Eğitim Bilimleri Enstitüsü Tez Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile sosyal destek algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Küçük, Emrah; Erben Keçici, SayimeBu araştırmada lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeyi ile sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Nicel bir araştırma olan bu çalışmada nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Konya ili Hadim ve Taşkent ilçelerinde öğrenim görmekte olan 97 kadın 113 erkek olmak üzere toplam 210 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği Kullanılmıştır. Toplanan veriler IBM SPSS Statistics 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Lise öğrencilerinin Psikolojik Sağlamlık ve Sosyal Destek Algısı düzeylerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler (aritmetik ortalama, standart sapma, frekans, yüzde) kullanılmıştır. Cinsiyet ile anne ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre katılımcıların ölçek puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla bağımsız örneklemler için t-testi uygulanmıştır. Yaş, lise türü ve sınıf düzeyi gibi üç ve daha fazla kategoriye sahip değişkenler için ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA sonucunda anlamlı fark belirlenen durumlarda Scheffe testi ile hangi gruplar arasında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların Psikolojik Sağlamlık ve Sosyal Destek Algısı puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Ayrıca Psikolojik Sağlamlığın Sosyal Destek Algısı üzerindeki yordayıcı etkisini incelemek üzere çoklu doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeylerinin orta düzeyin üzerinde olduğu ve hem genel hem de alt boyutlar açısından yüksek düzeyde sosyal destek algısına sahip oldukları belirlenmiştir. Erkek katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeylerinin kadın katılımcılara göre daha yüksek olduğu fakat cinsiyetin sosyal destek algısı üzerinde ise anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Yaş ilerledikçe hem psikolojik sağlamlık düzeyinin hem de bazı sosyal destek algısı boyutlarının (özellikle özel bir insan ve toplam destek) arttığı tespit edilmiştir. Anne ve baba eğitim düzeyinin ve sınıf düzeyinin katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyleri ve algılanan sosyal destek algıları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Meslek lisesinde öğrenim gören öğrencilerin hem psikolojik sağlamlıklarının hem de belirli sosyal destek boyutlarındaki algılarının diğer lise türlerinde öğrenim gören öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri arttıkça aileden ve özel bir kişiden algıladıkları sosyal desteğin de arttığı fakat Psikolojik sağlamlık ile arkadaşlardan algılanan sosyal destek arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir. Sosyal destek alt boyutlarının birbirleriyle tutarlı şekilde ilişkili olduğu ve toplam destek algısına güçlü katkılar sağladığı belirlenmiştir. Sosyal destek algısının psikolojik sağlamlıktaki değişimin %10,6'sını açıkladığı, psikolojik sağlamlık üzerinde belirli bir etkisi olduğu, ancak bu etkinin özellikle aile desteği ile daha güçlü bir şekilde ortaya çıktığı belirlenmiştir.Öğe Doğa temelli sanat eğitim programının çocukların doğayla bağlantı kurma eğilimlerine etkisi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Meral, Merve; Yıldız Çiçekler, CananAraştırmanın amacı, Doğa Temelli Sanat Eğitim Programının çocukların doğayla bağlantı kurma eğilimlerine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024-2025 öğretim yılında Konya ili Selçuklu ilçesinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ilkokul bünyesindeki anasınıfına devam eden ve basit tesadüfi örnekleme yöntemi (Karasar, 2020) ile belirlenen 20 çocuk deney, 20 çocuk kontrol grubu olmak üzere 40 çocuk oluşturmuştur. Çalışmada deneysel araştırma desenlerinden ön-test/son-test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Çalışmada okul öncesi dönemdeki çocuklara uygulanmak üzere araştırmacı tarafından hazırlanan “Kişisel Bilgi Formu”, çocukların doğayla bağlantı kurmaya eğilimlerini değerlendirmek amacıyla “60-72 Çocuklar İçin Doğayla Bağlantı Kurmaya Eğilim Ölçeği” (Engin, 2019) kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan Doğa Temelli Sanat Eğitim Programının etkinlikleri sınıf içerisinde, okul bahçesinde, açık alanlarda, hayvanat bahçesinde, kelebekler vadisinde ve haftada 2 gün birer etkinlik saati olacak şekilde 12 hafta boyunca uygulanmıştır. Çalışma sonucunda programın çocukların doğayla bağ kurma eğilimlerinde anlamlı düzeyde artış sağladığı görülmüştür. Ön-test puanlarının deney ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılık göstermemesi, grupların başlangıçta benzer özelliklere sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, uygulanan ölçüm aracının güvenilirliğini ve geçerliliğini desteklemiştir. Araştırmanın son-test puanları incelendiğinde, deney grubunun lehine anlamlı bir farklılık oluştuğu görülmüştür. Bu bulgu, Doğa Temelli Sanat Eğitimi Programının çocukların doğa ile bağlantı kurma eğilimleri üzerinde etkili olduğunu ve programın hedeflerine ulaştığı görülmüştür. Deney grubunda ön-test ve son-test puanları arasındaki anlamlı artış, çocukların program sürecinde doğayla olan etkileşimlerinin kalıcı öğrenme deneyimleri oluşturduğu görülmüştür. Kontrol grubunda artış gözlenmiş fakat deney grubundaki kadar belirgin olmamıştır. Bu durum, doğal çevreyle bütünleşmiş etkinliklerin, geleneksel sınıf içi etkinliklere göre çocukların doğa farkındalığını daha etkili biçimde artırdığı görülmüştür. Deney grubunda sontest ile izleme testi puanları arasında anlamlı bir farkın olmaması, programın kalıcı etkilerini destekleyen önemli bir göstergedir. Bu sonuç, doğa temelli etkinliklerin kısa vadeli değil, uzun süreli öğrenme çıktıları oluşturduğunu ortaya koymuştur. Çocukların programdan sonra da doğaya karşı duyarlılıklarını sürdürmeleri, erken çocuklukta edinilen çevresel farkındalığın yaşam boyu devam edebileceği görülmüştür.Öğe Ergenlerde dijital bağımlılık ve duygusal yeme arasındaki ilişkide öznel iyi oluşun aracı rolü(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Öztürk, Neslihan; Traş, ZelihaBu araştırmanın amacı, ergenlerde dijital bağımlılık ve duygusal yeme arasındaki ilişkide öznel iyi oluşun aracı rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma, Konya ili Merkez ilçelerindeki Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaokullarda öğrenim gören ergenler üzerinde gerçekleştirilmiştir. 