Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Büyük Selçuklu Devleti'nde Melikşah sonrası vezâret makamı ve Nizâmülmülk oğullarının vezirlikleri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Demirel, Selma; Dadan, Ali
Bu çalışma, Büyük Selçuklu Devleti’nde Sultan Melikşah ve veziri Nizâmülmülk’ün 1092 yılında peş peşe vefatlarından sonra ortaya çıkan siyasal süreci ve özellikle vezâret makamının geçirdiği dönüşümü incelemektedir. Araştırmada, Nizâmülmülk’ün oğulları İzzülmülk, Müeyyidülmülk, Ziyâülmülk, Fahrülmülk ve Şemsülmülk’ün vezirlikleri ele alınmış; onların devlet yönetimindeki rolleri, başarı ve zaafları klasik ve modern kaynaklar ışığında değerlendirilmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın amacı, kapsamı, yöntemi ve kaynakları açıklanmış; birinci bölümde Selçuklu vezâret makamının yapısı, işleyişi ve Nizâmülmülk’ün hayatı ile hizmetleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise beş oğul vezirin biyografileri, siyasi faaliyetleri, dönemlerindeki olaylar ve özellikle Nizâmiye Medreseleri ile Bâtınî tehdidi karşısındaki tutumları aktarılmıştır. Araştırmada, Nizâmülmülk’ün temsil ettiği siyasal deha, ahlaki tutarlılık ve kurumsal derinliğin oğulları tarafından sürdürülemediği sonucuna ulaşılmıştır. Vezâretin liyâkatten ziyade soy bağı ve siyasi denge gözetilerek dağıtılması, makamı “hanedan içi rant” aracı hâline getirmiş; kardeşler arası rekabet ve taht mücadeleleriyle birleşince kurumsal otorite zayıflamıştır. Müeyyidülmülk, Fahrülmülk ve Ziyâülmülk nispeten başarılı hizmetler sunsalar da, değişen sultanlar, iç savaşlar ve Bâtınî tehdidi etkili bir devlet politikasının oluşmasına mâni olmuştur. Sonuç olarak, Melikşah sonrası vezâret makamı Selçuklu devlet aklını temsil eden güçlü konumunu kaybetmiş; idarî istikrarsızlık ve ideolojik liderlik eksikliği, devletin çözülme sürecini hızlandırmıştır. Bu bulgular, Selçuklu vezâretinin tarihî gelişimi ve İslam siyasî kurumlarının evrimi açısından önemli ipuçları sunmaktadır.
Öğe
Şanlıurfa'nın dini tarihi ve taş tepeleri: Göbeklitepe ve Karahantepe
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Oğuz, Ebubekir; Aras, Ahmet
Şanlıurfa’da dini hayatın tarih öncesine kadar dayandığını gösteren arkeolojik ve Dinler Tarihi verileri buradaki dini yaşamın zenginliğini de gözler önüne sermiştir. Spesifik bir alan oluşturan Göbeklitepe ve Karahantepe’nin bu zenginliğe nedenli öncülük ettiği ortaya çıkan buluntularla daha da önem kazanmıştır. Bu iki önemli Neolitik merkezin ritüellere ev sahipliği yapmasının yanı sıra burada kollektif bir bilincin devrede oluşu Dinler Tarihi adına ayrıca dikkat çekicidir. Hakkında derinleşme fırsatı doğan verilerle ve yeni Neolitik Merkezlerin de ortak bir projeyle (Taş Tepeler) ortaya çıkarılmaya başlanmasıyla bu merkezlerin ritüel maksatlı yapıldığı savını her geçen gün daha da güçlendirmektedir. Göbeklitepe’nin buluntuları Neolitik araştırmalara çok büyük bir katkı sunmuş, bilim disiplinleri arasında heyecan oluşturmuştur. Ancak bu tarih öncesi buluntuları daha iyi anlamak onun son dönem çağdaşı Karahantepe’yle daha mümkün hale gelebilmiştir. Karahantepe Göbeklitepe’ye adeta bir ayna olabilecek buluntulara sahiptir diyebiliriz. Benzeri yapıların burada daha anlaşılır halini görüyoruz. Falluslu adam heykeli gibi buluntular ritüele dair izleri daha da kuvvetlendirmiştir. Çünkü Karahantepe erginlik töreni yapıldığına dair güçlü ipuçları sunmaktadır. Ayrıca T biçimli taşların Karahantepe’de antropomorfizm belirtilerini daha belirgin taşıması Göbeklitepe’de bulunan T biçimli taşların daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. Bu iki merkezdeki alanların benzer şekilde yapılmış olması ritüel maksatlı yapıldığı tezini kuvvetlendirmektedir. Taş Tepeler dahil olmak üzere Şanlıurfa’daki Neolitik merkezlerin salt yerleşim yeri olma ihtimali açığa çıkarılan her yeni buluntuyla daha da zayıflamıştır.
