Eğitim Bilimleri Enstitüsü Tez Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 2108
  • Öğe
    İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi TY 10197 numarada kayıtlı mecmuada yer alan Türkçe şiirler (Transkripsiyonlu metin-inceleme-MESTAP'a göre tasnif)
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) İner, Cihan; Kırbıyık, Mehmet
    Mecmualar; divan tertip etmemiş veya divanı bugün elimizde bulunmayan şairlerin şiirlerini, divanı bulunan şairlerin çeşitli sebeplerle divanına girmemiş şiirlerini, biyografik kaynaklarda yer verilmediği için adı dahi bilinmeyen şairlerin şiirlerini ihtiva etmeleri bakımından klasik Türk edebiyatı ve edebiyat tarihimiz açısından önemli kaynaklardır. Mecmualar üzerine yapılan çalışmalar, Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP) ile beraber artmışsa da kütüphanelerde bulunan mecmua sayısının hayli fazla olmasından dolayı henüz yeterli seviyede değildir. Bu çalışma ile İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde TY 10197 demirbaş numarasıyla, "Mecmû'a-i Eş'âr, Münşeât ve Fevâid" ismiyle kayıtlı olan ve 460 varaktan meydana gelen, tertip hususiyeti bakımından "karışık manzum ve mensur eserler mecmuaları" türünde olduğu değerlendirilen mecmuada yer alan Türkçe şiirlerin transkripsiyonlu metni hazırlanmış, bu şiirler incelenmiş ve MESTAP'a göre tasnif edilmiştir. Çalışmanın ilk bölümü olan "Giriş" bölümünde araştırma hakkında genel bilgiler (araştırmanın dayandığı problem, amacı, önemi, sınırlılıkları) yer almaktadır. İkinci Bölüm'de (Alan Yazın) "mecmua" terimi ve MESTAP ile ilgili kısaca bilgi verildikten sonra Üçüncü Bölüm'de nitel araştırma deseninde hazırlanan ve doküman incelemesine dayanan araştırmanın yöntemi açıklanmıştır. "Bulgular" başlığını taşıyan Dördüncü Bölüm'de mecmua çeşitli açılardan tanıtılmış, mürettiplere dair tespit edilen bilgilere yer verildikten sonra mecmuada yer alan Türkçe şiirler şairleri, şairlerinin yaşadığı yüzyıllar, nazım şekilleri, vezinleri bakımından analiz edilmiş, mecmuanın özgün tarafları ortaya konmuştur. Transkripsiyonlu metnin hazırlanmasında tutulan yol izah edildikten sonra şiirlerin transkripsiyonlu metni ve MESTAP tablosuna yer verilmiştir. Beşinci Bölüm'de araştırmanın sonuçları ve öneriler sunulmuştur. 1443 adet Türkçe şiirin derlendiği mecmuada 288 farklı şaire ait 1261 şiir yer almaktadır. 182 şiirin şairi tespit edilememiştir. Şairlerden 174'ü 14-19. yy. arasında yaşamış, 114 şairin ise ne zaman/hangi yüzyılda yaşadığı belirlenememiştir. Klasik Türk edebiyatı nazım şekillerinden hemen hemen tamamına yer verilen mecmuada Türk halk şiiri nazım şekillerinden koşma, mâni ve semai örnekleri de bulunmaktadır. İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde TY 10197 numarada kayıtlı mecmuada yer alan Türkçe şiirlerin transkripsiyonlu metninin hazırlanması, incelenmesi ve MESTAP'a göre tasnif edilmesi esasına dayanan bu çalışma ile mecmua çalışmalarına katkı sağlamak amaçlanmıştır.
  • Öğe
    Aksaray Sultanhanı ilçesinin coğrafi etüdü
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Kara, İshak; Tapur, Tahsin
    Bu çalışma, Bu araştırmanın temel amacı; 2017 yılında idari yapı değişikliği ile ilçe statüsü kazanan Aksaray ili Sultanhanı ilçesinin fiziki, beşeri ve ekonomik coğrafya özelliklerini bütüncül bir yaklaşımla incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın veri kaynağını; konuyla ilgili literatür taraması, ilgili kamu kurumlarından elde edilen istatistiki veriler ve 2025 yılı Mayıs ayında gerçekleştirilen saha gözlemleri (arazi çalışmaları) oluşturmaktadır. Elde edilen veriler tematik analiz yöntemiyle yorumlanmış, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama teknikleri kullanılarak haritalandırılmıştır. Araştırma kapsamındaki bulgulara göre; Sultanhanı ilçesi Tuz Gölü Kapalı Havzası içerisinde, geniş ve düz bir ova tabanında yer almaktadır. Sahada karasal step iklimi hüküm sürmekte olup, yıllık yağış miktarının düşüklüğü ve şiddetli buharlaşma, bölgenin en önemli klimatolojik karakteristiğidir. Fiziki coğrafya açısından en dikkat çekici unsur, yeraltı suyu seviyesinin aşırı çekilmesine bağlı olarak artış gösteren obruk oluşumları ve kuraklık riskidir. Beşeri ve ekonomik açıdan incelendiğinde; ilçe nüfusunun genç ve dinamik bir yapıya sahip olduğu, yerleşmenin ise toplu dokulu ova yerleşmesi karakteri taşıdığı görülmüştür. İlçe ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ancak, geleneksel kuru tarımdan sulu tarıma (şeker pancarı, mısır vb.) geçiş, su kaynakları üzerinde baskı oluşturmakta ve ekonomik sürdürülebilirliği tehdit etmektedir. Ayrıca, tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Sultanhanı Kervansarayı, ilçenin turizm potansiyelini artıran en önemli kültürel mirastır. Sonuç olarak; ilçenin kalkınma stratejilerinin, su kaynaklarının korunması ve halıcılık gibi geleneksel el sanatları ile turizmin entegre edildiği sürdürülebilir planlamalar üzerine kurgulanması gerektiği tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında 5. sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler dersine yönelik tutumlarının incelenmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Çelik, Ahmet; Yılmaz, Aysun Aynur
    Okullar ve diğer eğitim ortamları, bireylerin hedeflenen niteliklere uygun davranışlar geliştirmesini sağlamak amacıyla sistemli çabalar yürütmektedir. Bu çabalar olumlu sonuçlar ortaya koymakla birlikte, bazı durumlarda beklenen etkinin yeterli düzeyde gerçekleşmediği görülmektedir. Bu durumun arkasında çeşitli etkenler yer almaktadır. Söz konusu etkenler arasında, öğrencilerin ilgili derslere karşı geliştirdikleri tutum ve bakış açılarının istenilen seviyede olmaması önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü öğrencilerin bir derse karşı olumlu ya da olumsuz tutum geliştirmeleri, onların derse katılım düzeylerini, akademik başarılarını ve öğrenme motivasyonlarını doğrudan etkileyebilmektedir. Özellikle sosyal bilgiler dersi; bireyin toplumsal yaşama uyum sağlaması, demokratik değerler kazanması ve vatandaşlık bilinci geliştirmesi açısından önemli bir ders olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle öğrencilerin sosyal bilgiler dersine yönelik tutumlarının incelenmesi gerekli görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında öğrenim görmüş olan 5. sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler dersine yönelik tutumlarını incelemektir. Bu araştırmanın örneklemini, Konya ilinin Karatay ve Meram ilçelerinde bulunan üç ortaokul ve üç imam hatip ortaokulunda 2024-2025 eğitim öğretim yılında TYMM kapsamında 5.sınıfı bitirmiş olan 365 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmada kolay ulaşılabilir veya elverişli örneklem yöntemi kullanılmıştır. Çalışma, nicel araştırma yaklaşımları temel alınarak ve tarama modeli doğrultusunda yapılandırılmıştır. Veri toplama sürecinde, Kandemir vd., (2023) tarafından geliştirilen "Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği (SBDTÖ)" kullanılmıştır. Ölçek uygulaması Eylül 2025'te gerçekleştirilmiş; toplanan veriler SPSS yazılımı aracılığıyla çözümlenmiştir. Öğrencilerin sosyal bilgiler dersine yönelik tutum puanları, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA ve Games Howell post-hoc testleri ile analiz edilmiştir. Genel ortalama 3,75; standart sapma ,032 olarak bulunmuş ve bu değerler, öğrencilerin sosyal bilgiler dersine yönelik olarak geliştirdikleritutumlarının genel manada olumlu olduğunu göstermektedir. Demografik değişkenler açısından yapılan analizlerde okul türü, anne-baba eğitim düzeyi ve okulun bulunduğu konum değişkenleri bakımından anlamlı fark bulunmazken, 5. sınıf sosyal bilgiler notlarına göre ve cinsiyete göre anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Bu bulgular, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında öğrenim gören öğrencilerin derse yönelik tutumlarının olumlu düzeyde olduğunu göstermektedir.
