Eğitim Bilimleri Enstitüsü Tez Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 2014
  • Öğe
    Bağlama eğitiminde tel düzenleri ve tezeneli çalım stilleri arasındaki uyarlama yaklaşımlarının öğrenci başarısına etkisi (bozuk tel düzeni-deyiş çalım stili örneği)
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Kaya, Görkem; Özdek, Attila
    Bu araştırma, bağlama eğitiminde deyiş çalım stilinin eğitim-öğretim materyallerinde yer alma durumunu ve bu tezeneli çalım stiline dair uzman görüşlerini ve ayrıca bu tezeneli çalım stilinin bozuk tel düzeninde uygulanabilmesine yönelik hazırlanan öğretim uygulamasının öğrenci başarısına etkisini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma bu amaç doğrultusunda nitel ve nicel olmak üzere iki boyutta yürütülmüştür. Araştırmanın nitel boyutunda bağlama eğitimi için üretilmiş olan ve ulaşılabilen eğitim-öğretim materyallerinde bu çalım stilinin yer alma durumu incelenerek veriler doküman incelemesi yöntemi ile analiz edilmiş ayrıca Türkiye’de meslekî müzik eğitimi kurumlarında görev yapan ve ulaşılabilen on sekiz (18) bağlama öğretim elemanının görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla alınmıştır. Araştırmanın nicel boyutu ise araştırma desenlerinden durum çalışmasına göre desenlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda hazırlık amacı taşıyan egzersiz, etüt ve eserlerden oluşan on iki haftalık uygulama süreci, ikinci çalışma grubu olan Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalında lisans düzeyinde öğrenim gören ve bireysel çalgısı bağlama olan dört (4) öğrenci ile yürütülmüştür. Zaman serisi desenine göre planlanan bu süreçte on iki haftalık uygulama sürecinin 3. 6. 9. ve 12. haftalarında öğretilen eserlere ve on ikinci haftadan altı hafta sonra ise uygulanan kalıcılık testine dair ses/görüntü kayıtları alınmıştır. Elde edilen kayıtlar alanında uzman üç akademisyen tarafından değerlendirilip puanlanmıştır. Bağlama performans değerlendirme formunda yer alan alt boyutlara ilişkin çoklu karşılaştırma analizi kullanılmış, ön test, son test ve kalıcılık testleri arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında yarı yapılandırılmış görüşme formu, katılımcı öğrenci tanıma formu, katılımcı öğrenciyi öğretim elemanı aracılığıyla tanıma formu ve bağlama performans değerlendirme formu olmak üzere dört (4) veri toplama aracı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda, bu çalım stilinin isimlendirilmesinde terminolojik bir birliğin oluşmadığı, akademik çalışmalarda bu çalım stiline yeterince yer verilmediği, benzer çalışmaların son on beş yıl içerisinde ortaya çıktığı, etüt ve egzersizlerle desteklenen benzer çalışmaların tezene kullanma becerisi, sağ el sol el koordinasyon ve müzikalite gibi boyutları doğrudan etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu konuda daha çok eğitim-öğretim materyalinin üretilmesi, çalım stillerinin sadece belirli düzenlerde değil birçok farklı düzende uygulanabilmesi, türlere ya da yörelere özgü olduğu değerlendirilen çalım stillerinin bağlama eğitiminde teknik kapasiteyi arttırıcı birer materyal olarak farklı türlerde ve yöre ezgilerinde uygulanabilmesi için akademik çalışmalar yapılması önerilebilir.
  • Öğe
    Subaylık mesleği tercih mi zorunluluk mu? Yükseköğretim kurumları spor bilimleri alanından mezun subaylar üzerine bir araştırma
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Verimlibağ, Derviş; Yıldız, Özer
    Bu çalışmanın amacı, yükseköğretim kurumları spor bilimleri alanından mezun olan subayların subaylık mesleğini seçmelerinin bir tercih mi yoksa zorunluluk mu olduğunu belirlemektir. Bu doğrultuda, subaylık mesleğinin seçiminde etkili olan sebepler, mesleğin avantaj ve dezavantajları arasındaki ilişki, mesleğin toplumdaki imajının etkisi, sporun çeviklik ve dinamizm isteyen subaylık mesleğine etkisi ve spor bilimleri alanından mezun olmanın bu mesleği seçmedeki rolü araştırılmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) araştırma deseni ile değerlendirilmiştir. Araştırmada fenomenoloji deseninin kullanılma sebebi, araştırmaya katılan subayların deneyimlerinin araştırılması ve söz konusu deneyimler neticesinde detaylı bilgilere ulaşmaktır. Bu nedenle, verilerin elde edilebilmesi amacıyla görüşme yöntemine başvurulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırmalarda en fazla yararlanılan olasılıksız örnekleme yöntemlerinden biri olan amaçlı örnekleme yönteminden ve bu amaçlı örnekleme yöntemlerinde en çok kullanılan maksimum çeşitlilik örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Araştırma kapsamında, 2018-2020 Döneminde Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Subay Okulu’ndan mezun olan 16 subay (9 Erkek, 7 Kadın) ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde, katılımcılara subaylık mesleğini seçmelerinde etkili olan sebepler, mesleğin avantaj ve dezavantajları, mesleğin toplumdaki imajının rolü, sporun meslek seçimindeki etkisi ve spor bilimleri eğitiminin bu tercihteki rolü sorulmuştur. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Veriler MAXQDA 24.9 programı vasıtasıyla çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, spor bilimleri alanından mezun olan bireylerin subaylık mesleğini bilinçli bir şekilde tercih ettikleri, subaylık mesleğinin zorluklarına rağmen avantajlarının kendilerinin mesleğe yönelmelerine neden olduğu, spor geçmişinin subaylık mesleği açısından çok önemli olduğu ve bireylerin mesleki başarılarına katkılar sağladığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda, spor bilimleri alanından mezun bireyler için subaylık mesleğinde özel kontenjanların açılması, spor kökenli bireylerin JGK bünyesinde sayılarının artırılması subaylık mesleğinin performansı bakımından olumlu gelişmeler sağlayabilir.
  • Öğe
    Dağıtımcı liderlik eğitim programının zümre başkanlarının liderlik becerilerine etkisi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Gülsoy, Muammer; Yılmaz, Ercan
    Gerçekleştirilen bu çalışmada, “Dağıtımcı Liderlik Eğitim Programının Zümre Başkanlarının Liderlik Becerilerine Etkisi” araştırılmıştır. Araştırma karma metodoloji ile gerçekleştirilmiş ve nicel kısmında, ön test-son test kontrol gruplu deneysel desenden faydalanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise deney grubunda yer alan katılımcılar ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve elde edilen verilerin değerlendirilmesi sürecinde içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Konya ilinde bulunan bir lisede görev yapan gönüllü zümre başkanları ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 5 ve kontrol grubunda 5 zümre başkanı yer almıştır. Araştırmanın nicel verileri, “Zümre İçi Dağıtımcı Liderlik Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Nitel veriler ise araştırmacı tarafından geliştirilen yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testleri, nicel verilerin analizi için kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde “Dağıtımcı Liderlik Eğitim Programı”na katılım sağlayan deney grubundaki zümre başkanlarının liderlik becerilerinin arttığı görülmüştür. Yapılan ön test-son test sonuçlarına göre deney grubunda yer alan zümre başkanlarının dağıtımcı liderlik toplam puanları ile ölçeğin alt boyutları olan motivasyon, iş birliği ve mesleki bağlantı boyutlarında, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı bir artış olduğu görülmüştür. Bu durum, uygulamanın zümre başkanları üzerinde olumlu bir etkisinin olduğunu ve zümre başkanlarının dağıtımcı liderlik becerilerine katkı sağladığını göstermektedir. Kontrol grubunda yer alan zümre başkanlarının liderlik becerilerinde ise anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Ayrıca deney grubunda yer alan zümre başkanlarına, eğitim programı ile ilgili görüşleri sorulmuş ve zümre başkanları tarafından olumlu değerlendirmeler yapılmıştır.