Öğe
Zehratü'l-Kulûb adlı eser (metin inceleme)
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) İnoğlu, Ayşe; Pekparlatır, Selçuk
Arap Dili, İslami ilimlerin özüdür ve bu ilmi anlayıp hakkıyla kavrayabilmek için bu dile tüm hatlarıyla hâkim olmak büyük bir önem taşımaktadır. Bu derece önemsenmesinin nedeni hiç şüphesiz onun başta Kur’an-ı Kerim’in dili olmasıdır. İslam âlimleri dil eğitimine önem vermiş ve bu alanda var güçleriyle çalışmışlardır. Bu çalışmaları da arkalarında çok kıymetli eserler bırakmalarına vesile olmuş ve bu eserler ilim talebeleri tarafından oldukça fazla teveccühe mazhar olmuştur. Sarf ilmi İslam âlimlerinin sistemleştirmiş olduğu Arapça gramerinin ana dallarından birini teşkil etmektedir. Emsile ise sarf ilmi üzerine yazılmış uzun yıllar medreselerde okutulagelmiş bir kaynaktır. Bu kıymetli kitap üzerine daha anlaşılır olabilmesi için çokça şerhler yazılmıştır. Bu tez çalışmasında tahkiki yapılmış olan “Zehratü’l-Kulûb” adlı eserde bu şerhlerden birisidir. Çalışmada bu eserin kütüphanelerin yazma eserler bölümünde bulunan nüshalarına ulaşılmış olup bu nüshaların karşılaştırılması yapılıp, tahkiki ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca sarf ilmi ve kaynakları, “Zehratü’l-Kulûb” adlı bir nüshası bulunan Şerhu’l-Emsile adlı eserin müellifi Seyyid Ahmed b. Mustafa el-Le’âlî Efendinin yaşadığı dönem, hayatı, eserleri ve bu eserlerin içerikleri zikredilmiştir. Bunlarla birlikte müellifin önemli bir şahsiyet olduğu, birçok alanda değerli eserleri ve çalışmaları olduğu ve başta İslami ilimler, edebiyat, hat, dil gibi alanlarda yetkinliği olduğu görülmüştür. Ayrıca tahkiki yapılan eserin sarf ilminden bir Emsile eseri olması, Emsilenin Arapçadaki önemine binaen bizleri çalışmada önemli, dikkatli ve arzulu bir çalışmaya sevk etmiştir.