259 kız (%53.3) ve 227 erkek (%46.7) olmak üzere toplamda 486 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmaya katılan öğrencilerin sınıf düzeyleri incelendiğinde, 217’sinin (%44,7) 7. sınıf, 269’unun (%55,3) ise 8. sınıf öğrencisi olduğu görülmektedir. Katılımcıların yaş ortalaması 13,02 ± 0,75’tir. Araştırmada veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgiler Formu, Çocuk ve Ergenler İçin Duygusal Yeme Ölçeği, Öznel İyi Oluş Ölçeği ve Çocuklar İçin Dijital Bağımlılık Ölçeği uygulanmıştır. Veri toplama süreci öncesinde Millî Eğitim Bakanlığı’ndan araştırma izni alınmıştır. Araştırmada demografik değişkenlerin analizi için t testi, tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan ergenlerin duygusal yeme, dijital bağımlılık ve öznel iyi oluş puanları arasındaki ilişkinin belirlenmesi için Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Dijital bağımlılık ve duygusal yeme arasındaki ilişkide öznel iyi oluşun aracı rolü SPSS PROCESS (Model 4) ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda ergenlerin duygusal yeme puan ortalamalarının sınıf düzeyine ve fiziksel görünümlerinden memnun olup olmama durumuna göre anlamlı farklılaşmadığı bulunmuştur. Kız öğrencilerin duygusal yeme düzeyleri erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Düzenli spor yapmayan ve kısmen düzenli spor yapan öğrencilerin düzenli spor yapan öğrencilere göre duygusal yeme düzeyleri anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Pearson korelasyon analizi sonucunda ergenlerde duygusal yeme ve alt boyutları (kaygı-öfke-hayal kırıklığı, depresif belirtiler, huzursuz duygu durum) ile; öznel iyi oluş ve alt boyutları (aile ilişkilerinden doyum, olumlu duygular, yaşam doyumu, önemli diğerleriyle ilişkiden doyum) arasında negatif yönde ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Ergenlerde duygusal yeme ve alt boyutları (kaygı-öfke-hayal kırıklığı, depresif belirtiler, huzursuz duygu durum) ile dijital bağımlılık arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Ergenlerde öznel iyi oluş ve alt boyutları (aile ilişkilerinden doyum, olumlu duygular, yaşam doyumu, önemli diğerleriyle ilişkiden doyum) ile dijital bağımlılık arasında ise negatif yönde ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Aracılık analizinde ergenlerde dijital bağımlılık duygusal yemeyi anlamlı şekilde etkilemektedir. Bu etkinin bir kısmı doğrudan meydana gelirken bir kısmı öznel iyi oluş üzerinden dolaylı olarak meydana gelmektedir. Elde edilen bulgular ergenlerde dijital bağımlılık ve duygusal yeme arasındaki ilişkide öznel iyi oluşun aracı rolünü doğrulamıştır. Araştırmanın son bölümünde bulgular tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.Öğe Ebeveynlerin ve çocukların riskli oyuna yönelik algıları: Şanlıurfa ili örneği(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) İrioğlu, İlkay İrem; Mart, MehmetOyun, çocuk için gerçek dünya ve hayal dünyası arasındaki köprüdür. Bu köprüden nasıl geçeceği, neden geçeceği, ne şekilde geçeceği çocuğun bütünsel gelişimiyle yakından ilişkilidir. Çocuklar, çoğunlukla kasıtsız bir şekilde oyun yoluyla bedensel ve çevresel farkındalıklarını, sınırlarını test ederler. Erken dönemde, oyun aracılığıyla hayatın provasını yapan çocuklar ilerleyen dönemlerde fiziksel, duygusal vb. engelleri de geçmeyi öğrenmiş olurlar. Kaza veya yaralanma olasılığı barındıran ancak heyecan ve macerayı da beraberinde içeren oyun türü olarak tanımlanan riskli oyun, çocuklara özerklik ve karar verme gibi beceriler geliştirmelerine katkı sunar. Riskli oyunun yararları arasında; zorluklarla başa çıkmayı öğrenme, yaratıcılık, inisiyatif alma, özgüven, başarı duygusu, gurur ve farkındalık kazanma vb. kazanımlar yer almaktadır. Ancak değişen dünya düzeninde çocukların serbest riskli faaliyetlerde bulunmalarına dair ebeveynlerin sınırlandırmalar koyduğunu ve çocukları daha çok yapılandırılmış etkinliklere yönlendirme gereksinimi hissettikleri araştırmalarla ortaya konmuştur. Ebeveynlerin artan güvenlik tedbiri ihtiyaçları, çocuklarını koruma güdüsü, kaza ve yaralanmalarla ilgili ciddi endişe ve kaygılar çocukların riskli oyun deneyimlerinden mahrum kalmalarına sebebiyet vermektedir. Bu araştırma kapsamında ebeveynlerin riskli oyuna karşı bakış açıları, algıları ve izin verme düzeylerinin belirlenmesi; aynı zamanda okul öncesi dönemdeki çocukların riskli oyun algılarının ortaya konması hedeflenmiştir. Şanlıurfa ili merkez ilçelerde ikamet eden 200 veliye ‘Riskli Oyunlara İzin Verme Ölçeği’ uygulanmış, 25 veli ile araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile veriler toplanmıştır. Buna ek olarak; 4,5 ve 6 yaşlarında okul öncesi eğitime devam eden 30 kız 30 erkek çocuğuyla görüşmeler yapılarak riskli oyuna dair çizimler yapmaları istenmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS 26.0 programı kullanılarak; nitel veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre; ebeveynlerin riskli oyuna izin verme düzeylerinde anne babalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Riskli oyuna izin vermelerinde genel olarak genç ebeveynlerin daha korumacı ve temkinli olduğu, eğitim seviyesi arttıkça riskli oyuna izin verme düzeylerinin arttığı sonucu ortaya çıkmıştır. Ebeveynlerin sahip olduğu çocuk sayısıyla izin vermeleri arasındaki korelasyon incelendiğinde çocuk sayısı arttıkça izin verme eğilimlerinde ve tüm riskli oyun kategorilerinde izin verme puanlarında azalma olduğu saptanmıştır. Genel olarak, ebeveynlerin riskli oyuna dair bakış açılarının olumsuz olduğu, çoğunlukla çocuklarının riskli oyunlarını sınırlandırıcı bir tutum izledikleri ortaya konmuştur. Araştırma sonuçları, erken çocukluk eğitimi programlarında riskli oyuna yönelik ebeveyn farkındalığını artıran içeriklerin yapılandırılmasının gerekliliğine işaret etmektedir.Öğe Öğretmen çocuk etkileşiminin okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Kaya Sak, Nurbanu; Soydan, SemaErken çocukluk dönemi, çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerinin temellerinin atıldığı kritik bir gelişim evresidir. Okul öncesi dönemde çocukların en yoğun etkileşimde bulundukları yetişkinlerden biri olan öğretmenlerin, çocukların duygu düzenleme becerilerinin gelişiminde belirleyici bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, öğretmen–çocuk etkileşiminin okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Konya ili Beyşehir ilçesinde görev yapan 40 okul öncesi öğretmeni ve okul öncesi eğitime devam eden 4 ve 5 yaş grubundaki 80 kız ve 80 erkek olmak üzere toplam 160 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Duygu Düzenleme Ölçeği ve Öğretmen–Çocuk Etkileşimi Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler, Bayes istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, çocukların duygu düzenleme becerileri (duygu isimlendirme, duygu tanıma ve anlama, olumlu strateji ve olumsuz strateji) ile öğretmen–çocuk etkileşimi düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Yaşa göre yapılan karşılaştırmalarda, duygu tanıma ve anlama, duygu isimlendirme, ve olumlu strateji boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmazken; olumsuz duygu düzenleme stratejilerinin 4 yaş grubunda daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen çocuk etkileşiminin yaşa göre değişmediği tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmen–çocuk etkileşimi ile çocukların duygu düzenleme becerileri arasında anlamlı ilişkiler olduğu; öğretmen–çocuk etkileşimi arttıkça çocukların duygu tanıma ve anlama, duygu isimlendirme ve olumlu strateji kullanma becerilerinin arttığı, olumsuz strateji kullanımının ise azaldığı belirlenmiştir. Yaş ve cinsiyet birlikte incelendiğinde, 4 yaş kız çocuklarında öğretmen–çocuk etkileşimi arttıkça olumlu strateji ve duygu isimlendirme becerilerinin arttığı, buna karşın duygu tanıma ve anlama becerilerinin azaldığı belirlenmiştir. 