  • Öğe
    Buket Uzuner'in hikâye ve romanlarında eğitim değerleri
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Yılmaz, Neslihan Burkaş; Oktay, Metin
    Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Anabilim Dalı Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi BUKET UZUNER'İN HİKÂYE ROMANLARINDA EĞİTİM DEĞERLERİ NESLİHAN BURKAŞ YILMAZ Bu araştırmanın amacı, Buket Uzuner'in hikâye ve romanlarında yer alan eğitim değerlerini belirlemek ve bu değerlerin hangi bağlamlarda ele alındığını ortaya koymaktır. Edebî eserlerin, bireyin ahlaki, duygusal ve toplumsal gelişiminde önemli bir rol üstlendiği düşüncesinden hareketle gerçekleştirilen bu çalışmada, Buket Uzuner'in farklı dönemlerde kaleme aldığı eserler değerler eğitimi açısından incelenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi modeliyle yürütülmüştür. Çalışmanın veri kaynağını, Buket Uzuner'in hikâye ve romanları oluşturmaktadır. Eserler, eğitim değerleri bakımından ayrıntılı biçimde okunmuş; değerleri yansıtan ifadeler, olaylar ve karakter davranışları belirlenmiştir. Elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiş ve tematik başlıklar altında sunulmuştur. Araştırma bulguları, Buket Uzuner'in eserlerinde yardımseverlik, şefkat ve merhamet, hoşgörü, barışçıl yaşam, duygusal olgunluk, eğitim ve öğretmen etkisi gibi eğitim değerlerine yoğun biçimde yer verildiğini ortaya koymaktadır. Bu değerlerin, doğrudan öğüt verici bir anlatım yerine; karakterler, olay örgüsü ve yaşantılar aracılığıyla okura sezdirilerek örtük ileti şeklinde aktarıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca eğitim değerlerinin yalnızca bireyler arası ilişkilerle sınırlı kalmadığı; toplumsal sorumluluk, kültürel farkındalık ve doğa bilinciyle bütüncül bir yapı içinde ele alındığı belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, Buket Uzuner'in hikâye ve romanlarının değerler eğitimi açısından önemli bir kaynak niteliği taşıdığı ve edebî metinlerin eğitim sürecinde etkili bir araç olarak kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu yönüyle çalışma, edebiyat ve değerler eğitimi ilişkisine katkı sunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Buket Uzuner, hikâye, roman, eğitim değerleri, değerler eğitimi
  • Öğe
    Osmanlı Devleti'nin denizcilik politikası ve günümüz tarih eğitimindeki yansımaları
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Durmaz, Baha; Yıldırım, Zafer
    Bu tez çalışması, Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan yıkılışına kadar izlediği denizcilik politikalarını, donanmanın kurumsal ve teknolojik dönüşümünü bütüncül bir yaklaşımla incelemeyi ve bu tarihsel birikimin günümüz ortaöğretim tarih ders kitaplarında nasıl temsil edildiğini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, kapsamlı bir tarihsel literatür taraması ve eğitim materyali incelemesi olmak üzere birbirini tamamlayan iki ana eksen üzerine kurgulanmıştır. Çalışmanın tarihsel analiz bölümünde; Osmanlı denizciliğinin Karesi Beyliği'nden tevârüs edilen birikimle başlayan kuruluşu, II. Mehmed ve I. Süleyman dönemlerindeki kurumsallaşma süreci, XVII. yüzyıldan itibaren yaşanan teknolojik dönüşüm (kadırgadan kalyona geçiş) ve XIX. yüzyıldaki modernleşme çabaları (buharlı ve zırhlı gemiler) birincil kaynaklar ve modern literatür ışığında değerlendirilmiştir. Osmanlı deniz stratejisinin, sadece fetih odaklı olmadığı; ticaret yollarının güvenliği, lojistik destek ve kıyı savunması gibi çok yönlü bir vizyona dayandığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda Tersâne-i Âmire'nin endüstriyel kapasitesi, taşra tersanelerinin işleyişi ve Bahriye Nezareti'ne uzanan idarî merkezileşme süreci irdelenmiştir. Ayrıca, Pîrî Reis'in idamı, gemilerin karadan yürütülmesi ve II. Abdülhamid dönemi donanma stratejisi gibi literatürde tartışmalı olan konular, dönemin konjonktürü ve arşiv belgeleri ışığında yeniden yorumlanarak akademik bir zemin oluşturulmuştur. Çalışmanın eğitim boyutunda ise; Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2025-2026 eğitim-öğretim yılında okutulan 10. ve 11. sınıf tarih ders kitapları doküman analizi yöntemiyle incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda; ders kitaplarında denizcilik tarihinin büyük oranda siyasî ve askerî olaylar (savaşlar ve antlaşmalar) ekseninde ele alındığı; denizciliğin sosyal, kültürel ve teknolojik boyutlarının (gemi tipleri, denizci yaşamı, tersane teşkilatı) geri planda kaldığı görülmüştür. 10. sınıf ders kitabında denizcilik, fetihleri destekleyen bir unsur olarak sunulurken; 11. sınıf kitabında değişen dünya dengeleri ve modernleşme çabaları ekseninde işlenmiştir. Ancak her iki düzeyde de denizcilik tarihinin öğretiminde kullanılan görsel materyallerin, haritaların ve birincil kaynakların (seyahatnameler, layihalar) sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda, tarih öğretiminde yerleşik olan "kara devleti" öğretisi aşılarak, öğrencilere çok boyutlu bir "denizci devlet" vizyonu kazandırılmasına yönelik müfredat ve içerik önerileri geliştirilmiştir. Bu bağlamda tez, akademik tarihçilik ile okul tarihçiliği arasındaki boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.
