Yazar "Kerimoğlu, Hürkan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 15 / 15
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Dirençli Glokom Olgularında Transskleral Diod Lazer Siklofotokoagülasyon(2012) Bitirgen, Gülfidan; Okka, Mehmet; Bozkurt, Banu; Doğru, İsmail; Kerimoğlu, Hürkan; Öztürk Turgut, Banu; Kamış, ÜmitAmaç: Medikal veya cerrahi tedavilerle kontrol edilemeyen ileri evre glokom olgularında transskleral diod lazer siklofotokoagülasyon (TSDLS) uygulamasının güvenilirliğinin ve etkinliğinin değerlendirilmesi. Gereç ve Yöntem: 2009-2011 yılları arasında TSDLS tedavisi uygulanan olgular retrospektif olarak incelendi. Tedavi öncesi ve sonrası göz içi basıncı (GİB) değerleri, görme keskinlikleri, kullanılan antiglokomatöz tedavi sayıları ve komplikasyonlar kaydedildi. TSDLS başarı kriteri, son kontrolde GİB ölçümünün 6-22 mmHg (ilaçlı ya da ilaçsız) olması olarak belirlendi. Sonuçlar: Çalışmaya 37 olgunun 37 gözü dahil edildi. Olguların yaş ortalaması 61,7317,13 yıl (19-80 yıl) ve ortalama takip süresi 8,065,81 ay (3-22 ay) idi. Tedavi öncesi ortalama GİB değerleri 38,688,94 mmHg, tedavi sonrası 2. haftada 26,4611,34 mmHg (p 0,01) ve son kontrolde 24,9710,84 mmHg (p0,01) idi. Olguların %40,5’inde son kontrolde ölçülen GİB değerleri 22 mmHg ve altındaydı. Göz başına ortalama diod lazer seans sayısı 1,480,73 olarak saptanırken birden fazla tedavi seansı gerektiren olgu sayısı 13 (%35,1) idi. Kullanılan antiglokomatöz tedavi etken madde sayısı tedavi öncesi 3,141,18 iken tedavi sonrası 2,761,23 olarak saptandı. Takip süresince olguların hiçbirinde fitizis bulbi ya da persistan hipotoni gelişmedi. Tart›flma: TSDLS uygulaması, dirençli glokom olgularında GİB düşürülmesinde etkin ve güvenilir bir tedavi yöntemidir. Aynı zamanda antiglokomatöz tedavi kullanımında azalma sağlayarak hastaların tedaviye uyumunu ve yaşam kalitesini artırmaktadır.Öğe Diyabetik Retinopati ve Diyabetik Maküla Ödeminde Patogenez(2018) Kerimoğlu, Hürkan; Türk, Hüseyin BuğraDiabetik retinopatinin (DR) patogenezi vasküler, inflamatuar ve nöronal mekanizmaları içeren karmaşık bir yapıdadır. Diabet retinada metabolik ve fizyolojik anomalilere neden olur ancak bunların diyabetik retinopatinin bilinen bulgularının gelişimine ne kadar katkısı olduğu aşikar değildir. Anjiyogenez ve inflamasyonun hastalığın patogenezi ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Hiperglisemi ve hipoksi tarafından tetiklenen moleküler mediatörler ve beraberindeki metabolik yolaklar doğrudan endotel hücrelerine etki ederek artmış vasküler geçirgenlik, endotel hücreleri arasındaki bağlantıların bozulması, lökostaz ve sonunda diyabetik maküler ödeme (DMÖ) neden olabilir. Moleküler mediatörler ve matabolik yolaklar arasındaki etkileşim, sinyal iletimi ve geri besleme mekanizmaları oldukça karmaşıktır ve tam olarak anlaşılamamıştır. Bu derlemede DR ve DMÖ gelişiminde rol oynayan mekanizmalar mikrovasküler ve moleküler seviyede ele alınmıştır.Öğe Evaluation of The Effect of Intraocular Silicone Oil on Retinal Nerve Fiber Layer Thickness in Patients Treated with Pars Plana Vitrectomy and Endolaser for Rhegmatogenous Retinal Detachment(2018) Mirza, Enver; Gündüz, Mehmet Kemal; Şatırtav, Günhal; Kerimoğlu, Hürkan; Mirza, Günsu DenizPurpose: To evaluate the effect of silicone oil (SiO) on retinal nerve fi ber layer thickness (RNFLT) by using optical coherence tomog-raphy in patients who underwent pars plana vitrectomy and SiO injection for retinal detachment.Material and Methods: A total of 50 eyes of 50 patients were retrospectively enrolled in this study. 