5 yaş kız ve erkek çocuklarda ise öğretmen–çocuk etkileşimi arttıkça duygu tanıma ve anlama ve duygu isimlendirme becerilerinin arttığı tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular, öğretmen–çocuk etkileşiminin okul öncesi dönemde çocukların duygu düzenleme becerilerinin gelişiminde önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Bu doğrultuda, öğretmenlerin sınıf içi etkileşimlerinin niteliğinin artırılmasının, çocukların duygusal gelişimlerinin desteklenmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Öğe 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme ve yürütücü işlev becerilerinin yaş ve cinsiyet bağlamında incelenmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Kütük Dağ, Gamze Nur; Soydan, SemaBu çalışmada, 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme ve yürütücü işlev becerilerinin yaş ve cinsiyet bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Mersin ili Mut ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığını resmi anaokulu ve anasınıflarında kayıtlı 48-72 aylık 200 çocuk dahil edilmiştir. Araştırmada, “Çocuk Kişisel Bilgi Formu”, “Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği”, ve “Dokunmatik Yürütücü İşlevler Bataryası” kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, duygu düzenleme ve yürütücü işlev (Ketleyici Kontrol, İşleyen Bellek, Bilişsel Esneklik) puanlarının cinsiyet ve yaşa göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için Bayes Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, işleyen belleği yüksek olan çocuklarda ketleyici kontrol ve duygu düzenleme arasındaki ilişki yaş ve cinsiyete bağlı olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. İşleyen belleği yüksek olan çocuklarda bilişsel esneklik ile duygu düzenleme arasındaki ilişki, yaş ve cinsiyete bağlı olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Düşük işleyen belleğe sahip 48-72 aylık kız ve erkek çocuklarda ve yüksek işleyen belleğe sahip 48- 60 aylık kız ve erkek çocuklarda bilişsel esneklik ve duygu düzenleme, ketleyici kontrol ile duygu düzenleme arasında ilişkinin olmadığını ortaya koymaktadır. Ancak 61-72 aylık kız ve erkek çocuklarda bilişsel esneklik ile duygu düzenleme ve ketleyici kontrol ile duygu düzenleme arasında ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.Öğe Modern bir Nasreddin Hoca: bir eğitimci olarak Wilfried Buch(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Kızılkaya, İsmail Yusuf; Öztürk, Ali OsmanWilfried Buch’un eğitim anlayışı, eğitimi yalnızca bilişsel kazanımlarla sınırlamaz. Buch’a göre ruhsal ve zihinsel gelişim birlikte ilerlemelidir. “Wilfried Buch’un Aydınlanması” olarak adlandırılan beş ilke; eleştirel düşünce, tartışma kültürü, ruhsal ve zihinsel beslenme, karşılıklı insani saygı ve hayata dönük ders içerikleri modern pedagojik yaklaşımlarla bir örtüşme içindedir. Buch’un eğitime bakışında soru sorma hakkı eğitimin merkezinde yer almaktadır. Eleştirel düşünmenin çıkış noktası, doğru yanıtlardan çok doğru sorulardır. Wilfried Buch’a göre öğretinin etkili ve kalıcı olması, uzun ve tekrarlayıcı açıklamalardan ziyade kısa, öz ve gerektiğinde örtük olmasıyla mümkündür. Buch’un ders tasarımında “dedektif romanı” örneğiyle vurguladığı üzere merakla başlayan öğrenme, keşfe, soru sormaya dayalı dinamik bir süreç olmalıdır. Öğretinin gizli olması hatta “olmaması”, tıpkı açık sonlu bir edebi eserde olduğu gibi, merak uyandırarak öğrenciyi aktif bir anlam arayışına yöneltir. Aynı zamanda açık bırakılan sonlar, öğrencide merak duygusunu tetiklediği için araştırma ve sorgulama güdüsünü güçlendirir. Bu bağlamda edebiyat hem merakla öğrenmeyi başlatma hem de öğrenmenin derinleşmesini sağlama noktasında temel araçlardan biri olarak eğitimde merkezi bir role sahiptir. Bu çerçevede Buch’un örnek verdiği üç öğretmen figüründen söz etmek mümkündür: Dine derinden bağlı olmakla birlikte aydınlanmacı düşünceyi de taşıyan “okul çocuğu”, “milletin öğretmeni” Hebel, öğretmenin sürekli öğrenen, sorgulayan ve dönüşen bir özne olması gerektiğini ortaya koyan “öğrenen öğretmen”, “öğreten şair” Brecht ve hem güldüren, merak uyandıran ve çelişki yoluyla düşünmeye sevk eden pedagojik bir tutumu temsil eden hem de eşeğine ters binme örneğinde olduğu gibi öğretmen öğrenci ilişkisinde nezaket ve karşılıklı saygıyı merkeze alan, öğreticiliği otoriteyle değil insani temasla kuran Nasreddin Hoca. Buch’un eserlerinde de gözlenen kültürel çeşitlilik çok farklı coğrafyalardan ve çeşitli dönemlere ait deyimler, şiirler, elyazmaları ve teknik-metinsel referanslar onun eğitim düşüncesinin evrensellik öğesini ve köklere bağlılık ile yenilik arasındaki sentez arayışını yansıtmaktadır. Wilfried Buch, hem “edebiyatçılar aslında daha iyi öğretmenlerdir” diyerek hem de edebiyat ile eğitim bilimleri arasındaki karşılıklı beslenmeyi uygulamalı düzeyde göstererek, edebiyatın pedagojiden; pedagojinin de edebiyattan öğrenecek çok şeyi olduğunu belirtmiştir.