  • Öğe
    Replikli öğretimin otizmli çocukların iletişime girme ve sohbet başlatma becerileri üzerine etkisi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Elçiboğa, Aldulkadir; Koçak, Fatih
    Bu araştırmanın amacı replikli öğretimle otizmli çocuklara iletişime girme ve sohbet başlatma becerilerini kazandırmaktır. Bu amaçla replikli öğretimin otizmli çocuklarda iletişim kurmayı kazandırıp kazandırmadığı incelenmiştir. Replikli öğretim uygulamasının otizmlilere konuşma başlatma becerisini kazandırmayı hedeflediği bu çalışmada tek denekli araştırma desenlerinden katılımcılar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Katılımcılar 5, 5 ve 6 yaşlarında olan 2 erkek ve 1 kız öğrenciden oluşmaktadır. Oturumlar gerçekleştirilirken 'Sohbet etme becerisi yoklama ve genelleme oturumları veri toplama formu' aracılığıyla veriler toplanmıştır. Elde edilen tüm veriler grafiksel analiz yoluyla değerlendirilmiş ve betimsel olarak yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları, replikli öğretimin otizmli çocuklarda iletişim ve sohbet becerisini kazandırmada etkili olduğunu göstermiştir. Bu araştırmanın amacına göre, araştırmada Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan bireyler kazandığı iletişim becerisini farklı ortam ve kişilere genelleyebildiği ve zaman içinde sürdürebildiği belirlenmiştir.
  • Öğe
    Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireyin özbakım ihtiyaçlarının karşılanmasında duruma uygun davranışların şekil verme ile kazandırılması
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Uygun, Yasir; Koçak, Fatih
    Çalışmada Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan bireyin özbakım ihtiyaçlarının karşılanmasında duruma uygun davranışlar sergileme becerisinin şekil verme öğretim yöntemi aracılığıyla kazandırılmasının etkililiği incelenmiştir. Çalışmada tek denekli deneysel araştırma modellerinden değişen ölçütler modeli kullanılmıştır. Özbakım becerileri kapsamında belirlenen üç hedef becerinin öğretiminde şekil verme uygulamalarına yer verilmiştir. Bu beceriler saç tıraşı olmada, el tırnağı ve ayak tırnağı kestirmede duruma uygun davranışlar sergileme becerileridir. Çalışmaya katılan OSB tanılı 6 yaşındaki katılımcının söz konusu durumlarda bekleme, kafasını uygun pozisyonda tutma, elini uzatma, ayağını uzatma, istenen yönergeleri yerine getirme gibi davranışları sergilememesi nedeniyle bu beceriler hedef olarak seçilmiştir. Her beceri için ayrı bir öğretim programı hazırlanmış; katılımcının bağımlı değişkene ilişkin tepkileri araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama formuna kaydedilmiştir. Öğretim oturumlarının tamamlanmasının ardından genelleme ve kalıcılık oturumlarına ilişkin izleme verileri elde edilmiştir. Elde edilen tüm veriler grafiksel analiz yoluyla değerlendirilmiş ve betimsel olarak yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları, şekil verme öğretim yönteminin OSB olan bireyin özbakım sürecinde duruma uygun davranışlar sergilemesini sağlamada etkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca katılımcının kazanılan davranışları yeni durumlara genelleyebildiği ve zaman içinde sürdürebildiği belirlenmiştir.
  • Öğe
    Gönderme öncesi süreçte öğrenci hakkında bilgi toplama, müdahale ve değerlendirme ile ilgili öğretmen eğitim programının etkililiği
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Karaca, Hatice; Çıkılı, Yahya
    Bu araştırma, okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin gönderme öncesi süreçte bilgi toplama, sınıf içi müdahale ve uyarlama yapma, iş birliği yürütme ve eğitsel değerlendirme için gerekli raporlama becerilerini geliştirmeyi amaçlayan bir öğretmen eğitim programının etkililiğini incelemektedir. Alan yazında öğretmenlerin özel gereksinim şüphesi taşıyan öğrencilerle ilgili sistematik gözlem yapma, veri toplama ve bu verileri Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine sunulacak raporlara yansıtma konusunda çeşitli güçlükler yaşadıkları; eğitsel değerlendirme istek formlarında çoğunlukla yüzeysel, genelleyici ve pedagojik temelden uzak ifadeler kullandıkları görülmektedir. Bu nedenle araştırmada, gönderme öncesi sürecin niteliğini artırmaya yönelik, uygulamaya dönük bir eğitim programı geliştirilmiş ve programın öğretmen yeterlikleri üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Çalışma, karma yöntem desenlerinden keşfedici sıralı desenle yürütülmüş; ilk aşamada öğretmenlerin gönderme öncesi sürece ilişkin ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla iki odak grup görüşmesi yapılmış ve elde edilen bulgular doğrultusunda beş gün ve on beş oturumdan oluşan kapsamlı bir eğitim programı hazırlanmıştır. Nicel aşamada Konya ili Meram ilçesinde görev yapan ve daha önce RAM'a öğrenci yönlendirmiş 30 öğretmen deney (n=15) ve kontrol (n=15) gruplarına atanmış; her iki gruba da uygulama öncesinde ve sonrasında Eğitsel Değerlendirme İstek Formu doldurtulmuştur. Nitel aşamada öğretmen formlarındaki ifadeler MAXQDA yazılımı aracılığıyla tematik olarak analiz edilmiş; deney grubundan rastgele seçilen üç öğretmenin ön test ve son test formları RAM uzmanları tarafından doküman temelli dış gözlemci değerlendirmesiyle incelenmiş ve deney grubundan sosyal geçerlik verileri toplanmıştır. Bulgular, eğitim programının öğretmenlerin gözlem yapma, sınıf içi uyarlama planlama, yöntem–teknik seçimi ve raporlama becerilerinde anlamlı gelişim sağladığını göstermektedir. Eğitim sonrası formlarda öğretmenlerin daha açıklayıcı, gerekçelendirilmiş, bireyselleştirilmiş ve pedagojik temelli ifadeler kullandıkları; yüzeysel ve genelleyici ifadelerin belirgin biçimde azaldığı görülmüştür. RAM uzmanları da deney grubunun son test formlarını işlevsel, yeterli ve yönlendirici bulmuş; ön test formlarına kıyasla niteliksel bir artış olduğunu belirtmiştir. Sosyal geçerlik bulguları, öğretmenlerin programı uygulanabilir, ihtiyaçla uyumlu ve mesleki gelişim açısından yararlı bulduklarını ortaya koymuştur. Sonuç olarak geliştirilen öğretmen eğitim programı, gönderme öncesi sürecin daha sistematik, veri temelli ve iş birliğine dayalı biçimde yürütülmesine katkı sunmakta; öğretmenlerin eğitsel değerlendirme sürecine ilişkin yeterliklerini güçlendirmekte ve yönlendirme süreçlerine daha nitelikli bilgi akışı sağlamaktadır. Araştırma, öğretmen eğitimine dayalı modellerin tanılama sürecinin niteliğini artırabileceğini ve özel eğitim hizmetlerinin niteliğini geliştirebileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Özel Eğitim, Eğitsel Değerlendirme, Gönderme Öncesi Süreç, Öğretmen Eğitim Programı, Hizmet İçi Eğitim
  • Öğe
    Okul öncesi dönem çocuklarının mizaç özellikleri ile öğrenme stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Kağnıcı, Feyza; Basit, Osman
    Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarının mizaç özellikleri ile öğrenme stilleri arasındaki ilişkiyi ve bu değişkenlerin sosyo-demografik faktörlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Çalışma grubu, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Konya ili Selçuklu ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-72 ay aralığındaki 393 çocuktan oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuklar İçin Mizaç Ölçeği" ve "5-6 Yaş Çocuklar İçin Öğrenme Stilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler, Bağımsız Örneklemler t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Tukey HSD testi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular, cinsiyet, okul öncesi eğitim alma süresi ve ebeveyn eğitim düzeyi gibi bazı sosyo-demografik değişkenlere göre öğrenme stilleri ve mizaç özelliklerinde anlamlı farklılıklar olduğunu göstermiştir. Ayrıca mizaç özellikleri ile öğrenme stilleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bu sonuçlar, okul öncesi dönemde mizaç özellikleri ile öğrenme stillerinin birbirleriyle ilişkili yapılar olduğunu ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    Bir sohbet robotu uygulamasının sekizinci sınıf öğrencilerinin İngilizce konuşma kaygı düzeylerine ve İngilizce konuşma performanslarına etkisi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Gürhan, Tuğba; Okyar, Hatice
    Yıllardır süregelen dil öğretme ve dil öğrenme sürecine yapay zekânın da dahil olmasıyla, bu süreç artık klasik yöntemlerin dışında yeni bir hâle evrilmiştir. Hemen hemen her alanda yaygın olarak kullanılmaya başlanan yapay zekâ destekli sohbet robotlarının İngilizce öğretiminde yaratacağı etki, araştırmacıların merak konusu olmuştur. Bu alanda çok fazla araştırma olmamasından hareketle mevcut çalışmanın bu alandaki eksikliğe bir katkıda bulunacağı öngörülmektedir. Bu amaç doğrultusunda yapılan araştırmada, Call Annie adlı yapay zekâ destekli sohbet robotunun öğrencilerin İngilizce konuşma performansı ve İngilizce konuşma kaygı düzeyleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmaya, rastgele atama yöntemiyle belirlenen, bir devlet okulunda sekizinci sınıfta okuyan 30 öğrenci (kontrol grubu 15 öğrenci, deneysel grup 15 öğrenci) katılmıştır. Bu doğrultuda, karma yöntemin kullanılmasıyla hem nitel hem de nicel verilere ulaşılmıştır. Süreçte herhangi bir sorun çıkmayacağına dair emin olabilmek amacıyla, araştırmaya dahil olmayan farklı öğrencilerle bir pilot uygulama yapılmıştır. Kontrol grubuna öğretmen öncülüğünde konuşma dersleri verilmiş olup deney grubunda ise öğretmen eşliğindeki İngilizce konuşma derslerinde sohbet robotu kullanılmıştır. 12 haftalık araştırma sürecine başlamadan önce, araştırmacı tarafından grupların her ikisine İngilizce Konuşma Kaygısı Ölçeği, sonrasında da araştırmacı ve ikinci bir İngilizce öğretmeni tarafından ön test olarak öğrencilerin İngilizce Konuşma performanslarını ölçen konuşma sınavı yapılmıştır. İngilizce Konuşma Performansı Değerlendirme Rubriği'nin uygulanması ise, her bir öğrencinin sınavının hemen sonrasında gerçekleşmiştir. Uygulama sürecin sonunda, son-test olarak yine aynı yöntemle değerlendirmeler yapılmıştır. Böylelikle nicel verilere ulaşılmıştır. Nitel veriler ise, yarı yapılandırılmış görüşme formunun değerlendirilmesi sonucu elde edilmiştir. Sonuçta, deney grubu ile yapılmış olan dersler ile kontrol grubu ile yapılmış olan dersler doğrultusunda öğrencilerin İngilizce konuşma performansları değerlendirme puanları arasında anlamlı bir fark oluşmadığı ancak deney grubundaki öğrencilerin İngilizce konuşma kaygılarında bir azalma olduğu belirlenmiştir. Çoğu öğrenci sohbet robotu ile yapılan derslerden zevk aldıklarını ve bu uygulamanın eğlenceli, faydalı ve dezavantajı olmayan bir uygulama olduğu yönünde fikirlerini belirtmişlerdir. Bu çalışma ile genel anlamda İngilizce öğretim ve öğrenim sürecinde sohbet robotları gibi teknoloji tabanlı araçların kullanımının sonuçlarının dil öğrenme deneyimlerini nasıl etkileyebileceği irdelenmiş olup özellikle de konuşma kaygısını azaltma ve konuşma becerilerini artırma açısından öğretmenlere ve bu alanda çalışma yürütecek olan araştırmacılara fikir vermesi ve alandaki eksikliklerin giderilmesine yönelik katkıda bulunulması hedeflenmiştir.
  • Öğe
    ​Okul öncesi öğretmenlerinin karbon ayak izi farkındalık düzeylerinin belirlenmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Sunay, Emine; Kabadayı, Abdülkadir
    Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin karbon ayak izi farkındalık düzeylerini belirlemek ve bu farkındalık düzeylerinin çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı ele alınmıştır. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeliyle tamamlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan 150 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Karbon Ayak İzi Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeğin geçerlik güvenirlik analizleri kapsamında Açımlayıcı Faktör Analizi, Doğrulayıcı Faktör Analizi ve Cronbach's Alpha iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır. Analizler sonucunda ölçeğin tek faktörlü bir yapıya sahip olduğu, faktör yüklerinin kabul edilebilir aralıkta olduğu ve ölçeğin yüksek güvenirlik gösterdiği ortaya konmuştur. Verilerin normal dağılım gösterdiği ortaya konmuş; bu kapsamda analizlerde Mann-Whitney U ve Kruskal Wllis H testlerine başvurulmuştur. Bu doğrultuda çalışması devam eden istatiksel analiz süreci, çalışmanın hedefleri doğrusunda sistematik hale getirilmiştir. Ölçme aracından elde edilen veriler, ilk adım olarak betimsel istatistikler yararlanılarak detaylı irdelenmiş; bir sonraki aşamada değişkenler arasındaki farklılaşmaların tespit edilmesi çerçevesinde geçerli analiz tekniklerine başvurulmuştur. Yürütülen analizler sayesinde okul öncesi öğretmenlerinin karbon ayak izi farkındalık düzeyleri, bireysel ve kurumsal değişkenler bağlamında çok yönlü olarak analiz edilmiş ve elde edilen bulgular geçerlik, güvenirlik ve bilimsel araştırma ilkeleri esas alınarak bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında , okul öncesi öğretmenlerinin karbon ayak izi farkındalık düzeylerinin cinsiyet, eğitim durumu ve mesleki kıdemlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşın yaş, görev yapılan okul türü ve sınıf mevcudu değişkenlerine göre farkındalık düzeylerinde anlamlı farklılıklar olduğu ortaya konmuştur. Özellikle 26-30 yaş grubu okul öncesi öğretmenlerinin farkındalık düzeylerinin daha yüksek olduğu, sınıf mevcudu arttıkça farkındalık düzeyinin yükseldiği sonuçları elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, okul öncesi öğretmenlerine yönelik çevre eğitimi ve sürdürülebilirlik temelli hizmet içi eğitimlerin toplum genelinde benimsetilmesi ve karbon ayak izi farkındalığını yükseltmeye yönelik deneyim temelli çalışmaların desteklenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Karbon ayak izi, çevre eğitimi, farkındalık, okul öncesi öğretmenleri, sürdürülebilirlik
