Fen Bilimleri Enstitüsü Tez Koleskiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Makine öğrenmesi ve görüntü işleme yöntemleriyle orman yangını erken uyarı ve risk analizi: Çevresel verilerin entegrasyonu(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Arıkan, Ahmet Eşref; Uzun, YusufDünyadaki iklim değişikliği sebebiyle günden güne etkisi ve zararı artan orman yangınlarına karşı güncel teknolojik altyapılar kullanılarak daha hızlı ve etkili müdahaleler geliştirilmesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasında ülkemizdeki orman yangını riski taşıyan bölgelerden bir tanesi seçilmiş olup bu bölgede meteorolojiden gelen anlık değerleri ve uydudan alınan görüntüleri kullanarak son kullanıcıyı bilgilendiren yapay zeka tabanlı, pilot bir orman yangını erken uyarı sistemi geliştirilmiştir. İlgili bölgeden alınan görüntüler ızgara(grid) sistemi ile küçük ve eş parçalara ayrılmış ve her birisi için ayrı ayrı risk durumu tespit edilmiştir. Sistemin karar mekanizması oluşturulurken farklı makine öğrenme algoritmaları mukayese edilmiş ve sistem üzerinde test edilmiştir. Yapılan test sonuçları, ağaç tabanlı makine öğrenmesi algoritmalarının en doğru sonuçları ürettiği yönündedir. Karar Ağacı algoritmasının işleyişinin oldukça şeffaf olması ve hızlı sonuç üretebilme yeteneği nedeniyle bu algoritma, sistemin ana karar vericisi olarak seçilmiştir. Tasarlanan sistemin oldukça hassas olan afet yönetim sürecinde, yanlış-negatif(FN) hataları yapmadığı test edilerek doğrulanmıştır. Sistem tarafından risk seviyesine dair üretilen skorlar ve diğer önemli veriler (rüzgar yönü gibi) son kullanıcıya bir harita üzerinde sunulmuş ve sistem görsel hale getirilmiştir. Dolayısıyla bu tez çalışması ve sonucunda üretilen proje, geleneksel yangın müdahale sistemlerine kıyasla çok daha hızlı ve efektif sonuç üretebilmekte ve son kullanıcıyı bilgilendirebilmektedir.Öğe Iot ağlarına yönelik siber saldırıların tabm mimarisi ile çok sınıflı tespiti: CIC-IoT-2023 veri seti üzerine kapsamlı bir çalışma(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Kaplangöz, MuhammedBu çalışmada, IoT ağlarına yönelik siber saldırıları tespit etmek amacıyla TabM (Tabular Model) derin öğrenme mimarisi kullanılarak 34 sınıflı bir ağ saldırı tespiti sistemi geliştirilmiştir. CIC-IoT-2023 veri seti üzerinde gerçekleştirilen çalışmada, TabM'in BatchEnsemble mekanizması ile 32 alt model aynı anda eğitilerek parametre verimliliği sağlanmıştır. Veri setindeki 399:1 oranındaki sınıf dengesizliğini ele almak için Quantile Transform ile özellik normalizasyonu ve SMOTE ile azınlık sınıflarının sentetik örneklerle dengelenmesi içeren hibrit bir strateji uygulanmıştır. Hiperparametre optimizasyonu Optuna framework'ü ile gerçekleştirilmiş ve model AdamW optimizer ile 50 epok boyunca eğitilmiştir. TabM modeli test setinde F1-Makro 0,8625 ve doğruluk %97,91 performansı elde etmiştir. Temel karşılaştırmada Random Forest (F1-Makro: 0,882) ve XGBoost (F1-Makro: 0,828) ile rekabetçi performans sergilemiştir. 34 sınıfın 20'sinde F1 ≥ 0,95 başarısı elde edilmiş, özellikle DDoS türleri ve botnet saldırılarında başarılı bir performans göstermiştir. Sistematik ablasyon çalışması Quantile Transform'un en kritik bileşen olduğunu ortaya koymuştur. SHAP analizi ile IAT (Inter-Arrival Time) özelliğinin saldırı tespitinde en ayırt edici faktör olduğu tespit edilmiştir. Uygulama katmanı saldırılarında (SqlInjection, XSS) düşük performans gözlemlenmiş olup bu durum veri setinin akış tabanlı yapısından kaynaklanmaktadır. Çalışma, TabM'in IoT ağ saldırı tespitinde bir değerlendirmesidir, çok sınıflı sınıflandırma ile literatürdeki ikili yaklaşımların ötesine geçmektedir ve hibrit sınıf dengesizliği stratejisinin sistematik analizini sağlamaktadır. Sonuçlar, TabM'in geleneksel yöntemlere rekabetçi bir alternatif olduğunu ve 1.52 MB model boyutu ile uç nokta dağıtımı için uygun olduğunu göstermektedir.Öğe Tamamen homomorfik şifrelenmiş veriler üzerinde yapay sinir ağları performans değerlendirmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Ağlar, Seyhan; Çiçek, Özlem ErdaşBu çalışmada, tamamen homomorfik şifreleme (FHE) kullanılarak şifreli veriler üzerinde makine öğrenmesi yöntemlerinden yapay sinir ağı modellerinin performansı incelenmiş ve şifresiz (açık veri) modellerle karşılaştırılmıştır. FHE, verilerin açığa çıkmadan şifreli biçimde işlenmesini sağlayarak özellikle sağlık, finans ve kişisel veri içeren uygulamalarda gizlilik ve güvenlik açısından kritik bir çözüm sunmaktadır. Veri gizliliğini koruyarak işlem yapmaya imkân veren homomorfik şifreleme yaklaşımı kapsımında özellikle TFHE (Torus Fully Homomorphic Encryption) yöntemi bit temsili, gürültü (noise) oluşumu ve bootstrapping mekanizması ele alınmıştır. Çalışmada farklı veri setleri üzerinde yapay sinir ağı modelleri uygulanmış, katman sayısı (n-layer), nöron sayısı ve epoch gibi hiper parametreler sistematik olarak test edilerek en iyi model yapıları belirlenmiştir. Ayrıca sentetik veriler kullanılarak bu parametrelerin model performansına etkisi analiz edilmiştir. Çalışmada farklı veri setleri üzerinde yapay sinir ağı modelleri uygulanmış, katman sayısı (n-layer), nöron sayısı ve epoch gibi hiper parametreler sistematik olarak test edilerek en iyi model yapıları belirlenmiştir. Ayrıca sentetik veriler kullanılarak bu parametrelerin model performansına etkisi analiz edilmiştir. Deneysel sonuçlar, FHE tabanlı modellerin doğruluk açısından şifresiz modellere oldukça yakın sonuçlar verdiğini göstermiştir. Bununla birlikte, bazı veri setlerinde performans farklılıklarının oluştuğu gözlemlenmiştir. FHE sistemlerinde işlemlerin bit düzeyinde gerçekleştirilmesi ve gürültü birikimi, model davranışını etkileyen önemli faktörlerdir. Bu nedenle bootstrapping mekanizması gürültünün kontrol edilmesinde kritik rol oynamaktadır. Veri boyutu ve özellik sayısının artması, işlem sürelerini doğrudan etkilemektedir. Ayrıca veri ön işleme adımlarının, özellikle normalizasyon tekniklerinin doğru uygulanması model performansı açısından önemli bir gerekliliktir. Sonuç olarak, FHE tabanlı yapay sinir ağı modelleri, veri gizliliği ve güvenliği ile model doğruluğu arasında dengeli bir çözüm sunmakta ve özellikle hassas veri içeren uygulamalarda uygulanabilirliği yüksek bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışma, FHE'nin pratik kullanım potansiyelini ve şifreli veri üzerinde yapay sinir ağı modelleri ile güvenli çıkarım yapmanın mümkün olduğunu ortaya koymaktadır.