağız ve diş sağlığının iyileştirilmesinde fayda sağlama potansiyeline sahiptir. Alternatif antimikrobiyal ajanlar arasında yeşil sentez ile elde edilen nanopartiküller (NP) çevre dostu ve biyouyumlu olmaları ile dikkat çekmektedir. Bu çalışmada Peganum harmala tohum ekstraktı kullanılarak yeşil sentez yöntemiyle elde edilen çinko oksit NP (Y-ZnO NP)’lerin karakterizasyon sonuçlarının ve biyolojik aktivitelerinin kimyasal sentez ZnO NP (K-ZnO NP)’ler ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca, ZnO NP’lerin sentez yöntemi, boyutları ve şekillerinin biyolojik aktiviteleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Karakterizasyon amacıyla ZnO NP’lerin morfolojik, yapısal, boyut ve yüzey özellikleri ultraviyole görünür bölge spektroskopisi (UV-VIS), Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR), X-ışını difraksiyonu (XRD), geçirimli elektron mikroskobu (TEM), alan emisyonlu taramalı elektron mikroskobu (FE-SEM), enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDX) ve zeta potansiyel analizleri ile incelenmiştir. ZnO NP’lerin antibakteriyel etkileri agar difüzyon, broth mikrodilüsyon ve çoğalma eğrisi analizleriyle, antibiyofilm etkileri ise kristal viyole boyama ve ekstraselüler polimerik madde (EPS) üretimi analizleri ile üç oral patojen bakteri türü (Staphylococcus aureus, Enterococcus faecalis ve Streptococcus mutans) üzerinde değerlendirilmiştir. ZnO NP’lerin bakterilerin hücresel solunumuna etkileri 2,3,5-trifeniltetrazolyum klorür (TTC) indirgenmesi, membran geçirgenliğine etkileri ise β-galaktosidaz salınımı ile değerlendirilmiştir. Hücrelerdeki süperoksit anyon düzeyleri Nitroblue tetrazolyum (NBT) indirgenmesi yöntemi ile ölçülmüştür. ZnO NP’lere maruziyetin bakteri hücrelerinde neden olduğu morfolojik değişimler ise FE-SEM ile görüntülenmiştir. Karakterizasyon sonuçları her iki yöntemle sentezlenen ZnO NP’lerin kristal yapıda ve küresel morfolojiye sahip olduğunu göstermiştir. Y-ZnO NP’lerin partikül boyutlarının 5-65 nm aralığında, K-ZnO NP’lerin partikül boyutlarının ise 25-50 nm aralığında olduğu gözlenmiştir. Y-ZnO NP’lerin minimum inhibisyon konsantrasyonu (MİK) değerleri S. aureus ve E. faecalis için 62,5 µg/mL, S. mutans için 31,25 µg/mL olarak, K-ZnO NP’lerin MİK değerleri ise sırasıyla 250 µg/mL, 500 µg/mL ve 125 µg/mL olarak belirlenmiştir. Agar difüzyon yöntemi ile maksimum inhibisyon zonu Y-ZnO NP uygulamasıyla S. mutans’a karşı ölçülmüştür. Y-ZnO NP’ler 500 µg/mL konsantrasyonda S. aureus, E. faecalis ve S. mutans’ın biyofilm üretimini sırasıyla %82, %71 ve %93 oranında inhibe etmiştir. Aynı konsantrasyonda K-ZnO NP’ler ile elde edilen inhibisyon oranları ise sırasıyla %49, %41 ve %59’dur. Bu sonuçlar ile uyumlu olarak Y-ZnO NP’lerin biyofilm oluşumuyla doğrudan ilişkili olan EPS üretimini daha yüksek oranda inhibe ettiği tespit edilmiştir. Ayrıca, Y-ZnO NP’lerin bakteriyel solunumu K-ZnO NP’lere kıyasla daha yüksek düzeyde baskıladığı, hücre membran geçirgenliğini ve süperoksit anyon üretimini daha yüksek düzeyde artırdığı gözlenmiştir. FE-SEM analizleri, ZnO NP’lerin bakteri hücre morfolojisi üzerinde belirgin yapısal değişimlere yol açtığını göstermiştir. Y-ZnO NP’ler, K-ZnO NP’lere kıyasla hücre yüzeyine daha güçlü biçimde adsorbe olmuş, hücre etrafında yoğun partikül birikimleri oluşturmuştur. Elde edilen sonuçlar ZnO NP’lerin biyolojik aktivitelerinin yeşil sentez ile arttırılabileceğini ve yeşil sentez ZnO NP’lerin biyofilm oluşturma yeteneğine sahip patojenler ile mücadele için kullanım potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Öğe