Öğe
Dini çeşitlilik problemine Keith Ward'ın ılımlı-çoğulcu yaklaşımı
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Özelçi, Haticetül Kübra; Dalkılıç, Bayram
Bu çalışma dinî çeşitlilik problemine bir yanıt olarak dinî çoğulculuk ile ilgilidir. Bu çalışmada Keith Ward’ın (1938-) dinî çeşitliliğe yaklaşımı incelenmektedir. Ward, John Hick’in (1922-2012) çoğulculuğunu katı çoğulculuk olarak nitelemektedir. Ward katı çoğulcu yaklaşımları kabul etmemektedir. O, aynı zamanda dinî dışlayıcılığın ve dinî kapsayıcılığın da dinî çeşitlilik problemine çözüm olmadıklarını iddia etmektedir. Bu çalışmada Ward’ın ılımlı çoğulcu bir yaklaşım sunduğu iddia edilmektedir. Ward, dinî inançlar arasında seçim yapmayı sağlayabilecek rasyonel ölçütün olduğunu savunmaktadır. Bu açıdan o, bütün dinleri eşdeğer görmemektedir. Ward, bazı dinî ifadeleri literal anlamlı olarak almaktadır. Hick’in katı çoğulculuğunda ise dinî inanç ifadeleri metaforik, mitolojik anlamlıdır. Kurtuluş sorunu ile ilgili olarak da Ward, bütün insanların kurtuluşa erişme olasılığının sonsuz olması gerektiğini iddia etmektedir. Ward’ın yaklaşımının çoğulcu olarak sınıflandırılmasında asıl neden onun hiçbir dini kural koyucu olarak görmemesidir. Çalışmada dinler arasında hoşgörünün sağlanabilmesi için ortak dinî ilkelerin tespit edilmesinin gerektiğine; eleştirel gerçekçi teorinin epistemoloji anlayışına uygun olarak dinî inançlar arasında rasyonel yargılamanın yapılabileceğine varılmaktadır.
Öğe
C tipi kişilik ve algılanan otantik liderliğin işe tutkunluk üzerindeki etkisi: hizmet sektöründe bir araştırma
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Bilgin, Şeyma; Öğüt, Adem
Araştırmada, beş yıldızlı otel çalışanlarının C tipi kişilik özellikleri ile algıladıkları otantik liderliğin, işe duydukları tutku üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Konya İl Merkezi’nde faaliyet gösteren on farklı beş yıldızlı otelde görev yapan 242 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen ankette C-Tipi Kişilik, Otantik Liderlik ve Tutkunluk Ölçekleri kullanılmıştır. Katılımcılardan gönüllülük esasına dayalı bilgilendirilmiş onam alınmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS 22.0 ve Jamovi 2.7.2 programlarıyla analiz edilmiş; doğrulayıcı faktör analizi, t-Testi, ANOVA, korelasyon ve regresyon gibi nicel yöntemlerle incelenmiştir. Bulgulara göre, doğrulayıcı faktör analizleriyle ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirliği doğrulandıktan sonra, t-testi ve ANOVA sonuçları cinsiyet, medeni durum ve yaşa göre anlamlı farklılık ortaya koymamış; mesleki deneyim otantik liderlik algısında, öğrenim ve gelir düzeyi ise C tipi kişilikte farklılık yaratmıştır. Korelasyon analizleri, C tipi kişilik ile tutkunluk arasında zayıf, otantik liderlik algısı ile tutkunluk arasında ise orta düzeyde pozitif ilişkiler olduğunu, ayrıca C tipi kişilik ile otantik liderlik arasında anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermiştir. Regresyon sonuçları ise C tipi kişiliğin (R²= 0.06, p< 0.001) ve otantik liderlik algısının (R²= 0.22, p< 0.001) işe tutkunluk üzerinde pozitif ve anlamlı etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Bu araştırma, özellikle içe dönük ve uyum eğilimli bir yapı olan C tipi kişiliğin, örgütsel psikoloji literatüründe az çalışılmasına rağmen pozitif örgütsel çıktılarla anlamlı şekilde ilişkilendirilmiş olması araştırmaya özgün bir katkı sağlamaktadır. Otantik liderliğin işe tutkunluğu en güçlü biçimde etkileyen unsur olarak öne çıkması ise liderlik tarzlarının çalışan bağlılığındaki kritik rolünü göstermektedir.