Öğe Kırmızı çamur ve filtre çamuru atıklarının karışımının yol dolgu malzemesi olarak kullanılabilirliğinin araştırılması(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Kara, Ahmet Mesut; Özkan, İlyasNüfus artışı ve teknolojik gelişmeler, endüstriyel atık miktarını hızla artırarak çevresel ve ekonomik sorunlara yol açmaktadır. Artan ham madde ihtiyacı da daha fazla üretim atığı oluşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle sanayi atıklarının incelenerek çevreye zarar vermeyecek ve ekonomik açıdan uygun yöntemlerle bertaraf edilmesi, mümkün olduğunca geri dönüştürülerek yeniden değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, kırmızı çamur atığına filtre çamuru ve uçucu kül eklenmesiyle zeminin yol dolgusu olarak kullanılabilirliğinin araştırılmasıyla ilgili bazı deneyler yapılmıştır. Öncelikle çalışmada kullanılacak malzemelerin tane boyutları ve kıvam limitlerini bulmak için ön deneyler gerçekleştirilmiştir. Ardından kırmızı çamura ilave edilecek filtre çamurunun maksimum oranının bulunması için ön çalışmalar yapılmıştır. Filtre çamurunun saf, yıkanmış ve yakılmış halleri, kırmızı çamura belli oranlarda (%5, %10, %15, %20, %25) karıştırılmıştır. En uygun serbest basınç direnci sonuçlarını veren karışımlara belli oranlarda (%2.5, %5, %7,5, %10) uçucu kül katkısıyla iyileştirme yapılmıştır. Bütün numuneler için 0-7-28-56 günlük kürler uygulanmıştır. En uygun serbest basınç direnç değerini veren numune üzerinde Kaliforniya Taşıma Oranı (CBR) deneyi ve mikrokimyasal analizler yapılmıştır. Deney sonuçlarında; kırmızı çamur, filtre çamuru ve uçucu külün silt ağırlıklı malzemeler olduğu belirlenmiştir. Kırmızı çamurun kürsüz halde 220 kPa olarak belirlenen serbest basınç direnci, filtre çamurunun saf halinin %15 ve uçucu külün %10 katkısı ile 56 günlük kür etkisiyle 1298,668 kPa' a çıkarılmıştır. Kırmızı çamurun %5,5 olan şişme değeri aynı katkı ve kür süresi etkisiyle %0' a düşürülmüş olup %3,9 olan ıslak CBR oranı %34,63' e çıkarılmıştır. Ancak filtre çamurunu yakma ve yıkama işlemleri sonrasında kür etkisiyle birlikte serbest basınç direnci 499,996 ve 591,174 kPa olup saf haldeki filtre çamuru katkısına göre düşüş yaşanmıştır ancak yine de kırmızı çamur serbest basınç direncinin üzerinde kalmıştır. Mikroyapı testleri sonucunda stabilize edilmiş kırmızı çamurun yapısında, puzolanik reaksiyonlar sonucu dayanımı arttıran kalsine alümina hidrat (C-A-H) ve kalsine silika hidrat (C-S-H) bağları gözlemlenmiştir. Sonuçlar filtre çamurunun yıkama ve yakma işleminin serbest basınç direncine her ne kadar etkili olduğunu göstermese de kırmızı çamura saf halde filtre çamuru ve uçucu kül katkısıyla oluşturulan karışımın Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) Karayolları Teknik Şartnamesi' ne göre yol dolgu malzemesi olarak kullanılabileceğini göstermektedir.Öğe Plastik Atık ve Pomza Agrega İkame ile Hafif Betonun Mekanik Özelliklerinin Farklı Sıcaklık Koşulları Sonrası Değerlendirilmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Umiye, Osman Ahmed; Özkılıç, Yasin OnuralpDünya genelinde giderek artan plastik atık miktarı önemli bir çevresel sorun hâline gelmiştir. Bu soruna yönelik olası çözümlerden biri, plastik atıkların yapı malzemelerinde yeniden kullanılmasıdır. Bu araştırmada, plastik atık içeren hafif betonların mekanik özellikleri hem ortam sıcaklığı hem de yüksek sıcaklık koşulları altında deneysel olarak incelenmiştir. Çalışmada, parçalanmış plastik atıkların hafif beton karışımlarında kısmi agrega ikamesi olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Deneysel program kapsamında, plastik atıkların %0, %1, %3, %5, %10, %15, %20, %25, %30, %40 ve %50 oranlarında kullanıldığı hafif beton karışımları hazırlanmıştır. Hafif beton karışımlarında hafif agrega olarak pomza agregası kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan plastik atıklar parçalanarak elde edilmiş; temizlenmiş, kurutulmuş ve beton karışımlarına eklenmeden önce küçük parçalar hâline getirilmiştir. Kür işleminin ardından beton numuneleri, betonun mekanik performansı üzerindeki ısıl etkinin belirlenebilmesi amacıyla 600°C'ye kadar farklı sıcaklık seviyelerine maruz bırakılmıştır. Numunelerin mekanik davranışını belirlemek amacıyla basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı ve eğilme dayanımı deneyleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, seçilen plastik ikame oranlarını (%0, %5, %10, %20 ve %30) içeren donatılı beton kiriş numuneleri dört noktalı eğilme deneyine tabi tutularak yapısal davranışları incelenmiştir. Deneysel sonuçlar, plastik atık miktarının artmasıyla birlikte betonun mekanik dayanımında genel olarak bir azalma meydana geldiğini göstermiştir. Bu azalma, plastik parçacıklar ile çimento matrisi arasındaki zayıf aderans ve plastik malzemelerin düşük rijitliğe sahip olmasıyla açıklanmaktadır. Ayrıca yüksek sıcaklıklara maruz kalma, betonun iç yapısında oluşan ısıl hasar ve mikro yapısal değişimler nedeniyle mekanik dayanımda ilave azalmaya neden olmuştur. Bu yaklaşım, hem plastik atıkların çevreye verdiği olumsuz etkilerin azaltılmasına katkı sağlamakta hem de inşaat sektöründe kaynakların daha verimli kullanılmasına olanak tanımaktadır.