  • Öğe
    Erken çocuklukta dil konuşma bozukluğu olan bireylerin yararlandığı destek eğitim hizmetlerine ilişkin ebeveyn deneyim ve görüşlerinin belirlenmesi: Bir olgu bilim çalışması
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Taşpınar, Mücahid; Kabadayı, Aldülkadir
    Bu araştırmada, erken çocukluk döneminde dil ve konuşma bozukluğu tanısı almış çocukların yararlandıkları destek eğitim hizmetlerinin yeterliliği, ebeveyn görüşleri doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, dil ve konuşma bozukluğu olan çocukların tanı öncesi dönemden başlayarak destek eğitim hizmetlerine erişim, hizmetlerin niteliği, uzman-aile iş birliği, ev temelli destek uygulamaları, toplumsal kabul süreçleri ve sosyal destek mekanizmalarına ilişkin ebeveyn deneyimlerini derinlemesine ortaya koymaktır. Bu bağlamda çalışma, yalnızca eğitim hizmetlerinin teknik yeterliliğini değil, aynı zamanda ailelerin yaşadığı duygusal, sosyal ve kurumsal süreçleri bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmeyi hedeflemiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Kayseri ve Kırşehir illerinde özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden destek eğitim hizmeti alan dil ve konuşma bozukluğu tanılı çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen 12 ebeveyn ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler tematik analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiş; verilerden hareketle ebeveyn deneyimlerini yansıtan temel tema ve alt temalar oluşturulmuştur. Araştırma bulguları, ebeveynlerin çocuklarındaki ilk belirtileri fark ettikleri andan itibaren yoğun kaygı, belirsizlik, suçluluk, çaresizlik ve gelecek endişesi yaşadıklarını göstermektedir. Tanı sürecinde bürokratik işlemler, sağlık ve eğitim kurumları arasındaki yönlendirme eksiklikleri, bilgiye erişim güçlükleri ve süreç hakkında yeterli rehberlik sunulmaması aileler açısından önemli sorun alanları olarak belirlenmiştir. Destek eğitim hizmetlerinin ebeveynler tarafından genel olarak gerekli ve yararlı bulunduğu; ancak seans sürelerinin sınırlı olması, kurumlar arası kalite farklılıkları, materyal yetersizlikleri, uzman değişiklikleri ve uygulamada standartlaşma eksikliği nedeniyle hizmet niteliğinin istenilen düzeyde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular ayrıca, ailelerin yalnızca ebeveyn rolüyle sınırlı kalmadığını, çocuklarının gelişimini desteklemek amacıyla ev ortamında aktif biçimde eğitsel sorumluluk üstlendiklerini ortaya koymuştur. Bu durum, ebeveynlerin çoğu zaman rehberlik eksikliği içerisinde deneme-yanılma yoluyla ilerlemek zorunda kaldığını göstermektedir. Toplumsal farkındalık boyutunda ise yanlış inanışlar, damgalayıcı tutumlar ve sosyal dışlanma deneyimlerinin ailelerin psikososyal yükünü artırdığı belirlenmiştir. Sonuç olarak araştırma, dil ve konuşma bozukluğu olan çocuklara yönelik destek eğitim hizmetlerinin erişilebilir olmakla birlikte hizmet niteliği, süreklilik, aile rehberliği, uzman istikrarı ve toplumsal farkındalık açısından geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda politika yapıcılara, uygulayıcılara ve gelecekte yapılacak araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.
  • Öğe
    Travma yaşayan bireylerde ölüm kaygısı, belirsizliğe tahammülsüzlük ve bilişsel ayrışma düzeyleri arasındaki ilişkinin karma yöntemle incelenmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Kır, Özgür; Kesici, Şahin
    Araştırmanın amacı travma yaşayan bireylerde ölüm kaygısı, belirsizliğe tahammülsüzlük ve bilişsel ayrışma düzeyleri arasındaki ilişkinin karma yöntemle incelenmesidir. Araştırmada karma yöntem araştırma modellerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümü, ilişkisel tarama modeline göre yapılandırılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünün çalışma grubunu 401 (%56.7) kadın ve 306 (%43.3) erkek olmak üzere toplam 707 yetişkin birey oluşturmaktadır. Katılımcılar 18-65 yaş aralığında ve yaş ortalaması 36.67' dir. Nicel bölümde verilerin toplanması aşamasında Kişisel Bilgi Formu, Türkçe Ölüm Kaygısı Ölçeği, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği ve Drexel Ayrışma Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, tek yönlü MANOVA analizi, Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. MANOVA analizi sonucunda kadınların ölüm kaygısı puan ortalamalarının erkeklere göre daha yüksek olduğu, ortaokul mezunlarının ölüm kaygısının acı çekme alt boyutu puan ortalamasının lisans ve lisansüstü mezunlarından daha yüksek olduğu ve büyükşehirde yaşayan bireylerin bilişsel ayrışma puan ortalamasının kasaba/köyde yaşayan bireylere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca aylık geliri düşük olan bireylerin ölüm kaygısının acı çekme alt boyutu puan ortalaması aylık geliri yüksek olan bireylere göre daha yüksek ve bilişsel ayrışma puan ortalamasının ise daha düşük olduğu saptanmıştır. Korelasyon analizi sonucunda ölüm kaygısı ve alt boyutları ile belirsizliğe tahammülsüzlük ve alt boyutları arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ölüm kaygısı ve alt boyutları ile bilişsel ayrışma arasında ise düşük düzeyde negatif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca belirsizliğe tahammülsüzlük ve engelleyici kaygı alt boyutu ile bilişsel ayrışma arasında düşük düzeyde negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucu bulunmuştur. Son olarak çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre belirsizliğe tahammülsüzlüğün ileriye yönelik kaygı ve engelleyici kaygı alt boyutlarının ölüm kaygısının alt boyutları ve toplam puanı üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Buna karşın, bilişsel ayrışmanın ölüm kaygısının alt boyutları ve toplam puanı üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca demografik bilgilerin ölüm kaygısının alt boyutları ve toplam puanı üzerinde anlamlı yordayıcı etkilerinin modele göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Çalışmanın nitel bölümünde olgu bilim yaklaşımı ve amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Nitel bölümün çalışma grubunu ölüm kaygısı ölçeğinden yüksek puan alan 13 kadın ve 13 erkek olmak üzere 26 yetişkin birey oluşturmuştur. Katılımcıların yaş aralığı 24-55 olarak tespit edilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi sonucunda; ölüm ile ilgili düşünceler, ölüm ile ilgili düşüncelerle baş etme stratejileri, ölüm düşüncelerini tetikleyen travmatik deneyimler, ölüm ile ilgili duygular ve ölüm ile ilgili duygularla baş etme stratejileri olmak üzere 5 tema ve bu temaların altında yer alan kategoriler belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları ilgili alan yazın ışığında tartışılmış ve bu doğrultuda öneriler sunulmuştur.