Öğe Türk kültüründe yer alan hayvan isimlerinin söz varlığı ve kavram alanı(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Maraş, Sena Tuğçe; Yıldız, MustafaTürkler, tarihin bilinen zamanlarından beri var olmuş kadim bir millettir. Her kadim millet gibi tabiatla iç içe olmuş, dünyayı tanımak ve tanımlamak için de tabiat unsurlarından yararlanmışlardır. Orta Asya’da güçlü bir bozkır devleti kurmuş ve kültür dairesi oluşturmuşlardır. Bozkır kültür sisteminin içerisinde hayvan ve hayvancılığın oldukça kıymetli bir yeri bulunmaktadır. Türkler atı ehlileştirerek yeni bir dönem açmış ve bu gelişme ışığında bilhassa savaş ve savaş taktikleri konusunda ustalaşmıştır. Tarım ve hayvancılıkta da muhtelif hayvanları kullanarak gelişme göstermişlerdir. Hayvanlar, Türkler için yalnızca vasıta olarak kullanılmamış, yaşamın her alanında yer bulmuş, bir kültür nüvesi durumuna gelmiştir. Bu durum bilhassa inanışlar, dil ve edebiyata büyük bir tesir etmiştir. Hayvanlar sembol olarak destanlarda, mitolojilerde, efsanelerde, halk hikâyelerinde anlatılagelmiş; türkülerde, tekerlemelerde ağızdan ağıza dolaşmıştır. Şüphesiz söz varlığı da hayvan simgelerinden etkilenmiştir. Söz varlığının ögeleri durumundaki atasözleri, deyimler, kalıp sözler, kalıplaşmış sözler ve birleşik sözcüklerde hayvan isimleri yer alarak bir kavram dünyası oluşturmuştur. Bir dilin kavram dünyasını belirlemek, dilin geçmiş ve bugünkü durumu arasındaki bağlantıyı ortaya koymak adına mühimdir. Bu bağlamda kavram alanı çalışmaları bir dilin yaşı, eski inanışları ve kültür gelişimi hakkında fikir veren bir çalışma alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada Türk kültüründe yer bulmuş, yazılı ve sözlü edebiyatta kullanılıp simge durumuna gelmiş ve toplum hafızasında öne çıkan hayvanlar; doküman incelemesi sonucu belirlenmiştir. TDK Güncel Türkçe Sözlük’te söz konusu hayvan isimlerinin yer aldığı söz varlığı ögeleri (tanım ve anlam, atasözü, deyim, kalıp söz ve birleşik sözcükler) nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi yöntemiyle incelenerek anlamları doğrultusunda kod ve temalar oluşturmak suretiyle hayvanların kavram alanları ortaya konmuştur. İncelenen 23 hayvanın söz varlığı içindeki yeri ele alınarak Türk kültüründeki etki alanı, yeri, kullanım sıklığı ve anlam dünyası ortaya konmuştur.Öğe Zenginleştirilmiş öğrenme ortamında lise öğrencilerinin geometrik zihin alışkanlıklarının ve sezgisel kurallarının değişiminin incelenmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Öz, Merve; Peker, BilgeGeometrik problemlerin çözüm sürecinde, öğrencilerin izledikleri yollar sonuca ulaşmalarında önem taşımaktadır. Bu durum, öğrencilerin zihnin geometrik alışkanlıklarını ortaya çıkarmak ve geliştirmenin gerekliliğini göz önüne sermektedir. Problem çözüm sürecinde, mantıksal adımlar yerine sezgisel yaklaşımlar da öğrencilerin ortaya koydukları sonuçlar üzerinde önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle bu sezgisel yaklaşımların farkına vararak oluşturulan öğretim ortamları öğrenme sürecini olumlu etkileyecektir. Bu çalışmada, zenginleştirilmiş öğrenme ortamının öğrencilerin zihnin geometrik alışkanlıklarına ve sezgisel kural kullanımlarına etkisi incelenmiştir. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda tasarım tabanlı araştırma, nicel boyutunda ise ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya Konya ili Yunak ilçesindeki bir devlet okulunun 10. sınıfında öğrenim gören 27 öğrenci katılmıştır. Araştırma kapsamında ADDIE tasarım modeli kullanılarak bir web sitesi oluşturulmuştur. Bu web sitesi animasyonlar, sanal manipülatifler, videolar, dijital hikâyeler, VPC yaklaşımı, matematik tarihi, karikatürler kullanılarak zenginleştirilmiştir. Araştırma verileri hazırlanan web sitesi, Zihnin Geometrik Alışkanlıkları Testi, Sezgisel Kural Teorisi Testi, yarı yapılandırılmış görüşme formu, yansıtıcı günlük formu, gözlem formu ve video kayıtları ile toplanmıştır. Araştırma bulguları, deney ve kontrol gruplarının ön testte zihnin geometrik alışkanlıklarını yetersiz düzeyde kullandığını göstermektedir. Zenginleştirilmiş öğrenme ortamında deney grubu öğrencilerinin zihnin geometrik alışkanlıklarının geliştiği görülmüştür. Son testte en çok kullanılan alışkanlık, ilişki kurarak muhakeme etme alışkanlığıdır. Deney grubunda en az kullanılan alışkanlık özel durumlara genelleme iken kontrol grubunda değişmezleri araştırmadır. Zenginleştirilmiş öğrenme ortamını içeren web sitesindeki etkinliklerden elde edilen bulgulara göre ise öğrencilerin en sık kullandıkları alışkanlık özel durumlara genelleme alışkanlığıdır. Değişmezleri araştırma alışkanlığı ise en az kullanılan alışkanlıktır. Ayrıca zenginleştirilmiş öğrenme ortamının deney grubu öğrencilerinin sezgisel kural kullanımını azalttığı görülmüştür. Deney grubu öğrencileriyle yapılan görüşmeler sonucunda, öğrencilerin zenginleştirilmiş öğrenme ortamı ile ilgili olumlu görüşler bildirdikleri görülmüştür. Öğrencilerin süreçte en çok oyunlardan memnun kaldığı da görülmüştür. Öğrenciler süreci daha sonraki yıllarda da deneyimlemek istediklerini ve bu süreçte öğretmenleriyle ilişkilerinin de geliştiğini belirtmişlerdir. Gözlem ve video kayıtlarından elde edilen bulgular, öğrencilerin sürece aktif katıldığını, süreçten memnun olduğunu ancak öğretim sürecinde sınıf yönetiminin zorlaştığını göstermiştir. Araştırma sonucunda, araştırmacılara zenginleştirilmiş öğrenme ortamının farklı sınıf düzeylerinde kullanımının farklı değişkenlere etkisini inceleyen çalışmalar yapılması önerilmiştir. Öğretmenlere de zihnin geometrik alışkanlıklarını geliştirmeye ve sezgisel kural kullanımını en aza indirgemeye olanak tanıyan öğretim ortamları oluşturmaları önerilmiştir.Öğe Ortaokul 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin tam sayılarla işlemler konusunda çoklu temsil ve temsiller arası dönüşüm becerilerinin incelenmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Altaş, Cansel; Ertekin, ErhanBu araştırmanın amacı ortaokul 7.ve 8. sınıf öğrencilerinin tam sayılarla işlemler konusunda çoklu temsil ve temsiller arası dönüşüm becerilerini incelemek ve çoklu temsiller arasındaki geçiş performanslarında sınıf ve cinsiyet değişkenleri açısından farklılıklar olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya Konya ili Ereğli ilçe merkezinde bulunan üç ortaokuldan kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 2024-2025 eğitim öğretim yılında öğrenim gören 7.sınıftan 130 ( 57 erkek ve 73 kız), 8.sınıftan 123 (55 erkek ve 68 kız) öğrenci olmak üzere toplam 253 öğrenci katılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen Tam Sayılarla İşlemlerde Çoklu Temsiller Arası Dönüşüm Testi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, tekrarlı ölçümler için tek faktörlü Anova ve iki faktörlü Anova kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin tam sayılarla işlemlerde çoklu temsil becerilerinin düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Temsiller arası geçişte işlemlere göre anlamlı farklılıklar olduğu ve bu farkın genelde toplama işlemi lehine olduğu; her bir işlem içindeki temsiller arası dönüşüm becerileri arasında anlamlı farklar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca temsiller arası geçiş performanslarında sınıf ve cinsiyetin etkisi olduğu ve bu etkinin sınıf düzeyine göre 7.sınıf öğrencilerinin lehine; cinsiyete göre kız öğrencilerin lehine olduğu ancak sınıf ve cinsiyet değişkenlerinin birlikte etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda tam sayılarla işlemler konusunda çoklu temsillere ve temsiller arası geçiş etkinliklerine daha fazla yer verilmesi önerilmektedir.