Özel eğitime devam eden otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerin kendini yönetme ve karar vermede resim kartları ve senaryo temelli oyunlar kullanmanın etkililiğinin belirlenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Kılıç, Mehmet Salih; Arslantaş, Süleyman
Bu araştırma, özel eğitime devam eden otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanılı öğrencilerin kendini yönetme ve karar verme becerilerini geliştirmede resim kartları ve senaryo temelli oyunların etkililiğini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. OSB tanılı öğrenciler sosyal iletişim, problem çözme ve günlük yaşam becerilerinde çeşitli zorluklar yaşayabilmektedir. Bu zorluklar bağımsız yaşam becerilerinin kazanımını ve sürdürülmesini güçleştirebilmektedir. Bu nedenle, resimli kartlarla zenginleştirilen oyun temelli yaklaşımların öğrencilerin bağımsızlaşma sürecini ve sosyal uyumunu destekleyecek güçlü bir müdahale aracı olduğu düşünülmektedir. Araştırmada tek denekli araştırma desenlerinden denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Uygulama Konya ilinde bir özel eğitim sınıfına devam eden ve yaşları 13–14 arasında değişen üç OSB tanılı öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Öğretim oturumlarında resim kartları ve senaryo temelli oyunlar kullanılarak kendini yönetme ve karar verme becerileri sistematik şekilde öğretilmiştir. Senaryolar öğrencilerin günlük rutinleriyle ilişkilendirilmiş ve somutlaştırılmıştır. Süreç, yönerge verme, görsel ipucu sağlama, model olma ve pekiştirme gibi öğretim ilkeleriyle desteklenmiştir. Nicel veriler, Kendini Yönetme Becerisi Ölçüm Aracı ve Karar Verme Becerisi Ölçüm Aracı kullanılarak başlama düzeyi, öğretim süreci, izleme ve genelleme evrelerinde toplanmıştır. Kendini Yönetme Becerisi Ölçüm Aracı, 0, 1 ve 2 düzeylerinden oluşan dereceli puanlama anahtarıyla puanlanmış; hedef davranışlarda %70 ve üzeri başarı ölçütü esas alınmıştır. Karar Verme Becerisi Ölçüm Aracı’nda da performans puan aralığında değerlendirilmiştir. Tüm oturumlar video kayıt cihazı ile kayıt altına alınmıştır. Nicel veriler grafiksel analiz yöntemiyle değerlendirilmiş, performanstaki değişimler görsel olarak incelenmiştir. Nitel boyutta ise uygulamanın sosyal geçerliğini belirlemek amacıyla Sosyal Geçerlilik Formu aracılığıyla veli görüşmeleri yapılmış, veriler betimsel analizle çözümlenmiştir. Böylece uygulamanın sosyal geçerliği ile velilerin sürece ilişkin gözlemleri ortaya konmuştur. Bulgular resim kartları ve senaryo temelli oyunların OSB tanılı öğrencilerin kendini yönetme ve karar verme becerilerini geliştirmede etkili olduğunu göstermiştir. Katılımcıların öz bakım, problem çözme ve bağımsız hareket etme davranışlarında belirgin gelişmeler gözlenmiştir. Kazanımların izleme evrelerinde sürdürülebildiği ve farklı ortamlara genellenebildiği belirlenmiştir. Veli görüşmeleri de bu bulguları desteklemiştir. Veliler, görsel ve oyun temelli etkinliklerin çocukların motivasyonunu artırdığını ve öğrenmeyi daha anlaşılır hale getirdiğini belirtmişlerdir. Ayrıca becerilerin günlük yaşama aktarımının kolaylaştığını ifade etmişlerdir. Sosyal geçerlik kapsamında veliler, uygulamayı ev ortamına uyarlayabildiklerini ve resimli kartların hatırlatıcı bir işlev gördüğünü vurgulamıştır. Bu çalışma, resimli kartların ve oyun temelli yaklaşımların OSB tanılı öğrencilerin günlük yaşam becerilerini desteklemede uygulanabilir bir seçenek olduğunu göstermektedir. Çalışma, uzmanlara ve ailelere yönelik kanıta dayalı uygulama önerileri sunmaktadır.