34 patients (68%) were male,16patients (32%) were female. SiO was injected in 50 eyes and the healty fellow eyes (50 eyes) were evaluated as controls. RNFLT mea-surements were compared with the control eyes,one and three months after PPV and one month after SiO removal.Results: In siliconized eyes the temporal, inferotemporal,nasal,inferonasal quadrants and global measurements were signifi cantly thi-cker at fi rst month after PPV compared to controls (p0.001,p0.001,p0.044,p0.002,p0.001 respectively). Temporal quadrantand global measurements were signifi cantly thicker at third month after PPV (p0.001,p0.034). At fi rst month after SiO removal, thetemporal, nasal quadrants, global measurements were signifi cantly thicker (p0.004,p0.01,p0.018). Also siliconized eyes RNFLTmeasurements were evaluated between fi rst, second and third visit separately. Almost there was no signifi cant difference in quadrantsfor the measurements of the subsequent visits.Conclusions: A transient increase in RNFLT in some of the quadrants compared to the control eyes was found in the study due to thepresence of SiO in the globe.Öğe Günümüzde Fundus Floresein Anjiyografinin Yeri(2015) Kerimoğlu, HürkanFloresein anjiyografinin gelişimi retinal ve koroidal patolojilerin anlaşılabilirliğini artırmış, hem klinikte sıkça karşılaşılan retinal hastalıkların tanısında ve tedavisinin takibinde hem de bilimsel araştırmalarda standart görüntüleme yöntemi haline gelmiştir. Dijital görüntüleme, geniş açılı görüntüleme ve veri analizindeki teknolojik gelişmeler floresein anjiyografinin klinik ve araştırma amaçlı kullanımını daha da yaygınlaştırmıştır. Her ne kadar optik koherens tomografi retina kliniklerinde yaygın olarak kullanılmaktaysa da floresein anjiyografi retinal ve koroidal dolaşımların değerlendirilmesinde tercih edilen yöntem olarak önemini korumakta ve göz hekimleri için retinal hastalıkların tanısında vazgeçilmez bir tetkik olmaya devam etmektedir.Öğe Kubbe şekilli makülalı bir olguda eşlik eden foveal seröz retina dekolmanı - Klinik seyir ve literatür özeti(2017) Oltulu, Refik; Şatırtav, Günhal; Okka, Mehmet; Kerimoğlu, Hürkan; Mirza, EnverYüksek miyop hastalarda, optik koherens tomografi (OKT) ile görülen posterior stafi lom içerisindeki makülanın konveks protrüzyonu Gaucher ve arkadaşları tarafından Kubbe şekilli maküla (Dome Shaped Makula - KŞM) olarak tanımlanmıştır. KŞM'ya seröz retina dekolmanı (SRD), retina pigment epitel (RPE) düzensizlikleri veya koroidal neovaskülarizasyon (KNV) gibi görme keskinliğinin azalmasından sorumlu olan bazı komplikasyonlar eşlik edebilmektedir. Eşlik eden bu komplikasyonlara yönelik görüş birliğine varılmış bir tedavi şekli bulunmamaktadır.KŞM'ya eşlik eden SRD nedeniyle birkaç yıldır sağ gözde görme azlığı olan 51 yaşındaki kadın olgu kliniğimizde takip edilmekteydi. En iyi düzeltilmiş görme keskinliği (EİDGK) sağ gözde 6/10, sol gözde 10/10 düzeyindeydi. Yaklaşık 1 yıllık takibinde EİDGK'nin SRD'a rağmen stabil kaldığı gözlendi ancak 18. ayda subretinal sıvıda artış ve EİDGK'nde azalma meydana geldi. Bu nedenle hastanın sağ gözüne 1 ay ara ile 2 doz intravitreal Anti-VEGF (ranibizumab) enjeksiyonu