Öğe Geri dönüştürülmüş beton agregalarının boyut ve dayanımının beton davranışı üzerindeki etkileri(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Mohamud, Mohamed Abdikarin; Özkılıç, Yasin OnuralpBu çalışma, farklı dayanım sınıflarına ve tane boyutlarına sahip geri dönüştürülmüş beton agregalarının (GDBA) betonun mekanik ve yapısal davranışı üzerindeki etkilerini incelemektedir. Geleneksel malzeme ölçekli deneylere ek olarak, GDBA içeren betonarme döşeme numunelerinin performansı yüksek sıcaklık koşulları altında değerlendirilmiştir. Farklı dayanım seviyelerine sahip betonlardan elde edilen ve farklı tane boyutu fraksiyonlarına ayrılan geri dönüştürülmüş agregalar kullanılarak kapsamlı bir deney programı yürütülmüştür. Bu agregalar, farklı ikame oranlarında doğal agregaların kısmi ikamesi olarak kullanılmıştır. Betonun mekanik özellikleri; basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı ve eğilme dayanımı deneyleri ile değerlendirilmiştir. Ayrıca, betonarme döşeme numuneleri 150 °C ile 600 °C arasındaki sıcaklıklarda test edilerek yük–deplasman davranışı, hasar türleri ve termal tepkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, GDBA içeriğinin artmasının genel olarak mekanik özelliklerde azalmaya yol açtığını göstermektedir. Bu durum, geri dönüştürülmüş agregaların daha yüksek gözenekliliğe sahip olması ve daha zayıf ara yüz geçiş bölgeleri oluşturması ile ilişkilendirilmektedir. Bununla birlikte, orta düzeyde GDBA ikame oranına sahip betonların (yaklaşık %30–50'ye kadar) yapısal uygulamalar için kabul edilebilir mekanik performans sergilediği belirlenmiştir. Ayrıca, GDBA'nın tane boyutu ve kaynak beton dayanımının beton davranışı üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu, daha yüksek kaliteli kaynak agregaların daha iyi performans sağladığı tespit edilmiştir. Yapısal ölçekte ise, döşeme numunelerinde GDBA oranı ve sıcaklık artışı ile birlikte yük taşıma kapasitesi ve rijitlikte azalma gözlemlenmiştir. Yüksek sıcaklık etkisi altında daha büyük deplasmanlar, daha düşük maksimum yük değerleri ve artan çatlak yayılımı meydana gelmiştir. Termal görüntüleme analizleri, özellikle yüksek GDBA içeriğine sahip döşemelerde homojen olmayan sıcaklık dağılımları ve belirgin termal gradyentler oluştuğunu ortaya koymuş; bu durumun iç hasar mekanizmalarını hızlandırarak performans bozulmasına katkıda bulunduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, uygun ikame oranları ve malzeme özellikleri dikkate alındığında geri dönüştürülmüş beton agregalarının yapısal beton üretiminde etkin bir şekilde kullanılabileceği doğrulanmıştır. Bu çalışma, yüksek sıcaklık koşulları altında dahi kabul edilebilir mekanik ve yapısal performansın korunabileceğini göstererek, sürdürülebilir inşaat uygulamalarında GDBA kullanımının önemli bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır.Öğe Konya kent merkezinde bulunan 20.yy. ilk çeyreğine ait kagir yapı örgü harçları ve restorasyon çalışmalarında kullanılacak harç önerisi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Özyurt, Mehmet Şamil; Yaldız, EsraTaşınmaz kültür varlıkları olan mimari miras yapılarının korunması, toplumların tarih boyunca oluşturduğu sosyolojik, kültürel ve çevresel olgularının belgelenerek, gelecek kuşaklara bilimsel yöntemlerle aktarılması ile değer kazanmaktadır. Yapılarda yapılacak restorasyon ve onarım müdahalelerinin, yapının özgünlüğüne zarar vermeden, özgün değerlerini koruyarak, belge değerinde geleceğe ulaştırılması korumanın bütünselliği için önemlidir. Bu bağlamda tez çalışması için Konya'da bulunan 20.yy. ilk çeyreğine tarihlenen kagir yapıların duvar örgü harçları incelenmiş, Hemşire Lojmanı Binası, Kız Öğretmen Okulu, Hakimiyeti Milliye İlkokulu, İsmet Paşa İlkokulu, Gazi Lisesi ve Sanayi Mektebi özgün harç morfolojisinin tespiti için örnek yapılar olarak seçilmiştir. Çalışma evrenini oluşturan altı tescilli yapı için KUDEB ve MEB yasal izin süreci sonrasında, özgün duvarlarından 25 adet özgün harç örneği alınarak; görsel analizler (renk, lif yapısı, agrega özellikleri), fiziksel (gerçek yoğunluk, görünür yoğunluk, hacimce ve kütlece su emme, porozite/kompozite) analizler, kimyasal ve mineralojik (XRF, XRD, FE-SEM, TGA-DSC, asit ve kızdırma kaybı) analizler yapılarak, döneme ve yapı türüne ait özgün harç morfolojisi görsel, fiziksel, kimyasal ve mineralojik uyumluluk kriterleri altında belirlenmiştir. Belirlenen özgün harç özelliklerine uygun beş farklı öneri onarım harcı KTB Birim Fiyat Poz Analizleri'nde bulunan ''V.0114 Kıtıklı Kireç Harcı'' ve ''V.01118/B Horasan Harcı'' rayiçleri özgün harç morfolojisine göre yorumlanarak Sille taşı tozu, volkanik tüf ve kiremit tozu eklenerek hazırlanmıştır. Hazırlanan öneri onarım harçları, özgün harçlar ile aynı deney yöntemleri ile analiz edilerek, çalışma kapsamında özgün harçlarla uyumluluk karşılaştırması yapılmıştır. Uyumluluk değerlendirme tablosu ile öneri harçlardan kiremit tozu katkılı kıtıklı kireç harcı olan ÖH H-04 örneği uyumlu olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda, yapılan karşılaştırma ile döneme ve yapı türüne ait, yapılacak restorasyonlarda kullanılmak üzere uyumluluk kriterleri üzerinden onarım harcı önerisi bu tez çalışması ile yorumlanmıştır.