  • Öğe
    Öğretmenlerin motivasyonlarının araştırma okuryazarlığı bakımından değerlendirilmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Demir, Kürşat; Yavuz, Mustafa
    Eğitim örgütlerinde öğretmenlerin başarısı ve performansı, öğrencilerin öğrenme kalitesi ile eğitim sisteminin genel niteliğine doğrudan yansımaktadır. Alan yazında öğretmenlerin mesleki performansını etkileyen pek çok faktör tartışılırken, özellikle motivasyon ve araştırma okuryazarlığının önemi vurgulanmaktadır. Yüksek motivasyona sahip öğretmenlerin ders içi uygulamalarda yenilik yarattığı ve etkili olduğu, dolayısıyla öğrenci başarısını ve okul performansını olumlu etkilediği ileri sürülmektedir. Aynı zamanda çağdaş eğitim anlayışı, yalnızca motivasyonu yüksek değil, araştırma yapabilen ve bulgularını uygulamaya aktarabilen öğretmenlere ihtiyaç duyulduğunu belirtmektedir. Ancak alan yazında, öğretmen motivasyonu ile araştırma okuryazarlığı arasındaki doğrudan ilişkiyi ele alan çalışma bulunmamaktadır. Bu doğrultuda öğretmenlerin motivasyonlarının araştırma okuryazarlığı bakımından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, bir büyükşehirde yer alan üç ilçede görev yapan toplam 341 öğretmen (149 kadın, 192 erkek) oluşturmaktadır. Katılımcılara, Öğretmen Motivasyon Ölçeği ile Araştırma Okuryazarlığı Becerileri Ölçeği uygulanmış; elde edilen veriler SPSS 25 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermesi sebebiyle parametrik testler tercih edilmiş; betimleyici istatistikler (frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma) ile analiz gerçekleştirilmiştir. Motivasyon ile araştırma okuryazarlığı arasındaki ilişkinin ve yordayıcılığın belirlenmesinde Pearson korelasyon analizi ve Regresyon analizi yapılmış; ayrıca cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, mesleki deneyim süresi, mevcut okuldaki görev süresi ve okul kademesi gibi demografik değişkenlere göre farklılıkların incelenmesi amacıyla bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Bulgulara göre, öğretmenlerin genel olarak yüksek motivasyona sahip olduklarını ifade ettikleri görülmüştür. İçsel, dışsal ve yönetsel faktörlerde “yüksek” puanlar gözlemlenirken; 51 yaş ve üzeri öğretmenler, 21 yıl ve üzeri mesleki deneyime sahip öğretmenler daha yüksek motivasyona sahip olduklarını bildirmiş, lisansüstü eğitim almış öğretmenler ise motivasyon düzeylerini nispeten daha düşük olarak bildirmişlerdir. Ayrıca, çalışılan kademe bakımından ilkokul öğretmenleri daha yüksek motivasyona sahip olduklarını belirtirken, ortaokul öğretmenleri nispeten daha düşük motivasyona sahip olduklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenler genel olarak yüksek düzeyde araştırma okuryazarlığı becerilerine sahip olduklarını ifade etmişler; araştırma süreci ve araştırmaya hazırlık alt boyutlarında “çok yüksek”, yöntem bilgisi ile kaynaklara ulaşma boyutlarında ise “yüksek” düzeyde becerilere sahip olduklarını ifade ettikleri görülmüştür. Cinsiyet analizinde yalnızca kaynaklara ulaşma alt boyutunda erkek öğretmenlerin anlamlı derecede yüksek araştırma okuryazarlığı becerilerine sahip olduklarını ifade ettikleri görülmüştür. Lisansüstü eğitim de araştırma okuryazarlığını olumlu yönde etkilemiştir. Motivasyon ile araştırma okuryazarlığı arasında orta düzeyde ve pozitif ilişki bulunmuş; öğretmen motivasyonu, araştırma okuryazarlığı becerilerinin yaklaşık %10’unu açıklamıştır. Bu durum, motivasyonun araştırma okuryazarlığı becerilerinde destekleyici ancak tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Regresyon analizi sonuçları, dışsal motivasyonun öğretmenlerin araştırma okuryazarlığı becerilerinde anlamlı bir yordayıcı olduğunu ancak içsel ve yönetsel motivasyonun anlamlı bir yordayıcılığa sahip olmadığını göstermektedir. Öneriler kapsamında, dışsal teşvik unsurlarının artırılması, lisansüstü mezunu olmayan öğretmenlere yönelik araştırma yöntemleri, kaynak erişimi, veri analizi ve dijital okuryazarlık konularında hizmet içi eğitim programları düzenlenmesi, lisansüstü eğitim fırsatlarının artırılması, deneyimli ve genç öğretmenler arasında mentorluk ilişkilerinin kurulması, ortaokul öğretmenlerinin motivasyonunu artıracak seminer ve destek programları ile desteklenmesi ve kadın öğretmenlerin dijital okuryazarlık ve çevrimiçi veri tabanlarını etkin kullanmaları konularında desteklenmesi önerilmektedir.