  • Öğe
    Öğretmen adaylarının matematik öğretiminde artırılmış gerçeklik materyalleri geliştirme, uygulama ve değerlendirme süreçlerinin incelenmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Erdoğan, Sevcan Mercan; Erdoğan, Ahmet
    Artırılmış gerçeklik teknolojisine olan ilgi günden güne genişleyen kullanım alanıyla birlikte artmaktadır. Pek çok alanda kullanılan bu teknoloji, eğitim ortamlarında da hızla yaygınlaşmakta ve araştırmacılar tarafından birçok çalışmada kullanılmaktadır. Bu araştırmada ise, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının, ortaokul matematik öğretim programında yer alan kazanımların öğretimine yönelik artırılmış gerçeklik materyalleri tasarlama sürecindeki deneyimleri ile bu sürecin öğretmen adaylarının TPAB seviyelerine ve dijital materyal tasarlama yeterliliklerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nitel ve nicel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiş ve araştırma gömülü karma desen çerçevesinde desenlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ön-test son-test tek gruplu zayıf deneysel desen, nitel boyutunda ise çoklu durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 eğitim öğretim yılı güz döneminde İç Anadolu Bölgesinde bulunan bir devlet üniversitesinde 4. sınıfta öğrenim gören 5'i erkek 22'si kadın olmak üzere 27 ilköğretim matematik öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada nicel veriler Matematik İçin Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği (TPAB-Mat) ve Dijital Materyal Tasarımı Yeterlikleri Ölçeği (DMTYÖ) ile toplanırken nitel veriler; dokümanlar, odak grup görüşmesi ve günlükler ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS programı kullanılmış ve Shapiro-Wilk, bağımlı örneklem t testi ile veriler çözümlenmiştir. Nitel verilerin analizinde hem tümevarımcı hem de tümdengelimci analiz yöntemi birlikte kullanılarak içerik analizi ve tematik analiz yöntemleri tercih edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre ilköğretim matematik öğretmen adaylarının artırılmış gerçeklik materyali hazırlama deneyimlerinin, öğretmen adaylarının TPAB seviyelerini ve dijital materyal tasarlama yeterliliklerini anlamlı bir biçimde arttırdığı; ayrıca öğretmen adaylarının TPAB seviyeleri ile dijital materyal tasarlama yeterlilikleri arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan öğretmen adaylarının hazırladıkları ders planları incelenmiş ve AG materyallerini entegre ederken tercih ettikleri öğrenme alanlarının en çok sayılar ve işlemler öğrenme alanındaki kazanımlara yönelik olduğu; adayların sıklıkla 8. sınıf seviyesindeki kazanımları tercih ettikleri; ilk ders planında en fazla değerlendirme bölümünde, son ders planında keşfetme bölümünde materyal kullanmayı tercih ettikleri; ilk ders planında çoğunlukla dikkat çekme amacıyla materyal tasarlarken son ders planında kavramsal öğrenmeye yönelik bir eğilim olduğu tespit edilmiştir. AG materyali tasarlama sürecindeki öğretmen adaylarının görüş ve deneyimleri incelendiğinde ise bulgular "TPAB deneyimleri", "görüşler", "roller" ve "tasarım özellikleri" olmak üzere dört tema altında toplanmıştır. Öğretmen adaylarının AG materyali tasarlama sürecine yönelik görüşlerinde AG materyalinin avantajlarına daha çok vurgu yaptıkları, dezavantajlara daha sınırlı sıklıkta yer verdikleri belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının AG materyali tasarlama deneyimlerinin TPAB seviyelerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Yüksek TPAB seviyesindeki adayların AG materyali tasarlama sürecinde bağlamsal bilgi bileşenine en fazla odaklanan, sürecin mesleki katkısına ve araştırmacı desteğine en çok vurgu yapan grup olduğu görülmüştür. Orta TPAB seviyesindeki adayların AG teknolojinin potansiyel faydalarına en fazla odaklanan, dezavantajları diğer gruplara kıyasla en az oranda dile getiren, akran etkileşimi en yüksek olan ve buna bağlı olarak materyal tasarımında pedagojik yaklaşımı en çok dile getiren grup olduğu belirlenmiştir. TPAB seviyesi düşük öğretmen adaylarının ise AG materyali tasarlama sürecinde dezavantajlara daha fazla odaklanan, akran ve araştırmacı etkileşimleri sınırlı düzeyde olan ve buna bağlı olarak materyal tasarlarken yüzeysel yaklaşımları tercih eden grup olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmanın sonuçlarının öğretmen yetiştirme programına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
  • Öğe
    Matematiksel yaratıcılığı geliştirmeye yönelik problem çözme ve kurma sürecine uygun bir öğretimin tasarımı, uygulanması ve değerlendirilmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Karakulak, Burcu Çalışkan; Çenberci, Selin
    Matematiksel yaratıcılığı destekleyen öğretim ortamlarının tasarımında; problem çözme, problem kurma gibi bilişsel olarak karmaşık ve üst düzey düşünme becerilerini içeren etkinliklerin bütüncül bir şekilde yapılandırılmasının gerekliliği ve önemi göz ardı edilemez bir gerçek olarak görülmektedir. Bu araştırmada, problem çözme, problem kurma ve ürün oluşturma temelli etkinliklerin özel yetenekli öğrencilerin matematiksel yaratıcılıklarının gelişimine etkisi incelenmiştir. Bu bağlamda araştırmanın temel amacı, matematiksel yaratıcılığı desteklemeye yönelik problem çözme ve problem kurma sürecine dayalı bir öğrenme ortamında yüksek bilişsel istem düzeyindeki etkinliklerin özel yetenekli 6. Sınıf öğrencilerinin matematiksel yaratıcılık düzeylerine etkisini incelemek olmuştur. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan eylem araştırması deseniyle yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcılarını, 2025–2026 eğitim-öğretim yılında bir Bilim ve Sanat Merkezi'nde altıncı sınıf düzeyinde öğrenim gören altı özel yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcılar, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırma süreci, üç temel döngüden oluşan toplam 10 haftalık uygulama dönemini kapsamaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen problem çözme ve problem kurma testleri, öğrenci etkinlik kağıtları, öğrenci günlükleri ve araştırmacı gözlem notları kullanılmıştır. Problem çözme ve problem kurma ön-son teslerin analizinde araştırmacı tarafından geliştirilen "Matematiksel Yaratıcılık Dereceli Puanlama Anahtarı" kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, uygulama öncesindeki matematiksel yaratıcılık puanları orta düzeyde iken uygulama sonrasında matematiksel yaratıcılık puan düzeylerinde yükselme olduğu tespit edilmiştir. Gelişimin özellikle matematiksel yaratıcılığın akıcılık ve esneklik boyutlarında daha belirgin olduğu; özgünlük ve derinlik boyutlarında ise daha sınırlı ancak olumlu yönde ilerleme olduğu sonucuna ulşaılmıştır. Test sonuçları, öğrenci ürünleri, öğrenci günlükleri ve araştırmacı notları birlikte değerlendirildiğinde, öğrencilerin birden fazla çözüm yolu üretme, farklı stratejiler kullanma, problem kurma ve matematiksel yapılarını gerekçelendirme becerilerinde gelişim gösterdikleri görülmüştür. Özellikle problem kurma ve ürün oluşturma temelli etkinliklerde öğrencilerin yaratıcı düşünme süreçlerinin daha görünür hale geldiği belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, matematiksel yaratıcılığı geliştirmeye yönelik yapılandırılmış öğrenme tortamlarının özel yetenekli öğrenciler için etkili olduğunu göstermektedir.