Öğe Matematik öğretmen adaylarının temsil, ilişkilendirme ve modelleme becerilerinin RBC+C teorisi kapsamında incelenmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Tok, Sümeyra; Peker, BilgeMatematik eğitimine baktığımızda karşılaşılan gerçek yaşam durumlarının çözümüne yönelik matematiksel ilişkilendirme, temsil, modelleme becerilerinin süreç içerisinde önemli bir yer aldığı görülmektedir. Araştırmanın amacı öğretmen adaylarının temsil, ilişkilendirme ve modelleme becerilerinin matematiksel soyutlama kapsamında incelenmesidir. Araştırma kapsamında öğretmen adaylarının temsil, ilişkilendirme ve modelleme becerilerinin RBC+C Teorisi kapsamında ortaya koyulması ve soyutlama basamaklarının süreçte kullanımı incelenmiştir. Araştırma Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde eğitim gören son sınıf ilköğretim matematik öğretmen adayları ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplamak için Caddede Park Yeri Modelleme Problemi ile birlikte verilen İlişkilendirme ve Temsil Becerileri Tespit Anketi ve Matematiksel Soyutlama Anketi kullanılmıştır. Bu çalışma, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde betimsel desende yürütülmüştür. Elde edilen bulgulara göre matematik öğretmen adaylarının temsil, ilişkilendirme ve modelleme kapsamında izlediği süreç soyutlama modeli olan RBC+C modelinin basamaklarını oluşturmaktadır. Problem durumunun çözümünde ortaya çıkan analizler, verilen bilgilerin tespit edilmesi, ilişkilendirilerek yeniden yorumlanması ve temsil edilmesi, problem durumuna uyarlanması ve çözümün kullanılabilir hale getirilmesinde ilişkilendirme, temsil ve modelleme süreçleri aktif olarak kullanılırken aynı zamanda soyutlama modeli olan RBC+C modelinin basamaklarını da oluşturmaktadır. Öğretmen adayları, matematiksel soyutlamanın basamaklarına ilişkin doğrudan bir bilgiye sahip olmamalarına rağmen, bu basamakları uygulamalı olarak gerçekleştirebilmektedirler. Ancak soyutlama kavramına yönelik yaptıkları yorumlar incelendiğinde, bu yorumların büyük ölçüde kavramın onlarda uyandırdığı kişisel çağrışımlara dayandığı, basamaklara ilişkin yapısal veya kuramsal unsurlara yeterince yer verilmediği görülmektedir. Çalışma kapsamında matematik öğretmen adaylarının temsil, ilişkilendirme ve modelleme sürecinde ortaya koymuş olduğu durumlara baktığımızda matematiksel soyutlamada RBC+C modeli basamaklarıyla örtüştüğü görülmektedir. Bu durumda söz edilen temsil, ilişkilendirme ve modelleme becerilerinin RBC+C Teorisi ile bağlantılı ve ilişkili olduğu sonucuna varılır. Matematik öğretmen adaylarının matematiksel soyutlamayı, soyutlamanın basamaklarını tanımaya yönelik içerik ve çalışmalara yer verilmesi önerilmektedir.Öğe Geometri eğitiminde yapay zeka kullanımının öğretmen perspektifinden değerlendirilmesi: 5. sınıf geometrik şekiller ünitesi örneği(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Çelik, Fatma; Yavuz, Ayşe20242025 eğitim öğretim yılında yürürlüğe giren öğretim programı kapsamında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğrenme kazanımlarında düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler, öğretmenlerin derslerini yeniden planlamalarını gerekli kılmaktadır. Özellikle 5. sınıf geometrik şekiller ünitesinde, öğretmenlerden teknoloji temelli becerileri ders sürecine entegre etmeleri beklenmektedir. Bu süreçte, bilgiyi doğrudan aktaran bir öğretim anlayışı yerine, öğrencileri öğrenme sürecine yönlendiren ve destekleyen bir rehber rolü üstlenmeleri öne çıkmaktadır. Bu araştırmada, geçmiş yıllarda öğretim programlarında yapılan değişiklikler sonrasında öğretmenlere sunulan öğretmen kılavuz kitaplarından yola çıkılarak; öğretmenlerin söz konusu değişimleri derslerine doğru ve kısa sürede uyarlayabilmelerini desteklemek için ChatGPT-4.5 ile hazırlanmış günlük ders planları aracılığıyla öğretmenlerin öğretim sürecindeki iş yükünün azaltılması hedeflenmiş, aynı zamanda MEB ders kitabında yer alan etkinliklerin öğrencilerde istenilen kazanımların sistematik şekilde geliştirilmesi amaçlanmıştır. ChatGPT-4.5 ile hazırlanılan günlük planların öğretmen kılavuz kitabı işlevi görüp göremeyeceği öğretmenlerle yapılan detaylı görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin perspektifleri ve yaşantıları esas alınarak kapsamlı veriler elde edilmiştir. Hazırlanan günlük ders planlarının öğretmenler tarafından doğrudan kullanılabilirliğini sağlamak amacıyla, okullarda MEB ders kitabı dışında kaynak kullanımına izin verilmemesi dikkate alınmış ve bu doğrultuda ChatGPT-4.5’e MEB ders kitabı tanıtılarak planların yalnızca bu içerik ve kazanımlar çerçevesinde oluşturulması sağlanmıştır. Araştırmacı tarafından MEB kazanımları temel alınarak geliştirilen günlük ders planı şablonunun, ders kitabı ve program hedefleri doğrultusunda ChatGPT-4.5 tarafından doldurulmasıyla elde edilen planlar; öğretim döneminin başında sınıf içi uygulama sürecinde kullanılsaydı nasıl bir işlevsellik gösterebilirdi sorusu öğretmenler tarafından değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, planların MEB ders kitabı ile sınırlandırılmış olması, güncellenen öğretim programının uygulanmasının sahaya yansımaları da araştırmacı tarafından merak konusu olmuş ve incelenmiştir. Bu araştırmada, öğretmenlerin yaşantı ve deneyimlerini kendi bakış açıları doğrultusunda derinlemesine inceleyebilmek amacıyla nitel araştırma desenlerinden fenomenolojik yaklaşım benimsenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formlarında yer alan açık uçlu sorular aracılığıyla öğretmenlerin planlara ilişkin görüşleri alınmış, aynı zamanda 2024 2025 5. sınıf geometrik şekiller temasının saha koşullarındaki uygunluğu ve işlevselliği araştırma sürecinde derinlemesine analiz edilmiştir. Bu araştırma, Konya ili Selçuklu ilçesinde yer alan altı okulda, 5. sınıf geometrik şekiller temasını işleyen toplam 16 matematik öğretmeniyle gerçekleştirilmiştir. Öğretmenler ChatGPT-4.5’in yazmış olduğu planları incelediğinde derse giriş, yeni bilgi sunumu, etkinlik uygulama, kapanış, materyal kullanımı, değerlendirme, dersler arası ilişkiler başlıklarıyla MEB kazanımlarının tam olarak karşılandığını ve detaylı anlatım diliyle öğretmenler için kullanışlı bir kılavuz kitabı olabileceğini belirtmişlerdir. Günlük plan incelemeleri sırasında yeni müfredatı sahada uygulayan öğretmenlerin görüşleri; 5. sınıfa başlayan öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerinin düşük olması, buluş yoluyla öğrenme ve akran değerlendirmesi gibi yeni müfredatta öne çıkan kazanımların öğrenciler tarafından benimsenmesinin zor olduğunu göstermektedir. Ayrıca bazı okulların teknolojik donanım eksikliği ve kalabalık sınıf mevcutları müfredatın uygulanabilirliğini sınırlandırarak öğretmenler üzerine ilave bir iş yükü oluşturduğu anlaşılmaktadır. Öğretmenlerin büyük bölümü, yapay zekâ destekli günlük ders planların, ders hazırlık sürecinde zaman kazandırma ve iş yüklerini azaltma potansiyeline sahip olduğunu belirtmiştir. Araştırma bulguları doğrultusunda, öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitimler kapsamında; etik ilkelere dayalı, yapay zekâ destekli öğretim materyallerinin kullanımına ilişkin yeterliliklerin geliştirilmesi, bu sürecin sistemli biçimde desteklenmesine yönelik öneriler ortaya konulmuştur.