  • Öğe
    BİLSEM öğrencilerinin müziksel işitme becerilerinin geliştirilmesi: Bir eylem araştırması
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Soğukpınar, Buğra; Mustul, Önder
    Bu araştırmanın amacı halihazırda üstün müzik yeteneği olan BİLSEM öğrencilerinin müziksel işitme becerilerinin geliştirilmesidir. Bu kapsamda Muğla Bilim ve Sanat Merkezinde (BİLSEM) öğrenim gören özel yetenekli öğrenciler ile müziksel işitmenin gelişimine yönelik bir eylem araştırması gerçekleştirilmiştir. BİLSEM Özel Yetenekleri Geliştirme Programına (ÖYG1) dahil olan 8-10 yaş arasındaki 10 öğrenciyle yapılan araştırmada öğrencilerin mevcut durumları tespit edildikten sonra dört aylık süre boyunca toplam 84 ders saati öğrencilere müziksel işitme becerilerini geliştirme programı (MİBEGEP) içerisinde yer alan; müziksel işitme, koro ve bireysel çalgı eğitimleri verilmiştir. Araştırmanın 4 aylık sürecinde 3 adet işitme testi uygulanmış ve öğrencilerdeki gelişim durumu gözlemlenmiştir. Tüm öğrenciler her test sonucunda bir önceki test sonuçlarından daha fazla maddeyi doğru yanıtladıkları gözlenmiştir. Araştırmanın amaçları doğrultusunda elde edilen bulgulara göre, çalışma grubunda bulunan 10 BİLSEM öğrencisinin de uygulamalar ile müziksel işitme becerilerinin geliştiği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Master atletlere 8 haftalık fonksiyonel spor ekipmanları ile yapılan kuvvet antrenmanlarının seçilmiş motorik özellikler üzerine etkisinin incelenmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Büyükdede, Mehmet; Biçer, Mürsel
    Bu çalışma, master atletlerde fonksiyonel spor ekipmanlarıyla desteklenen sekiz haftalık kuvvet antrenmanlarının seçilmiş motorik performans parametreleri üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desenle yürütülmüştür. Çalışma grubunu 20’si deney, 20’si kontrol grubunda olmak üzere toplam 40 erkek master atlet oluşturmuştur. Deney grubuna sekiz hafta boyunca haftada üç gün fonksiyonel kuvvet antrenmanı uygulanmış, kontrol grubu ise yalnızca kendi rutin sportif etkinliklerine devam etmiştir. Araştırmada uygulanan ölçme araçları şunlardır: T-Test (çeviklik), Hexagon Test (dinamik denge ve çeviklik), 20 metre ve 50 metre sürat testleri (hız), durarak uzun atlama testi (alt ekstremite patlayıcı kuvvet) ve el kavrama kuvveti testi (üst ekstremite izometrik kuvvet). Elde edilen veriler, bağımlı gruplar t-testi ve etki büyüklüğü analizleriyle değerlendirilmiştir. Deney grubunda yer alan katılımcıların tüm motorik testlerde ön test ve son test arasında istatistiksel olarak anlamlı gelişmeler gösterdiği tespit edilmiştir (p < .05). Hexagon testi (d = 1.93) ve 50 metre sürat testi (d = 1.51) sonuçlarında çok yüksek düzeyde etki büyüklüğü gözlemlenmiştir. Diğer motorik testlerde ise orta ile yüksek düzey arasında değişen etki büyüklükleri tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, fonksiyonel spor ekipmanlarıyla desteklenen kuvvet antrenmanlarının, ileri yaş grubundaki bireylerin çeviklik, denge, sürat, patlayıcı kuvvet ve el kavrama gücü gibi motorik özelliklerini geliştirmede etkili bir yöntem olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, yaşla birlikte azalan fiziksel işlevselliğin korunması, günlük yaşamda bağımsızlığın artırılması ve performans odaklı hedeflere ulaşılması açısından bu tür programların önemi vurgulanmaktadır.
  • Öğe
    Yaygın eğitim kurumlarında verilen bağlama eğitiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Kızılkan, Yalçın; Aksoy, Yakup
    Eğitim olgusu çok eski dönemlerden beri var olan, hemen hemen her disiplinde önemli bir yere sahip olan bir olgudur. Eğitimin önemli alanlarından birisi de müzik eğitimidir. Müzik eğitimi işitsel, zihinsel ve psikomotor özelliklerin ortak noktasında meydana gelmektedir. Bunlardan birisi de bağlama eğitimidir. Bağlama, Türk halk müziği ve kültürünün önemli bir unsuru olarak, bireylerin müzikal ve sanatsal gelişimine katkıda bulunurken, kültürel mirasın korunmasında da kritik bir rol oynamaktadır. Bağlama eğitimi birçok alanda uygulanabildiği gibi yaygın eğitim alanında da sürdürülmektedir. Ancak, her alanda olabileceği gibi yaygın eğitim kurumlarında da bağlama eğitimi sırasında çeşitli yapısal ve işlevsel sorunlar yaşanabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, yaygın eğitim kurumlarında verilen bağlama eğitimi sürecinde karşılaşılan sorunları inceleyerek çözüm önerileri sunmaktır. Araştırmanın çalışma gurubunu, 2024-2025 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde, Aksaray ilindeki yaygın eğitim kapsamında bağlama eğitimi veren kurum ve kuruluşlar oluşturmaktadır. Çalışma gurubuna, amaçlı örnekleme yöntemi uygulanmış, Aksaray Merkez Halk Eğitim Merkezi, belediye ve özel eğitim kurumlarında bulunan 30 kursiyer, 4 yönetici ve 6 usta öğreticilerden oluşan toplam 40 katılımcı ile çalışılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomolojik yaklaşım yöntemi kullanılmıştır. Betimsel analiz tekniğinin işe koşulduğu çalışmada veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Bu görüşmeler her bir paydaş için 30 dakika sürmüştür. Veriler detaylı bir şekilde incelenerek bağlama eğitimini etkileyen faktörler belirli bir tema ve alt temada, tablo halinde ve şekil olarak sunulmuş, katılımcıların doğrudan alıntılarına da yer verilmiştir. Çalışmanın sonucunda paydaşlardan alınan veriler ışığında bağlama eğitimi sorunlarıyla ilgili fiziksel ortam, materyal eksikliği, müfredat durumu, öğretim teknikleri, öğrenci bazlı sorunlar, yürütme ve güvenlik sorunları, usta öğretici ve öğretmen kaynaklı sorunlar tespit edilmiş ve bu alanda çözüm önerileri sunulmuştur. Aksaray ilinde yapılan bu çalışmanın diğer illerde de yapılabileceği, sonuçlarının yaygın eğitim kurumlarında verilen bağlama eğitimine, bu kurumların bütünsel olarak her anlamda kendilerini geliştirmelerine ve tüm paydaşlara olumlu anlamda katkı sağlayacağı düşünülmektedir. İlgili kurum ve kuruluşlar kendi aralarında kısa ve uzun vadeli bir planlama yaparak tüm paydaşlar ile iş birliği içerisinde, tüm bu olumsuzlukların ve eksikliklerin giderilmesi konusunda çalışmalar yaparak sürece olumlu bir katkı sağlayabilecekleri önerilmektedir.