Öğe Konya marunî evlerinin korunma sorunları(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Demirbaş, Ayşenur Kaçar; Aydın, DicleBaşlangıcı çok eski tarihlere uzanan -kadim- bir Anadolu kenti olan Konya, yüzyıllar boyunca farklı dini ve etnik kökenli grupları içerisinde barındırmıştır. Özgün mimari dokusu da bu doğrultuda şekillenmiştir. Bu kültür mozaiğinin en somut yansımalarından biri, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında Marunîler tarafından kendi kimlikleri ve Avrupa etkileşimi doğrultusunda inşa edilmiş özgün konut yapılarıdır. Çalışma kapsamında Konya'da Eski İstasyon Caddesi olarak bilinen Atatürk Caddesi ve İstasyona bağlanması nedeniyle önemli bir aks olan Mimar Muzaffer Caddesi (Eski Araboğlu Makası) üzerinde yer alan Marunî Evlerinin çevresel -kent bütününde- ve tek yapı ölçeğinde korunma sorunlarını ele almak amaçlanmıştır. İncelenen yapıların geneli farklı koşullarda günümüze ulaşmışsa da günümüze ulaşamayan örneği de mevcuttur. Araştırma süreci; fotoğraflar, haritalar, arşiv kayıtları ve güncel fiziksel saha tespitlerine dayalı nitel bir analiz ve tarihsel araştırmaya dayalı çok katmanlı bir analizle yürütülmüştür. Analizler sonucunda; 20. yüzyılın başından itibaren gelişen imar faaliyetleri, geç dönem imar planları, mülkiyet ve fonksiyon değişiklikleri, bilinçsiz kullanıcı müdahaleleri sonucunda Marunî Evleri'nin yalnızlaştırıldığı ve mekânsal kimliklerinin zedelendiği tespit edilmiştir. Yapılan çalışma; kültür mirasının tek yapı ölçeğinde korunması ve kendi yakın çevresiyle kurduğu ilişkinin korunmasının bağımsız olarak ele alınamayacağını, korunmanın ancak bütüncül bir yaklaşımla ele alındığında mümkün olduğunu savunmaktadır. Bu sonuçtan yola çıkılarak kültür mirasının korunması konusunda öneriler sunmaktadır. Ayrıca kültürel mirasın korunmasının yalnızca planlar-üst ölçekli kararlar, yasalar veya kişilerin eliyle tek başına sağlanamayacağı ancak herkesçe kabul ve saygı görmesiyle tam manasıyla korunmadan söz edilebileceği sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Konya, Marunî Evleri, Kültürel Miras, Korunma Sorunları.Öğe Konya'daki anaokullarının tasarım kriterleri açısından değerlendirilmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Köken, Zehra Kalaycı; Arslan, Hatice DeryaÜlkelerin kalkınmasında en önemli etken eğitimdir. Eğitim sürecinde ise en önemli dönem kişilik oluşumunun %80'inin oluştuğu okul öncesi dönemdir. Okul öncesi eğitimin amacı; çocukların bedensel, zihinsel ve duygusal gelişimini en iyi şekilde sağlayarak çocukları ilkokula hazırlamaktır. Türkiye'de isteğe bağlı olarak gönderilen 5-6 yaş okul öncesi eğitim kurumları, ailelerin çocuk gelişimi konusunda bilinçlenmesi ve gelişen teknoloji ile kadınların çalışma hayatında yer alması itibariyle günümüzde daha çok tercih edilmektedir. Devlet tarafından sunulan okul öncesi eğitim kurumu sayısı yetersiz kalmakta ve şahıslar tarafından özel okul öncesi eğitim kurumları da hizmet vermektedir. Anaokullarında yaşanılan her türlü olumlu ve olumsuz olaylar çocuğun ileriki yaşamına yön vereceğinden anaokulları belirli bir standart çerçevesinde tasarlanmalıdır. Günümüzün şehirleşme anlayışının geleceği düşünmeden alınan kararları neticesinde anaokulları çoğu zaman yeni tasarım yoluyla değil yeniden işlevlendirme yoluyla üretilen yapı türleri olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Günümüzde müstakil konuttan anaokuluna dönüştürülen yapılarda gözle görülür bir artış olması bu konuya yönlenilmesinde etkin bir rol oynamıştır. Çalışmada müstakil konutların dönüştürülmesiyle oluşturulan özel anaokulları binalarının ve anaokulu olarak tasarlanan binaların fiziksel mekân araştırılması ile tasarıma girdi olabilecek verilerin elde edilmesi amaçlanmıştır. Belirlenen amaç doğrultusunda öncelikle detaylı literatür araştırması ile anaokulu binaları, tasarım kriterleri, anaokulu tasarımında gerekli yönetmelik, standart ve yönergelere, binaların yeniden kullanımına ve kullanım sürecinde değerlendirme kavramlarına dair gerekli kavramsal alt yapı oluşturulmuştur. Çalışmanın devamında Konya ilinde bulunan özel bağımsız 3 örnek anaokulu yapısı ve resmi bağımsız 2 örnek anaokulu yapısı için kullanım sürecinde değerlendirme süreç teknik yöntemi kullanılarak yerinde gözlem, görüşme ve fotoğraflamalar yapılmış, anaokulu binalarına ait kat planlarında yer alan mekânlar incelenmiştir. Yapılan mekân analizi anaokulu tasarım kriterleri doğrultusunda oluşturulan puanlama tabloları aracılığı ile puanlama sisteminden almış oldukları sayısal veriye göre değerlendirilmiştir. Yeniden işlevlendirilen ve anaokulu olarak yapılan iki farklı grup anaokulu binası elde edilen puanlama doğrultusunda kendi içinde karşılaştırılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda anaokulu binası olarak yapılan binalar kullanıma yönelik daha olumlu sonuçlar almıştır. Yeniden işlevlendirilerek kullanılan binalarda ise çevresel standartlar üzerinde büyük bir değişim yapılmasının mümkün olmadığı ancak yapısal standart üzerinde binanın mimarisinin el verdiği ölçüde değişim yapılabildiği ve mekânsal standartlar üzerinde ise anaokulu tasarım standartlarının dikkate alınarak düzenlemelerin yapılmasının gerekliliği sonucuna varılmıştır. Çalışma müstakil konuttan dönüştürülen özel anaokullarıyla birlikte anaokulu olarak tasarlanmış yapıların çocuk kullanımı açısından uygunluğunun denetlenebilmesi ve eksik kalan yönlerinin iyileştirilebilmesi açısından örnek teşkil etmektedir.