Necmettin Erbakan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Erbakan, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Bir işletmenin yıllık enerji kaynakları kullanımı sonucu sera gazı emisyonunun belirlenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Eroğlu, Melek; Oğuz, Hidayet
Değişen ve gelişen dünya düzeninde, kaynakların sınırsızmışçasına kullanımı kaynaklı çeşitli çevresel sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bunların en başında çevre kirliliği ve iklim değişikliği gelmektedir. Enerji kaynaklarının bilinçsizce kullanımı, kaynakların tükenmesine ve küresel ısınmaya yol açmaktadır. Küresel ısınmada en önemli pay sera gazı etkisidir. Dünyamız, üzerine düşen Güneş ışınlarının yanında, Dünya’dan yansıyan Güneş ışınlarıyla da ısınır. Dünya’dan yansıyan Güneş ışınlarının atmosferde absorbe olma olayına sera etkisi denmektedir. Kyoto Protokolünde, Karbondioksit (CO2), Metan(CH4), Nitröz Oksit(N2O), Hidrofluorokarbonlar (HFCs), Perfluorokarbonlar (PFCs) ve Kükürt Heksaflorür (SF6) sera gazı olarak adlandırılmıştır. Doğal kaynaklı olduğu gibi sanayileşme kaynaklıda çeşitli tepkimeler sonucunda sera gazları meydana gelmektedir. Çevre bilincinin artması ve gelecek nesiller için yaşanılabilir bir Dünya için sera gazı emisyonlarını azaltmamız gerekmektedir. Gerekli azaltma işlemlerinin başlayabilmesi için sera gazı hesaplaması ve buna yönelik önlemler alımlıdır. Bu nedenle işletmeler sera gazı emisyon kaynaklarını ve buradan meydana gelen emisyonları hesaplayarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bildirmektedirler. Bu çalışmada Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Raporlanması Hakkında Tebliğ’i kılavuz olarak alınarak Bir İşletmenin Yıllık Enerji Kaynakları Kullanımı Sonucu Sera Gazı Emisyonunun Belirlenmiştir. Çalışmada faaliyet verileri, Ulusal Envanter Raporu ve Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Raporlanması Hakkında Tebliğ verilerinden yola çıkarak tesisin yıllık tahmini toplam sera gazı emisyonu 1.118.691,00 tCO2e/yıl belirlenmiştir. Bunun yanısıra işleme hesaplama temelli yöntem kullanarak sera gazı emisyonu 399.991,05 tCO2e/yıl hesaplanmıştır. Bu fark, sera gazı emisyon hesaplamalarında emisyon kaynağından alınan verilerin daha spesifik ve daha doğru olmasından kaynaklıdır.
Çok amaçlı demontaj hattı dengeleme problemi için dağınık arama algoritması tabanlı yeni bir yaklaşım
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Orhan, Hediye; Haklı, Hüseyin
Birden çok malzemenin bir araya gelmesiyle ürün oluşmakta; bu malzemeler iş akış hattı boyunca iş gücü veya donanım kullanılarak istasyonlar arasında aktarılmaktadır. Ürünü meydana getiren işlemlerin belirli bir düzen içerisinde istasyonlarda sıralanmasıyla montaj hattı, bu sürecin tersi olan planlı söküm süreçleriyle ise demontaj hattı ortaya çıkmaktadır. Demontaj, sürdürülebilir üretim yaklaşımında geri dönüşüm, yeniden kullanım, tamir ve bertaraf süreçlerinin verimli yönetilmesi açısından kritik bir aşamadır. Bu nedenle demontaj operasyonlarının dengeli ve sistematik biçimde modellenmesi, hem kaynak kullanımını iyileştirmekte hem de endüstriyel geri kazanım süreçlerinin standartlaştırılmasına katkı sunmaktadır. Bu tez çalışmasında, bir NP-Hard problem olarak ele alınan Demontaj Hattı Dengeleme (DHD) Problemi, Dağınık Arama (Scatter Search –SS) algoritması ile optimize edilmiştir. Tasarlanan model yapısı üç temel kısıt ve dört uygunluk fonksiyonu üzerine inşa edilmiş olup algoritmanın başarımını değerlendirmek amacıyla hem referans literatür veri setleri (SALBP ve UALBP) hem de endüstriyel veri setleri kullanılmıştır. Çözüm kalitesini etkileyen yapılandırma parametrelerinin performansa etkisini ortaya koymak için yedi farklı çaprazlama operatörü dahil edilmiş; ayrıca görev sırası geçerliliğini korumaya yönelik deterministik ve stokastik öncelik onarma yöntemleri karşılaştırmalı olarak