  • Öğe
    Ortaokul öğrencilerinin sanat eserleri üzerindeki kültürel sembol ve motifleri yorumlamasına yönelik bir eylem araştırması
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Dursun, Gözde; Özalp Hamarta, Hatice Kübra
    Sanat eğitimi, kültürel mirasın korunarak yeni kuşaklara aktarılmasında önemli bir rol oynar. Bu alan içerisinde yer alan sembol ve motifler, geçmişten günümüze aktarılan kültürel birikimin görsel ifadesi olarak değerlendirilir ve sanatın diliyle buluşarak öğrencilerin dünyasında yeni anlamlar kazanır. Görsel sanatlar derslerinde bu unsurların işlenmesi, öğrencilerin yaşadıkları toplumun kültürel temellerine dair farkındalık kazanmalarına olanak tanır. Görsel sanatlar eğitiminde yer alan sembol ve motifler, öğrencilerin sanat eserlerini ve kültürlerini daha kolay anlamalarına katkıda bulunur. Bu doğrultuda, kültürel miras öğrenimi; sanat eserlerinde yer alan sembol ve motiflerin analizi yoluyla daha etkili bir şekilde kazanılabilir. Bu bağlamda, öğrencilerin sanat eserlerindeki sembolik dili çözümlemeleri, yalnızca sanatsal becerilerinin değil aynı zamanda kültürel farkındalıklarının da gelişmesine katkı sağlar. Özellikle yerel kültüre ait motiflerin tanıtılması ve bu sembollerin tarihsel anlamlarıyla ele alınması, öğrencilerin kültürel kimlik gelişimine önemli katkılar sunar. Bu eylem araştırmasında amaç, ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin sanat eserlerinde yer alan yerel kültüre ait sembol ve motifleri öğrenme, anlama ve yorumlama becerilerinin geliştirilmesidir. Yapılan ihtiyaç analizi sonucunda öğrencilerin sanat eserlerinde yer alan sembol ve motifleri fark etmedikleri ya da anlamlarını bilmedikleri ortaya çıkarılmıştır. Bunun sonucunda öğrencilerin sanat eserlerini çözümlemede ve yorumlamada zorluk yaşadığı gözlemlenmiştir. Araştırma, görsel sanatlar dersi 5. sınıf öğretim programında yer alan “G.5.2.1. Yerel kültüre ait motifleri açıklar” kazanımı esas alınarak yürütülmüştür. Uygulama süreci 9 haftayı kapsar şekilde planlanmıştır. Öğrenciler tipik durum örneklemesiyle seçilen 18 öğrenciden oluşmuştur. İlgili çalışma grubu Konya İli Meram ilçesine bağlı bir ortaokulda yer almaktadır. Veri toplama sürecinde öğrenci günlükleri, gözlem formları, sanat çalışmaları, video kayıtları, yapılandırılmış görüşmeler ve ürün değerlendirme ölçeklerinden yararlanılmıştır. Veriler, içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleriyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, uygulanan öğretim süreci sonunda öğrencilerin sembol ve motiflerin anlamlarını yalnızca öğrenmekle kalmayıp, sanat çalışmalarını oluştururken bunları kullanarak yeni tasarımlar yapmaya ve yorumlamaya başladıkları, bunun sonucunda eleştirel düşünme ve yorumlama becerilerinde gelişme gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Özengen müzik eğitimi veren kurumlarda kanun eğitimi sürecinin incelenmesi (Konya ili örneği)
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Ayar, Hüsna Deniz; Algı, Soner
    Bu araştırma, özengen müzik eğitimi veren kurumlarda kanun eğitim sürecini inceleyerek mevcut durumu tespit etmeyi, eğitimcilerin görüşleri doğrultusunda değerlendirmeler yaparak öneriler sunmayı ve böylece kanun eğitiminin gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan betimsel bir çalışmadır. Araştırma, özengen müzik eğitimi kapsamında kanun eğitimcilerinin, kanun öğretimine yönelik görüşlerinin analiziyle elde edilen nitel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ilinde özengen müzik eğitimi veren kurumlarda kanun eğitimi veren 8 eğitimci oluşturmaktadır. Çalışma ile ilgili verilere ulaşabilmek için kaynak taraması ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Uzman görüşleri doğrultusunda 4 alt problem belirlenmiş ve mevcut duruma ilişkin verileri toplamak amacıyla çalışma grubundaki 8 kanun eğitimcisiyle, 15 açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme uygulanmıştır. Görüşme sonrasında elde edilen veriler kategorize edilerek alt problem başlıkları altında toplanmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiş ve elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Araştırmada özengen müzik eğitimi kurumlarında kanun dersinin içerik ve kullanılan yöntemlerin belirlenmesi, öğrencilerde kanundaki teknik davranışların geliştirilmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın sonucunda, kanun öğretim sürecinde yaş faktörünün tek başına belirleyici olmadığı, temel müzik bilgisi öğretimi ve organolojik bilgilendirmenin eğitimcinin yaklaşımına göre değiştiği, duruş ve tutuş tekniklerinin zorunlu olduğu, öğretim yöntemlerinin öğrenci seviyesine göre esnek biçimde uygulanması gerektiği, yaygın kullanılan metotların yanında eğitimcilerin kendi etüt ve egzersizlerini geliştirdiği, akort sürecinde öğrencilerin desteğe ihtiyaç duyduğu ve sosyal medyanın motivasyon ve öğrenme açısından önemli bir rol oynadığı belirlenmiştir. Ayrıca, fiziki şartların genellikle yeterli olmakla birlikte bazı kurumlarda iyileştirilmesi gerektiği ve sanatsal faaliyetler konusunda farklı uygulamalar olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonunda, özengen kanun eğitimi çalışmalarının daha nitelikli hale gelmesi için çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
  • Öğe
    Disiplin suçları bağlamında öğrencilerin özgür iradesine ilişkin öğretmen anlayışları: fenomenografik bir inceleme
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Toprak, Leyla; Özaslan, Gökhan
    Bu araştırmanın amacı disiplin suçları bağlamında öğretmenlerin öğrenci özgür iradesine yönelik anlayışlarını ortaya koymaktır. Bu kapsamda nitel araştırma metodolojisi takip edilerek fenomenografi deseni benimsenmiştir. Konya’da kamu okullarında görev yapmakta olan 18 farklı öğretmen katılımcı ile görüşmeler yapılarak veriler elde edilmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu doğrultuda öğretmenler; yaş, cinsiyet ve okul düzeyi fark alanlarında çeşitlendirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak katılımcılardan veriler elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analiz edilmesi sonucunda öğretmenlerin öğrenci özgür iradesine yönelik altı farklı anlayışa sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bu anlayışlar, öğrencinin doğuştan sahip olduğu bir yeti (A1); kişisel ve çevresel faktörlerle sınırlanabilen bir yeti (A2); sorumlu tercihler yapmayı gerektiren bir yeti (A3); öğrenciyi destekleyerek geliştirilebilecek bir yeti (A4); öğrenciler tarafından yanlış yorumlanabilen bir hak algısı (A5); ve doğru kullanıldığında faydalı bir yeti (A6) olarak ortaya konulmuştur. Tüm katılımcıların A1, A2, A3 ve A4 anlayışlarına sahip olduğu yapılan analizler sonucunda belirlenmiştir. Araştırmanın bulguları, disiplin süreçlerinde öğretmenlerin özgür irade anlayışlarının etkili olduğunu ve bu etkinin öğrencilerin davranışlarına yönelik öğretmen yaklaşımlarını doğrudan etkilediğini göstermektedir. Araştırmanın sonuçları eğitim yönetimi alanında disiplin politikalarının geliştirilmesinde ve öğretmen eğitiminde öğrenci özgür iradesine ilişkin anlayış çeşitliliğinin dikkate alınmasının önemine işaret etmektedir.