yapıldı. Sonraki kontrollerinde enjeksiyona yanıt alınamadığı görüldü. Olgu ek müdahale yapılmadan yakın takip edildi. Son enjeksiyondan yaklaşık 8 ay sonra optik koherens tomografi (OKT) tetkikinde foveadaki SRD'nın spontan olarak yatıştığı ve sağ gözde EİDGK'nin 7/10 düzeyine çıktığı görüldü. SRD'nın spontan regresyonunu takiben hasta 6 ay aynı görme düzeyi ve nüks olmadan takip edildi. Bu olgu sunumunda SRD'nın eşlik ettiği komplike KŞM'lı bir hastanın yaklaşık 3 yıllık takibi sonucunda SRD'nın kendiliğinden gerilediği sürecin paylaşılması amaçlanmıştırÖğe Ön Kamara Bulanıklığının Gün İçi Değişimi(2015) Adam, Mehmet; Okka, Mehmet; Kerimoğlu, Hürkan; Pekel, Hamiyet; Turgut Öztürk, Banu; Bozkurt, Banu; Okudan, SüleymanAmaç: Laser flaremetre cihazı ile yapılan ön kamara bulanıklık ölçümlerin ideal zamanı ve tekrarlanabilirliğinin araştırılması. Gereç ve Yöntem: Kırk beş gönüllünün sabah saat 8.00da laser flaremetre cihazı ile ön kamara bulanıklık ölçümleri yapılmış ve bu ölçümler aynı gün saat 12.00 ve saat 16.00da tekrarlanmıştır. Bulgular: Gönüllülerin 25i (55,5) kadın ve 20si (44,5) erkekti ve ortalama yaşları 28,677,40 yıldı. Olguların oftalmolojik muayenelerini takiben alınan ortalama ön kamara bulanıklık ölçümleri sabah saat 8:00da 5,941,41 foton msn, saat 12de 5,651,45 foton/msn, saat 16.00da 5,791,20 foton/msn idi. Ölçümler arasında anlamlı bir farklılık saptanmadı (p0,08). Katılımcıların göz rengine göre yapılan alt grup analizinde de kahverengi, ela ve yeşil göz renkler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Korelasyon analizinde gün içinde alınan üç ölçümün de yaşla korele olduğu görülmüştür. Sonuç: Ön kamara bulanıklık ölçümlerinde sağlıklı bireylerde gün içerisinde anlamlı bir değişiklik saptanmamıştır ancak yaşla pozitif korelasyon göstermektedir. Bu nedenle gün içindeki tüm ölçümler güvenilirdir ve tekrarlanabilirliği yüksektir.Öğe Posterior Mikroftalmide Spektral Domain Optik Koherens Tomografi Bulguları(2014) Kayıtmazbatır Tınkır, Emine; Kerimoğlu, Hürkan; Özkağnıcı, Ahmet; Okudan, Süleyman; Öztürk Turgut, BanuBu olgu sunumunda iki posterior mikroftalmi olgusunun retinal spectral domain optik koherens tomografi (SD-OKT) bulguları sunulmaktadır. Bu amaçla uzağı net görememe şikayeti ile kliniğimize başvuran, yüksek hipermetropi saptanan beş ve yedi yaşlarındaki iki kardeşin bulguları incelendi. Posterior mikroftalmi tanısı konulan her iki olgunun biyomikroskopik ön segment muayenesi ve gonyoskopi bulguları doğal olarak saptandı ve aksiyel uzunlukları 17 mmden kısa olarak ölçüldü. Fundus muayenelerinde gözlenen papillomaküler katlantıların SD-OKT ile yapılan değerlendirmesinde katlantılara yalnız nörosensoriyel retinanın katıldığı izlendi. Katlantı altında intraretinal alanda yalnız birinci olguda bilateral kistler; subretinal alanda ise her iki olguda apeksi katlantı apeksi ile örtüşen üçgen şeklinde hiporeflektif alan gözlendi. SD-OKT posterior mikroftalmi olgularında tanı ve eşlik eden dejeneratif değişikliklerin takibinde yardımcı bir görüntüleme cihazıdır. Bu değişiklikler görme prognozu açısından da önemli olabilmektedir. (Turk J Ophthalmol 2014; 44: 240-2)Öğe Premacular Subhyaloid Hemorrhage Treated with Argon Laser Hyaloidotomy in a Pregnant Patient: Case Report(2016) Şatırtav Akdeniz, Günhal; Kerimoğlu, Hürkan; Refik, Oltulu; Gündüz, Mehmet KemalA 27-year-old female patient had