Öğe Vücut içi sert dokular için kaplanmış şekil hafızalı Nitinol'ün mekanik ve biyo-uyumluluk özelliklerinin araştırılması(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Feyzullah, Ali; Avcı, AhmetBu tez çalışmasında, biyomedikal implant uygulamalarına yönelik NiTi ve Ag katkılı NiTi (NiTiAg) alaşımı toz metalurjisi yöntemiyle üretilmiş, ardından yüzeye biyolojik fonksiyonlar kazandırmak amacıyla elektrospin yöntemiyle PCL esaslı nanofiber kaplamalar hazırlanmıştır. Tozlar 700 MPa basınç altında sıkıştırılarak disk ve silindirik formda numuneler elde edilmiş ve yeşil numuneler Ar atmosferinde sinterlenmiştir. Üretim sonrası yoğunluk ölçümlerinde NiTi'nin yeşil yoğunluğu 5,42 g/cm³ iken sinterleme sonrası 5,80 g/cm³'e çıkmış; porozite %12,5'ten %6,3'e düşmüştür. NiTiAg'de ise yeşil yoğunluk 5,76 g/cm³, sinter yoğunluğu 5,83 g/cm³ olarak elde edilmiş; porozite %7,3'ten %6,0'a gerilemiştir. Basma testlerinde NiTi'nin ortalama maksimum basma dayanımı 681 MPa, Young modülü 264 GPa ve maksimum şekil değiştirme %3,55; NiTiAg numunelerinde 746 MPa, 249 GPa ve %3,85 değerleri elde edilmiştir. DSC analizinde NiTi için östenit dönüşümü As = -15 °C ile başlayıp Af = 21 °C civarında tamamlanırken, NiTiAg'de dönüşüm daha düşük sıcaklıklara kayarak As = -24,6 °C ve Af = 5 °C olarak ölçülmüştür. Kaplanmış numunelerde kaplama kalınlığı 0,4-0,7 mm aralığında değişmiş; nanofiber morfolojisinde NiTi-PCL grubunda lif çapı 500-600 nm, NiTiAg-PCL+HA+CS grubunda ise 800-1400 nm aralığında yoğunlaşmıştır. Temas açısı PCL'de yaklaşık 110° iken, PCL+HA'da 100-105°, PCL+CS'de 80-85° ve PCL+HA+CS'de 70-75° aralığına düşmüştür. İyon salımı sonuçlarında kaplamasız gruplarda Ni2+ 3,2-3,5 µg/L seviyesinde ölçülürken, PCL kaplamalı numunelerde 0,3-1,1 µg/L aralığına gerilemiş, kaplamasız NiTiAg'de Ag+ yaklaşık 0,57 µg/L iken kaplı gruplarda 0,25-0,55 µg/L aralığında bulunmuştur. Sonuç olarak NiTiAg alaşımı ve PCL esaslı kompozit kaplamalar; mekanik performans, dönüşüm sıcaklığı kontrolü, ıslanabilirlik ve iyon salımı açısından implant uygulamaları için umut vadeden bir kombinasyon sunmuştur.Öğe Yapay sinir ağları yöntemiyle karaman bölgesi doğal gaz tüketim öngörüsü(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Terzi, Mahmut Esat; Asiltürk, İlhanÜlkemizde kullanmakta olduğumuz doğal gazın büyük bir kısmı dış ülkelerden ithal edilmektedir. Bununla birlikte son yıllarda doğal gaz kullanımın yaygınlaşması ve doğal gazın kullanım alanları çoğalması ile birlikte depolanan doğal gaz miktarı da bu talebi karşılamada yetersiz kalmaktadır. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda; doğal gaz dağıtım şebekesi arz güvenliğinin sağlanabilmesi, doğal gaz sektöründe yapılması gereken yatırımların planlanabilmesi, depolanması ve tedarik edilmesi gereken doğal gaz miktarlarının ön görülebilir olması kritik öneme sahiptir. Bu çalışmada, Yapay Sinir Ağları yöntemlerinden biri olan LSTM modeli kullanarak Karaman iline ait doğal gaz tüketim tahmini yapılmıştır. Yapay Sinir Ağları, veri setleri üzerinden öğrenme gerçekleştirerek karmaşık olaylara karşı tepki mekanizmaları geliştirebilen sayısal sistemlerdir. Sistem, girdi ve çıktı değişkenleri arasındaki ilişkileri eğitim süreciyle kavrayarak, daha önce karşılaşılmamış veri setleri için isabetli öngörülerde bulunabilmektedir. Çalışmada, Karaman iline ait 2015-2024 yılları arasındaki günlük veriler kullanılarak günlük doğal gaz tüketim tahminleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında meteorolojik veriler, takvim etkileri ve abone sayısı gibi değişkenler modele entegre edilmiş; geçmiş tüketim verileri ve hareketli ortalamalar ile modelin öğrenme kapasitesi artırılmıştır. Geliştirilen model, test veri seti üzerinde R2 = 0,9924 başarı katsayısı ve ortalama mutlak yüzde hata (MAPE) %8,59 değerleri ile yüksek doğruluk oranı sergilemiştir. Bu sonuçlar, modelin gelecekteki tüketim trendlerini analiz etme ve farklı senaryolar altında doğru öngörülerde bulunma kapasitesini vurgulamaktadır.Öğe Zirai mücadele insansız hava araçlarında kullanılan pervanelerin optimizasyonu(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Pekin, Mehmet; Bülbül, ŞahinBu tez çalışmasında, zirai mücadele amaçlı kullanılan insansız hava araçlarında (ZİHA) kullanılan pervane tiplerinin ilaçlama performansına etkileri incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı; farklı pervane çapı (36 inç, 33 inç vb.) ve farklı pitch değerlerinin, santrifüj nozul ve düz nozul tipleri ile kombinasyonlarının ilaç püskürtme verimliliği üzerindeki etkisini saha testleriyle karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktır. Deneysel kısımda, sprey performansını nesnel olarak değerlendirmek amacıyla Water Sensitive Paper (WSP) kullanılmış ve damlacık yoğunluğu, homojenlik ve kaplama oranı gibi ölçümler görüntü işleme metodu ile elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, hem pervane boyutu ve pitch açısının hem de nozul tipi ile olan etkileşimin, damlacıkların hedefe ulaşma oranı, homojen dağılımı ve geri yapışma eğilimi üzerinde anlamlı etkiler oluşturduğunu göstermiştir. Bu bulgular doğrultusunda hem enerji verimliliği hem de ilaç kullanım etkinliği açısından en uygun konfigürasyon önerileri sunulmuştur ve maliyet analizi yapılmıştır.Öğe Balina optimizasyon algoritması ile derin öğrenme algoritmalarının performansının artırılması(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Özcan, Ömer; Hacıbeyoğlu, MehmetBu doktora tezinde, görüntü sınıflandırma ve nesne tespiti problemlerinde derin öğrenme modellerinin performansını artırmak amacıyla görüntü artırma, öznitelik çıkarımı ve model optimizasyonu bütünleşik bir çerçevede ele alınmıştır. Bu kapsamda, kenar bilgisine dayalı Balina Optimizasyon Algoritması (BOA) tabanlı bir görüntü artırma yöntemi geliştirilmiştir. Önerilen yaklaşımda, görüntü içeriğine en uygun çekirdek filtre metasezgisel optimizasyonla belirlenmiş, bu filtre ile gerçekleştirilen kenar tespiti çıktıları kullanılarak sentetik örnekler üretilmiştir. Elde edilen sonuçlar, dengesiz veri setlerinde sınıflandırma doğruluğunun \%74,6'dan \%98'e yükseldiğini ve kenar tespiti performansının karşılaştırmalı yöntemlere kıyasla iyileştiğini göstermektedir. Ayrıca, popülasyon çeşitliliğini kosinüs benzerliği temelli bir ölçüm mekanizmasıyla koruyan Geliştirilmiş Balina Optimizasyon Algoritması (GBOA) önerilmiştir. GBOA, öznitelik çıkarımı ve sınıflandırma bileşenlerinin hiperparametre ve model parametrelerinin optimize edilmesinde kullanılarak bütünleşik bir Çilek Tespit Sistemi'nin geliştirilmesini sağlamıştır. Önerilen sistem, çilek olgunluk tespitinde \%98,23 doğruluk oranına ulaşarak yüksek performans