  • Öğe
    Elazığ ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü tutukluların iyi yönde gelişimleri açısından yapılan etkinlikler kapsamında verilen resim kurslarının hükümlü tutukluların sanat eğitimine bakışlarına ilişkin görüşleri
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Sağlam, Mehmet; Okur, Ayşe
    Bu araştırmanın temel amacı, cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlü bireylerin cezaevi şartlarına uyum sürecinde resim sanatının etkisini ortaya koymak, sanat eğitiminin bireyler üzerindeki psikolojik, çevresel ve davranışsal yansımalarını değerlendirmek ve bu alandaki eksiklere dair öneriler geliştirmektir. Araştırmanın evrenini Elazığ Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan ve resim kurslarına katılan 171 hükümlü ve tutuklu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket kullanılmış, veriler SPSS 25 programı ile frekans, yüzde, ortalama ve faktör analizi teknikleriyle analiz edilmiştir. Faktör analizi sonucunda, katılımcıların tutum ve algıları üç temel boyutta sınıflandırılmıştır: Psikolojik Etki, Çevresel Etki ve Davranışsal Etki. Psikolojik Etki boyutunda, resim yapmanın bireylerde rahatlama, kendini iyi hissetme ve stresin azalması gibi olumlu sonuçlar doğurduğu belirlenmiştir. Çevresel Etki açısından, resim sanatının bireylerin sosyal çevreleriyle olan etkileşimlerinde olumlu katkı sunduğu görülmüştür. Davranışsal Etki boyutunda ise, resim yapmanın dikkat, el becerisi ve yaratıcılık gibi alanlarda gelişim sağladığı ortaya konmuştur. Demografik değişkenler bakımından, kadın katılımcılar erkeklere kıyasla tüm etki boyutlarında daha yüksek algı düzeylerine sahiptir. Ayrıca, 18–25 yaş aralığı ile 61 yaş üstü bireyler, psikolojik ve çevresel etkileri daha yoğun hissetmektedir. Evli ve çocuk sahibi bireyler de bu etkileri daha yüksek algılamaktadır. Eğitim düzeyine göre davranışsal etki en çok ilkokul düzeyindeki bireylerde görülürken, ceza süresi değişkeni anlamlı bir fark yaratmamıştır. Sanatla ilgisi veya becerisi olan bireylerin tüm etkileri daha olumlu algıladığı saptanmıştır. Ayrıca yapılan içerik analizinde, katılımcıların verdiği açık uçlu yanıtlar doğrultusunda resim kurslarının bireylerde en çok "psikolojik olarak iyi hissettirme", "özgürlük duygusu kazandırma", "stresi azaltma", "kişisel farkındalık ve gelişimi destekleme" gibi etkiler oluşturduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, sanata yönelik ilgi ve becerilerin geliştiği, resim yapmanın bireylerde terapi etkisi yarattığı, kendilik algısı ve sosyal ilişkilerin güçlenmesine katkı sağladığı da tespit edilmiştir. Sonuç olarak, cezaevlerinde verilen resim kurslarının sadece sanatsal beceri kazandırmakla sınırlı kalmadığı; aynı zamanda tutuklu ve hükümlü bireylerin psikolojik iyilik hallerini artıran, sosyal etkileşimlerini destekleyen ve kişisel gelişimlerine katkı sunan çok yönlü bir müdahale yöntemi olduğu ortaya konmuştur. Sanat eğitimi, mahkumların kendilerini yalnızca bir mahkum olarak değil, üretken bireyler olarak görmelerine olanak tanıyarak özgüven, özsaygı ve kimlik inşasında önemli rol oynamaktadır.
  • Öğe
    Güzel sanatlar lisesi viyolonsel öğrencilerinin viyolonsel dersine ilişkin tutumlarının incelenmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Poçan, Candy Pelin; Mustul, Önder
    Bu araştırmada, Türkiye’nin farklı coğrafi bölgelerinde eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüren güzel sanatlar liselerindeki viyolonsel öğrencilerinin viyolonsel dersine ilişkin tutumları incelenmiştir. Araştırmanın amacı, öğrencilerin viyolonsel dersine ilişkin tutum düzeylerini belirlemek ve cinsiyet, sınıf ve coğrafi bölge değişkenlerine göre karşılaştırmalı olarak incelemektir. İlişkisel tarama modeli kullanılan çalışmada, “Viyolonsel Dersine İlişkin Tutum Ölçeği” ile veriler toplanmış ve elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma testlerinin yanı sıra verilerin analizinde kullanılacak testlerin belirlenmesi için verilerin normal dağılıp dağılmadığına Shapiro-Wilk testi ile bakılmış ve verilerin normal dağılmadığı görülmüştür. Bu duruma istinaden araştırmada non-parametrik testler kullanılmıştır (Kruskal-Wallis Test, Mann-Whitney U Test). İstatiksel anlamlılık seviyeleri 0.5 şeklinde alınmıştır. Ölçekte yer alan olumsuz maddeler ters çevrilerek hesaplanmıştır. Sonuçlara göre, araştırmaya katılan 127 viyolonsel öğrencisinin viyolonsel dersine ilişkin tutum puanları “orta” düzeydedir. Ayrıca öğrencilerin, cinsiyet, sınıf ve coğrafi bölge değişkenine göre tutum puanlarında anlamlı bir fark bulunamamıştır.
  • Öğe
    Okul müdürü olarak öğretmenler karşısında öfke duygusunu saklamanın nedenleri ve sonuçları
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Yıldırım, Mehmet; Özaslan, Gökhan
    Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin öğretmenlere karşı hissettikleri öfke duygusunu saklamanın nedenlerini ve sonuçlarını ortaya koymaktır. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen bu çalışma, çoklu durum desenine dayanmaktadır ve maksimum çeşitlilik örneklemesiyle belirlenen devlet okulunda görevli on iki okul müdürünün görüşlerine dayalı olarak oluşturulmuştur. Katılımcıların cinsiyet ve okul türü açısından farklılık göstermesine özen gösterilmiştir. Araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış; içerik analizi yöntemiyle temalar oluşturularak analiz edilmiştir. Bulgular, okul müdürlerinin öfke duygusunu saklama davranışının beş temel nedene dayandığını göstermektedir. Bunlar: Kişilik özellikleri, olayların büyümesini önleme çabası, müdürlük rolünün gerektirdiği davranışları sergileme isteği, öğretmenle çatışmaya yaşamaya isteksizlik ve çalışma barışını koruma isteği. Bu nedenler, müdürlerin profesyonel kimliği ve okulun kurumsal iklimini koruma hedefiyle ilişkili olarak şekillenmektedir. Öfke duygusunu saklamanın olumlu sonuçları arasında kendini iyi hissetme ve tecrübe edinme öne çıkarken; olumsuz sonuçlar ise sosyal ilişkilere yansıma, psikolojik etkiler ve bedensel etkiler olarak tanımlanmıştır. Araştırma bulguları, okul yöneticiliğinin sadece yönetsel değil, aynı zamanda yüksek düzeyde duygusal emek gerektiren bir rol olduğunu ve bu duygusal yükün uygun biçimde yönetilmediğinde hem bireysel hem de kurumsal düzeyde olumsuz etkilere neden olabileceğini ortaya koymaktadır. Araştırmanın sonuçlarına dayanarak, okul yöneticilerine yönelik duygusal dayanıklılık ve öfke yönetimi becerilerinin geliştirilmesini amaçlayan hizmet içi eğitim programlarının artırılması önerilmektedir. Ayrıca, okul ortamlarında açık iletişim kültürünün desteklenmesi, psikolojik danışmanlık ve süpervizyon sistemlerinin kurulması ve eğitim liderliğinde duygusal zekâya dayalı yeni yaklaşımların geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