Öğe Matematik eğitiminde kullanılan web 2.0 araçlarına ilişkin çalışmaların sistematik derleme yöntemi ile incelenmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Albayrak, Aslı; Peker, BilgeTeknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, eğitim alanında dijitalleşmeye yönelik yenilikçi uygulamaların yaygınlaşmasına zemin hazırlamıştır. Bu uygulamalardan biri de eğitim süreçlerinde web 2.0 araçlarının kullanımıdır. Türkiye’de web 2.0 araçlarına yönelik yapılan araştırmaların sayısı her geçen yıl artmakta ve bu araçların öğretim süreçlerine olan katkıları giderek daha fazla vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, mevcut çalışmaların sistematik biçimde incelenmesinin hem uygulayıcılara hem de gelecekte yapılacak araştırmalara yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada, matematik eğitiminde web 2.0 araçlarının kullanımı ile ilgili 2015-2024 yılları arasındaki araştırmaların genel eğilimlerinin sistematik derleme yöntemi ile incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaca yönelik anahtar kelimeler belirlenerek WoS, ERIC, TR Dizin veri tabanında, Dergipark’ta ve Ulusal Tez Merkezi’nde tarama yapılmıştır. Araştırmada, mevcut konu ile ilgili 112 makale, 21 yüksek lisans tezi ve 3 doktora tezi olmak üzere 136 adet çalışma incelenmiştir. İncelenen çalışmalar; yayın türü, yayın yılı, veri tabanı ve alan indeksi, örneklem grubu ve büyüklüğü, araştırma yöntemi, veri toplama araçları, veri analiz yöntemleri, öğrenme ve alt öğrenme alanları, konu eğilimleri, kullanılan web 2.0 araçları, bilişsel ve duyuşsal kazanımlar ile Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Matematik Öğretim Programı Beceriler Çerçevesi doğrultusunda analiz edilmiştir. Verilerin analizinde araştırmacı tarafından geliştirilen veri kayıt formu kullanılmış; elde edilen veriler Microsoft Excel ortamında frekans ve yüzde değerleriyle içerik analizi yöntemiyle sunulmuştur. Araştırma bulguları, Türkiye’de matematik eğitiminde web 2.0 araçlarına yönelik çalışmaların en yoğun olarak 2024 yılında gerçekleştirildiğini ve araştırmalarda ağırlıklı olarak nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasının tercih edildiğini göstermektedir. Çalışmaların çoğunlukla lisans düzeyindeki öğrencilerle yürütüldüğü ve örneklem büyüklüğü olarak 31–50 aralığının öne çıktığı belirlenmiştir. Veri toplama araçları arasında görüşmenin; veri analizinde ise nicel analiz yöntemlerinin daha sık kullanıldığı tespit edilmiştir. Öğrenme alanları açısından “Sayılar ve İşlemler” alanının ön plana çıktığı görülmüştür. Konu eğilimleri incelendiğinde, çalışmaların büyük bölümünün web 2.0 araçlarının çeşitli değişkenler üzerindeki etkilerini ve bu araçlarla öğrenme etkinliği gerçekleştirme ya da dijital materyal tasarlamaya yönelik uygulamaları ele aldığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarında bilişsel kazanımlardan akademik başarıya, duyuşsal kazanımlardan ise tutuma yönelik etkilerin öne çıktığı görülmüştür. Ayrıca Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Matematik Öğretim Programı Beceriler Çerçevesi doğrultusunda fiziksel beceriler, benlik eğilimleri, matematiksel araç ve teknolojiyle çalışma becerilerine ilişkin sonuçların ağırlık kazandığı tespit edilmiştir.Öğe İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi TY 10197 numarada kayıtlı mecmuada yer alan Türkçe şiirler (Transkripsiyonlu metin-inceleme-MESTAP'a göre tasnif)(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) İner, Cihan; Kırbıyık, MehmetMecmualar; divan tertip etmemiş veya divanı bugün elimizde bulunmayan şairlerin şiirlerini, divanı bulunan şairlerin çeşitli sebeplerle divanına girmemiş şiirlerini, biyografik kaynaklarda yer verilmediği için adı dahi bilinmeyen şairlerin şiirlerini ihtiva etmeleri bakımından klasik Türk edebiyatı ve edebiyat tarihimiz açısından önemli kaynaklardır. Mecmualar üzerine yapılan çalışmalar, Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP) ile beraber artmışsa da kütüphanelerde bulunan mecmua sayısının hayli fazla olmasından dolayı henüz yeterli seviyede değildir. Bu çalışma ile İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde TY 10197 demirbaş numarasıyla, "Mecmû'a-i Eş'âr, Münşeât ve Fevâid" ismiyle kayıtlı olan ve 460 varaktan meydana gelen, tertip hususiyeti bakımından "karışık manzum ve mensur eserler mecmuaları" türünde olduğu değerlendirilen mecmuada yer alan Türkçe şiirlerin transkripsiyonlu metni hazırlanmış, bu şiirler incelenmiş ve MESTAP'a göre tasnif edilmiştir. Çalışmanın ilk bölümü olan "Giriş" bölümünde araştırma hakkında genel bilgiler (araştırmanın dayandığı problem, amacı, önemi, sınırlılıkları) yer almaktadır. İkinci Bölüm'de (Alan Yazın) "mecmua" terimi ve MESTAP ile ilgili kısaca bilgi verildikten sonra Üçüncü Bölüm'de nitel araştırma deseninde hazırlanan ve doküman incelemesine dayanan araştırmanın yöntemi açıklanmıştır. "Bulgular" başlığını taşıyan Dördüncü Bölüm'de mecmua çeşitli açılardan tanıtılmış, mürettiplere dair tespit edilen bilgilere yer verildikten sonra mecmuada yer alan Türkçe şiirler şairleri, şairlerinin yaşadığı yüzyıllar, nazım şekilleri, vezinleri bakımından analiz edilmiş, mecmuanın özgün tarafları ortaya konmuştur. Transkripsiyonlu metnin hazırlanmasında tutulan yol izah edildikten sonra şiirlerin transkripsiyonlu metni ve MESTAP tablosuna yer verilmiştir. Beşinci Bölüm'de araştırmanın sonuçları ve öneriler sunulmuştur. 1443 adet Türkçe şiirin derlendiği mecmuada 288 farklı şaire ait 1261 şiir yer almaktadır. 182 şiirin şairi tespit edilememiştir. Şairlerden 174'ü 14-19. yy. arasında yaşamış, 114 şairin ise ne zaman/hangi yüzyılda yaşadığı belirlenememiştir. Klasik Türk edebiyatı nazım şekillerinden hemen hemen tamamına yer verilen mecmuada Türk halk şiiri nazım şekillerinden koşma, mâni ve semai örnekleri de bulunmaktadır. İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde TY 10197 numarada kayıtlı mecmuada yer alan Türkçe şiirlerin transkripsiyonlu metninin hazırlanması, incelenmesi ve MESTAP'a göre tasnif edilmesi esasına dayanan bu çalışma ile mecmua çalışmalarına katkı sağlamak amaçlanmıştır.