applied to our clinic with complaint of sudden onset, painless and persistent loss of vision in the left eye starting after an airplane flight days ago. She was 26 weeks pregnant. Visual acuity in the left eye was counting fingers with normal anterior segment examination. On fundus exam, subhyaloid hemorrhage covering the macular region between the vascular arcades was noticed. After giving information about the pregnancy, compli-- cation risks and other treatment alternatives, drainage of the subhyaloid hemorrhage with Argon laser membranotomy treatment was performed. After laser treatment, drainage of the hemorrhage into the vitreous cavity and instant improvement of vision was observed with no complications. The visual acuity was 0.3 (Snellen chart) the following day and 0.9 on the third postoperative day. Premacular hemorrhage was completely drained at one month. No complications were observed on month follow--up. 532 nm lasers are present in most clinics and when proper parameters are selected, it proved to be an effective and safe alternative for treating premacular subhyaloid hemor-- rhage in our patient.Öğe Prematüre Retinopatisinde Tarama ve Tedavi Sonuçlarımız(2017) Müstakim, Halit; Şatiray, Günhal; Refik , Oltulu; Kerimoğlu, Hürkan; Özkağnici, Ahmet; Altunhan, HüseyinBu çalışmada, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi ve Göz Hastalıkları polikliniğinde takip ve tedavisi yapılan prematüre bebeklerde, prematüre retinopatisi görülme sıklığını saptamak ve tedavi sonuçlarının değerlendirmesi amaçlanmıştır. Ocak 2012 – Haziran 2014 tarihleri arasında takip edilen prematüre bebeklerin muayene bulguları incelendi, doğum haftası ve doğum ağırlıklarına göre gruplandırıldı. Bebeklerde prematüre retinopatisi gelişme oranı, evrelere göre dağılımı ve tedavi durumları değerlendirildi. Çalışma kapsamında 304 prematüre bebek değerlendirildi. Ortalama gestasyonel yaş 31.12.3 (24- 36) hafta, ortalama doğum ağırlığı ise 1587.58 454.49 (490-3300) gram olarak saptandı. Bebeklerin 75 tanesinde (%24.7) prematüre retinopatisi izlendi. Hastalık en sık Zon 2’de (45 bebek) görülürken, en az Zon 1’de (1 bebek) görüldü. En sık Evre 1 (43 bebek) hastalık görülürken, en az evre 3 (3 bebek) görüldü . Evre 4 ve evre 5 olan hasta izlenmedi. Yalnızca 1 bebekte agresif posterior prematüre retinopatisi tespit edildi. Prematüre retinopatisi saptanan bebeklerin 45 tanesinde (%60) Plus hastalık varlığı saptandı. Prematüre retinopatisi saptanan bebeklerin 22 tanesine (%29.3) argon lazer fotokoagülasyon tedavisi uygulandı. Tedavi uygulanan tüm hastalarda başarı elde edildi. Gestasyonel yaşı küçük ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde görülen prematüre retinopatisi görme kaybına sebep olabilen ciddi bir sağlık sorunudur. Bu hastaların takibi özenle yapılmalı ve gerekli görüldüğü durumlarda Argon lazer fotokoagulasyon tedavisi uygulanmalıdır.