  • Öğe
    Öğretmenlerin okul müdürlerine öfkelenme nedenlerinin incelenmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Çıkrık, Mehmet; Özaslan, Gökhan
    Öfke; günlük yaşamda bireyin kimliğine hafif bir zarar gelmesi, kişisel saygısızlığa uğraması, kötü muamele görmesi ve haksızlığa uğraması gibi dış etmenlerden ve bireyin iç dünyasında kendi değerlerine karşı yaşadığı çelişki ve çatışmalardan kaynaklanan, süresi, şiddeti, ifade ediliş biçimi kişiden kişiye göre farklılık gösteren bir duygudur. Öfke, etkili bir şekilde yönetilmediği zaman fiziksel, ruhsal, sosyal ve yasal sorunlara neden olmaktadır. Eğitim öğretim hayatında öğretmenleri de etkileyen öfke, hiyerarşi zincirinde üst seviyede bulunan müdürler ile olan ilişkilerinde sıklıkla ortaya çıkmakta ve okul müdürleri ile olan etkileşimlerini olumsuz etkilemektedir. Okul müdürleri eğitim öğretim sürecinde denge görevi görürken bilinçli veya bilinçsiz öğretmenlerin öfkelenmelerine ve meslekten soğumalarına neden olabilmektedir. Öğretmenlerin, okul müdürlerine karşı öfkelenme nedenlerini araştırmak ve incelemek için Lazarus’un “Bilişsel, motivasyonel ve ilişkisel” değerlendirme kuramından faydalanılmıştır. Bu kuram ile öfke, “amaç ilişkisi, amaç uyumsuzluğu, ego katılımı türü, suçlama, başa çıkma potansiyeli ve geleceğe yönelik beklentiler” basamaklarına bağlı değerlendirme bileşenleri analiz edilmiş ve öğretmenlerin okul müdürlerine karşı öfkelenme nedenleri incelenmiştir. Araştırma, nitel metodoloji kapsamında durum çalışması desenlerinden çoklu durum çalışması deseniyle yürütülmüştür. Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı okullarda görev yapan, farklı okul düzeyleri ve cinsiyetlere göre dengelenmiş 12 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, katılımcı öğretmenler, okul müdürlerinin bazı tutum ve davranışlarını, kendi esenliklerine ve değerlerine bir tehdit olarak algıladıkları için öfke duygusu yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Bu durum, öğretmenlerin öfkesinin, öz benlik, saygınlık, arzu, beklentiler ve hedefler gibi duygusal ve bilişsel değerlendirme bileşenleriyle bağlantılı olduğunu göstermiştir. Ayrıca, öğretmenlerin öfke yönetim biçimlerinin cinsiyete ve okul düzeyine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Kadın öğretmenler, okul müdürlerinin duygu, düşünce ve isteklerini görmezden geldiği algısına sahipken; erkek öğretmenler, okul müdürlerinin olumsuz tutumlarını kişisel kimliklerine yönelik bir tehdit ya da mesleki saygınlıklarına bir saldırı olarak değerlendirmiştir. Araştırmaya katılan ilkokul öğretmenleri, eğitim ortamını iyileştirme çabalarına okul müdürlerinin duyarsız kalmasını başlıca öfkelenme nedeni olarak belirtirken; ortaokul öğretmenleri, okul müdürlerinin olumsuz tutumlarını mesleki saygınlıklarına ve öz-değerlerine bir tehdit olarak algılamışlardır. Katılımcılar, okul müdürlerinin davranışları üzerinde belirli bir kontrol algısına sahip olduklarını ve bu davranışların bilinçli tercihler olduğunu düşündüklerinden dolayı, okul müdürlerine duydukları öfkenin arttığını dile getirmişlerdir. Öğretmenler öfke duygusunu tetikleyen ve sürdüren veya baskılayan bilişsel değerlendirme süreçlerinin ortaya çıkarılması, okul müdürlerinin öfkenin oluşmasına yönelik bağlamsal bir bakış açısına sahip olmalarına ve ihtiyaç duyulan liderlik stratejilerini geliştirmelerine yardımcı olarak, öğretmenlerin duygusal olarak sağlıklı bireyler olmasına katkı sağlayacak ve okul ortamında öğretmenlerden alınan verimi artıracaktır.
  • Öğe
    Öğretmen olarak okul müdürü karşısında öfke duygusunu saklamanın nedenleri ve sonuçları
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Şanlı, Nuray; Özaslan, Gökhan
    İnsan, duygu ve düşünceleriyle bir bütündür. Duygular, bireylerin davranışlarını yönlendiren ve şekillendiren temel unsurlardan biridir. İş hayatında ise, duyguların etkisi daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Özellikle insan etkileşiminin yoğun olduğu eğitim kurumlarında, duygu yönetiminin önemi artmaktadır. Okullarda, personelin duygularını düzenlemesi ve aynı zamanda uygun duyguları sergileyerek duygusal emek göstermesi beklenir. Bu sayede, okulda olumlu bir iklim oluşturulması ve eğitim-öğretim süreçlerinin olumlu bir şekilde şekillendirilmesi hedeflenir. Bu araştırma, öğretmenlerin okul müdürlerine karşı öfke duygularını gizleme nedenlerini ve sonuçlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. On iki öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilen bu araştırma, nitel araştırma metodolojisinin çoklu durum çalışması deseni kullanılarak yürütülmüştür. Veri toplama ve analiz süreçleri sonunda elde edilen bulgular, kapsamlı bir içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Maksimum çeşitlilik örneklemesiyle seçilen katılımcılar, cinsiyet ve okul düzeylerine göre dengelenmiştir. Uzman görüşü ve üye kontrolü geçerlik önlemleri göz önünde bulundurularak analiz sonuçlarının geçerliği artırılmıştır. Bu sistematik yaklaşım, öğretmenlerin öfke duygularını gizleme neden ve sonuçlarını derinlemesine anlamayı mümkün kılmıştır. Araştırmada, katılımcı öğretmenlerin müdürlere karşı öfkelerini saklama nedenleri korku, kişilik özellikleri, stratejik düşünme, sonucun değişmeyeceği düşüncesi, statü farkı, tecrübesizlik ve okulda huzuru bozmaktan çekinme olarak belirlenmiştir. Öfkelerini saklama sonuçları ise psikolojik sorunlar, ailevi sorunlar, suçluluk hissetme, içsel çatışma, değersiz hissetme, motivasyon düşüklüğü, müdürden uzak durma, kasıtlı düşük performans gösterme ve iş doyumunda azalma olarak kategorize edilmiştir. Araştırmanın bulguları, katılımcı öğretmenlerin duygusal ifadelerini yönetmelerinin, hem bireysel hem de örgütsel dinamikler tarafından şekillendirildiğini göstermekte olup, öğretmenlerin duygularını rahatça ifade edebileceği ve korunacakları bir okul kültürü oluşturulması, hem öğretmen tatmini hem de okulun genel başarısı için kritik görülmektedir. Araştırma eğitim politikalarının, öğretmenlerin iş güvencesi ve çalışma koşullarını geliştirmeye yönelik stratejiler geliştirmesi, duygusal ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çeşitli öneriler sunmaktadır.