uygulanmıştır. SS algoritmasının önemli bileşenlerinden biri olan Referans Küme Boyutu (RFC - Reference Set Size) parametresi ise 20, 18, 16, 14, 12 ve 10 değerlerinde test edilerek, en verimli kombinasyonların tespiti amaçlanmıştır. Değerlendirme sürecinde çözümlerin kalitesi yalnızca uygunluk değerleri üzerinden değil, aynı zamanda hesaplama yükü, yakınsama davranışı ve çözüm üretim maliyeti gibi FEs (Function Evaluations) ve çalışma süresi göstergeleri dikkate alınarak analiz edilmiştir; ancak ayrıntılı metrikler bulgular bölümünde detaylandırılmıştır. Deneysel analizler sonucunda en yüksek çözüm başarısı, RFC 18, stokastik tip 1 öncelik onarma fonksiyonu ve tüm çaprazlama tekniklerinin birlikte kullanıldığı Birleşik Çaprazlama yaklaşımı kombinasyonunda elde edilmiştir. Referans test veri setleri üzerinde yapılan karşılaştırmalarda, literatürdeki sonuçlara göre 40 verinin 17’sinde SS algoritması daha iyi çözümler üretmiş, 5 adet veride ise eşdeğer sonuçlar elde edilmiştir. Endüstriyel veri setlerinde ise 6 adet verinin 3 tanesinde en iyi performansa ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, önerilen yöntemin demontaj hattı verimliliğini artırmada etkili olduğunu ve hem akademik veri kümelerinde hem de gerçek üretim ortamlarında ölçeklenebilir, etkin ve rekabetçi bir çözüm sunduğunu göstermektedir.
Konya ili sera gazı emisyon envanterinin (2022-2024) çıkarılması
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025) Çelebi, Mustafa Cihan; Kunt, Fatma
İklim değişikliği; sıcak hava dalgaları, kuraklıklar, şiddetli yağışlar, şiddetli rüzgârlar ve orman yangınları gibi tehlikeler ile kentleri ve insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. “Karbondioksit (CO2)”, “metan (CH4)”, diazotmonoksit (N2O) gibi başlıcalarını oluşturan sera gazlarının; fosil yakıt kullanımı, orman alanlarının ve yutak alanların tahrip edilmesi, sanayileşme, tarım ve hayvancılık gibi faaliyetler sonucunda atmosferde gözlenen artışı sebebiyle günümüzde iklim değişikliğinin küresel boyutta etkileri görülmektedir. Bu tez çalışmasında, Konya ili için 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait sera gazı emisyon envanteri hazırlandı. Çalışma, Küresel Protokol (GPC) Basic Plus metodolojisine göre gerçekleştirildi. Emisyon kaynakları beş ana kategori altında incelendi. Sabit enerji kaynakları (konut, ticari ve kurumsal binalar, imalat, sanayi ve inşaat), ulaşım, atık ve atıksu, endüstriyel prosesler ile tarım, orman ve hayvancılık. Sabit enerji kaynakları kapsamında konutların, ticari ve kurumsal binaların, kamusal binaların, imalat, sanayi ve inşaat sektörlerinin enerji tüketimleri analiz edildi. Ulaşım kategorisinde akaryakıt tüketimi kaynaklı sera gazı emisyonları değerlendirildi. Atık ve atıksu kategorisinde evsel atıklar, düzenli depolama sahaları ve atıksu arıtımından kaynaklanan emisyonlar hesaplandı. Endüstriyel proses kategorisinde Konya ilinde faaliyet gösteren çimento fabrikasının proses kaynaklı sera gazı emisyon miktarı hesaplandı. Tarım, orman ve hayvancılık kategorisi ise büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığına dayalı olarak metan salımı açısından ele alındı. Her bir kategori için ilgili yıllara ait faaliyet verileri toplandı. IPCC, DEFRA, Ulusal Envanter ve GPC rehberleri doğrultusunda uygun yaklaşımlar, parametreler, faktörler kullanılarak sera gazı emisyon hesaplamaları yapıldı. Yapılan hesaplamalar neticesinde 2022 yılında 13.879.014 tCO2e, 2023 yılında 14.442.060 tCO2e ve 2024 yılında ise 15.566.785 tCO2e sera gazı emisyonu ortaya çıktı. 2022-2024 yılları arasında toplam envanterde %12.16’lık bir artış olduğu görüldü. Envanterde en yüksek pay %24.8 ile ulaşım sektörüne ait olurken ikinci sırada ise %21.42 ile tarım, orman ve hayvancılık sektörü ön planı çıktı. Çıkan emisyon sonuçları 2022-2023-2024 yılları arasında karşılaştırıldı ve sektörler ile ilgili azaltım eylem planları önerildi.