Öğe Aksaray Sultanhanı ilçesinin coğrafi etüdü(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Kara, İshak; Tapur, TahsinBu çalışma, Bu araştırmanın temel amacı; 2017 yılında idari yapı değişikliği ile ilçe statüsü kazanan Aksaray ili Sultanhanı ilçesinin fiziki, beşeri ve ekonomik coğrafya özelliklerini bütüncül bir yaklaşımla incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın veri kaynağını; konuyla ilgili literatür taraması, ilgili kamu kurumlarından elde edilen istatistiki veriler ve 2025 yılı Mayıs ayında gerçekleştirilen saha gözlemleri (arazi çalışmaları) oluşturmaktadır. Elde edilen veriler tematik analiz yöntemiyle yorumlanmış, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama teknikleri kullanılarak haritalandırılmıştır. Araştırma kapsamındaki bulgulara göre; Sultanhanı ilçesi Tuz Gölü Kapalı Havzası içerisinde, geniş ve düz bir ova tabanında yer almaktadır. Sahada karasal step iklimi hüküm sürmekte olup, yıllık yağış miktarının düşüklüğü ve şiddetli buharlaşma, bölgenin en önemli klimatolojik karakteristiğidir. Fiziki coğrafya açısından en dikkat çekici unsur, yeraltı suyu seviyesinin aşırı çekilmesine bağlı olarak artış gösteren obruk oluşumları ve kuraklık riskidir. Beşeri ve ekonomik açıdan incelendiğinde; ilçe nüfusunun genç ve dinamik bir yapıya sahip olduğu, yerleşmenin ise toplu dokulu ova yerleşmesi karakteri taşıdığı görülmüştür. İlçe ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ancak, geleneksel kuru tarımdan sulu tarıma (şeker pancarı, mısır vb.) geçiş, su kaynakları üzerinde baskı oluşturmakta ve ekonomik sürdürülebilirliği tehdit etmektedir. Ayrıca, tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Sultanhanı Kervansarayı, ilçenin turizm potansiyelini artıran en önemli kültürel mirastır. Sonuç olarak; ilçenin kalkınma stratejilerinin, su kaynaklarının korunması ve halıcılık gibi geleneksel el sanatları ile turizmin entegre edildiği sürdürülebilir planlamalar üzerine kurgulanması gerektiği tespit edilmiştir.Öğe Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında 5. sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler dersine yönelik tutumlarının incelenmesi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Çelik, Ahmet; Yılmaz, Aysun AynurOkullar ve diğer eğitim ortamları, bireylerin hedeflenen niteliklere uygun davranışlar geliştirmesini sağlamak amacıyla sistemli çabalar yürütmektedir. Bu çabalar olumlu sonuçlar ortaya koymakla birlikte, bazı durumlarda beklenen etkinin yeterli düzeyde gerçekleşmediği görülmektedir. Bu durumun arkasında çeşitli etkenler yer almaktadır. Söz konusu etkenler arasında, öğrencilerin ilgili derslere karşı geliştirdikleri tutum ve bakış açılarının istenilen seviyede olmaması önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü öğrencilerin bir derse karşı olumlu ya da olumsuz tutum geliştirmeleri, onların derse katılım düzeylerini, akademik başarılarını ve öğrenme motivasyonlarını doğrudan etkileyebilmektedir. Özellikle sosyal bilgiler dersi; bireyin toplumsal yaşama uyum sağlaması, demokratik değerler kazanması ve vatandaşlık bilinci geliştirmesi açısından önemli bir ders olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle öğrencilerin sosyal bilgiler dersine yönelik tutumlarının incelenmesi gerekli görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında öğrenim görmüş olan 5. sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler dersine yönelik tutumlarını incelemektir. Bu araştırmanın örneklemini, Konya ilinin Karatay ve Meram ilçelerinde bulunan üç ortaokul ve üç imam hatip ortaokulunda 2024-2025 eğitim öğretim yılında TYMM kapsamında 5.sınıfı bitirmiş olan 365 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmada kolay ulaşılabilir veya elverişli örneklem yöntemi kullanılmıştır. Çalışma, nicel araştırma yaklaşımları temel alınarak ve tarama modeli doğrultusunda yapılandırılmıştır. Veri toplama sürecinde, Kandemir vd., (2023) tarafından geliştirilen "Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği (SBDTÖ)" kullanılmıştır. Ölçek uygulaması Eylül 2025'te gerçekleştirilmiş; toplanan veriler SPSS yazılımı aracılığıyla çözümlenmiştir. Öğrencilerin sosyal bilgiler dersine yönelik tutum puanları, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA ve Games Howell post-hoc testleri ile analiz edilmiştir. Genel ortalama 3,75; standart sapma ,032 olarak bulunmuş ve bu değerler, öğrencilerin sosyal bilgiler dersine yönelik olarak geliştirdikleritutumlarının genel manada olumlu olduğunu göstermektedir. Demografik değişkenler açısından yapılan analizlerde okul türü, anne-baba eğitim düzeyi ve okulun bulunduğu konum değişkenleri bakımından anlamlı fark bulunmazken, 5. sınıf sosyal bilgiler notlarına göre ve cinsiyete göre anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Bu bulgular, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında öğrenim gören öğrencilerin derse yönelik tutumlarının olumlu düzeyde olduğunu göstermektedir.Öğe Buket Uzuner'in hikâye ve romanlarında eğitim değerleri(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Yılmaz, Neslihan Burkaş; Oktay, MetinNecmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Anabilim Dalı Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi BUKET UZUNER'İN HİKÂYE ROMANLARINDA EĞİTİM DEĞERLERİ NESLİHAN BURKAŞ YILMAZ Bu araştırmanın amacı, Buket Uzuner'in hikâye ve romanlarında yer alan eğitim değerlerini belirlemek ve bu değerlerin hangi bağlamlarda ele alındığını ortaya koymaktır. Edebî eserlerin, bireyin ahlaki, duygusal ve toplumsal gelişiminde önemli bir rol üstlendiği düşüncesinden hareketle gerçekleştirilen bu çalışmada, Buket Uzuner'in farklı dönemlerde kaleme aldığı eserler değerler eğitimi açısından incelenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi modeliyle yürütülmüştür. Çalışmanın veri kaynağını, Buket Uzuner'in hikâye ve romanları oluşturmaktadır. Eserler, eğitim değerleri bakımından ayrıntılı biçimde okunmuş; değerleri yansıtan ifadeler, olaylar ve karakter davranışları belirlenmiştir. Elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiş ve tematik başlıklar altında sunulmuştur. Araştırma bulguları, Buket Uzuner'in eserlerinde yardımseverlik, şefkat ve merhamet, hoşgörü, barışçıl yaşam, duygusal olgunluk, eğitim ve öğretmen etkisi gibi eğitim değerlerine yoğun biçimde yer verildiğini ortaya koymaktadır. Bu değerlerin, doğrudan öğüt verici bir anlatım yerine; karakterler, olay örgüsü ve yaşantılar aracılığıyla okura sezdirilerek örtük ileti şeklinde aktarıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca eğitim değerlerinin