Öğe Santral seröz koriyoretinopati(2014) Şatırtav, Günhal; Kerimoğlu, Hürkan; Oltulu, RefikRetina kaynaklı görme kaybının sık görülen nedenlerinden biri kabul edilen santral seröz koriyoretinopati (SSKR), retina pigment epitelinde bir veya daha fazla fokal sızıntının olması sonucunda nörosensöriyel retinanın dekolmanı ile karakteri- zedir. Daha çok genç erkeklerde görüldüğü ve yıllık insidansının 10.000de 10 olduğu bildirilmiştir. Risk faktörleri arasında hiperkortisolism, A-tipi kişilik ve gebelik başta olmak üzere farklı nedenler gösterilmiştir. Akut, rekürren ve kronik olarak sınıflandırılan SSKRnin akut formu çoğunlukla 2-3 ay içerisinde düzelmektedir. Optik koherens tomografi fundus mua- yenesinde görülemeyen bulguların izlenebilmesi ve hastalık progresyonu takibinin yapılabilmesi için değerlidir. Fundus floresein anjiyografi, retina pigment epitelindeki sızıntıları gösterme ve bu noktaların fovea dışında olduğu durumlarda argon laser fotokoagulasyon tedavisinin yönlendirilmesi aşamasında yardımcıdır. Kesin tanının konulamadığı durumlarda, orta faz hiperfloresansın gösterilebilmesi için indosiyanin yeşili anjiyografiden yararlanılmaktadır. Üç aydan daha uzun süren akut formlarında ve kronik SSKRde tedavi planlanmalıdır. Tedavinin uzun dönem etkileri halen tam olarak bilin- memektedir. Tedavi seçenekleri arasında argon laser fotokoagülasyon, yarım-doz fotodinamik tedavi, mikropals diod laser, transpupiller termoterapi, intravitreal vasküler endotelyal büyüme faktörü enjeksiyonu ve farklı farmakolojik ajanlar sayılabilir. Prognoz başlangıç görme keskinliğine bağlıdır ve kronik ve büllöz SSKR olguları dışında çoğunlukla iyidir. Bu yazıda SSKRnin epidemiyolojisi, risk faktörleri, patofizyolojisi, sınıflandırması, tanı ve tedavi seçenekleri derlenmiştir.Öğe Spontaneous closure of macular hole induced by accidental nd: YAG laser injury(2013) Bakbak, Berker; Gedik, Şansal; Turgut Öztürk, Banu; Kerimoğlu, HürkanNeodymium:yttrium aluminum garnet (Nd:YAG) lazerin yol açtığı maküler deliklerin seyri, bu tip kazaların ender olmasından dolayı bilinmemektedir. Kaza ile Nd:YAG lazer hasarına bağlı maküler delik tanısı alan 47 yaşında erkek fizik uzmanı takibe alındı. Maküler deliğin boyutu azaldı ve vitre hemorajisi çekildi. Kaza ile yüksek enerjili Nd:YAG lazere maruz kalınması, retinada ciddi hasarlara neden olabilir. Ancak, lazere bağlı gelişen bu maküler delikler spontan kapanabilir. Lazere bağlı maküla hasarında, doğal seyri etkileyen en sık bulgular epiretinal membranın varlığı ve maküler deliğin boyutudur.Öğe Suçiçeği Geçiren Bir Çocukta Granülomatöz Ön Üveit, İnternal Oftalmopleji ve Retinal Vaskülit(2013) Donbaloğlu, Meryem; Kerimoğlu, Hürkan; Bozkurt, Banu; Turgut Öztürk, BanuBu olgu sunumunda suçiçeği esnasında granülomatöz ön üveit, internal oftalmopleji ve retinal vaskülit gelişen bir olgu tartışıldı.Dokuz yaşında bir kız çocuğu sağ gözde bulanık görme ve kızarıklık şikayetiyle tarafımıza başvurdu. Her iki göz düzeltilmiş görme keskinlikleri 20/20 düzeyindeydi. Sağ göz direkt ve indirekt ışık reaksiyonları negatifti ve pupil dilate idi. Biyomikroskopik muayenede sağ göz korneada orta büyüklükte granülomatöz keratik presipitatlar ve ön kamarada yoğun hücre reaksiyonu mevcuttu. Fundus muayenesi normaldi. Hastanın tüm vücudunda kırmızı renkte papüller lezyonları görülmesi üzerine suçiçeğine sekonder granülomatoz ön üveit tanısıyla sistemik ve topikal asiklovir ve steroid, antihistaminik süspansiyon, izolasyon ve günlük takip önerildi. Altıncı günde keratik presipitat ve hücre reaksiyonu azalırken, retinada tuzbiber manzarası izlendi. Onuncu günde retinanın nazal ve temporaperifer kadranlarında görülen perivasküler kılıflanma 4. haftada tamamen geriledi ve ilaçlar azaltılarak kesildi. Suçiçeğinde ön üveit sık görülmesine rağmen, 3 farklı tutulumun görülmesi son derece nadirdir.