Öğe
Hücre canlılık tespiti için iletim hattı tabanlı biyosensör tasarımı ve uygulaması
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Ateş, Taha Fatih; Özkan, Ali Osman
Tez çalışmasında, kanser hücre kültürlerinde sitotoksisite tespiti için kullanılan geleneksel biyolojik yöntemlere alternatif olabilecek, hızlı, tekrarlanabilir, işaretsiz ve non-invaziv bir ölçüm yöntemi geliştirilmiştir. Çalışmanın temel amacı, mikrodalga frekanslarında çalışan metamalzeme tabanlı bir Ayrık Halka Rezonatör (Split Ring Resonator-SRR) biyosensör sistemi tasarlamak, üretmek ve hücre canlılığı değişimlerini elektromanyetik parametreler üzerinden izleyebilmek ve sensör etkinliğini geleneksel yöntemler ile doğrulamaktır. Araştırmada, PANC-1 ve BxPC-3 pankreas kanseri hücre hatları seçilmiş ve Quercetin sitotoksik ajanının farklı dozlarda (10, 100, 500, 1000 µg/ml) ve farklı inkübasyon sürelerinde (24, 48, 72 saat) uygulandığı kültürlerde sitotoksik etkinin ölçümü hedeflenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, koaksiyel prob ve Vektör Ağ Analizörü kullanılarak hücre süspansiyonlarının 1–20 GHz aralığındaki dielektrik özellikleri belirlenmiş, canlı hücre yoğunluğundaki azalmaya paralel olarak dielektrik sabitinin (ε′) sistematik biçimde düştüğü saptanmıştır. Bu ilişki, hücre membranlarının kapasitif etkisine dayanan bir biyofiziksel model ile açıklanmıştır. Elde edilen dielektrik veriler kullanılarak çift modlu (1,4 GHz ve 2,6 GHz) SRR sensör tasarlanmış, optimize edilmiş ve prototip üretilmiştir. Deneysel ölçümler sonucunda, sitotoksisite arttıkça rezonans frekansının yüksek frekansa kaydığı ve S21 iletim katsayısının genlik değerinin azaldığı gözlenmiştir. Geliştirilen sensör, canlı hücrelerin oluşturduğu kapasitif etkinin kaybını elektromanyetik düzlemde başarıyla tespit etmiştir. Sensör verileri, eşzamanlı olarak yürütülen MTT hücre canlılık testi ve mikroskopi morfoloji analizleriyle karşılaştırılmış; her iki yöntemin sonuçları arasında çok güçlü pozitif korelasyon (r = 0,951,00) belirlenmiştir. Bu bulgu, mikrodalga sensörün hücre canlılığını güvenilir biçimde yansıtabildiğini göstermektedir. Ayrıca, elde edilen S-parametre verileri sınıflandırılmış ve farklı sitotoksisite seviyeleri %96 doğruluk oranı ile otomatik olarak ayırt edilebilmiştir. Regresyon modelleri kullanılarak MTT % canlılık değerleri sensör çıktılarından doğrudan tahmin edilmiş ve R = 0,97 korelasyon katsayısına ulaşılmıştır. Geliştirilen SRR tabanlı biyosensör; MTT gibi kimyasal reaktiflere ihtiyaç duymayan, düşük maliyetli, hızlı, tekrarlanabilir, taşınabilir ve otomasyona uygun bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Bu tez, kanser araştırmalarında hücre canlılığının elektromanyetik tabanlı olarak izlenmesine yönelik yeni bir yaklaşım sunmakta ve gelecekte gerçek zamanlı, çoklu parametreli biyosensör platformlarının geliştirilmesine öncülük etmektedir.
Öğe
Türk cami mimarisinde optimum akustik konfor parametrelerinin belirlenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Kaygısız, Ali; Semerci, Fatih
Antik dönemlerden itibaren "İyi akustik nedir? Nasıl sağlanır?" sorularına, deneme-yanılma yöntemi içerisinde sezgisel gözlemler ve deneyimlerle cevap aranmıştır. 20yy. başlarında Sabine tarafından reverberasyon süresinin tanımlanması ile birlikte bu arayış, belirli hesaplamalarla bilimsel bir temelde araştırma çabalarına dönüşmüştür. Sonraki süreçte yapılan çalışmalar, performans mekanının işlevsel gereksinimleri doğrultusunda akustik konforun ölçülebilir parametrelerle incelendiği çalışmalara evrilmiştir. Günümüzde yapılan çalışmalar, kendine has, daha özelleşmiş nitelikte akustik özelliklere sahip mekânlar üzerine odaklanmış durumdadır. Bu mekanlardan birisi de cami yapılarıdır. Bu çalışmanın konusunu, cami yapılarının kendine özgü akustik özellikleri ile klasik konuşma ve klasik müzik amaçlı yapılardan ayrılan bir akustik ortam olduğu varsayılarak, Türkiye'de yer alan camiler için optimum akustik konfor koşullarının belirlenmesi ve cami yapıları özelinde akustik konfor parametrelerinin optimum akustik konfor koşulları üzerinde etkisini incelemek oluşturmaktadır. Çalışma, cami yapılarının ebatları ve birbirlerine olan oranları, kubbe, mihrap, minber ve yüzey malzemelerinin biçim ve fiziksel özellikleri gibi akustik parametreleri etkileyebilecek mimari özelliklerden bağımsız olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Türkiye'de yeni tasarlanacak cami yapılarında mimari tasarıma yön verecek akustik konfor koşullarının sağlanabilmesi için referans akustik konfor parametre değerlerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu tez çalışmasında, nitel ve nicel araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemi olarak kapsamlı bir literatür taraması yapılmış ve uzman görüşlerine başvurulmuştur. Nicel araştırma yöntemi olarak ise simülasyon ve anket yöntemi uygulanmış, elde edilen sonuçların değerlendirilmesinde istatistiksel analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında camilerde yer alan eylemler, konuşma anlaşılabilirliği ve dini musiki başlıkları altında ele alınmıştır. Cami yapılarında, daha yavaş ve vurgulu hızda icra edilen konuşma eylemleri için klasik anlaşılabilirlik testleri yerine bu çalışma kapsamında geliştirilen özgün bir anlaşılabilirlik testi uygulanmıştır. Cami yapıları özelinde konuşma eylemleri ile dini musiki eylemleri bir arada değerlendirilerek, Türk cami mimarisinde optimum akustik konfor parametreleri belirlenmiş, literatürde yer alan optimum nesnel akustik konfor parametre kabulleri ile karşılaştırılmıştır.