Özel yetenekli öğrencilerin dikkat düzeyleri ile bilişsel yetenekleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Münez, Burak; Kaynar, Hamza; Eker, Abdullah
Bu araştırmanın amacı özel yetenekli öğrencilerin dikkat düzeyleri ile bilişsel yetenekleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2025–2026 eğitim öğretim yılında Manisa ilinde yer alan iki ayrı Bilim ve Sanat Merkezinde öğrenim gören 5. sınıf düzeyindeki 52 özel yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin 34’ü erkek, 18’i kız öğrencidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğrencilerin dikkat düzeylerini belirlemek amacıyla d2 Dikkat Testi, bilişsel yeteneklerini belirlemek amacıyla ise Temel Kabiliyetler Testi (TKT 7–11) kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel veri analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin dikkat düzeyleri ve bilişsel yetenek puanlarının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla bağımsız örneklemler t-testi uygulanmış, dikkat düzeyi ile bilişsel yetenekler arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre özel yetenekli öğrencilerin Temel Kabiliyetler Testi alt boyutları olan dil yeteneği, şekil-uzay yeteneği, akıl yürütme yeteneği, ayırt etme yeteneği ve sayı yeteneği puanlarının cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca d2 Dikkat Testi sonuçları ile Temel Kabiliyetler Testi alt boyutlarından sadece şekil-uzay yeteneği ve Temel Kabiliyetler Testi toplam puanında anlamlı ilişki bulunmuş ancak düşük-orta düzeyde ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bulgularda özellikle görsel işlemleme ile ilişkili bilişsel alanların dikkat performansı ile daha güçlü ilişkiler gösterdiğini ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçları, özel yetenekli öğrencilerde dikkat süreçlerinin bilişsel performansla ilişkili önemli bir değişken olduğunu göstermektedir. Öğrencilerin bilişsel düzeylerini olumsuz yönde etkileyen düşük uyarıcı içeren öğrenme ortamlarının dikkat kaybına neden olabileceği göz önünde bulundurularak öğretim etkinliklerinde farklılaştırma, zenginleştirme uygulamaları arttırılmalıdır.
Rast makâmı perde frekanslarının su üzerindeki etkileri
(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Sağrıcı, Murat; Gönül, Mehmet
Bu çalışma, temassız bir ortamda akustik levitasyon yöntemiyle havada sabit tutulan su damlalarına uygulanan ses frekanslarının, özellikle Türk müziği makâm sistemine ait Rast makâmı perde frekanslarının, suyun yüzeyinde oluşturduğu geometrik desenler üzerindeki fiziksel etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, suyun herhangi bir yüzeyle temas etmeden yalnızca frekans uyarımı altında sergilediği davranışları gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda 40 kHz taşıyıcı ultrasonik dalgalarla oluşturulan kararlı bir akustik alan içerisinde su damlaları havada asılı tutarak farklı perde frekanslarına maruz bırakılması sağlanmıştır. Çalışmada belirli frekansların su yüzeyinde daha düzenli titreşimli desenler oluşturması gözlemlenmiş, ayrıca 440 Hz’in su üzerindeki etkileri, yakın frekanslarla farkları ortaya konarak deneysel gözlemlerle incelenmiş, mukayeseler yapılmıştır. Bu yönüyle bu çalışma, Türk müziği makâm sisteminin fiziksel ve titreşimsel temelleriyle ilgili veriler sunmaktadır. Çalışmanın sonucunda, temassız akustik levitasyon ortamında su damlacıklarına uygulanan müzikal frekansların, özellikle Türk müziği makâm sistemine ait perde frekanslarının, suyun fiziksel davranışları ve geometrik düzenli desen oluşumları üzerinde ölçülebilir etkiler meydana getirdiğini kanıtlarıyla ortaya koyulmuştur.




