yalnızca bireyler arası ilişkilerle sınırlı kalmadığı; toplumsal sorumluluk, kültürel farkındalık ve doğa bilinciyle bütüncül bir yapı içinde ele alındığı belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, Buket Uzuner'in hikâye ve romanlarının değerler eğitimi açısından önemli bir kaynak niteliği taşıdığı ve edebî metinlerin eğitim sürecinde etkili bir araç olarak kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu yönüyle çalışma, edebiyat ve değerler eğitimi ilişkisine katkı sunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Buket Uzuner, hikâye, roman, eğitim değerleri, değerler eğitimiÖğe Osmanlı Devleti'nin denizcilik politikası ve günümüz tarih eğitimindeki yansımaları(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Durmaz, Baha; Yıldırım, ZaferBu tez çalışması, Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan yıkılışına kadar izlediği denizcilik politikalarını, donanmanın kurumsal ve teknolojik dönüşümünü bütüncül bir yaklaşımla incelemeyi ve bu tarihsel birikimin günümüz ortaöğretim tarih ders kitaplarında nasıl temsil edildiğini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, kapsamlı bir tarihsel literatür taraması ve eğitim materyali incelemesi olmak üzere birbirini tamamlayan iki ana eksen üzerine kurgulanmıştır. Çalışmanın tarihsel analiz bölümünde; Osmanlı denizciliğinin Karesi Beyliği'nden tevârüs edilen birikimle başlayan kuruluşu, II. Mehmed ve I. Süleyman dönemlerindeki kurumsallaşma süreci, XVII. yüzyıldan itibaren yaşanan teknolojik dönüşüm (kadırgadan kalyona geçiş) ve XIX. yüzyıldaki modernleşme çabaları (buharlı ve zırhlı gemiler) birincil kaynaklar ve modern literatür ışığında değerlendirilmiştir. Osmanlı deniz stratejisinin, sadece fetih odaklı olmadığı; ticaret yollarının güvenliği, lojistik destek ve kıyı savunması gibi çok yönlü bir vizyona dayandığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda Tersâne-i Âmire'nin endüstriyel kapasitesi, taşra tersanelerinin işleyişi ve Bahriye Nezareti'ne uzanan idarî merkezileşme süreci irdelenmiştir. Ayrıca, Pîrî Reis'in idamı, gemilerin karadan yürütülmesi ve II. Abdülhamid dönemi donanma stratejisi gibi literatürde tartışmalı olan konular, dönemin konjonktürü ve arşiv belgeleri ışığında yeniden yorumlanarak akademik bir zemin oluşturulmuştur. Çalışmanın eğitim boyutunda ise; Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2025-2026 eğitim-öğretim yılında okutulan 10. ve 11. sınıf tarih ders kitapları doküman analizi yöntemiyle incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda; ders kitaplarında denizcilik tarihinin büyük oranda siyasî ve askerî olaylar (savaşlar ve antlaşmalar) ekseninde ele alındığı; denizciliğin sosyal, kültürel ve teknolojik boyutlarının (gemi tipleri, denizci yaşamı, tersane teşkilatı) geri planda kaldığı görülmüştür. 10. sınıf ders kitabında denizcilik, fetihleri destekleyen bir unsur olarak sunulurken; 11. sınıf kitabında değişen dünya dengeleri ve modernleşme çabaları ekseninde işlenmiştir. Ancak her iki düzeyde de denizcilik tarihinin öğretiminde kullanılan görsel materyallerin, haritaların ve birincil kaynakların (seyahatnameler, layihalar) sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda, tarih öğretiminde yerleşik olan "kara devleti" öğretisi aşılarak, öğrencilere çok boyutlu bir "denizci devlet" vizyonu kazandırılmasına yönelik müfredat ve içerik önerileri geliştirilmiştir. Bu bağlamda tez, akademik tarihçilik ile okul tarihçiliği arasındaki boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.Öğe Replikli öğretimin otizmli çocukların iletişime girme ve sohbet başlatma becerileri üzerine etkisi(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Elçiboğa, Aldulkadir; Koçak, FatihBu araştırmanın amacı replikli öğretimle otizmli çocuklara iletişime girme ve sohbet başlatma becerilerini kazandırmaktır. Bu amaçla replikli öğretimin otizmli çocuklarda iletişim kurmayı kazandırıp kazandırmadığı incelenmiştir. Replikli öğretim uygulamasının otizmlilere konuşma başlatma becerisini kazandırmayı hedeflediği bu çalışmada tek denekli araştırma desenlerinden katılımcılar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Katılımcılar 5, 5 ve 6 yaşlarında olan 2 erkek ve 1 kız öğrenciden oluşmaktadır. Oturumlar gerçekleştirilirken 'Sohbet etme becerisi yoklama ve genelleme oturumları veri toplama formu' aracılığıyla veriler toplanmıştır. Elde edilen tüm veriler grafiksel analiz yoluyla değerlendirilmiş ve betimsel olarak yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları, replikli öğretimin otizmli çocuklarda iletişim ve sohbet becerisini kazandırmada etkili olduğunu göstermiştir. Bu araştırmanın amacına göre, araştırmada Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan bireyler kazandığı iletişim becerisini farklı ortam ve kişilere genelleyebildiği ve zaman içinde sürdürebildiği belirlenmiştir.Öğe Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireyin özbakım ihtiyaçlarının karşılanmasında duruma uygun davranışların şekil verme ile kazandırılması(Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2026) Uygun, Yasir; Koçak, FatihÇalışmada Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan bireyin özbakım ihtiyaçlarının karşılanmasında duruma uygun davranışlar sergileme becerisinin şekil verme öğretim yöntemi aracılığıyla kazandırılmasının etkililiği incelenmiştir. Çalışmada tek denekli deneysel araştırma modellerinden değişen ölçütler modeli kullanılmıştır. Özbakım becerileri kapsamında belirlenen üç hedef becerinin öğretiminde şekil verme uygulamalarına yer verilmiştir. Bu beceriler saç tıraşı olmada, el tırnağı ve ayak tırnağı kestirmede duruma uygun davranışlar sergileme becerileridir. Çalışmaya katılan OSB tanılı 6 yaşındaki katılımcının söz konusu durumlarda bekleme, kafasını uygun pozisyonda tutma, elini uzatma, ayağını uzatma, istenen yönergeleri yerine getirme gibi davranışları sergilememesi nedeniyle bu beceriler hedef olarak seçilmiştir. Her beceri için ayrı bir öğretim programı hazırlanmış; katılımcının bağımlı değişkene ilişkin tepkileri araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama formuna kaydedilmiştir. Öğretim oturumlarının tamamlanmasının ardından genelleme ve kalıcılık oturumlarına ilişkin izleme verileri elde edilmiştir. Elde edilen tüm veriler grafiksel analiz yoluyla değerlendirilmiş ve betimsel olarak yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları, şekil verme öğretim yönteminin OSB olan bireyin özbakım sürecinde duruma uygun davranışlar sergilemesini sağlamada etkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca katılımcının kazanılan davranışları yeni durumlara genelleyebildiği ve zaman içinde sürdürebildiği belirlenmiştir.