  • Öğe
    Ayna ve ekran karşısında yapılan yüz ifadesi öğretim etkinliklerinin otizmli öğrencilerin öz-farkındalıkları üzerine etkisi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2024) Gülsöz, Tuğba; Çıkılı, Yahya
    Bu araştırmada ayna ve ekran karşısında yapılan yüz ifadesi öğretim etkinliklerinin otizm spektrum bozukluğu tanısı almış öğrencilerin öz-farkındalıkları üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı almış, 7-10 yaş aralığında olan biri kız diğer ikisi erkek toplam üç öğrenci katılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkenleri, öğretim oturumlarında gerçekleştirilen, ayna karşısında yapılan yüz ifadesi öğretim etkinliği ve ekran karşısında yapılan yüz ifadesi öğretim etkinliğidir. Araştırmanın bağımlı değişkeni ise, OSB'li öğrencilerin öz-farkındalık becerileridir. Öğretim oturumlarında kullanılan materyaller (ayna ve ekran) aracılığıyla katılımcıların öz-farkındalık becerileri sergileyip sergilemediklerini gözlemlenmiştir. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Çalışmanın etkililik verileri ''Öz-farkındalık Becerisi Veri Kayıt Formu'' üzerinde kayıt tutularak toplanılmış ve grafiksel analiz yoluyla analiz edilerek görsel olarak sunulmuştur. Araştırmanın sosyal geçerliğini belirlemek amacıyla aileler ve öğretmenlerle yapılan görüşmelerde, araştırmacı tarafından yarı yapılandırılmış görüşme formu şeklinde hazırlanmış sosyal geçerlik veri toplama formu kullanılarak toplanan veriler betimsel analiz ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre, araştırmaya katılan tüm katılımcılara, yüz ifadesi öğretiminde ve yüz ifadesi öğretimi esnasında öz-farkındalık becerilerini sergilemeleri bakımından, her iki sunu (ayna ve ekran) şeklinin etkili olduğu, öğrencilerin ayna ve ekran karşısında kendi görüntülerine baktıkları, yüzlerini inceleyerek yüzlerine konulan işarete dokundukları, sorulduğunda kendi görüntülerini gösterdikleri, yüz ifadesi ile olay resmini eşledikleri görülmüştür. Katılımcı öğrencilerin ikisinde öz-farkındalık becerilerini gerçekleştirmede ekran uygulaması daha etkiliyken, bir öğrencide ayna uygulamasının daha etkili olduğu bulguları elde edilmiştir. Araştırmanın öğretim sona erdikten 1,2 ve 4 hafta sonra alınan kalıcılık bulguları öğrencilerin edindikleri becerileri koruduklarını göstermiştir. Çalışmanın sosyal geçerlik bulgularına bakıldığında ayna ve ekran karşısındaki yüz ifadesi öğretim etkinlikleri ve bu etkinliklerin öğrencilerin öz-farkındalıkları üzerine etkisi ile ilgili öğretmenler ve aileler araştırma hakkında yapılan uygulamaların etkili olduğu şeklinde olumlu görüş bildirmişlerdir.
  • Öğe
    Özgecilik temelli psikoeğitim programının ortaokul öğrencilerinin özgeci davranış düzeylerine etkisinin sınanması
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2024) Kutluca, Volkan; Avşaroğlu, Selahattin
    Bu araştırmanın amacı Özgecilik Temelli Psikoeğitim Programı’nın ortaokul öğrencilerinin özgeci davranış düzeylerine etkisinin sınanmasıdır. Bu amaç doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmada, öntest sontest izleme testi kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Kırıkkale İli Merkez ilçesinde bulunan bir ortaokulun altıncı ve yedinci sınıflarında öğrenimine devam eden 385 öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilere uygulanan Çocuklar İçin Özgecilik Ölçeği sonucunda özgeci davranış düzeyleri düşük olan öğrenciler içinden 12 öğrenci deney, 12 öğrenci kontrol grubuna yansız olarak atanmıştır. Araştırmanın deney grubuna 9 hafta boyunca haftada bir oturum olacak şekilde araştırmacı tarafından hazırlanan özgecilik temelli psikoeğitim programı uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir deneysel işlem uygulanmamıştır. Uygulanan programın ardından deney ve kontrol grubu katılımcılarından Çocuklar İçin Özgecilik Ölçeği verileri toplanmış ve SPSS 27.0 paket programı ile veriler analiz edilmiştir. Psikoeğitim öncesi gruplar arasında bir farkın olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bağımsız örneklem t testi gerçekleştirilmiştir. Bu işlemin ardından özgecilik temelli psikoeğitim programı uygulanmıştır. Programın değerlendirilmesi amacıyla tekrarlı ölçümler analizi yapılmıştır. Tekrarlı ölçümlerden tek faktörlü varyans analizi ANOVA yapılmadan önce tek değişkenliği normallik ve küresellik varsayımını test etmek amacıyla normallik analizi ve Mauchly Küresellik Testi, iki faktörlü varyans analizi ANOVA yapılmadan önce ise varyansların homojenliği, kovaryansların eşitliği ve küresellik varsayımlarını test etmek amacıyla Levene F Testi, Box’s M Testi ve tekrar Mauchly Küresellik Testi uygulanmıştır. Çoklu karşılaştırmalar için ise Bonferroni Testi yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre özgecilik temelli psikoeğitim programının ortaokul öğrencilerinin özgeci davranış düzeylerini artırdığı, programın tamamlanmasından iki ay sonra yapılan izleme testi ölçümlerinde anlamlı farkın olduğu ve programın etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın demografik değişkenleri olan sınıf düzeyi ve cinsiyetin ise özgeci davranış ölçümlerine istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Araştırma bulguları ilgili alan yazın kapsamında tartışılarak sonuç ve önerilerde bulunulmuştur.
  • Öğe
    Özel gereksinimli çocuğa sahip ailelerin psikolojik esneklik, bilişsel esneklik, suçluluk ve utanç düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Güney, Enes; Yalçın, Süleyman Barbaros
    Bu araştırmanın amacı özel gereksinimli çocuğa sahip ailelerin psikolojik esneklik, bilişsel esneklik, suçluluk ve utanç düzeylerinin incelenmesidir. Bunun sonucunda özel gereksinimli bireylere sahip ailelerin yaşadıkları problemleri anlamlandırma ve ihtiyaç duydukları hizmetleri ortaya koyma amacındadır. Bu amaçla araştırma, hem nitel hem de nicel verilerin kullanıldığı karma yöntem desenlerinden biri olan açımlayıcı sıralı desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Karaman ilinde bağımsız özel eğitim ana okulları, özel eğitim uygulama okulu, kaynaştırma sınıflarında ve özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde öğrenim gören özel gereksinimli çocukların ebeveynleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutu 602 yetişkin ile gerçekleştirilmiştir. Nitel boyutta 20 veli ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Bulgulardan elde edilen sonuçlara bakıldığında, bilişsel esnekliğin psikolojik esnekliği anlamlı olarak pozitif yönde yordadığı, suçluluk ve utancın psikolojik esnekliği anlamlı olarak pozitif yönde yordadığı, bilişsel esneklik ile psikolojik esneklik arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca psikolojik esnekliğin ayrışma alt boyutunda erkeklerin ayrışma düzeylerinin kadınlardan daha yüksek olduğu, kadınların suçluluk ve utanç düzeylerinin erkeklerden daha yüksek olduğu, bilişsel esnekliğin kontrol alt boyutunda erkeklerin kontrol düzeylerinin kadınlardan daha yüksek olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Yaş değişkenine göre genç yaştaki bireylerin ileri yaşlardaki bireylere göre daha fazla suçluluk ve utanç duygusu yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim düzeyi değişkenine göre psikolojik esnekliğin ayrışma alt boyutunda; lise mezunlarının ayrışma düzeylerinin ilkokul mezunlarından daha yüksek olduğu, ön lisans mezunlarının ayrışma düzeylerinin ortaokul mezunlarından daha yüksek olduğu; lise mezunlarının genel bilişsel esneklik düzeylerinin ilkokul mezunlarından, lisans mezunlarının genel bilişsel esneklik düzeylerinin ilkokul ve ortaokul mezunlarından yüksek olduğu; lise ve ön lisans mezunlarının suçluluk düzeylerinin ilkokul mezunlarından yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocuğu otizm tanısı alan ebeveynlerin suçluluk düzeyi çocukları dil- konuşma güçlüğü ve özel öğrenme güçlüğü tanısı alan ebeveynlerden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel bulgularına göre özel gereksinimli bir çocuğa sahip olmayı ebeveynler sürekli mücadele, yorucu, lütuf, imtihan, üzüntü ve ayrıcalık olarak ifade etmişlerdir. Ebeveynler sosyal hayatta özel gereksinimli çocuklarıyla ilgili “rencide eden bakışlar/ sorular”, “kısıtlanma”, “sosyal dışlanma” ve “kıyaslamalar yapılması” durumlarına maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Ebeveynlerin büyük çoğunluğunun çocuklarının eğitim süreçlerinde profesyonel bir yaklaşım bekledikleri, çocuklarına yönelik aktivite alanlarına (sanatsal, sosyal, kültürel) ihtiyaç duyduklarını ve özellikle çocuklarına yönelik mesleki yönlendirme ve istihdam talepleri olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın bulguları teorik görüşler ve önceki araştırma bulgularına dayanılarak tartışılmış, gelecekte yapılabilecek teorik ve uygulamalı araştırmalar için öneriler sunulmuştur.