sergilemiştir. Anahtar Kelime: Hücresel yapay sinir ağları = Cellular artificial neural networks ; Parametre optimizasyonu = Parameter optimizationÖğe Montaj sistemlerinde parça besleme için merkezi ve merkezi olmayan depolama konumları ile tesis içi lojistik kararlarının entegre optimizasyonu(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Şahin, Pelin; Ervural, BilalTesis içi depolama süreçleri, özellikle üretim ve montaj sistemlerinde operasyonel verimliliğin kritik bileşenleridir. Bu süreçlerin etkin yönetilememesi zaman kayıplarına ve yüksek maliyetlere yol açarken, etkili bir depolama yönetimi malzeme akışını iyileştirir, gecikmeleri azaltır ve maliyetleri düşürür. Bu çalışma, depolama yönetimi ile montaj hatlarında parça besleme sürecini entegre ederek tesis içi lojistik süreçlerini optimize etmeyi amaçlamaktadır. Bu tez çalışmasında, bir tesis içerisinde yer alan montaj hattında, sınıf tabanlı bir depolama politikası benimsenmiştir. Geliştirilen entegre matematiksel model; tesis içi parça besleme ve depolama kararlarını bir arada ele alarak uygulanabilir ve maliyet etkin bir optimizasyon yapısı sunmaktadır. Çalışma kapsamında, istasyon bloklarının ataması ve taşıma aracı seçimleri, merkezi depoda sınıf tabanlı depolama politikasına dayalı yerleşim kararları ile entegre edilmiştir. Bununla birlikte modelde, tesis içerisinde, Merkezi Depo, süpermarket ve istasyon döngüsündeki sınıf bazlı parça besleme çevrimlerinin optimize edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, model, sınıfların merkezi depo bölümlerine atanması ve sınıf bazlı çevrim sıklığının belirlenmesi olmak üzere iki kararla genişletilmiştir. Modelde amaç fonksiyonu; Merkezi depo ile süpermarket ve süpermarket ile istasyon arası taşıma maliyetlerinin yanında, sabit tur giderlerini, süpermarket maliyetlerini ve çevrim maliyetlerini bütüncül şekilde minimize etmektedir. Önerilen model, toplam taşıma ve depolama maliyetlerini en aza indirmeyi hedeflerken, yalın üretim ilkeleriyle tam uyumlu, esnek ve düşük stoklu bir yapı sunmaktadır. Böylece, tam zamanında üretim anlayışını destekleyen, sürdürülebilir ve uygulanabilir bir tesis içi lojistik çözümü önerilmektedir.Öğe Çok kriterli karar verme teknikleri kullanarak sosyal yardım müracaatlarının değerlendirilmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Zaimoğlu, Eda; Aktan, MehmetAile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne bağlı olan Kaymakamlık Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakıflarında, ilçede ikamet eden ihtiyaç sahibi vatandaşların yardım müracaatları alınarak bir değerlendirme yapılmakta ve bu değerlendirme sonucuna göre kişinin yardımı almaya hak kazanıp kazanmadığı belirlenmektedir. 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışmayı Teşvik Kanununa göre hane içindeki kişi başına düşen geliri, on altı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3'ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar kanun kapsamında olup nihai karar mütevelli heyetinin takdirlerine bırakılmıştır. Her hanede farklı koşulların yer alması, resmi kayıtlarda görünmeyen hane gelirleri, gayrimenkul rayiç bedellerinde farklı değerlerin kullanılması, hastalık, boşanma gibi özel durumların matematiksel bir karşılığının olmaması, her konunun raporunun farklı bir personel tarafından hazırlanması ortaya net bir sonuç çıkarmamakta, muhtaçlık sınırı hesaplamasını zorlaştırmaktadır. Bu durumlarda mütevelli heyet üyeleri kendi muhakemesine göre bir karar vermektedir. Ancak her üyenin mantık ve vicdan muhakemesi farklı olduğundan, aynı koşullara sahip müracaatçılar için sonuç değişebilmektedir. Bu çalışmada adil bir sonuç elde etmek için bulanık mantık tabanlı karar destek sistemi kullanılarak, karar verme mekanizmasının kişi inisiyatifinden çıkarılıp standart bir hale getirilebilmesi planlanmaktadır.Öğe Lorentz uzayında doğrusal olmayan schrödinger denkleminin diferansiyel geometrik analizi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Güngör, Zeynep Çelik; Erdoğdu, MelekBu tez çalışmasında, Lorentz uzayında doğrusal olmayan Schrödinger (Nonlinear Schrödinger – NLS) denklemi diferansiyel geometrik yöntemler kullanılarak incelenmiştir. NLS denklemi, kuantum mekaniği, doğrusal olmayan optik ve dalga teorisi gibi birçok alanda önemli bir yere sahip olup, özellikle soliton çözümleriyle dikkat çekmektedir. Çalışmada öncelikle diferansiyel geometriye ait temel kavramlar sunulmuş, ardından doğrusal olmayan Schrödinger denkleminin matematiksel yapısı ele alınmıştır. Denklemin çözümleri ile eğriler ve yüzeylerin geometrik özellikleri arasındaki ilişkiler ortaya konulmuştur. Özellikle Lorentz (Minkowski) uzayının metrik yapısının, NLS denkleminin geometrik yorumu üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, Lorentz uzayında doğrusal olmayan Schrödinger denkleminin Öklid uzayına kıyasla farklı ve daha zengin geometrik özellikler sergilediğini göstermektedir. Bu çalışma, diferansiyel geometri ile NLS denklemi arasındaki ilişkiye katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Tez, altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın amacı kapsamında giriş kısmına yer verilmiştir. İkinci bölümde doğrusal olmayan Schrödinger denklemi ile alakalı mevcut literatür araştırması yapılmıştır. Üçüncü bölümde Öklid ve Lorentz uzaylarındaki bazı temel bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde Öklid uzayında NLS yüzeyi diferansiyel geometrik olarak incelenmiştir. Beşinci bölümde ise Lorentz uzayında NLS yüzeyi diferansiyel geometrik olarak incelenmiştir. Son olarak altıncı bölümde ise çalışmaya ilişkin sonuçlar ve öneriler verilmiştir.