Öğe Unilateral Tekrarlayan Ön Üveit ile Tanı Alan Mesane Karsinomu(2016) Şatırtav, Günhal; Donbaloğlu, Meryem; Oltulu, Refik; Oltulu, Pembe; Kerimoğlu, Hürkan; Özkağnıcı, AhmetSağ gözünde son 10 ay içinde 3 kez tekrarlayan tek taraflı ön üveit ile takip edilen 79 yaşında erkek hasta, sağ gözde görme keskinliği parmak sayma düzeyinde, biyomikroskopik muayenesinde hipopiyonlu ön üveit ve vitritis ile başvurdu. Sol göz muayenesi doğal idi. Hasta göz içi yabancı cisim, lenfoma, sistemik hastalık ve malignensi yönünden araştırıldı. Hastada bilgisayarlı tomografi ile mesanede kitle saptandı ve yapılan biyopsi sonucu mesane karsinomu olarak rapor edildi. Transüretral yolla kitle eksizyonu yapılan hastanın iki yıllık takibinde üveit atağı izlenmedi. Hastanın ameliyatından iki yıl sonra yapılan muayenesinde sağ gözde görme keskinliğinin ışık hissi olduğu görüldü ve biyomikroskopik muayenesinde seklusio pupilla ve matür katarakt saptandı. Oküler ultrasonografide vitreusta kondensasyon artışı izlenmedi. Yazımızda tekrarlayan üveit ve mesane karsinomu birlikteliği tartışılmaktadır. Bilindiği kadarıyla olgumuz, tek taraflı tekrarlayan ön üveit ile mesane karsinomu tanısı almış ilk hastadır.Öğe Vitrektomize Gözlerde İntravitreal Anti-VEGF İlaç Enjeksiyonları(2018) Kerimoğlu, Hürkanİntravitreal anti-vasküler endotelyal büyüme faktörü (anti-VEGF) enjeksiyonları günümüzde retina sahasında en çok uygulanan tedavi yönte-midir. Klinisyenler anti-VEGF tedavisi uygulanan gözlerde pars plana vitrektomi gerektiren durumlarla karşı karşıya kalmakta ve birçok hasta-da arka segment hastalığının kronik ve rekürren doğasından dolayı intravitreal enjeksiyonlara cerrahiden sonra da devam etmek gerekmektedir.Vitrektomize gözlerde ilaç klirensinin arttığı ve etkinliğinin azaldığı genel kabul görmektedir. Anti-VEGF ilaçlarla yapılan geniş serili klinikçalışmaların çoğu vitrektomize olmayan gözlerde yapılmış olup vitrektomize gözlerde bu ilaçlarla tedavi etkinliğinin nasıl bir değişim gös-terdiği sorusuna yanıt vermezler. Vitrektomize gözlerde intravitreal anti-VEGF konsantrasyonunu vitrektomize olmayan gözlerle kıyaslayanaz sayıda hayvan çalışması olsa da eldeki verilerle vitrektomize insan gözlerinde kesin yargıya varabilmek zor görünmektedir. Bu derlemedevitrektominin anti-VEGF ilaçların farmakokinetiğine ve klinik sonuçlara olan etkisini irdelemeyi amaçladık.Öğe Yaşa Bağlı Maküla Dejenerasyonunda Anti-VEBF İlaçların Retinada Yaptığı Değişiklikler(2015) Donbaloğlu, Meryem; Gündüz, Mehmet Kemal; Kerimoğlu, Hürkan; Şatırtav, Günhal; Oltulu, Refik; Karaibrahimoğlu, AdnanAmaç: Yaşa bağlı maküla dejenerasyonunda intravitreal anti-VEBF ajanların retinada yaptığı değişikliklerin spektral optik koherens tomografi (OKT) ile değerlendirilmesi.Gereç ve Yöntem: Eksüdatif yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (YBMD) olan 78 gözde, spektral OKT ile retina sinir lifi tabakası (RSLT) ve maküla kalınlıkları intravitreal anti-VEBF enjeksiyonları öncesinde ve 6 enjeksiyon sonrasında kaydedilerek karşılaştırıldı. Sonuçlar: Anti-VEBF enjeksiyonları sonrasında, RSLT kalınlığı 103.242.06 µ'dan 101.171.49 µ'na geriledi (p0.362). Maküla kalınlığı 420.1516.79 µ'dan 358.5913.52 µ'a geriledi (p0.001). Tartışma: Anti-VEBF ajanlar yaşa bağlı maküla dejenerasyonunda maküla kalınlığında anlamlı azalmaya neden olurken, RSLT kalınlığında anlamlı olmayan azalmaya neden olmaktadır.