  • Öğe
    Kanun taksimlerine yönelik alıştırmaların kanun eğitiminde kullanılmasına ilişkin bir alan araştırması: Halil Karaduman örneği
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2024) Çini, Soner; Güçlü, Onur
    Bu çalışma, Halil Karaduman’ın taksimlerini müziksel ve teknik boyutlarıyla inceleyip analiz etmeyi ve Halil Karaduman tavrı çerçevesinde lisans düzeyi kanun eğitiminin farklı düzeylerinde öğretim materyali olarak kullanılabilecek alıştırmalar oluşturmayı amaçlamaktadır. Araştırmada “Belgesel Tarama Modeli” ve “Betimsel Analiz” yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Halil Karaduman’ın kanun taksimleri oluştururken, örneklemini ise sanatçının albümlerinden analiz edilmek üzere seçilen 12 (on iki) taksim oluşturmaktadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Lisans Programı Ders İçerikleri Görüşme Formu ve Alıştırmaların Kanun Eğitimine Uygunluğu Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, Halil Karaduman’a ait taksimler dikte edilmiş ve ajiliteli pasajlarında kullanılan tekniklere yönetelik araştırmacı tarafından alıştırmalar oluşturulmuştur. Hazırlanan alıştırmaların lisans düzeyi kanun eğitiminde kullanılabilirliği ve hangi dönemde yararlanabileceği, Müzik Eğitimi, Güzel Sanatlar Fakülteleri ve Konservatuvarlarda görev yapan öğretim elemanlarına sorulmuş; uzmanların görüşleri doğrultusunda temalar belirlenmiş ve raporlaştırılmıştır. Araştırmada Lisans Programı Ders İçerikleri Görüşme Formu ile elde edilen bulgulara göre, Müzik Eğitimi, Güzel Sanatlar Fakülteleri ve Konservatuvarlarda lisans dönemi boyunca çeşitli teknikler ve makamların öğretildiği görülmüştür. Müzik Eğitiminde Özdemir Hafızoğlu'nun Kanun Egzersizleri ve Eğitimi, Güzel Sanatlar Fakülteleri ve Konservatuvarlarda ise Halil Karadamun'un Kanun Metodu kullanılmaktadır. Ayrıca, lisans düzeyindeki taksim çalışmalarının ağırlıklı olarak Lisans 3. düzeyinde yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Halil Karaduman’a ait taksimlerin müzikal analizleri ışığında, makam seslerini doğru biçimde kullandığı, makam dışı seslere de yer vererek taksimlerini icra ettiği, kullandığı makamları makam seyri çerçevesinde doğru şekilde uyguladığı sonucuna ulaşılmıştır. Alıştırmaların Kanun Eğitimine Uygunluğu Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ile elde edilen bulgulara göre, Araştırmacı tarafından hazırlanan alıştırmaların Müzik Eğitimi, Güzel Sanatlar Fakülteleri ve Konservatuarlarda uygulanan lisans düzeyi kanun eğitimine ağrılıklı olarak uygun olduğu ve kanun eğitiminin çeşitli dönemlerinde kullanılabilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Kabak kemanede transpozisyon becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir öğretim tasarısının öğrenci başarılarına etkisi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2024) Dincel, Deniz; Algı, Soner; Çelik, Özgür
    Bu araştırma, kabak kemane eğitiminde etüt, egzersiz ve örnek eserler ile desteklenen eğitim uygulamalarının öğrencilerin başarıları üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Kabak kemanede la karar sesi eksenli icra edilen dizilerin farklı perdelerdeki karar seslerinde de icra edilebilmesi için egzersiz ve etütler ile desteklenen bir icra tekniği geliştirilerek öğrencilere uygulanmıştır. Araştırma kapsamında kabak kemane icracıları ve kabak kemane dersi veren öğretim elemanları ile görüşülerek kabak kemane eğitiminde ve icrasındaki transpoze durumu incelenmiştir. Araştırma nitel ve nicel verilerin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılarak sonuçlandırılmıştır. Araştırmanın nitel bölümünde bütüncül tek durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde ise; etüt, egzersiz ve örnek eserler ile desteklenen, öğrencilerin kabak kemane icralarında transpoze becerilerinin geliştirildiği bir öğretim yöntemi öğrencilere uygulanmıştır. Uygulanan bu öğretim yöntemi ile öğrencilerin kabak kemane transpoze icra becerilerinin süreç içerisinde ve sonrasındaki gelişimleri performans değerlendirme formu ile ölçülmüştür. Elde edilen sayısal veriler değerlendirilerek araştırmanın nicel bölümünü oluşturmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu mesleki müzik eğitimi verilen kurumlardaki kabak kemane dersini yürüten 17 öğretim elemanı, farklı kurumlarda görev yapan 17 kabak kamene icracıları ve Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuvarında meslek çalgısı kabak kemane olan 4 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğretim elemanı görüşme formu, kabak kemane icracı görüşme formu, öğrenci görüşme formu ve performans değerlendirme formları kullanılmıştır. Araştırmanın performans değerlendirme formlarından elde edilen ön test, zaman çizelgesi ve son testten elde edilen veriler varyans analizi ile nicel verilere dönüştürülerek analizi yapılmıştır. Araştırma kapsamında oluşturularak uygulanan öğretim tekniğinin öğrencilerin transpoze icra becerilerinin geliştirilmesinde etkili olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda; kabak kemane transpoze icrası için geliştirilen öğretim uygulamasında yer alan perdelerin ve makam dizilerinin dışında farklı perdelere ve makam dizileri için de uygulanmasına yönelik çalışmaların yapılması hususunda öneriler getirilmiştir.