Öğe Thymbra spicata bitki ekstraktının turunçgil unlu biti (planococcus citri) ve avcısı ergin uğur böceği (cryptolaemus montrouzieri) üzerine insektisidal etkisinin belirlenmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Yıldırım, Ramazan; Argon, Zeliha ÜstünTarımda verimliliği artırmak ve ürün kalitesini korumak için zararlı organizmalarla mücadelede çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemler, ekonomik kayıpları en aza indirmeyi hedeflemektedir. Geleneksel olarak kimyasal pestisitler bu amaçla yaygın olarak tercih edilse de bu maddelerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ve zararlıların pestisitlere karşı direnç geliştirme riski, alternatif mücadele yöntemlerine olan ilgiyi artırmıştır. Bu bağlamda biyolojik mücadele, zararlıları doğal düşmanları, parazitleri veya patojenleri kullanarak kontrol etmeyi hedefleyen, sürdürülebilir ve çevre dostu bir yaklaşım olarak ön plana çıkmaktadır. Biyolojik mücadele, tarımsal ekosistemleri koruyarak ekolojik dengeyi sağlamaya katkıda bulunurken aynı zamanda kimyasal kullanımını azaltma potansiyeli ile tarım sektöründe giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu çalışmada Thymbra spicate bitkisinden CO2 ekstraksiyonu metodu kullanılarak elde edilen ekstraktın önemli tarımsal kayıplara neden olan Planacoccus citri ergini ve bu zararlının doğada avcısı olarak bilinen Cryptolaemus montrouzieri ergini üzerindeki insektisidal etkisi araştırılmıştır. Çalışma ortamı olarak kullanılan iklim kabininde sıcaklık 24±1°C, nem %65±5 ve gün ışığı 16 saat olacak şekilde ayarlanmıştır. Ekstraktın %0,1, %0,3 ve %0,5 'lik çözeltileri hazırlanmış ve yaprak disk daldırma yöntemi kullanılmıştır. Uygulamadan sonraki 24., 48., 96., 120., ve 144. saatlerde sayımlar yapılarak etki oranları tespit edilmiştir. P. citri için gerçekleştirilen çalışmanın sonuçlarına bakıldığında beşinci gün sonunda ortalama ölüm oranı kontrol grubunda %38 iken %0,1- 0,5 doz aralığında %90'ın üzerindedir. Doz arttıkça %50 ölüm oranına ulaşmak için geçen sürenin azaldığı görülmektedir. Kontrolde %50 ölüm 5 günü aşarken, %0,5 dozda yaklaşık 2,2 günde %50 ölüm gerçekleşmiştir. Bu ekstrenin etkinliğinin dozla doğru orantılı olarak arttığını ve kullanmış olduğumuz dozların tamamının P. citri üzerinde etkisinin oldukça yüksek olduğu sonucunu göstermektedir. P. citrinin doğal düşmanı olan C. montrouzieri (uğur böcekleri) üzerinde yapılan denemelerde ekstrenin farklı dozlarının ölüm oranları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Beşinci gün sonunda tüm gruplarda ölüm oranı %0–10 arasında seyretmiştir. Bu bulgular, ekstrenin hedef zararlı üzerinde öldürücü etki gösterirken, doğal düşman türü olan uğur böcekleri için güvenli olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma sonucunda T. spicate bitkisinden CO2 ekstraksiyonu yöntemi ile elde edilen ekstraktın P. citri ile mücadelede güvenilir bir bitkisel kaynaklı insektisit olma potansiyeli gösterebileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bitki ekstraktı, Thymbra spicata, Cryptolaemus montrouzieri, Planococcus citri, süperkritik CO2 ekstraksiyonuÖğe Sürdürülebilir tarım arazi değerlemesinin mekânsal karar destek sistemleri ile analizi: Konya kapalı havzası örneği(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) İlçin, Tansu Alkan; Durduran, Süleyman Savaşarım arazilerinin değerlemesi, sınırlı ve yenilenemeyen bir kaynak olan tarım arazilerinin sürdürülebilir yönetimi, etkin arazi kullanımı ve planlama kararları için kritik bir öneme sahiptir. Tarım arazilerinin değerini belirleyen fiziksel, konumsal, sosyal, iklimsel ve çevresel faktörlerin birlikte değerlendirilmesi, özellikle geniş ve heterojen alanlarda mekânsal bütünlüğü esas alan yaklaşımların geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu gereksinim doğrultusunda, Konya Kapalı Havzası örneğinde alan bazlı, çok kriterli ve sürdürülebilirlik odaklı bir tarımsal değerleme çerçevesi geliştirilmiştir. Bu çalışmada, tarım arazilerinin değerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla kapsamlı bir literatür araştırması yapılmış, bölgesel özellikler dikkate alınmış ve uzman görüşlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen faktörler, faktör analizine tabi tutulmuş ve bu analiz sonucunda anlamlı ve kavramsal açıdan tutarlı faktör yapıları elde edilmiştir. Belirlenen bu faktörlerin tarım arazilerinin değeri üzerindeki göreli etkilerinin belirlenebilmesi amacıyla Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) uygulanmış ve faktör ağırlıkları hesaplanmıştır. Farklı kurumlardan temin edilen faktörlere ait veriler, tarımsal değere etkisine göre ortak bir ölçekte normalize edilerek kapsamlı bir veri seti oluşturulmuştur. Alan bazlı tarımsal değerleme için çok kriterli karar verme yöntemleri, kümeleme analizi ve makine öğrenmesi yöntemleri kullanılmıştır. Çok kriterli değerleme sürecinde, AHP ile elde edilen ağırlıklar kullanılarak ve İdeal Çözüme Yakınlığa Göre Tercih Sıralama Tekniği (TOPSIS) yöntemi uygulanmış ve tarım arazilerinin değer dağılımını temsil eden bir tarımsal değer indeksi üretilmiştir. Ayrıca raster tabanlı veriler üzerinden gerçekleştirilen K-means kümeleme analizi ile tarım arazileri, benzer değer özellikleri gösteren mekânsal kümeler hâlinde sınıflandırılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda dört kümeli çözümün en uygun yapı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca makine öğrenmesi yöntemlerinden Rastgele Orman (RO), Yapay Sinir Ağları (YSA), Destek Vektör Regresyonu (DVR) ve Least-Squares Boosting (LSBoost) kullanılarak modeller geliştirilmiştir. Performans analizi sonucunda, Rastgele Orman R2=0,6371 ile değeri ile en başarılı yöntem olmuştur. Bu modeller kullanılarak piksel bazlı değer haritaları üretilmiştir. Elde edilen bulgular, çok kriterli karar verme, kümeleme ve makine öğrenmesi yaklaşımlarının tarım arazilerinin değerini farklı boyutlarda tamamlayıcı şekilde ele aldığını göstermektedir. Geliştirilen bu bütüncül yaklaşım, Konya Kapalı Havzası ölçeğinde tarım arazilerinin mekânsal değer dağılımını ortaya koyarak arazi yönetimi, planlama ve karar alma süreçleri için analitik bir karar destek altyapısı sunmaktadır.