  • Öğe
    İklim değişikliği konusunda lise öğrencilerinin bilişsel yapılarının belirlenmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Ertul, Ayşe Betül; Kılıç, Selda
    Bu çalışmanın amacı,12. sınıf öğrencilerinin iklim değişikliği kavramına yönelik bilişsel yapılarını incelemektir. Çalışma grubunu Konya ilindeki iki devlet okulundan 85 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin iklim değişikliği kavramını zihinlerinde nasıl yapılandırdıkları, sahip oldukları bilgi düzeyleri ve bu konuya ilişkin olası kavram yanılgıları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan içerik analizi yaklaşımı temel alınarak yürütülmüştür. Bu bağlamda öğrencilerin bilişsel yapılarını ve kavramlar arası ilişkileri ortaya çıkarmada etkili olduğu kabul edilen kelime ilişkilendirme testi, çizme-yazma tekniği ve açık uçlu sorular veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen veriler, öğrencilerin iklim değişikliği kavramına ilişkin bilgi yapılarının çoğunlukla yüzeysel ve yetersiz olduğunu göstermektedir. Öğrencilerin orta düzeyde bir kısmının iklim değişikliği, küresel ısınma, kuraklık, sera gazı ve sıcaklık kavramları arasında ilişki kurduğu fakat sera gazı etkisi ve karbondioksit kavramlarının orta düzeyde ilişkilendirdikleri belirlenmiştir. Ayrıca, çizim ve yazılı anlatımlar incelendiğinde, öğrencilerin kavramları bütün olarak değil çoğunlukla tek boyutlu ve günlük yaşam deneyimlerine dayalı ifadeler kullanarak açıkladıkları görülmüştür. Öğrenciler iklim değişikliğini bilişsel yapılarında iklimsel açıdan yapılandırdıkları, sebeplerini özellikle fosil yakıt çerçevesinde ve etkilerini doğal sistemler açısından değerlendirdikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin insan faktörünün etkisi ve iklim değişikliği arasında ilişkiyi çok düşük oranda belirttikleri ortaya çıkarılmıştır. Araştırma bulguları, öğrencilerin iklim değişikliği konusundaki bilişsel yapılarını geliştirmek için daha bütüncül, disiplinler arası ve uygulamaya dayalı öğretim yaklaşımlarına ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma, iklim değişikliği eğitiminin mevcut durumuna ışık tutmakta ve öğrencilerin bilimsel kavramları doğru ve anlamlı bir şekilde yapılandırabilmeleri için öğretim süreçlerinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
  • Öğe
    Öğretmen adaylarında üretken yapay zekâ okuryazarlığının modellenmesinde etik ve sosyal risk farkındalığı, teknolojiyle öğretim yapmaya ilişkin duygular ve kişisel değişkenlerin rolü
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Yılmaz, Fırat Yaşar; Durak, Hatice Yıldız
    Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının üretken yapay zekâ (ÜYZ) okuryazarlığını yordayan değişkenlerin belirlenmesi ve bu değişkenler arasındaki ilişkilerin yapısal bir model çerçevesinde incelenmesidir. Araştırmada öğretmen adaylarının ÜYZ okuryazarlık düzeyleri ile teknoloji ile öğretim yapmaya ilişkin duygular, ÜYZ'nin etik ve sosyal zararlarına yönelik risk farkındalığı ve yaş, BİT kullanım düzeyi, teknoloji kullanım süresi, ÜYZ kullanım süresi ile ÜYZ yeterlilik düzeyi gibi kişisel değişkenler arasındaki ilişkiler bütüncül bir yapısal model aracılığıyla analiz edilmiştir. ÜYZ teknolojilerinin eğitim ortamlarına hızla entegre olduğu günümüzde öğretmen adaylarının bu araçları pedagojik, eleştirel ve etik bir perspektifle kullanabilme kapasitelerinin anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma modeli benimsenerek yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini 2025-2026 eğitim-öğretim yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi'nde öğrenim gören ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 274 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Teknoloji ile Öğretim Yapmaya İlişkin Duygu Ölçeği, ÜYZ Okuryazarlığı Ölçeği ve ÜYZ'nin Etik ve Sosyal Zararlarına Yönelik Risk Farkındalığı Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler IBM SPSS 25 ve SmartPLS 4 yazılımları aracılığıyla analiz edilmiştir. Betimsel istatistikler ve Pearson korelasyon analizlerinin yanı sıra değişkenler arasındaki yordayıcı ilişkilerin incelenmesi amacıyla Kısmi En Küçük Kareler Tabanlı Yapısal Eşitlik Modellemesi (PLS-SEM) yöntemi uygulanmıştır. Araştırma sonuçları, öğretmen adaylarının ÜYZ okuryazarlık düzeylerinin orta düzeyde seyrettiğini ortaya koymaktadır. Yapısal model sonuçlarına göre BİT kullanım düzeyi, teknoloji kullanım süresi, ÜYZ kullanım süresi ve yaş değişkenlerinin ÜYZ okuryazarlığı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkiler oluşturduğu belirlenmiştir. Teknoloji ve ÜYZ kullanım sürelerinin okuryazarlık üzerindeki etkisinin negatif yönlü olması dikkat çekici bir bulgu olarak öne çıkmaktadır. Bu durum, kullanım süresinin artmasının nitelikli bir okuryazarlık gelişimi için tek başına yeterli olmadığını; ÜYZ araçlarının yüzeysel veya pasif biçimde kullanılması durumunda eleştirel okuryazarlık becerilerinin sınırlı kalabileceğini ortaya koymaktadır. Teknoloji ile öğretim yapmaya ilişkin duygular incelendiğinde yalnızca keyif boyutunun ÜYZ okuryazarlığını pozitif ve anlamlı biçimde yordadığı görülmüş; kaygı ve öfke boyutlarının istatistiksel olarak anlamlı bir etki göstermediği tespit edilmiştir. Etik ve sosyal risk farkındalığı değişkenleri ile ÜYZ yeterlilik düzeyinin ÜYZ okuryazarlığı üzerinde doğrudan anlamlı bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Bu bulgular, farkındalığın uygulamaya dönüşmesinde ek destekleyici mekanizmalara ihtiyaç duyulduğuna ve yüksek öz-yeterlilik algısının her durumda nesnel okuryazarlık düzeyine karşılık gelmeyebileceğine işaret etmektedir. Kurulan yapısal modelin ÜYZ okuryazarlığındaki varyansın yaklaşık %67'sini açıklaması, önerilen modelin güçlü bir açıklayıcılığa sahip olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular, ÜYZ okuryazarlığının yalnızca teknoloji kullanım süresine bağlı olmayıp; kullanım deneyiminin niteliği, teknoloji ile öğretime yönelik olumlu duygusal eğilimler ve bireysel özelliklerle birlikte şekillendiğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda öğretmen yetiştirme programlarında ÜYZ teknolojilerinin pedagojik, eleştirel ve bilinçli kullanımını destekleyen uygulamalara yer verilmesinin alanyazına ve eğitim politikalarına katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
  • Öğe
    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programı 9.sınıf coğrafya ders kitabında yer alan etkinliklerin bilişsel düzeylere göre incelenmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Gündoğan, Esra; Pınar, Adnan
    Bu araştırmanın amacı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) Öğretim Programı doğrultusunda hazırlanan 9. sınıf Coğrafya ders kitabında yer alan etkinlikleri Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'nin bilişsel süreç boyutu açısından analiz ederek etkinliklerin hangi düzeylerde yoğunlaştığını belirlemektir. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemiyle yapılmıştır. Araştırma kapsamında ders kitabındaki tüm etkinlikler sistematik biçimde incelenmiş, her etkinlik bilişsel süreç kategorilerine göre kodlanmış ve elde edilen veriler betimsel analizle çözümlenmiştir. Araştırmada toplam 27 etkinlik değerlendirilmiştir. Bulgular, etkinliklerin bilişsel açıdan dengeli fakat belirgin biçimde üst düzey düşünme becerilerine yöneldiğini göstermektedir. Etkinliklerin %59,3'ünün analiz düzeyinde yer alması, kitabın öğrenciyi veri, harita, grafik ve tablo gibi çoklu temsiller üzerinden düşünmeye sevk eden çağdaş bir pedagojik yaklaşım benimsediğini ortaya koymaktadır. Değerlendirme ve yaratma basamaklarında yer alan etkinliklerin toplam oranı %22,2 olup, özellikle nüfus politikası geliştirme, koroplet harita üretme, afet yönetimi posteri hazırlama ve bölge sınırlarının değişimini coğrafi–tarihsel bağlamda tartışma gibi görevler öğrencilerin üst düzey bilişsel süreçlere aktif biçimde katılım sağladığını göstermektedir. Anlama ve uygulama düzeylerinde yer alan etkinliklerin oranı ise daha sınırlı olup, bu etkinlikler genellikle temel kavramların yapılandırılması ve analize hazırlık niteliğindedir. Ünite bazlı dağılım incelendiğinde, analiz düzeyinin neredeyse tüm ünitelerde baskın olduğu; nüfus, afet yönetimi ve bölgeler ünitelerinde değerlendirme ve yaratma süreçlerinin belirgin şekilde kullanıldığı görülmüştür. Bu durum, coğrafya öğretiminin doğası gereği ilişkilendirme, problem çözme, eleştirel düşünme ve mekânsal analiz gibi üst düzey becerileri gerektirdiğine ilişkin literatürle uyumludur. TYMM'nin beceri temelli ve sorgulamayı önceleyen yaklaşımıyla karşılaştırıldığında, ders kitabı etkinliklerinin programın öngördüğü bilişsel talepleri büyük ölçüde karşıladığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, 9. sınıf Coğrafya ders kitabındaki etkinliklerin Yenilenmiş Bloom Taksonomisi çerçevesinde üst düzey bilişsel süreçlere yönelik güçlü bir yapı sunduğu; öğrenciyi sadece bilgi edinmeye değil, veriye dayalı muhakeme yapmaya, ilişki kurmaya, çözüm üretmeye ve yaratıcı ürünler ortaya koymaya yönlendirdiği belirlenmiştir. Bu yönüyle ders kitabı, hem çağdaş coğrafya eğitiminin hedeflediği "mekânsal düşünebilen, sorgulayan ve üreten öğrenci" profilini desteklemekte hem de TYMM'nin beceri ve değer odaklı vizyonuna bilimsel temelde uygunluk göstermektedir.