Öğe Su kalitesi parametrelerinin uzaktan algılama ve derin öğrenme teknikleriyle modellenmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Karakoç, Osman; Buğdaycı, İlkayKüresel ölçekte artan su kirliliği ve su kaynakları üzerindeki baskılar, doğal ekosistemlerin dengesini tehdit eden en önemli çevre sorunlarından biri haline gelmiştir. Hızlı nüfus artışı, sanayileşme, iklim değişimi ve arazi örtüsü değişimi gibi çeşitli insan kaynaklı faaliyetler yüzey sularının kalitesini olumsuz yönde etkilemekte su kütlelerinin düzenli bir şekilde izlenmesini zorunlu kılmaktadır. Uzaktan algılama teknikleri, yüksek spektral çözünürlüklü veri setleri ve çok bantlı gözlem kapasiteleri sayesinde, su kalitesi parametrelerinin sinoptik ölçekte izlenmesi ve mekânsal olarak modellenmesinde güçlü bir altyapı sunmaktadır. Son yıllarda, uzaktan algılama tabanlı su kalitesi araştırmalarında, doğrusal olmayan ilişkileri çözümleme ve gizli örüntüleri öğrenme yeteneği sayesinde makine ve derin öğrenme yaklaşımları sıklıkla tercih edilmektedir. Bu çalışma kapsamında, Landsat-8 uydu görüntülerinden temin edilen veriler makine ve derin öğrenme teknikleriyle entegre edilerek; Mogan Gölü'nün 2018-2024 tarihleri arasındaki klorofil-a (CHL-A) ve askıda katı madde (AKM) konsantrasyonları ile secchi diski derinliği (SDD) değerleri modellenmiştir. Su kalitesi parametreleri ile uydu görüntülerinin bantları ve hesaplanan spektral indeksler arasındaki ilişkiler ilk aşamada Rastgele Orman (RO) modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Devamında, Yapay Sinir Ağları (YSA) ve Evrişimli Sinir Ağları (ESA) modelleri ile çok katmanlı ve yüksek temsil gücüne sahip kestirim modelleri geliştirilmiştir. Mekânsal ilişkileri öğrenme kabiliyeti sayesinde, parametrelerin tümünde en yüksek performansı sağlayan ESA modeli kullanılarak tematik haritalar üretilmiştir. Tematik haritalar üzerinden gerçekleştirilen piksel bazlı istatistiksel analizler ile kestirim sonuçlarının mekânsal tutarlılığı ve zamansal davranışı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ayrıca çalışma tarihlerine ait sıcaklık, yağış, rüzgâr ve toz taşınımına ilişkin veriler analiz edilerek göl ve çevresindeki meteorolojik koşullar değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, Mogan Gölü su kalitesinin değerlendirilmesi, ekosistem süreçlerinin sürdürülebilirliği açısından önemli bilgiler sunmakta ve uzaktan algılama tabanlı derin öğrenme yaklaşımlarının su kalitesi izleme çalışmalarındaki potansiyelini ortaya koymaktadır.Öğe Zeytinyağı üretiminde doğal talk ve su ilavesinin yağ verimi ve yağın kalite parametrelerine etkileri(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Haşlak, Büşra; Danacıoğlu, Derya ArslanZeytinyağı üretim sürecinde, zeytin hamurunun nem oranı yağ verimini doğrudan etkileyen temel faktörlerden biridir. Endüstriyel üretimde, verimin yükseltilmesi amacıyla hamur neminin belirli sınırlar içerisinde kontrol edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmada, zeytinyağı üretiminde verimi artırmaya yönelik yardımcı maddeler arasında yer alan doğal talkın farklı kullanım oranlarının; hamur nem içeriğiyle ilişkisiyle birlikte yağ verimi ve yağın kalite özellikleri üzerindeki etkilerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Çalışmada malaksasyon sırasında farklı oranlarda su (%0, %20 ve %40) ve talk (%0, %1, %2 ve %3) ilavesinin zeytinyağının verimi, toplam fenolik madde içeriği ve serbest yağ asitliği üzerine etkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, uygulanan teknolojik parametrelerin zeytinyağı kalite ve verim kriterlerini anlamlı düzeyde etkilediğini göstermiştir. En yüksek yağ verimi, %20 su ve %1 talk ilavesi uygulanan örneklerde %24,97 olarak belirlenirken, %40 su ve %3 talk gibi görece yüksek ilave oranlarında verimin düştüğü tespit edilmiştir. Toplam fenolik madde içeriği açısından en yüksek değer, su ve talk ilavesiz üretimde yaklaşık 450 mg GAE/kg yağ olarak saptanmıştır. Buna karşılık, en düşük fenolik içerikler talk ilavesiz %40 su ilaveli örneklerde (239 mg GAE/kg yağ) ile %3 talk ve su ilavesi yapılan yağlarda (284–289 mg GAE/kg yağ) belirlenmiştir. Su ilavesiz ve %20 su ilaveli üretimlerde talk kullanımı toplam fenolik içeriği genel olarak azaltırken, %40 su ilavesi yapılan örneklerde talk kullanımı fenolik seviyelerin talk ilavesiz örneklere kıyasla artmasına yol açmıştır. Serbest yağ asitliği, tüm örneklerde natürel sızma zeytinyağı sınırları içinde kalmakla birlikte, su ve talk ilavesinden etkilenmiştir. En düşük serbest yağ asitliği değeri su ve talk ilavesiz örneklerde yaklaşık %0,40 (oleik asit cinsinden) olarak belirlenmiştir. Su ve talk ilavesiyle birlikte serbest yağ asitliği artmış; özellikle %20 ve %40 su ilavesi ile %2–3 talk uygulamalarında değerlerin %0,55–0,62 aralığına yükseldiği tespit edilmiştir. Talk ve su ilavesi, zeytin hamurundaki pektin fraksiyonlarının dağılımını belirgin şekilde etkilemiştir. Talk oranının artmasıyla birlikte özellikle Na₂CO₃ ve şelat çözünebilir pektin fraksiyonlarında azalma gözlenmiş, ancak bu azalma yağ verimiyle doğrusal bir ilişki göstermemiştir. Bu bulgular, pektin modifikasyonunun yağ salınımı için gerekli olmakla birlikte, nihai verimin hamur nemi ve faz ayrımı dinamikleri gibi çoklu faktörlerin etkileşimiyle belirlendiğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, orta düzeyde su (%20) ve düşük oranlı talk (%1) ilavesinin yağ verimini artırmada etkili olduğu, ancak yüksek su ilavesinin fenolik kayıpları ve serbest yağ asitliği artışı üzerinde önemli etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.