  • Öğe
    Ortaokul öğretmenlerine yönelik sosyal duygusal öğrenme eğitim programının tasarlanması ve uygulanması: Bir eylem araştırması
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Bağcı, Aliye Doğan; Alemdar, Melek
    Bu araştırma, ortaokul öğretmenlerinin sosyal-duygusal becerilerini geliştirmeye yönelik 7 haftalık öğrenme etkinliklerinin uygulanmasını ve değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Etkinlikler, güncel sosyal-duygusal öğrenme ve öğretmen iyi oluşu literatürü temel alınarak geliştirilmiştir. Araştırma, eylem araştırması deseniyle yürütülmüş; Konya ili Meram ilçesinde bir ortaokulda görev yapan 5 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde nicel ve nitel yöntemler birlikte kullanılmıştır. Nicel veriler, Duygusal Okuryazarlık Becerisi Ölçeği aracılığıyla ön test–son test uygulamalarıyla elde edilmiştir. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmeler, yansıtıcı günlükler, araştırmacı gözlem notları ve sınıf içi gözlem formları aracılığıyla toplanmıştır. Bulgular programın öğretmenler üzerinde anlamlı ve çok boyutlu bir dönüşüm yarattığını ortaya koymuştur. Öğretmenler, öz farkındalık ve öz yönetim becerilerinde belirgin bir gelişim yaşadıklarını; sınıf içi zorlayıcı durumlarda otomatik tepkiler vermek yerine duraksama, nefes alma ve bilinçli seçim yapma davranışlarını benimsemeye başladıklarını ifade etmişlerdir. Empati ve sosyal farkındalık oturumlarının ardından, öğrenci davranışlarını yargılamak yerine davranışın altında yatan nedenleri anlamaya yönelik eğilim güçlenmiştir. İlişki becerileri ve sorumlu karar verme oturumları ise öğretmenlerin iletişim dilini ve sınıf yönetimi anlayışını olumlu yönde dönüştürmüştür. Mesleki iyi oluş açısından değerlendirildiğinde, başlangıçta yoğun tükenmişlik ve çaresizlik duyguları ifade eden öğretmenlerin süreç sonunda belirgin biçimde daha huzurlu, rahat ve mesleki açıdan daha yetkin hissettikleri görülmüştür. Bu araştırma, Türkiye'de öğretmenlerin sosyal-duygusal yeterliklerine yönelik uygulamalı çalışmaların sınırlı kaldığı alan yazına özgün bir katkı sunmakta, eylem araştırması yöntemiyle öğretmen deneyimlerini ve yansıtıcı pratikleri derinlemesine incelemekte ve sürdürülebilir bir SDÖ eğitim programı modeli için politika yapıcılara ve uygulayıcılara yerel bağlamdan somut öneriler ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal-duygusal öğrenme, öğretmen mesleki gelişimi, eylem araştırması, duygusal yeterlik, öğretmen iyi oluşu, nitel araştırma
  • Öğe
    Ortaokul öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn sosyotelizmive dijital bağımlılıkları arasındaki ilişkide güvenli bağlanmanın aracı rolü
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Karaman, Kübra; Dilmaç, Bülent
    Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinde ebeveyn sosyotelizmi ve dijital bağımlılık arasındaki ilişkide güvenli bağlanmanın aracı rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma, Konya ili Merkez ilçelerindeki Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokullarda öğrenim gören öğrenciler üzerinde gerçekleştirilmiştir. 215 kız (%48.1) ve 231 erkek (%51.7) olmak üzere toplamda 446 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmaya katılan öğrencilerin sınıf düzeyleri 5 ve 6.sınıf olarak belirlenmiştir.. Katılımcıların yaş ortalaması 11,65 ± 0,52'dir. Araştırmada veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgiler Formu, Kerns Güvenli Bağlanma Ölçeği (KGBÖ), Dijital Bağımlılık Ölçeği (CADAS) ve Ebeveyn Sosyotelizmi Ölçeği-Anne ve Baba Formları (ESÖ-A/ESÖ-B) uygulanmıştır. Veri toplama süreci öncesinde Millî Eğitim Bakanlığı'ndan araştırma izni alınmıştır. Araştırmaya katılan ortaokul öğrencilerinin dijital bağımlılık, algıladıkları ebeveyn soyotelizmi ve güvenli bağlanma puanları arasındaki ilişkinin belirlenmesi için Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Ebeveyn sosyotelizmi ve dijital bağımlılık arasındaki ilişkide güvenli bağlanmanın aracı rolü AMOS ile analiz edilmiştir. Yapısal eşitlik modelinde, çalışma modeli için bootstrapping yapılarak 5000 alt örneklem oluşturulmuş ve %95 güven aralığında analizler gerçekleştirilmiştir. Pearson korelasyon analizi sonucunda ortaokul öğrencilerinde anneye güvenli bağlanma ile anne sosyotelizmi ve alt boyutları(etkileşim kesintileri, duygusal tepkiler) arasında orta düzeyde, negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Ortaokul öğrencilerinin dijital bağımlılık puanları ile anne sosyotelizmi ve alt boyutları arasında pozitif; anneye güvenli bağlanma arasında ise negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ortaokul öğrencilerinde babaya güvenli bağlanma ile baba sosyotelizmi ve alt boyutları(etkileşim kesintileri, duygusal tepkiler) arasında negatif ve orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Ortaokul öğrencilerinde dijital bağımlılık düzeylerinin; baba sosyotelizmi ve alt boyutları (etkileşim kesintileri, duygusal tepkiler) ile pozitif, babaya güvenli bağlanma ile ise negatif yönde ilişkili olduğu saptanmıştır. Aracılık analizi sonuçları, anne sosyotelizminin dijital bağımlılık üzerindeki doğrudan etkisinin anlamlı olduğunu ancak anneye güvenli bağlanmanın bu ilişkide anlamlı bir aracı rol üstlenmediğini göstermiştir. Buna karşın baba modelinde, baba sosyotelizminin dijital bağımlılık üzerindeki doğrudan etkisinin anlamlı olduğu ve babaya güvenli bağlanmanın bu ilişkide zayıf fakat anlamlı bir kısmi aracı rol oynadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, ebeveyn sosyotelizmi ve dijital bağımlılık arasındaki ilişkide güvenli bağlanmanın aracı rolünü yalnızca baba modelinde doğrulamış; çalışma sonunda elde edilen veriler literatür ışığında tartışılarak çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelime: Güvenli bağlanma = Attachment security